Kemalizmin 'Târih Tezi' ve 'Güneş-Dil Teorisi' hurâfeleri (51)
-----
2022-04-02 00:00:00
<p><b>Kvergi</b><b>ć</b><b>’in, ilkin “tamamiyle esassız ve kıymetsiz”
olan Tezi, “Büyük Şef”in tâlimâtıyle “ilmî” mâhiyet kazanıyor!</b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi">Kvergi</span>ć<span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
mso-bidi-theme-font:minor-bidi">’in -Emre’nin hükmüyle- evvel</span>̃<span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
mso-bidi-theme-font:minor-bidi">â –ilmî noktainazardan- “tamâmiyle esâssız ve
kıymetsiz” olan müddeâsı, “Büyük Şef” ona kıymet atfedip “âlimler”e de aynı
fikirde olmalarını emredince, “âlimler” derhâl</span><span style="font-family:
"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman"">̃</span><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
mso-bidi-theme-font:minor-bidi"> çark ediyor ve “Dr. Kvergi</span>ć<span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
mso-bidi-theme-font:minor-bidi">’in analizlerinde mühim esâslar keşfediyorlar”!
Kemalist Totaliter Rejimde “müsbet ilim yapmak”, “ilmi, hayâtta en hak</span>̆<span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
mso-bidi-theme-font:minor-bidi">îk</span><span style="font-family:"Times",serif;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman"">̆</span><span style="font-family:"Times",serif;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi">î
mürşid” bilmek, böyle oluyor:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi">“Ata, tenkidi, biraz benim
istirkabıma (yazarı kendime rakip saydığıma) vermiş, ‘psikolojik analizler bana
ehemmiyetli görünüyor’ diyerek eski fikrinde ısrar etmiş. İlk insanların bir
korku veya hayret ve hürmet altında, -meselâ şimşeğe, yıldırıma, doğuya,
batıya, bulutlara, yağmura karşı- Aa! Oo! Ağ! Oğ! gibi ünler çıkarmış
olabileceğini ve dilin bu gibi haykırışlarla başlıyarak çıkmış olabileceğini de
anlatmış! <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi">“Ata’nın bu görüşünü dinliyen
İbrahim Necmi, arkadaşlardan Hasan Reşitle Naim Hazımı alarak, Abdülkadir’i
yanlarına çağırarak işi müzekereye girişmişler; dil doğuşu (glottogonie)
teorilerine baş vurmuşlar, tek doğuşçu (monogéniste) Trobetti ve N. Mar gibi
dil bilimci âlimlerin teorilerini karıştırmışlar ve nihayet Dr. Kverdiç’in
analizlerinde mühim esaslar keşf etmişler! <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi">“Abdülkadir, daha evvel
Türkiye’ye gelmiş olan Rus dilcisi Nikolay Mar’ın konferanslarını iyi
kavrıyarak Türkçeye çevirmiş olduğu gibi, eski Türk kaynaklarından, Uygur sözlüğünden,
Yakutça: Pekarskiden… her türlü maksada uygun malzeme bulabilen bir yazar
olabilmişti. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi">“Naim Hazım Arapçanın
Türkçeden çıkmış olduğunu cilt cilt eserleriyle ispat eden bir âlimimizdi. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi">“Hasan Reşit, sonlarında
“sun/sın” bulunan Mersin, Samsun, Giresun gibi şehir isimlerine dayanan
onomastik bir araştırma yayınlamıştı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi">“İbrahim Necmi’nin de geniş
kavrayışlı ve uysal, oportünist karakteri vardı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi">“İşte Güneş-Dil Teorisi bu
âlimlerimizin kolaborasyonundan (birlikte çalışmalarından) meydana çıkmıştır.”<i> </i>(Emre 1960: 342-344) <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b>Emre, Kvergi</b><b>ć’in </b><b>analizlerinin dahi, -“Güneş-Dil Teorisi”yle
mukâyese edildiklerinde- “çok daha havsalaya sığar şeyler olduğunu” düşünüyor!<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi">A. C. Emre, burada da
dürüstlükden saparak, “Güneş-Dil”in –Kvergi</span><span style="font-family:
"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman"">ć’ten mülhem- asıl nazariyecisinin
Mustafa Kemâl̃ olduğunu setretmiye çalışıyor ve kendisinin bu işte hiçbir dahli
olmamış, hattâ ona mâni olmıya çalışmış gibi bir tavır takınıyor! <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi">Bu meyânda, o, “Güneş-Dil
Teorisi”nin ne kadar aklıselîme mugâyir bir fikir olduğunu vurgulamak için,
Kvergi</span>ć’in
müddeâsının dahi, bu “teori”den daha akla yakın olduğunu ifâde ediyor:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi">“Dr. Kverdiç de Viyana’dan
dâvetle gelmişti; uydurulan yeni teoriye o da şaşmış, fakat pek itiraza cesaret
edememişti. Bizimkilerin analizleri onunkilerden daha orijinal idi: her kelime,
‘ağ’ ana kökünden başlıyarak, bütün elementleri keyfî anlamlarla sıralanarak
istenilen neticeye ulaştırılıyordu! Dr. Kverdiç’in –aynı psişik uzaylardan
aralarında ruhî hiçbir münasebet bulunmayan dil fonksiyonlarının işaretlerini
çıkartmağa çabalıyan- analizleri çok daha havsalaya sığar şeylerdi.” (Emre
1960: 344-345)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b>Emre’ye nazaran, Mustafa
Kemâl</b><b>̃</b><b>, g</b><b>̃</b><b>ûyâ,
“Güneş-Dil âlimleri”nin kurbanı olmuş!<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">Emre; Naîm Hâzım, Hasan Reşit, İbrahim Necmi ve Abdülkadir
İnan’dan sonra Prof. Dr. Sâim Ali Dilemre’ye de (yukarıda naklettiğimiz
vechiyle) bir taş attıktan sonra, g̃ûyâ, Mustafa Kemâl̃’in, “Güneş-Dil
âlimleri”nin kurbanı olduğu yalanını devreye sokuyor. Hâl̃buki alay ettiği
arkadaşlarının, başlangıçta bu “teori”ye îtirâz ettikleri hâl̃de, müteâk̆iben,
sırf “Mutlak Şef”in kat’î tâlîmâtı üzerine bu yola girdiklerini, biraz yukarıda
yine kendisi kaydetmişti! <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">“Atatürk, güvendiği bu kadar namuslu insanın, milleti ve
kendisini aldatmada ittifak edebileceğine ihtimal vermiyordu. Benim tenkidime
kızıyor, ‘ukalâlığıma’ veriyor, ‘profesörler yapıyor, sen neye anlamıyorsun?’
