Kemalizmin 'Târih Tezi' ve 'Güneş-Dil Teorisi' hurâfeleri (53)

-----

<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">&nbsp;<span><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads/Aralık-2021/4nisan-yesevizade-kose.jpg" alt="4nisan-yesevizade-kose.jpg"></span></span></p> <p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: normal"></p> <p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: normal"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-theme-font:minor-bidi;color:#C00000">(</span><a href="https://www.trthaber.com/foto-galeri/ataturkun-cenaze-toreninden-bilinmeyen-fotograflar/8679/sayfa-1.html"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;color:#C00000">https://www.trthaber.com/foto-galeri/ataturkun-cenaze-toreninden-bilinmeyen-fotograflar/8679/sayfa-1.html</span></a><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;color:#C00000">; 29.10.2021) <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: normal;mso-layout-grid-align:none;text-autospace:none"><span style="font-size: 10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;color:#C00000">“Güneş-Dil âlimi”, 1945-1950 senelerinde “Dil Kurumu Genel Sekreteri”, “Maraş Saylavı” Prof. Dr. Hasan Reşit Tankut: “</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:#C00000">Çok yüksek tavanlı odanın bir köşesinde sade bir karyolada uzanmış bir iskelet vardı&hellip; Başka âlemlerden gelir gibi bir ses: ‘- Arkadaşlara selâm; sakın, dil çalışmalarını gevşetmeyin!’ dedi&hellip;” <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal">***&nbsp;&nbsp;&nbsp; <o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">&nbsp;</p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>Ölüm döşeğinde, “iskelete dönmüş” hâl̃deyken, Dil Kurumu ekibine vasıyeti: “Sakın dil çalışmalarını gevşetmeyin!”<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">Onun, ölünciye kadar Uydurma Dil inşâsı dâvâsına sâdık kaldığına dâir câlib-i dikkat̃ bir hâtıra, “Güneş-Dil âlimleri”nden, “Maraş Saylavı”, “T. Dil Kurumu Genel Sekreteri” (1945-1950) Hasan Reşit Tankut’a âiddir. Tankut, “Atatürk’ün Vedâsı” başlıklı makâlesinde, Mustafa Kemâl̃’in, ölüm döşeğinde, âdetâ “iskelet”e dönmüş bir hâl̃deyken, kendisine ve Dil Kurumu ekibine (âşik̃âr ki Uydurma Dil inşâsını kasdederek): “Sakın dil çalışmalarını gevşetmeyin!” vasıyetinde bulunduğuna şahâdet ediyor:<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal">“Dermansızlığı artık gözden kaçmıyordu. [&hellip;] Bu karaciğer, mumlaşınca içinden geçen büyük damarlar kanlarını karına süzmeye başladılar<span style="color:black">. Artık karın, her üç günde bir, kan suyu ile şişiyordu. Savarona’ya götürüldü. Fakat Marmara’da bir tur yapmadan Dolmabahçe’ye döndü. Doktorlar, kimse ile görüştürmek istemiyorlardı. Bir gün bir haber geldi. Doktor Saim Ali Dilemre, Agop Dilâçar, Cevat Emre ve Mehmet Ali Ağakay’ı yanına istediğini söylediler. Bu zatlar, Türk Dil Kurumunun uzmanları ve kolbaşılarıydı. Hemen gittiler. Fakat Atatürk, o sırada komaya girmişti. Akşama kadar beklediler. Ayılmadığı için döndüler. Evvelce de arz ettiğim gibi ben geceleri sarayda yatıyordum. Gece yarısına doğru biri geldi ve Atatürk’ün beni istediğini söyledi. Sarayın bitmez tükenmez koridorlarını hızla geçiyoruz. [&hellip;] Kapı açıldı. Çok yüksek tavanlı odanın bir köşesinde sade bir karyolada uzanmış bir iskelet vardı. Bu, dünyalara sığmayan büyük Atatürk’ün kemiklerinden bir kümeydi. Elini uzattı. Eğildim, öptüm. Bir şey diyemiyordum. [&hellip;] Bu uğursuz karanlığın ortasında, üstüme nur saçan iri iki büyük göz vardı. Şimdi Mustafa Kemal’den diri olarak yalnız onlar kalmıştı. Ve başka âlemlerden gelir gibi bir ses: “Arkadaşlara selam; sakın, dil çalışmalarını gevşetmeyin!” dedi&hellip;” (Hasan Reşit Tankut, “Atatürk’ün