Kemalizmin 'Târih Tezi' ve 'Güneş-Dil Teorisi' hurâfeleri (53)
-----
2022-04-04 00:00:00
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"> <span><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads/Aralık-2021/4nisan-yesevizade-kose.jpg" alt="4nisan-yesevizade-kose.jpg"></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi;color:#C00000">(</span><a href="https://www.trthaber.com/foto-galeri/ataturkun-cenaze-toreninden-bilinmeyen-fotograflar/8679/sayfa-1.html"><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
mso-bidi-theme-font:minor-bidi;color:#C00000">https://www.trthaber.com/foto-galeri/ataturkun-cenaze-toreninden-bilinmeyen-fotograflar/8679/sayfa-1.html</span></a><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
mso-bidi-theme-font:minor-bidi;color:#C00000">; 29.10.2021) <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal;mso-layout-grid-align:none;text-autospace:none"><span style="font-size:
10.0pt;font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
mso-bidi-theme-font:minor-bidi;color:#C00000">“Güneş-Dil âlimi”, 1945-1950
senelerinde “Dil Kurumu Genel Sekreteri”, “Maraş Saylavı” Prof. Dr. Hasan Reşit
Tankut: “</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman";color:#C00000">Çok yüksek tavanlı odanın
bir köşesinde sade bir karyolada uzanmış bir iskelet vardı… Başka âlemlerden
gelir gibi bir ses: ‘- Arkadaşlara selâm; sakın, dil çalışmalarını
gevşetmeyin!’ dedi…” <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal">*** <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"> </p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>Ölüm döşeğinde, “iskelete dönmüş” hâl̃deyken, Dil Kurumu
ekibine vasıyeti: “Sakın dil çalışmalarını gevşetmeyin!”<o:p></o:p></b></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">Onun, ölünciye kadar Uydurma Dil inşâsı dâvâsına sâdık
kaldığına dâir câlib-i dikkat̃ bir hâtıra, “Güneş-Dil âlimleri”nden, “Maraş
Saylavı”, “T. Dil Kurumu Genel Sekreteri” (1945-1950) Hasan Reşit Tankut’a
âiddir. Tankut, “Atatürk’ün Vedâsı” başlıklı makâlesinde, Mustafa Kemâl̃’in,
ölüm döşeğinde, âdetâ “iskelet”e dönmüş bir hâl̃deyken, kendisine ve Dil Kurumu
ekibine (âşik̃âr ki Uydurma Dil inşâsını kasdederek): “Sakın dil çalışmalarını
gevşetmeyin!” vasıyetinde bulunduğuna şahâdet ediyor:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal">“Dermansızlığı artık gözden kaçmıyordu.
[…] Bu karaciğer, mumlaşınca içinden geçen büyük damarlar kanlarını karına
süzmeye başladılar<span style="color:black">. Artık karın, her üç günde bir,
kan suyu ile şişiyordu. Savarona’ya götürüldü. Fakat Marmara’da bir tur
yapmadan Dolmabahçe’ye döndü. Doktorlar, kimse ile görüştürmek istemiyorlardı.
Bir gün bir haber geldi. Doktor Saim Ali Dilemre, Agop Dilâçar, Cevat Emre ve
Mehmet Ali Ağakay’ı yanına istediğini söylediler. Bu zatlar, Türk Dil Kurumunun
uzmanları ve kolbaşılarıydı. Hemen gittiler. Fakat Atatürk, o sırada komaya
girmişti. Akşama kadar beklediler. Ayılmadığı için döndüler. Evvelce de arz
ettiğim gibi ben geceleri sarayda yatıyordum. Gece yarısına doğru biri geldi ve
Atatürk’ün beni istediğini söyledi. Sarayın bitmez tükenmez koridorlarını hızla
geçiyoruz. […] Kapı açıldı. Çok yüksek tavanlı odanın bir köşesinde sade bir
karyolada uzanmış bir iskelet vardı. Bu, dünyalara sığmayan büyük Atatürk’ün
kemiklerinden bir kümeydi. Elini uzattı. Eğildim, öptüm. Bir şey diyemiyordum.
[…] Bu uğursuz karanlığın ortasında, üstüme nur saçan iri iki büyük göz vardı.
