Kemalizmin 'Târih Tezi' ve 'Güneş-Dil Teorisi' hurâfeleri (64)
-----
2022-04-15 14:15:00
<p><font size="4"><b>Sel</b></font><font size="4"><b>̃</b></font><font size="4"><b>ânikli
Dil İnk</b></font><font size="4"><b>̆</b></font><font size="4"><b>il</b></font><font size="4"><b>̃</b></font><font size="4"><b>âbcısı:
“Biz, İslâm Medeniyetinden tecerrüd etmiş bir cem’iyet
yoğurmak için, Türkceyi de Frenkleştirmek istiyoruz!”</b></font></p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0.42cm">Bu
suâl̃,
elbette, her aklıselîm sâhibi insanın aklına geldiği gibi, o
devirde de akla gelmişti. Tevcîh edilen suâl̃e,
“Tek Adam”ın “Öztürkce harek̃âtı”nın
başına geçirdiği hemşehrîsinin cevâbı, riyâsız ifâdesiyle:
“Çünki biz, İsl̃âm
Medeniyetinden (binâenaleyh Müslümanlıktan) tecerrüd etmek,
Frenk Medeniyetine dâhil olmak, tamâmen Frenkleşmiş bir cem’iyet
yoğurmak, bundan nâşî de Türkceyi olabildiğince Frenkleştirmek
istiyoruz!”, şeklindedir:</p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0.42cm">Târih,
26 Eyl̃ûl̃
1935… Türk Dili Birinci Kurultayı’nın üçüncü
seneidevriyesi… Her 26 Eyl̃ûl̃
artık “Dil Bayramı” olarak tes’îd ediliyor… “Dil Kurumu
Genel Sekreteri” Prof. İbrahim Necmi Dilmen, bu “bayram”
münâsebetiyle, <i>İstanbul
Radyosu</i>’nda uzun bir “söylev
vermiş”, alelacele Eminönü Halkevi’ndeki “bayram”
toplantısına yetişmiştir. Buradaki sohbetini müteâk̆ib,
bir dinleyici, ona, herkesin aklına gelen suâl̃i
tevcîh ediyor:</p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0.42cm">“-
Alıştığımız bir takım sözler var. Bunları Arapça diye atıp
da yerine Fransızcasını alıyoruz. (Müdür) yerine (Direktör)
gibi. Bunun sebebi nedir?”</p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0.42cm">Dilmen’in
cevâbı, Kemalist Totaliter Rejimin bütün içyüzünü
aydınlatacak mâhiyettedir:</p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0.42cm">“Şimdiye
kadar bizde kullanılan ve Arapçadan gelmiş denilen sözlere karşı,
<i>Kılavuz</i>’da,
şimdiye kadar Fransızca diye bilinmekte olan sözler alınmıştır.
‘Direktör, sekreter’… gibi. [Burada bahis mevzûu olan
<i>Kılavuz</i>,
1935’te basılan ve Ankara Halkevi’nin nâşiriefk̃ârı
<i>Ülkü</i>
mecmûasının il̃âvesi
olan <i>Osmanlıcadan Türkçeye
Karşılıklar Kılavuzu</i>’dur.
Bu <i>Kılavuz</i>,
haftalarca, gazetelerde de tefrika edilmişti.] Bunları alırken
düşünüldü. (Sorum,) yalnız etimoloji bakımından bu sözlerin
Türk dili köklerinden kopuşmuş olduğu da değildir. [Kurum’un
Uydurmaca l̃ugat̃inde,
“sorum” henüz “mes’ele” karşılığı kullanılıyor;
bil̃âhare
“mes’ûliyet” mânâsına gelecekdir!] Bu düşüncenin büyük
bir yeri vardır. Ancak, bir de doğu soysallığından [Şark
Medeniyetinden] batı soysallığına [Gar̃b
Medeniyetine] geçmek düşüncesi vardı. Müdür, kâtip gibi
sözler bize eski varlığı andıran [hatırlatan] bir kuruluşun
izleridir. Direktör, sekreter yeni varlığın, soysal ve kültürel
varlığın imleridir. [“İm”: işâret. “İmge” (< Frz.