Vedası”, <i>Atatürk ve Türk Dili</i>, Ankara: TDK Yl., 1963; <i>Atatürk ve Türk Dil Devrimi,</i> İstanbul: Fevziye Mektepleri Vakfı Yl., 2019, ss. 79-80’den naklen) <o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>Mustafa Kemâl̃’in 1 Kasım 1937 Nutkundaki Uydurmaca<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">Mustafa Kemâl̃’in 1 Kasım 1937’de Kemalist Meclis’i açış nutkundan (ki kendisinin Meclis’de şahsen îrâd ettiği son nutuktur) <i>Yeni Söz</i>’de münteşir “Mustafa Kemâl̃’in Hastalığı, Ölümü, Cenâzesi” başlıklı araştırmamızın 29 Aralık 2018 târih ve 101 No’lu tefrikasında genişçe bahsetmiş, bunda, Nutkun dilini de tahlîl etmiştik. Ölümünden bir sene evvel îrâd ettiği bu nutkun dili dahi, ne “Güneş-Dil Teorisi”nden, ne de “Uydurma Dil” projesinden kat’iyen vazgeçmediğinin delîlidir: <o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">Filhak̆îka, Nutkun metni, Kemalist Uydurma Dilin o safhadaki bir aynasıdır. Metin, “kamutay, eşit, önem, arsıulusal̃, eğitmen, öğretmen, göçmen, komutan, okul, amaçlamak, kapsamak, saylav, üretim, kutsal” gibi uydurmalar yanında, baştan sona, İsl̃âm Medeniyeti Kaynaklı kelimeler yerine ikâme edilmiş Fransızca kelimelerle doludur: “Dinamik, sosyal̃, ekonomi, ekonomik, politika, prensip, etüd, motris (kuvvet), modern, aktif, karakter, rasyonel, kontrol̃, endüstri, rantabilite, spor, ideal̃, motör, motorize, model, val̃orizasyon, eleman, radikal̃, konservatuar, müzik, disiplin, v.s.” <o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">Pek çok Türkçe kelimenin ise, “Güneş-Dil Teorisi” mûcibince tel̃affuzları bozulmuş, bunlar, Barbarca bir tel̃affuzla söylenir olmuştur: “Teknig büroğ, siyasiğ (&lt; siyâsî), maliğ (&lt; mâlî), adliğ (&lt; adlî), coğrafiğ (&lt; coğrâfî), menğ etmek (&lt; men'etmek), fiğlen (&lt; fiilen), mesğut (&lt; mes'ûd), iğtina (&lt; îtinâ), yağni (&lt; yânî), milliğ (&lt; millî), azamiğ (&lt; âzamî), ciddiğ (&lt; ciddî), sürğatle (&lt; sür'atle), tabiiğ (&lt; tabiî), daimiğ (&lt; dâimî), ticariğ (&lt; ticârî), kanuniğ (&lt; kânûnî), mağda (&lt; mâadâ), iptidaiğ &lt; iptidâî), hayatiğ (&lt;hayâtî), mağden (&lt; mâden), ilh&hellip;” <o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">Metinden bir nümûne: <o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">“Sermayesinin tamamı veya büyük kısmı devlete ağit (&lt; âid) ticariğ – sanayiğ (&lt; ticârî – sınâî) kurumların [müesseselerin] maliğ kontrol [mâlî murâkabe] şeklini; bu kurumların bünyelerine ve kendilerinden istediğimiz ve istiyeceğimiz ticariğ usul ve zihniyetle çalışma icablarına sürğatle (sür'atle) tevfik etmek&hellip;” <o:p></o:p></p> <p class="Default"></p><p class="Default"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads/Aralık-2021/4nisann-yesevizade1.jpg" alt="4nisann-yesevizade1.jpg"></span></p><p class="Default"></p> <p class="Default"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:#C00000">(<i>Kurun</i>, 2.11.1937, s. 1)<o:p></o:p></span></p> <p class="Default"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:#C00000">“Ebedî Şef”in, ölümünden bir sene evvel, 1 Kasım 1937’de, Totaliter Rejimin göstermelik Meclis’ini açış nutku&hellip; Ölünciye kadar, kat’iyen, Uydurma Resmî Dil inşâsı dâvâsından vazgeçmedi: “Tarihiğ, önder, medeniğ, ciddiğ, etüt, iğtimat, siyasiğ, ilh&hellip;” Bu dil birkaç senede inşâ edilip resmî dil yapılamadıysa da, inşâ vetîresi zamâna yayıldı ve tedrîcen hedefe varıldı&hellip; Öyle ki artık geçen her gün biraz daha fazla Târihî Türkcemizden ve Millî Kültür kıymetlerimizden uzaklaşan nesiller yetişiyor ve bunlar, pek sinsi bir kültür jenosidinin kurbanları olduklarından gâfil bulunuyorlar&hellip; Öyle bir gaflet ki körlük, sağırlık derecesinde!<o:p></o:p></span></p> <p class="Default"><o:p></o:p></p><p>***</p>