Kemalizmin 'Târih Tezi' ve 'Güneş-Dil Teorisi' hurâfeleri (52)
-----
2022-04-03 00:00:00
<p class="MsoNormal"></p>
<p class="MsoNormal"><b>G̃ûyâ, “Büyük Şef”, ecnebî türkiyatçıların tenk̆îdleri
üzerine, “Güneş-Dil Teorisi”nden vazgeçmiş!<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi">Emre, Ağustos 1936’daki
Güneş-Dil Kurultayı’nda, ecnebî türkiyatçıların bu “teori”yi tenkîd ettiklerini
kaydediyor. Onun verdiği bu bilgi, o devirdeki gazetelerin neşriyâtıyle tezâd
arzediyor. Zîrâ, başlıca endîşeleri her fırsatta Kemalist Propaganda yapmak
olan devrin gazeteleri, “Güneş-Dil Teorisi”nin, ecnebî türkiyatçılar tarafından
takdîrle karşılandığını yazıyorlardı. Mesel</span><span style="font-family:
"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman"">̃</span><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
mso-bidi-theme-font:minor-bidi">â: <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi">“On iki ecnebi dil alimi,
Türk Dili Tetkik Kurumunun meydana çıkardığı hakikatleri alkışladılar.” (30
Ağustos 1936 târihli <i>Cumhuriyet</i>’in
manşet haberi) <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi">Emre’ye nazaran, ecnebî
türkiyatçıların tenk</span><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">̆</span><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi">îdleri üzerine, g</span>̃<span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
mso-bidi-theme-font:minor-bidi">ûyâ, Mustafa Kemâl</span>̃<span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
mso-bidi-theme-font:minor-bidi">, bu “teori”den vazgeçmiş ve onu bir eğlence
mevzûu yapmıştır. Takdîm ettiğimiz sayfalar dolusu müsbit vesîkadan sonra,
bunun ne kadar hil</span><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">̃</span><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi">âf-ı hak</span>̆<span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
mso-bidi-theme-font:minor-bidi">îkat</span><span style="font-family:"Times",serif;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman"">̃</span><span style="font-family:"Times",serif;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi"> bir
iddiâ olduğu meydandadır:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi">“Kurultayda, teori, Batılı
türkologların tenkidine uğrayınca Gazi’nin bizim profesörlere olan güveni
sarsıldı, aldatılmış olduğuna kani oldu. Ondan sonraki Güneş-Dil analizleri
eğlenceli bir bulmaca oyunu halini aldı. Ata, artık her isteyene [istiyenin]
analiz yayınlamasına izin veriyordu; hattâ bir analizin, kitap raflarının
tozunu almağa ve istenilen kitabı getirmeğe memur Nuri isminde bir gencin
imzasiyle yayınlanmasını emretmişti! Bununla profesörlerin şarlatanlığı
yüzlerine vurulmuş oluyordu.” (Emre 1960: 345) <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal">Doğrusu, “Atatürkün yüksek takdirine mazhar olmuş bir etüd”
başlığıyle ve “oval, ovul, ovar, ovarit” gibi Fransızca kelimelerin aslında
“Öztürkce” olduklarını “isbât eden” makâleler neşretmiş (<i>Cumhuriyet</i>, 6-7.2.1937, s. 1) birisi için tuhaf satırlar! <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>A. C. Emre: “Güneş-Dil
Teorisi: Kültür ink</b><b>̆</b><b>il</b><b>̃</b><b>âbımızın ucûbe teorisi”<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi">Şâyed “Büyük Şef”, Emre’nin
iddiâ ettiği gibi, inanmadan, senelerce, Milleti, -üstelik, ak</span>̃<span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
mso-bidi-theme-font:minor-bidi">sinin müdâfaa edilmesine müsâmaha göstermeden-
bu “teori” ile oyaladıysa, herhâl</span><span style="font-family:"Times",serif;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman"">̃</span><span style="font-family:"Times",serif;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi">de bu
daha büyük bir rezâlettir! Nitekim, Emre de, “teori”nin “Tanrılar benzeri
Ata”sına âid olduğunu unutarak, onu, “Kültür inkılâbımızın ucûbe teorisi”
şeklinde vasıflandırıyor:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi">“…Kültür inkılâbının hedefine
ulaşmasında yardımcı sayılan bu (dillerin ve kelimelerin menşei) analizleri,
“Güneş-Dil Teorisi” ismi verilen bir sözde nazariyeye istinat ettiriliyordu.
