Kemalizmin 'Târih Tezi' ve 'Güneş-Dil Teorisi' hurâfeleri (58)
-----
2022-04-09 00:00:00
<p><b style="font-family: Times, serif;">Kemalist
Dil Kurumu’nun 1945’te tekrârlanan hedefi: Resmî Dilden, İsl̃âm
Medeniyeti kaynaklı bütün kelimeleri tasfiye etmek</b></p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0cm">Filhak̆îka,
Dil Kurumu’nun 1945 “Türkçe Sözlük”ü, tam mânâsıyle
“Öztürkce” yaftalı Uydurma Dil hedefine muvâfık sûrette
hazırlanmıştır.
</p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0cm">1945
<i>Türkçe Sözlük</i>’ün
-garîb bir şekilde, Mustafa Kemâl̃’in isminin bir kerre bile
zikredilmediği- “Önsöz”ünde, “Millî Şef”in telk̆înine
muvâfık olarak, <i>Sözlük</i>’ün,
sâdece “Öztürkce” kelimelere yer verilmek sûretiyle
hazırlanmasının hedef alındığı, mâmâfih buna henüz imk̃ân
bulunmadığı, yine de bir gün mutlakâ bu gâyeye ulaşmak azmiyle
çalışıldığı beyân ediliyor:</p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0cm">“Çok
Sevgili Koruyucu Genel Başkanımızın [İsmet İnönü]: ‘Ulusa
söz işittiren ve okutabilen her aydınımız, dil işinde bir tek
yabancı kelimenin eksik olmasını özenmeğe değer bir zevk saysa,
birçok sıkıntıyı hiç farketmeden geçirebiliriz.’ sözlerinde
bütün ruhunu topladığı öz Türkçecilik ülküsüne olanca
varlığiyle bağlı bulunan Türk Dil Kurumu, bu sözlükte bulunan
yabancı sözlerin dilde yaşıyacağına kanmış veya yaşamasına
göz yummak istemiş değildir. Kurumun gerçekleştirmek yolunda
canla başla uğraştığı ülküsünün sözlüğü, günü gelince
ayrıca ortaya konulacaktır.” (<i>Türkçe
Sözlük</i>, TDK Yl., 1945,
“Önsöz”, s. VI)
</p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0cm">Türkiye’de,
Kemalist Rejime kadar, ecnebî veyâ yabancı kelime l̃afzıyle,
sâdece Türkcede yeni yeni kullanılmıya başlanan Fransızca (veyâ
“Frenkce”) kelimeler kasdedilirdi; Kemalizmle berâber, hassaten
Arapça ve Farsça asıllı (yânî İslâm Medeniyeti kaynaklı)
kelimeler “ecnebî” sayılmıya başladı. Binâenaleyh,
yukarıdaki pasajda, Dil Kurumu, hedefinin Türkceden İslâm
Medeniyeti kaynaklı kelimelerin k̃âffesini ayıklamak olduğunu,
<i>Sözlük</i>’de
onlardan bir kısmına, bizzarûre ve muvakkaten yer verildiğini
îlân ediyor… Biraz aşağıda göreceğimiz gibi, Fransızca
kelimelere ise, “arsıulusal̃ terimler” yaftası altında, resmî
dilin kapıları ardına kadar açılmıştır ve bunlar “ecnebî”
sayılmıyor; zâten, evvelce misâl̃lerini gördüğümüz
vechiyle, bunların hepsi, “Güneş-Dil mantığı”yle “Öztürkce”
îlân edilmişlerdi…
</p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0cm">Kurum,
“Önsöz”ünün bir başka pasajında daha, umûmî dilde
kullanılan g̃ûyâ “yabancı kelimeler”e <i>Sözlük</i>’ünde
yer vermek mecbûriyetinde kaldığı için özür diliyor ve bu
“gayr-i meşrû kelimeler”in tamâmını tasfiye edinciye kadar
çalışmayı kendisine “ödev” sayıyor:</p><p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0cm"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//foto.JPG" alt="foto.JPG"></span></p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0cm; line-height: 100%">
<font face="Times, serif"><font size="2">(TDK’nın
1945 baskısı ilk –g̃ûyâ- </font></font><font face="Times, serif"><font size="2"><i>Türkçe
Sözlük</i></font></font><font face="Times, serif"><font size="2">’ünün
1. sayfası)</font></font></p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0cm; line-height: 100%">
<font face="Times, serif"><font size="2">[Sayfanın
üstündeki el yazısı, Türkistan (Hokand-Beşarık) muhâciri
(1938), Adana Merkez Vâizliğinden emekli olduktan sonra, Adana’da,
13 Aralık 1980’de, 81 yaşında vefât eden rahmetli Nasrullah
Han-Töre –Yasa- Dedeme âiddir: “Dil Kurumu başkani ve Albistan
millet vekili bay Hasan Reşad (Reşit Tankut) hediyesi, Afşin
Vâizi, 11.11.1947”. Rahmetli, Ceyhan’ın Dağıstan Köyü
Mezarlığında, annesi Anber Hanım’ın kabri yanında medfûndur.