“<i>image</i>”
< L̃at.
“<i>imago</i>”):
hayâl̃;
“simge” (< Frz. “<i>symbole</i>”):
remiz, timsâl̃.]
İşte bu bakımdan, doğulu düşünüşten sıyrılmak, batı
soysallığını eksiksiz benimsemek düşüncesi, böyle bir takım
sözlerin üstün tutulmasını gerekleştirmiştir. Yoksa, etimoloji
bakımından Avrupa dillerinin ana kökü Türkçe olduğu gibi, Sâmi
denen Arap, İbrânî, Geldânî, Âsurî… dillerinin öz kaynağı
da Türkçedir.” (“İbrahim Necmi Dilmen’in Açıklamaları’,
<i>Türk Dili; Türk Dil Kurumu
Bülteni</i>, İstanbul: Devlet
Basımevi, İlkteşrin / Ekim 1935, sayı 13, ss. 35-41; <i>Türkçenin
Istılâh Mes’elesi ve İdeolojik Kaynaklı Sapmalar</i>,
2013, s. 414)
</p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0.42cm">“<font size="4"><b>Türkce,
Güneş-Dil Teorisiyle, islamistik kaydından kurtuldu”</b></font></p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0.42cm">Mustafa
Kemâl̃’in,
muazzam bir “ilmî keşif” yaptığına kanâat̃
getirerek meydana attığı ve herkese bir mutlak hak̆îkat̃
olarak dayattığı “Güneş-Dil Teorisi”nin de bu maksûda
götürdüğü muhakkaktır. Ahmet Cevat Emre’nin daha evvel de
naklettiğimiz müşâhedesiyle:</p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0.42cm">“Kültürümüzü
Avrupalılaştıracak milletlerarası terimlerin millî bir sistem
altında alınıp benimsenmesi, en büyük bir ihtiyaç idi. […]
(Güneş-Dil Teorisi sâyesinde) hangi kelimeler ve milletlerarası
terimleri kullanmak ihtiyacında isek, -dilimizi yeniden yabancı
kelimelerle doldurmamak davasiyle karşısına çıkan irtica
ithamlarından korkmaksızın- (onları) kullanabili[yorduk], çünkü
dillerin monogonist teorilerine dayanan analizlerle, o kelimeler ve
terimler millîleşebiliyordu!”<i>
</i>(Emre 1960: 346) <i>
</i>
</p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0.42cm">Dîğer
iki “Güneş-Dil âlimi”, Dil Kurumu Lengüistik-Etimoloji
Kolbaşısı Prof. Dr. Hasan Reşit Tankut ile Târîh Kurumu Âzâsı
(“!Millî Şef” devrinin hayırsız ve son Başvekîli) Prof. Dr.
Şemsettin Günaltay da, ortaklaşa kaleme aldıkları “Arsıulusal̃
Alanda Dil ve Tarih Tezlerimiz” başlıklı kitab hacmindeki
makâlede (<i>Türk Dili.
Türkçe-Fransızca Belleten</i>,
No: 29-30, Ankara, Haziran 1938, ss. 1-67), memnûniyetle, “Güneş-Dil
Teorisi”nin, netîce olarak, Türkceyi isl̃âmî
şahsıyetinden “kurtardığını” ifâde ediyorlar:
</p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0cm">“Güneş-Dil
Teorisi ile, Türk Dili ilk hamlede islâmistik kaydından kurtulmuş
oldu.”<i> </i>(mezk̃ûr
makâle, s. 25)
</p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0cm">“<font size="4"><b>Güneş-Dil
İnk</b></font><font size="4"><b>̆</b></font><font size="4"><b>il</b></font><font size="4"><b>̃</b></font><font size="4"><b>âbı”nın
netîcesinde, umûmî l</b></font><font size="4"><b>̃</b></font><font size="4"><b>ugat</b></font><font size="4"><b>̃</b></font><font size="4"><b>,
Fransızca kelimelerin istîl</b></font><font size="4"><b>̃</b></font><font size="4"><b>âsına
uğradı</b></font></p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0cm">“Güneş-Dil
Teorisi”ne istinâden yüzler ve yüzlerce Fransızca ıstıl̃âh
Resmî Dile buyur edildiği gibi, Resmî Dilin umûmî l̃ugat̃i
de, âdetâ, Fransızca kelimelerin istîl̃âsına
uğramıştır. Şöyle ki:
</p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0cm">Prof.
