Kemalizmin 'Târih Tezi' ve 'Güneş-Dil Teorisi' hurâfeleri (65)
-----
2022-04-16 10:45:00
<p><b style="font-family: Times, serif; color: rgb(0, 0, 10);">10.
Fasıl: “Güneş-Dil İnk̆il̃âbı” Hakkında Edebiyâtçı ve
Akademisyenlerin Esef Verici Têvîlleri</b></p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font face="Times New Roman, serif"><font color="#00000a"><font face="Times, serif">(Dilmen’in
tâbiriyle -) “Türk jenisi”nin (< Frz. “</font><font face="Times, serif"><i>le
génie turc</i></font><font face="Times, serif">”),
1928’de başlattığı “Dil İnk̆il̃âbı”nı ve 1930
civârında şekillendirdiği “Târih Tezi”ni tâk̆îben,
1935’te saçtığı “yeni ışık”, “Güneş-Dil Teorisi”
olmuştu. (Dilmen’in “Beşinci Dil Bayramındaki Söylevi”nden,
</font><font face="Times, serif"><i>Türk
Dil</i></font><font face="Times, serif">i,
İlkteşrîn 1937, sy. 23-26, s. 3) Bunların her biri, evvelkilere
inzimâm ederek uzayıp giden ve –L̃aik dünyâ görüşü
çerçevesinde- birbirini tamâmlıyan yeni “İnk̆il̃âblar”dı;
bilhassa, 1932’de başlatılıp noksan kalan “Dîn İnk̆il̃âbı”nın
mütemmim cüzleri mesâbesindeydiler… </font></font></font>
</p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font face="Times New Roman, serif"><font color="#00000a"><font face="Times, serif">Hâl̃
böyleyken, “Güneş-Dil İnk̆il̃âbı” başlayınca, ortalıkta
bir şâyia dolaşmıya başlamıştı: G̃ûyâ, her işi dâhiyâne
olan “Dâhî Başbuğ”, “Güneş-Dil Teorisi”ni, yeni bir
dâhiyâne hamle ile, “özleştirmecilik” sebebiyle çıkmaza
giren, Devlet ricâlini ve muharrirleri merâmlarını anlatamaz,
birbirleriyle ve bâhusûs halkla anlaşamaz hâle getiren Resmî
Dili bu çıkmazdan kurtarmak, tekrâr Târihî veyâ Tabiî Türkceye
dönebilmek, merâmı anlatabilmek için kendilerine şiddetle
ihtiyâc duyulan, asırlardır Türkcenin malı olan, bununla berâber
İsl̃âm Medeniyeti kaynaklı oldukları için “menfûr”
addedilen kelimeleri Türkce asıllı göstererek kullanmıya devâm
edebilmek için ortaya atmıştır! </font></font></font>
</p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font face="Times New Roman, serif"><font color="#00000a"><font face="Times, serif">Her
ne pahasına olursa olsun “tabu”ya toz kondurmak istemiyen
fanatik Kemalistler, böyle bir iddiânın, “tabu”ları hakkında
ne kadar menfî bir puan teşkîl ettiğini de herhâlde görmezlikden
geldiler… Zîrâ her aklıselîm sâhibi, böyle bir “oyun”un
affedilmez bir sahtek̃ârlık ve Millete hakâret mânâsına
geldiğini hemen farkeder!</font></font></font></p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font face="Times New Roman, serif"><font color="#00000a"><font face="Times, serif">Dîğer
taraftan, “Dâhî Başbuğ”a “kocakarı îmânı”yle îmân
etmiş fanatikler, bu uydurma dil mes’elesindeki bütün kabâhati,
“ehliyetsiz dil âlimleri”nin üzerine yıkmıya çalıştılar:
Birbirini nakzeden iddiâlarına nazaran, “Büyük Şef”i
“özleştirmecilik”le sun’î bir dil inşâ etmiye yöneltenler,
hep bu “ehliyetsiz dil âlimleri” imiş; bir gün hatâsını
anlayınca, bu çıkmazdan kurtulmak için “Güneş-Dil Teorisi”ni
ortaya atmış… Yâhûd bu “Güneş-Dil Teorisi” de aslında
aynı “ehliyetsiz dil âlimleri”nin eseriymiş ve bir müddet
“Dâhî Başbuğ”u aldatmıya muvaffak olmuşlar; o,
aldatıldığını anlayınca, öldüğü sene olan 1938’de, bu
yanlıştan dönmüş ve tekrâr umûmî dile îtibâr eder olmuş…
</font></font></font>
</p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font face="Times New Roman, serif"><font color="#00000a"><font face="Times, serif">Yukarılarda
serdettiğimiz vesîkalarda da müşâhede edildiği vechiyle, bu
kabîlden daha birçok îzâhlar var ki bunlarda müşterek olan
husûslar: 1) Hepsinin “tabu”yu her çeşid kusûrdan tenzîh
etmeyi esâs alması; 2) Birbirleriyle mütenâkız olmaları; 3)
Birçok vesîkanın, şahâdetin, vâkıanın meydana çıkardığı
âşik̃âr hak̆îkat̃e muhâlif bulunmalarıdır… </font></font></font>
</p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font face="Times New Roman, serif"><font color="#00000a"><font face="Times, serif">Hangi
aklıevveller tarafından tedâvüle sokulduğu mechûl olan bu şâyia
ve îzâhların o devirde çok revâc bulduğu, daha o zaman, bizzât
“Güneş-Dil âlimleri”nin, bu mesnedsiz iddiâ ve têvîlleri
ciddîye almalarından ve onları kat’iyetle reddetmelerinden
bellidir. </font></font></font>
</p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font face="Times New Roman, serif"><font color="#00000a"><font face="Times, serif">Bu
husûsta elimizdeki vesîkalardan ilki, İbrahim Necmi Dilmen’in,
“Beşinci Dil Bayramında T.D.K. Adına” îrâd ettiği