Şimdi Mustafa Kemal’den diri olarak yalnız onlar kalmıştı. Ve başka âlemlerden
gelir gibi bir ses: “Arkadaşlara selam; sakın, dil çalışmalarını gevşetmeyin!”
dedi…” (Hasan Reşit Tankut, “Atatürk’ün Vedası”, <i>Atatürk ve Türk Dili</i>, Ankara: TDK Yl., 1963; <i>Atatürk ve Türk Dil Devrimi,</i> İstanbul: Fevziye Mektepleri Vakfı
Yl., 2019, ss. 79-80’den naklen) <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>Mustafa Kemâl̃’in 1 Kasım 1937 Nutkundaki Uydurmaca<o:p></o:p></b></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">Mustafa Kemâl̃’in 1 Kasım 1937’de Kemalist Meclis’i açış
nutkundan (ki kendisinin Meclis’de şahsen îrâd ettiği son nutuktur) <i>Yeni Söz</i>’de münteşir “Mustafa Kemâl̃’in
Hastalığı, Ölümü, Cenâzesi” başlıklı araştırmamızın 29 Aralık 2018 târih ve 101
No’lu tefrikasında genişçe bahsetmiş, bunda, Nutkun dilini de tahlîl etmiştik.
Ölümünden bir sene evvel îrâd ettiği bu nutkun dili dahi, ne “Güneş-Dil
Teorisi”nden, ne de “Uydurma Dil” projesinden kat’iyen vazgeçmediğinin
delîlidir: <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">Filhak̆îka, Nutkun metni, Kemalist Uydurma
Dilin o safhadaki bir aynasıdır. Metin, “kamutay,
eşit, önem, arsıulusal̃, eğitmen, öğretmen, göçmen, komutan, okul, amaçlamak,
kapsamak, saylav, üretim, kutsal” gibi uydurmalar yanında, baştan sona,
İsl̃âm Medeniyeti Kaynaklı kelimeler yerine ikâme edilmiş Fransızca kelimelerle
doludur: “Dinamik, sosyal̃, ekonomi,
ekonomik, politika, prensip, etüd, motris (kuvvet), modern, aktif, karakter,
rasyonel, kontrol̃, endüstri, rantabilite, spor, ideal̃, motör, motorize,
model, val̃orizasyon, eleman, radikal̃, konservatuar, müzik, disiplin, v.s.” <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">Pek çok Türkçe kelimenin ise, “Güneş-Dil
Teorisi” mûcibince tel̃affuzları bozulmuş, bunlar, Barbarca bir tel̃affuzla
söylenir olmuştur: “Teknig büroğ,
siyasiğ (< siyâsî), maliğ (< mâlî), adliğ (< adlî), coğrafiğ (<
coğrâfî), menğ etmek (< men'etmek), fiğlen (< fiilen), mesğut (<
mes'ûd), iğtina (< îtinâ), yağni (< yânî), milliğ (< millî), azamiğ
(< âzamî), ciddiğ (< ciddî), sürğatle (< sür'atle), tabiiğ (< tabiî),
daimiğ (< dâimî), ticariğ (< ticârî), kanuniğ (< kânûnî), mağda (<
mâadâ), iptidaiğ < iptidâî), hayatiğ (<hayâtî), mağden (< mâden),
ilh…” <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">Metinden bir nümûne: <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">“Sermayesinin tamamı veya büyük kısmı
devlete ağit (< âid) ticariğ – sanayiğ (< ticârî – sınâî) kurumların
[müesseselerin] maliğ kontrol [mâlî murâkabe] şeklini; bu kurumların
bünyelerine ve kendilerinden istediğimiz ve istiyeceğimiz ticariğ usul ve
zihniyetle çalışma icablarına sürğatle (sür'atle) tevfik etmek…” <o:p></o:p></p>
<p class="Default"></p><p class="Default"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads/Aralık-2021/4nisann-yesevizade1.jpg" alt="4nisann-yesevizade1.jpg"></span></p><p class="Default"></p>
<p class="Default"><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman";color:#C00000">(<i>Kurun</i>, 2.11.1937, s. 1)<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default"><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman";color:#C00000">“Ebedî Şef”in, ölümünden
bir sene evvel, 1 Kasım 1937’de, Totaliter Rejimin göstermelik Meclis’ini açış
nutku… Ölünciye kadar, kat’iyen, Uydurma Resmî Dil inşâsı dâvâsından
vazgeçmedi: “Tarihiğ, önder, medeniğ, ciddiğ, etüt, iğtimat, siyasiğ, ilh…” Bu
dil birkaç senede inşâ edilip resmî dil yapılamadıysa da, inşâ vetîresi zamâna
yayıldı ve tedrîcen hedefe varıldı… Öyle ki artık geçen her gün biraz daha
fazla Târihî Türkcemizden ve Millî Kültür kıymetlerimizden uzaklaşan nesiller
yetişiyor ve bunlar, pek sinsi bir kültür jenosidinin kurbanları olduklarından
gâfil bulunuyorlar… Öyle bir gaflet ki körlük, sağırlık derecesinde!<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default"><o:p></o:p></p><p>***</p>