Dr. Musa Yaşar Sağlam’ın araştırmalarına nazaran, Harf
İnk̆il̃âbından
evvelki son Türkce l̃ugat̃
olan <i>Kestelli L</i><i>̃</i><i>ugat</i><i>̃</i><i>i</i>’ndeki
18.590 kelimeden sâdece 606’sı Fransızca asıllıdır. (Dîğer
Avrupa dillerinden ik̆tibâs
edilmiş kelimeler, şâyân-ı ihmâl̃
addedilecek kadar cüz’îdir.) Hâl̃buki,
TDK’nın 25.684 kelime ihtivâ eden 1945 l̃ugat̃indeki
(Arabca ve Farsça dâhil) 8.671 ecnebî asıllı kelimeden 1.226’sı
Fransızca menşêli olup bu grupta yer alan kelimelerin %14,13’ünü
teşkîl etmektedir. Böylece, hassaten “Güneş-Dil İnk̆il̃âbı”
sâyesinde, Fransızca menşêli kelimelerin sayısının, 10-15
senede iki misline çıktığı müşâhede ediliyor.
</p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0cm">TDK’nın
2005 l̃ugat̃inde
ise, yekûn 60.120 kelimeden 13.205’i (Arabca-Farsça dâhil)
ecnebî asıllı ve bunların içinde Fransızca asıllı olanların
oranı % 30, 21, bu oranın, 1920’li senelere nisbetle artış
oranı da % 657’dir! (<i>Türkçenin
Istılâh mes’elesi ve İdeolojik Kaynaklı Sapmalar</i>,
2013, ss. 412-413)
</p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0cm">İhtisâs
dillerinde, yânî ilmî-teknik-meslekî sâhalardaki Fransızca
asıllı ıstıl̃âhların
ise, bu oranın çok üstünde olduğu tahmîn edilebilir…
</p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0cm"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//WhatsApp Image 2022-04-14 at 11.20.07.jpeg" alt="WhatsApp Image 2022-04-14 at 11.20.07.jpeg"></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; line-height: 100%"><font face="Times, serif"><font size="2">(</font></font><font face="Times, serif"><font size="2"><i>Zaman</i></font></font><font face="Times, serif"><font size="2">,
22.11.1934, s. 3) </font></font>
</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; line-height: 100%"><font face="Times, serif"><font size="2">Uydurmacanın,
nasıl cebren ve hîleyle, adım adım Resmî Dil yapıldığına ve
umûma mâl</font></font><font face="Times, serif"><font size="2">̃</font></font><font face="Times, serif"><font size="2">
edildiğine dâir câlib-i dikkat</font></font><font face="Times, serif"><font size="2">̃</font></font><font face="Times, serif"><font size="2">
bir haber: “Büyük Şef”in 1 Kasım 1934 TBMM’yi Açış
Nutku’na dercettiği “yeni” kelimelerin bütün resmî dâire
ve müesseselerde kullanılması emrediliyor ve bu uydurmalar,
derhâl</font></font><font face="Times, serif"><font size="2">̃</font></font><font face="Times, serif"><font size="2">
resmî yazışmaların diline dâhil oluyor!</font></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm"><font face="Times, serif"><font size="2">***
</font></font>
</p>
<p style="margin-bottom: 0cm"></p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0.42cm"><font size="4"><b>Fransızcadan