“Söylev”dir. Dilmen, mezk̃ûr iddiâyı, “kısa görüşlülük”
olarak değerlendiriyor:</font></font></font></p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0cm">“ ‘Güneş-Dil
Teorisi’, kısa bir görüşün zannedebileceği gibi, yalnız
dilimizin muhtaç olduğu bir takım kelimelerin Türk aslından
geldiğini göstermek gayesiyle ortaya konmuş değildir. Teorinin
asıl hedefi, Türkçenin kültür dillerinin ana kaynağı olduğunu
meydana çıkarmaktır.” (İbrahim Necmi Dilmen, <i>Türk
Dili. Türkçe Fransızca Belleten. Bulletin publié par la Société
linguistique turque</i>, sayı:
23-26, İlkteşrîn-Octobre 1937, basılış: 1938, İstanbul, Devlet
Basımevi, s. 11)</p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font face="Times New Roman, serif"><font color="#00000a"><font face="Times, serif">Aynı
mevzûdaki ikinci vesîka, yine Dilmen’in, Üçüncü Türk Dil
Kurultayına Genel Sekreter sıfatıyle 24 Ağustos 1936 Celsesinde
sunduğu TDK Faâliyet Raporudur. Dilmen, Rapor’da, bahis mevzûu
şâyiayı, “pek büyük gaflet ve dal̃âlet” olarak tavsîf
ediyor:</font></font></font></p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0cm">“ ‘Güneş-Dil
Teorisi’, şimdiye kadar dilimize yabancı sanılan dillerdeki
varlıkların Türk kaynağından geldiğini ispat etmekle amelî
sahadaki dil çalışmalarımıza da büyük bir genişlik ve
kolaylık vermiştir. Halkın bildiği, mânâsını anladığı
kelimelerin yabancı dilden geliyor sanılarak feda edilmesi zarureti
bu teoriyle ortadan kalkmış bulunuyor.
</p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0cm">“Burada
şu noktayı da önemle ileri sürmek isterim:</p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0cm">“ ‘Güneş-Dil
Teorisi’ni, yalnız dilimize lâzım görünen ve karşılığı
bulunmıyan birtakım Arapça, Farsça, Fransızca sözleri –Türkçe
diyerek- muhafaza gayretiyle ileri sürülmüş zannedenler, pek
büyük bir gaflet ve yanlışlık içine düşmüşlerdir.”
(<i>Üçüncü Türk Dil Kurultayı
1936; Tezler, Müzakere Zabıtları</i>,
İstanbul: T. Dil Kurumu Yl., 1937, ss. 12-13)</p><p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0cm"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//WhatsApp Image 2022-04-15 at 15.33.36.jpeg" alt="WhatsApp Image 2022-04-15 at 15.33.36.jpeg"></span><br></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; line-height: 100%"><font face="Times, serif"><font size="2">(</font></font><font face="Times, serif"><font size="2"><i>Üçüncü
Türk Dil Kurultayı 1936; Tezler, Müzakere Zabıtları</i></font></font><font face="Times, serif"><font size="2">,
İstanbul: T. Dil Kurumu Yl., 1937, </font></font>
</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; line-height: 100%"><font face="Times, serif"><font size="2">ss.
30-31) </font></font>
</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; line-height: 100%"><font face="Times, serif"><font size="2">Bu
listeye dâhil olan yerli “Güneş-Dil âlimleri”, “Ebedî
Şef”in ölümünü müteâk</font></font><font face="Times, serif"><font size="2">̆</font></font><font face="Times, serif"><font size="2">ib,
bir-iki istisnâyle, bir daha “Güneş-Dil Teorisi”ni ağızlarına
almadılar; hattâ içlerinden bâzıları, “Ebedî Şef”i bahis
mevzûu etmeden, bu “mûcizevî teori”yle alay ettiler… Çünki
onlar, bu işe, “Ebedî Şef”in zoruyle ve dalkavuk tıynetleri
îcâbı bulaşmışlardı… Ecnebî profesörlerin bu Encümende
yer almaları ise, herhâl</font></font><font face="Times, serif"><font size="2">̃</font></font><font face="Times, serif"><font size="2">de,
resmî bir mecbûriyet veyâ nezâketten öte bir mânâyı hâiz
değildi…</font></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm"><font face="Times, serif"><font size="2">***</font></font></p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0.42cm">1938’de,
dîğer iki “Güneş-Dil âlimi” daha, “Güneş-Dil teorisi”ne
mütedâir kitab hacmindeki (67 sayfalık) mufassal bir
makâlelerinde, hem kendileri, hem dîğer “Güneş-Dil âlimleri”
nâmına, bu çeşid iddiâları, en kat’î bir ifâdeyle
reddettiler:</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">“ ‘Güneş-Dil
Teorisi’nin dilde yapılmak istenilen bir tasfiye ve temizleme
ameliyesini karşılamak ve asla ecnebî kelime kullanmamak yolundaki
temayülleri önlemek maksadiyle ortaya atıldığını iddia edenler
aldanmışlardır. Güneş-Dil ekolü mensuplarından hiçbir fert
böyle bir şey düşünmedi.” (Prof. Hasan Reşit Tankut ve Prof.
Şemsettin Günaltay, “Arsıulusal Alanda Dil ve Tarih Tezlerimiz”,
<i>Türk Dili. Türkçe-Fransızca
Belleten</i>, Ankara, Haziran 1938,
sayı 29-30, s. 37)
</p>