​Kemalizmin 'Târih Tezi' ve 'Güneş-Dil Teorisi' hurâfeleri (51)

-----

<p><b>Kvergi</b><b>ć</b><b>’in, ilkin “tamamiyle esassız ve kıymetsiz” olan Tezi, “Büyük Şef”in tâlimâtıyle “ilmî” mâhiyet kazanıyor!</b></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-theme-font:minor-bidi">Kvergi</span>ć<span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi">’in -Emre’nin hükmüyle- evvel</span>̃<span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi">â –ilmî noktainazardan- “tamâmiyle esâssız ve kıymetsiz” olan müddeâsı, “Büyük Şef” ona kıymet atfedip “âlimler”e de aynı fikirde olmalarını emredince, “âlimler” derhâl</span><span style="font-family: &quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;">̃</span><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi"> çark ediyor ve “Dr. Kvergi</span>ć<span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi">’in analizlerinde mühim esâslar keşfediyorlar”! Kemalist Totaliter Rejimde “müsbet ilim yapmak”, “ilmi, hayâtta en hak</span>̆<span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi">îk</span><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;">̆</span><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-theme-font:minor-bidi">î mürşid” bilmek, böyle oluyor:<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-theme-font:minor-bidi">“Ata, tenkidi, biraz benim istirkabıma (yazarı kendime rakip saydığıma) vermiş, ‘psikolojik analizler bana ehemmiyetli görünüyor’ diyerek eski fikrinde ısrar etmiş. İlk insanların bir korku veya hayret ve hürmet altında, -meselâ şimşeğe, yıldırıma, doğuya, batıya, bulutlara, yağmura karşı- Aa! Oo! Ağ! Oğ! gibi ünler çıkarmış olabileceğini ve dilin bu gibi haykırışlarla başlıyarak çıkmış olabileceğini de anlatmış! <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-theme-font:minor-bidi">“Ata’nın bu görüşünü dinliyen İbrahim Necmi, arkadaşlardan Hasan Reşitle Naim Hazımı alarak, Abdülkadir’i yanlarına çağırarak işi müzekereye girişmişler; dil doğuşu (glottogonie) teorilerine baş vurmuşlar, tek doğuşçu (monogéniste) Trobetti ve N. Mar gibi dil bilimci âlimlerin teorilerini karıştırmışlar ve nihayet Dr. Kverdiç’in analizlerinde mühim esaslar keşf etmişler! <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-theme-font:minor-bidi">“Abdülkadir, daha evvel Türkiye’ye gelmiş olan Rus dilcisi Nikolay Mar’ın konferanslarını iyi kavrıyarak Türkçeye çevirmiş olduğu gibi, eski Türk kaynaklarından, Uygur sözlüğünden, Yakutça: Pekarskiden&hellip; her türlü maksada uygun malzeme bulabilen bir yazar olabilmişti. <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-theme-font:minor-bidi">“Naim Hazım Arapçanın Türkçeden çıkmış olduğunu cilt cilt eserleriyle ispat eden bir âlimimizdi. <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-theme-font:minor-bidi">“Hasan Reşit, sonlarında “sun/sın” bulunan Mersin, Samsun, Giresun gibi şehir isimlerine dayanan onomastik bir araştırma yayınlamıştı. <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-theme-font:minor-bidi">“İbrahim Necmi’nin de geniş kavrayışlı ve uysal, oportünist karakteri vardı. <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-theme-font:minor-bidi">“İşte Güneş-Dil Teorisi bu âlimlerimizin kolaborasyonundan (birlikte çalışmalarından) meydana çıkmıştır.”<i> </i>(Emre 1960: 342-344) <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><b>Emre, Kvergi</b><b>ć’in </b><b>analizlerinin dahi, -“Güneş-Dil Teorisi”yle mukâyese edildiklerinde- “çok daha havsalaya sığar şeyler olduğunu” düşünüyor!<o:p></o:p></b></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-theme-font:minor-bidi">A. C. Emre, burada da dürüstlükden saparak, “Güneş-Dil”in –Kvergi</span><span style="font-family: &quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;">ć’ten mülhem- asıl nazariyecisinin Mustafa Kemâl̃ olduğunu setretmiye çalışıyor ve kendisinin bu işte hiçbir dahli olmamış, hattâ ona mâni olmıya çalışmış gibi bir tavır takınıyor! <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-theme-font:minor-bidi">Bu meyânda, o, “Güneş-Dil Teorisi”nin ne kadar aklıselîme mugâyir bir fikir olduğunu vurgulamak için, Kvergi</span>ć’in müddeâsının dahi, bu “teori”den daha akla yakın olduğunu ifâde ediyor:<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-theme-font:minor-bidi">“Dr. Kverdiç de Viyana’dan dâvetle gelmişti; uydurulan yeni teoriye o da şaşmış, fakat pek itiraza cesaret edememişti. Bizimkilerin analizleri onunkilerden daha orijinal idi: her kelime, ‘ağ’ ana kökünden başlıyarak, bütün elementleri keyfî anlamlarla sıralanarak istenilen neticeye ulaştırılıyordu! Dr. Kverdiç’in –aynı psişik uzaylardan aralarında ruhî hiçbir münasebet bulunmayan dil fonksiyonlarının işaretlerini çıkartmağa çabalıyan- analizleri çok daha havsalaya sığar şeylerdi.” (Emre 1960: 344-345)<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><b>Emre’ye nazaran, Mustafa Kemâl</b><b>̃</b><b>, g</b><b>̃</b><b>ûyâ, “Güneş-Dil âlimleri”nin kurbanı olmuş!