[…] Bu analizlerle –Arapça, Farsça, Fransızca-, her kelimenin Türkçe olduğu
ispat ediliyordu! Kültür inkılâbımızın bu ucûbe teorisi nasıl doğmuştu?”<i> </i>(Emre 1960: 342) (“Güneş-Dil İnk</span>̆<span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
mso-bidi-theme-font:minor-bidi">il</span><span style="font-family:"Times",serif;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman"">̃</span><span style="font-family:"Times",serif;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi">âbı”nı
alaya alan ve burada naklettiğimiz metinlerin bâzılarını, daha evvel, <i>Türkçenin Istılâh Mes’elesi ve İdeolojik
Kaynaklı Sapmalar</i> eserimizde de neşretmiştik –2013: 379/381-.) <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads/Aralık-2021/3nisanysevizade-kose.jpg" alt="3nisanysevizade-kose.jpg"></span></p><p class="MsoNormal"></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:normal"><span style="font-size:10.0pt;
font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:
minor-bidi;color:#C00000">(<i>Üçüncü Türk
Dil Kurultayı; 1936; Tezler, Müzakere Zabıtları</i>, İstanbul: Türk Dil Kurumu
Yl., 1937, s. 190)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:normal"><span style="font-size:10.0pt;
font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:
minor-bidi;color:#C00000">“Güneş-Dil âlimi” Ahmet Cevat Emre’nin, 24 il</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#C00000">̃</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi;
color:#C00000">â 31 Ağustos 1936 târihlerinde akdedilen “Güneş-Dil
Kurultayı”nda 27 Ağustos 1936 günü îrâd ettiği ve “Güneş-Dil Teorisi”nin
hârikalarını anlattığı nutkunun <i>Kurultay
Zabıtları</i>’ndaki tam metninden birkaç seçme:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:normal"><span style="font-size:10.0pt;
font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:
minor-bidi;color:#C00000">“…Türk dehasının lisan işlerinde, bütün ilim
şartlarına uygun olarak kurduğu, tamamiyle orijinal Güneş-Dil Teorisi [<
Frz. “<i>théorie</i>”; nazariye] yepyeni
araştırmalariyle, bugüne kadar gizli kalmış nice hakikatleri ispat etmiştir.”
(s. 191)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:normal"><span style="font-size:10.0pt;
font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:
minor-bidi;color:#C00000">“Güneş-Dil Teorisi’nin analizlerinden [< Frz. “<i>analyse</i>”; tahlîl] şu kısa müddet içinde
aldığımız ışıklar yakında içine garkolacağımız nurlara nispetle bir sabah fecri
gibidir.” (s. 201)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:normal"><span style="font-size:10.0pt;
font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:
minor-bidi;color:#C00000"> “Artık, Türk
Dili Kamusunda ‘feylesof’, ‘felsefe’, ‘felsefî’ sözlerini, orijinleri [<
Frz. “<i>origine</i>”; menşê] sanıldığı gibi
Grekçeden [< Frz. “<i>le grec</i>”;
Yunanca] değil, muhakkak Türkçeden olduğunu bildiğimiz halde onları
terkedeceğiz. Orijinel [< Frz. “<i>originel</i>”;
menşêî, menşêi îtibâriyle], öz, arığ Türkçe olduğuna asla şüphemiz kalmamış
bulunan (filozof, filozofi, filozofik) [< Frz. “<i>philosophe, philosophie, philosophique</i>”] sözlerini kullanacağız.
Çünkü bütün dünya kültür dillerine yayılmış olan bu kelimelerdir. Biz, dünyada
kültürel [< Frz. “<i>culturel</i>”;
kültürlü, irfânlı] beşeriyetle kolayca anlaşmak istiyen, onların bizi
kolaylıkla anlamasını istiyen yüksek bir içtimaî heyetiz.” (s. 200) <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:normal"><span style="font-size:10.0pt;
font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:
minor-bidi;color:#C00000">“Sibiryadan Balkanlara kadar yayılmış olan Türk
lehçeleri Atlantik oseanına [< Frz. “<i>océan</i>”;
okyanus] kadar yayılan Hind-Öropeen [< Frz. “<i>européen</i>”; Avrupaî, Avrupalı] lehçelerine en sıkı akrabalık
bağlarile bağlıdır.” (s. 201) <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi;color:#C00000">1930’lu
senelerde “Güneş-Dil Teorisi”nin “hârikalarına” dâir –bu minvâl</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#C00000">̃</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi;
color:#C00000"> üzere- mebzûl</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:
"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";color:#C00000">̃</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
mso-bidi-theme-font:minor-bidi;color:#C00000"> neşriyât yapan “Güneş-Dil âlimi”
Ahmet Cevat Emre, 1960’ta basılan <i>Hâtırât</i>’ında,
onun hakkında “sözde nazariye” ve “kültür ink</span><span style="font-size:
10.0pt;font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#C00000">̆</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi;
color:#C00000">il</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman";color:#C00000">̃</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
mso-bidi-theme-font:minor-bidi;color:#C00000">âbımızın ucûbe teorisi” hükmünü
verdi! <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal">*** <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>7. Fasıl: Mustafa Kemâl̃, Uydurma Resmî Dil Dâvâsından Hiçbir
Zaman Vazgeçmedi<o:p></o:p></b></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">Emre’nin, Mustafa Kemâl̃’in “Öztürkce İnk̆il̃âbı”ndan
vazgeçtiği iddiâsına gelince, mâl̃ûm bâzı kesimlerin de -yine ona sığınarak,
onu kendisine karşı kullanmıya kalkışarak ve bunun g̃ûyâ “meşrû” bir yalan
olduğuna kendilerini inandırarak - tekrâr ededurdukları bu iddiânın hak̆îkat̃le
al̃âkası yoktur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">1936’dan îtibâren, -kendi tâbirleriyle- “aşırı
özleştirmeciliğin” bâhusûs umûmî dilde, bir hayli frenlendiği, âşik̃âr bir
vâkıadır. Vel̃âkin bunun sebebi, Atay, Emre, v.s.’nin şahâdetlerine ve
fiiliyâta nazaran, başta bizzât Mustafa Kemâl̃ olmak üzere, bütün Devlet
ricâl̃inin ve muharrirlerin merâmlarını ifâde edemez vazıyete düşmeleri,
“dilsiz kalmaları”, (Atay’ın tâbiriyle) “kekelemiye” (<i>Ulus</i>, 26.8.1936) başlamalarıdır. Hâl̃ böyle olunca, İnk̆il̃âbın
Başı, strateji değiştirmiş, bu ink̆il̃âbı zamâna bırakmış, onun tedrîcen
tahakkukunu hedef almış, kendisinin –başında Dilmen’in bulunduğu- “Öztürkce”
ekibine de bu istikâmette tâlimât vermiştir; ki bu husûs da, o ekibin,
Türkceden Bozma Uydurma Dil istikâmetinde karârlı bir şekilde devâm eden
sonraki faâliyetlerinden açıkça anlaşılmaktadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">Kaldı ki kendisinin Uydurma Dil inşâsından vazgeçilmesi
husûsunda hiçbir alenî beyânâtı da bulunmuyor… <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">Kezâ, İnk̆il̃âbın Başı, Uydurma Dil İnk̆il̃âbından vazgeçmiş
olsa, bu iddiânın şâhidlerinden Atay, 1945’te, “Millî Şef”in tâlîmâtı üzerine
Dilmen ve ekibi tarafından hazırlanan “Öztürkçe Anayasa”yı ihtil̃âca yakalanmış
gibi alkışlar mıydı? <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">Dîğer fanatik Kemalist şâhid, Emre, kendini nakzedercesine,
(mezk̃ûr <i>Hâtırât</i>’ında) “büyük
diksiyonerlerde dilsel elementler de gösterilir” gibi bir cümle kurar mıydı? <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">Biz kuru iddiâlara mı, yoksa vâkıaya mı bakacağız?
Memleketimizde resmî dil yapılan bu Uydurmaca, kimin eseridir ve onu kim resmî
dil yaptı? Müslümanlar mı, Kemalistler mi? Cevâb belli olduğuna göre, öyleyse,
bunu, “Ebedî Şef”lerine isyân ederek mi yaptılar? <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>Dilemre: “Mustafa Kemâl̃ aslâ dilde İrticâa meyletmedi!”<o:p></o:p></b></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">Fiilleri kavillerine uymıyan Atay ve Emre’nin iddiâlarına
mukâbil, aynı Uydrurma Dil inşâsı çalışmalarının içinde bulunan Prof. Dr. Sâim
Ali Dilemre, <i>Hâtırât</i>’ından yukarıda
da naklettiğimiz vechiyle, Atay, Emre, v.s.’nin iddiâlarını “dilde irticâ”
olarak tavsîf ediyor ve Mustafa Kemâl̃’in kat’iyen böyle (Târihî Türkceye
dönmek gibi) bir temâyül içine girmediğine, hele ki “Güneş-Dil Teorisi”ni böyle
bir maksadla ortaya atmadığına şahâdet ediyor, ki vâkıalar da zâten onu têyîd
ediyorlar:<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">“Atatürk öldükten sonra akıllı geçinen bâzı
okumuşlarımız şöyle söylüyorlar: ‘- Güneş-Dilin îcâdı, Mustafa Kemâl̃’in bir
kurnazlığıdır. Maksadı, yabancı kelimeleri aslen Türk sayarak Osmanlıcaya rücû
etmekdir.’<o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">“Bu zevât, esâsen kendileri konservatör
olup Mustafa Kemâl̃’i de içeri sokup dil irticâını körüklemek fikrindedirler. <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">“Mes’ele, başında Türkcülük, fakat sonunda
sapıklığa müncer olan bir hâdisedir.<o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">“Reîsicumhûrun bidâyette gösterdiği dilde
Türkcülük cel̃âdeti, pek çok işe yaramış olup bugün dahi ilerlemektedir…” <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p><p>Filhak̆îka,
yukarıdan beri arzettiğimiz vesîkalarla da ayân-beyân görülmüştür ki Mustafa
Kemâl̃, “Güneş-Dil Teorisi”ni bir îmân derecesinde benimsemiş, herkesi de ona
îmân etmiye zorlamış ve bizzât, ölümüne kadar, îmânına sâdık kalmıştır…</p>