Allâh cümle geçmişlerimize ganî ganî rahmet eylesin! ] </font></font>
</p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0cm; line-height: 100%">
“<font face="Times, serif"><font size="2">Abamak”,
g̃ûyâ “reddetmek” demekmiş ve İsl̃âm Medeniyeti kaynaklı
bu kelime, kullanılmamasını îkâz etmek için siyah noktayle
damgalanmıştır! Kezâ Uydurmacadaki mukâbili “abartmak” olan
“mübâl̃ağa etmek”! “Âbide” yerine “anıt”,
“âbıhayât” yerine de “bengisu” uydurulmuştur. Ayrıca,
İslâm Medeniyeti kaynaklı bütün kelimeler, “Türkceden”
sayılmıyarak, “Arabca” veyâ “Farsça” oldukları tasrîh
edilmiştir. (Hâl̃buki onların sâdece menşêi, etimol̃ojisi
öyledir…) Fransızca asıllı “abajur (< </font></font><font face="Times, serif"><font size="2"><i>abat-jour</i></font></font><font face="Times, serif"><font size="2">)”
ve “aberasyon (< </font></font><font face="Times, serif"><font size="2"><i>aberration</i></font></font><font face="Times, serif"><font size="2">;
sapma; dal̃âlet, sapkınlık)” ise, “Güneş-Dil usûliyle”
“Öztürkce” gösterilmemiştir; çünki Resmî Dil, artık
“Güneş-Dil” hokkabazlığıyle Fransızcanın istîlâsına
açılmıştır ve işbaşındaki Frenkciler, bundan gocunmak şöyle
dursun, bilakis, bu hâli Frenkleşmenin bir muvaffakiyeti sayarak
onunla iftihâr etmektedirler… </font></font>
</p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0cm"><font face="Times, serif"><font size="2">***
</font></font>
</p>
<p style="margin-right: -0.1cm; margin-bottom: 0cm">“…Günümüzün
canlı dilinde yaşıyan yabancı kelimeleri ihmal etmediği halde,
bu kitap, dil devrimi yolunda atılmış bulunan adımın genişliğini
belirtmektedir. Bununla beraber, Kurum, burada yer almış yabancı
sözlere dilde yaşama hakkını vermek istemiş olmadığını
açıkça bildirmeği borç sayar; bu yabancı sözlerden öz Türkçe
karşılığı bulunmuş ve karşısına yazılmış olanları
konuşmada ve yazıda kullanmamalarını bütün dilseverlerden
diler; henüz karşılığı bulunmamış olanlara da birer öz
Türkçe karşılık aramayı kendisine ödev bilir; bu sözlüğün
ileriki basılışlarında yabancı sözlerden daha pek çoğunun
karşısına öz Türkçelerini koymak mutluluğuna ereceğini umar
ve bu ödevi yapmakta, bu umudu gerçekleştirmekte bütün yurt
çocuklarından yardım bekler.” (Önsöz”, s. V)</p>
<p style="margin-bottom: 0cm"></p>