<o:p></o:p></b></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;">Emre; Naîm Hâzım, Hasan Reşit, İbrahim Necmi ve Abdülkadir İnan’dan sonra Prof. Dr. Sâim Ali Dilemre’ye de (yukarıda naklettiğimiz vechiyle) bir taş attıktan sonra, g̃ûyâ, Mustafa Kemâl̃’in, “Güneş-Dil âlimleri”nin kurbanı olduğu yalanını devreye sokuyor. Hâl̃buki alay ettiği arkadaşlarının, başlangıçta bu “teori”ye îtirâz ettikleri hâl̃de, müteâk̆iben, sırf “Mutlak Şef”in kat’î tâlîmâtı üzerine bu yola girdiklerini, biraz yukarıda yine kendisi kaydetmişti! <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;">“Atatürk, güvendiği bu kadar namuslu insanın, milleti ve kendisini aldatmada ittifak edebileceğine ihtimal vermiyordu. Benim tenkidime kızıyor, ‘ukalâlığıma’ veriyor, ‘profesörler yapıyor, sen neye anlamıyorsun?’ diye çatıyordu. ‘Anlamağa çalışıyorum, efendim’ demekten başka cevap bulamaz olmuştum.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;">“Bu teori üzerinde fakülte’de okutulacak dersin programı düşünülürken Ata, benden de program istemişti. Uzunca süren bir hastalanmam, profesörlerin tayin ve ilân olunmasından sonra şifa bulmamla bitmişti. İbrahim Necmi’ye de program vermemesini tavsiye etmiştim, fakat o, ‘fakülteyi H. Reşit’le Abdülkadire mi bırakayım?’ inkârî sorusu ile dilediği gibi hareket etmişti. <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;">&nbsp;</span></p> <p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: normal"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads/Aralık-2021/1nisan2022yesevizade.jpg" alt="1nisan2022yesevizade.jpg"></span></p><p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: normal"></p> <p class="MsoNormal" style="margin-top:0cm;margin-right:-2.9pt;margin-bottom: 0cm;margin-left:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:normal"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;color:#C00000">(<i>Türk Dili, Türkçe-Fransızca Belleten</i>, İstanbul: Türk Dil Kurumu neşri, İlkteşrîn (Ekim) 1937, sayı: 23-26, basılışı: 1938, s. 118)<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="margin-top:0cm;margin-right:-2.9pt;margin-bottom: 0cm;margin-left:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:normal"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;color:#C00000">Dil Kurumu’nun yeni riyâziye ve tabiî ilimler ıstıl</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:#C00000">̃</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;color:#C00000">âhlarını muhtevî 23-26 sayılı <i>Belleten</i>’inin “Gütbetik” kısmındaki bu sayfada, “Güneş-Dil analiziyle”, “orijin, oval, parabol” gibi kelimelerin aslında “Öztürkce” oldukları “isbât ediliyor”&hellip; Fransızca “<i>oval</i>”in kökünün de, “<i>-al</i>” nisbet ekinin de “hâlis Türkce” olduklarını, evvelce (6-7 Şubat 1937 târihli <i>Cumhuriyet</i>’te) Ahmet Cevat Emre “isbât etmiş” ve onun bu “etüd”ü, “Tanrılar benzeri kahraman”ın “yüksek takdîrine mazhar olmuş” idi&hellip;<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="margin-right:-2.9pt">***&nbsp;&nbsp;&nbsp; <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;">&nbsp;</span></p> <p class="MsoNormal"><b>Bir Sel̃ânikli, dîğer bir Sel̃ânikliye, “Güneş-Dil Teorisi”ne göre <br> Türkcenin gramerini yazdırıyor<o:p></o:p></b></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;">“İbrahim Necmi, İsmet isminde Selânikli bir Türkçe öğretmeni arkadaşına Güneş-Dil Teorisine göre, Türkçenin gramerini yaptırmış, III. Dil Kurultayının hazırlıkları arasında bu öğretmeni Gazi Atatürk’e takdim etmişti. Bu grameri öğrenmiş iki talebe kız da, Kurultay huzurunda tatbikat yapılmak üzere, yetiştirilmişti. Benim mukavemetim üzerine Gazi bu gösteriden vazgeçilmesini münasip görmüştü. [Hâl̃buki 26 Ağustos 1936 târihli <i>Cumhuriyet</i>’in 1. sayfasında, tahtada îzâhat yaparken çekilmiş fotoğrafıyle berâber, bir kız talebenin, “Güneş-Dil tatbîkâtı” yaptığı haberi var: “Talebe Vecihe Kılıçoğlu, muvaffak etüdile Ata kelimesinin nasıl ve neden Türk olduğunu izah ve isbat etti.”]</span><o:p></o:p></p>