devşirilen türetmelikler</b></font></p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0.42cm">Bundan
daha vahîmi, Türkceden bozma Kemalist Resmî Dile (dîğer tâbirle
“Yoztürkce”ye), “Güneş-Dil mantığıyle” “Öztürkce”
oldukları iddiâ edilerek, birçok Fransızca ve bir-iki tâne de
İngilizce-Almanca, Farsça, Moğolca türetmeliğin (“<i>morphème
dérivationnel</i>”) dâhil
edilmesi, bunlarla (Târihî Türkcemize yabancı) yüzler, belki
binlerce yeni kelime teşkîl edilmesidir. Bunlardan tesbît
edebildiklerimiz şunlardır: “<i>-Al</i><i>̃</i><i>,
sAl</i><i>̃</i><i>,
Il, -Ul</i>” (“Ulusal̃,
hukuksal̃, dinsel, tarihsel, sarmal̃, öznel, dönel, eleştirel,
ilkel, birincil, eril, dişil, tekil, yasal̃, çoğul, buzul”,
ilh...), “-<i>ik</i>”
(“birik, kürevik, yönetik”, v.s.), “<i>-tör</i>”
(“orantör”), “<i>-mAn</i>”
(“katman, uzman, eleştirmen, göçmen, gözetmen, öğretmen,
seçmen, teğmen” , ilh…), “<i>-et</i>”
(“gölet, özet”), “<i>-o</i>”
(binogram, yüzometre”, v.s.), “<i>-tem</i>”
(“yöntem”), “<i>-gen</i>”
(“üçgen, dikdörtgen”, v.s.), “<i>-v</i>”
(“görev, işlev, ödev, saylav, türev”, v.s.), “<i>-Ay</i>”
(“açıortay, aday, birey, deney, dikey, düzey, içbükey, olay,
onay, uzay, yatay, yüzey”, ilh…), “<i>-çA</i>”
(Farsçadan; “dilekçe, sözce, tümce”, v.s.), “<i>-tAy</i>”
(Sabetay’dan veyâ Moğolcadan; “çalıştay, kamutay, kurultay,
danıştay, sayıştay”, v.s.), “<i>-der</i>”
(İngilizce “leader”den; “önder”)…
</p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0.42cm">Ayrıca,
doğrudan Fransızcadan bozma kelimeler: “Alaşım, belleten,
diyelek, egemen, eksen, evrensel, genel, imge, simge, komut, komutan,
okul, örgüt, teğet”, v.s.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">Fransızcanın
selîkasına muvâfık uydurmalar (Frenksiler, Alafrangalar): “Adıl,
arsıulusal̃,
bağımsız, çokanlamlı, çokkarılılık, Denizbank, Etibank,
Sümerbank, Bay/Bayan, dışmerkezli, dışsatım, dinayrısı,
dincierki, eşanlamlı, eşdeğer, eşgüdüm, genkurul, içgüdü,
içtüzük, önermek, öngörü, önkoşul, önsöz, özeleştiri,
özyönetim, süre, tektanrıcı, toplumbilim, üretim, ürün,
yaddinsel, ilh…” veyâ söyleyişler: “-İnşâallâh yerine-
umarım (< ‘<i>j’espère</i>’),
‘çay alır mısınız?’ (< ‘<i>prendre
du the</i>’), sahne almak (<
‘<i>prendre la scène</i>’),
-hakkında, dâir yerine- üzerine (< ‘<i>sur</i>’),
-hâl̃-hatır
soran birine- ‘siz?’ (< ‘<i>Et
vous?</i>’), ilh…” (Türkceden
bozma, Türkce-Fransızca-Uydurmaca halitası Resmî Dilin uydurma
kelimelerini yapılarına göre tasnîf ederek tanzîm ettiğimiz
liste ve cetveller, <i>Türkçenin
Istılâh Mes’elesi ve İdeolojik Kaynaklı Sapmalar –“Öztürkçe”
Dayatmasıyle Fransızcalaştırılan Resmî Dil-</i>
eserimizde mündericdir.)</p>