diye çatıyordu. ‘Anlamağa çalışıyorum, efendim’ demekten başka cevap bulamaz
olmuştum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">“Bu teori üzerinde fakülte’de okutulacak dersin programı
düşünülürken Ata, benden de program istemişti. Uzunca süren bir hastalanmam,
profesörlerin tayin ve ilân olunmasından sonra şifa bulmamla bitmişti. İbrahim
Necmi’ye de program vermemesini tavsiye etmiştim, fakat o, ‘fakülteyi H.
Reşit’le Abdülkadire mi bırakayım?’ inkârî sorusu ile dilediği gibi hareket
etmişti. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman""> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads/Aralık-2021/1nisan2022yesevizade.jpg" alt="1nisan2022yesevizade.jpg"></span></p><p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:0cm;margin-right:-2.9pt;margin-bottom:
0cm;margin-left:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:normal"><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
mso-bidi-theme-font:minor-bidi;color:#C00000">(<i>Türk Dili, Türkçe-Fransızca Belleten</i>, İstanbul: Türk Dil Kurumu
neşri, İlkteşrîn (Ekim) 1937, sayı: 23-26, basılışı: 1938, s. 118)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:0cm;margin-right:-2.9pt;margin-bottom:
0cm;margin-left:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:normal"><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
mso-bidi-theme-font:minor-bidi;color:#C00000">Dil Kurumu’nun yeni riyâziye ve
tabiî ilimler ıstıl</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman";color:#C00000">̃</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
mso-bidi-theme-font:minor-bidi;color:#C00000">âhlarını muhtevî 23-26 sayılı <i>Belleten</i>’inin “Gütbetik” kısmındaki bu
sayfada, “Güneş-Dil analiziyle”, “orijin, oval, parabol” gibi kelimelerin
aslında “Öztürkce” oldukları “isbât ediliyor”… Fransızca “<i>oval</i>”in kökünün de, “<i>-al</i>”
nisbet ekinin de “hâlis Türkce” olduklarını, evvelce (6-7 Şubat 1937 târihli <i>Cumhuriyet</i>’te) Ahmet Cevat Emre “isbât
etmiş” ve onun bu “etüd”ü, “Tanrılar benzeri kahraman”ın “yüksek takdîrine
mazhar olmuş” idi…<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right:-2.9pt">*** <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman""> </span></p>
<p class="MsoNormal"><b>Bir Sel̃ânikli, dîğer bir Sel̃ânikliye, “Güneş-Dil
Teorisi”ne göre <br>
Türkcenin gramerini yazdırıyor<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">“İbrahim Necmi, İsmet isminde Selânikli bir Türkçe öğretmeni
arkadaşına Güneş-Dil Teorisine göre, Türkçenin gramerini yaptırmış, III. Dil
Kurultayının hazırlıkları arasında bu öğretmeni Gazi Atatürk’e takdim etmişti.
Bu grameri öğrenmiş iki talebe kız da, Kurultay huzurunda tatbikat yapılmak
üzere, yetiştirilmişti. Benim mukavemetim üzerine Gazi bu gösteriden
vazgeçilmesini münasip görmüştü. [Hâl̃buki 26 Ağustos 1936 târihli <i>Cumhuriyet</i>’in 1. sayfasında, tahtada
îzâhat yaparken çekilmiş fotoğrafıyle berâber, bir kız talebenin, “Güneş-Dil
tatbîkâtı” yaptığı haberi var: “Talebe Vecihe Kılıçoğlu, muvaffak etüdile Ata
kelimesinin nasıl ve neden Türk olduğunu izah ve isbat etti.”]</span><o:p></o:p></p>