​Kemalizmin 'Târih Tezi' ve 'Güneş-Dil Teorisi' hurâfeleri (47)

-----

<p><b>“Güneş-Dil” şarlatanları</b></p> <p class="MsoNormal">‘Hemen etrafındakilere emir verdi: ‘- Bütün dünya dillerinin Türkçe’den doğduğuna dair araştırmalar yapacaksınız, eserler yazacaksınız!’ dedi.”<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">‘Falih Rıfkı Atay, <i>Çankaya</i> isimli eserinde, bu Güneş Dil Teorisine inanmadığını yazıyor. Bu teori tam bir safsatadan ibarettir. Ama bazı adamlar Atatürk’ün gözüne girmek için uydurmalara başladılar: Yok biz Ay’a ok atarken okay! okay! demişiz de Batılılar bunu okey‘e çevirmişler! Yok bizim avrat kelimemizi Afrodit, akadam tamlamamızı akademi şekline sokmuşlar! Biz barabar demişiz, Batılılar paralel demişler, biz belleten demişiz, onlar bunu bülten şekline sokmuşlar, vs. vs&hellip; Prof. Naîm Hâzım Onat, Arapça’nın Türkçe’den doğduğuna dair 435 sayfalık bir kitap yazınca, Konya’dan milletvekili oldu!’ ”<o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>- 6. Fasıl: Muharref <i>Hâtırât</i> Müellifi Bir “Güneş-Dil Âlimi”: Ahmet Cevat Emre<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Güneş-Dil âlimleri”nden Ahmet Cevat Emre (Resmo, Girit, 1876 – 10.12.1961), ölümünden bir sene evvel, 1960’ta, <i>İki Neslin Tarihi</i> ismiyle, hâtırâtını neşretmişti. İstanbul’da Hilmi Kitabevi tarafından neşredilen 375 sayfalık bu kitabın başlık altında: “Mustafa Kemal neler yaptı? Son asırda memleketin geçirdiği en mühim tarihî vak’aların en canlı ve doğru hikâye ve tasviridir.” iddiâsı var&hellip; <o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">Ömrünün son deminde, seksen yaş civârında (1954-1956’da –s. 360-) kaleme aldığı bu kitabından, dal̃âlet içinde geçen hayâtının yine dal̃âlet içinde nihâyete erdiği anlaşılıyor. <o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">&nbsp;</span></p> <p class="Default"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads/Aralık-2021/28mart2022 yesevizade.jpg" alt="28mart2022 yesevizade.jpg"></span></p> <p class="Default"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:#C00000">&nbsp;</span></p> <p class="MsoNormal" style="line-height:normal"><span style="font-size:10.0pt; font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-theme-font: minor-bidi;color:#C00000">Solda, Ahmet Cevat Emre, Türkiye’yi, -Türkistan gibi- bir Sovyet Rusya müstemlekesi hâl</span><span style="font-size:10.0pt; font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:#C00000">̃</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;color:#C00000">ine getirecek Komünist ihtil̃âl̃ hareketi için çalıştığı senelerde (muhtemelen 1914-1925)&hellip; (Resmin kaynağı: </span><a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Ahmet_Cevat_Emre"><span style="font-size: 10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;color:#C00000">https://en.wikipedia.org/wiki/Ahmet_Cevat_Emre</span></a><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;color:#C00000">; 20.10.2021) Bu ihtil̃âl̃ için faâliyet gösterirken müdâfaa ettiği al̃fabe ve dil ink̆il̃âblarına, Kemalizm sâyesinde katkıda bulunma imk̃ânı elde etti&hellip; Esâsı Materyalizm olan bir totaliter ideolojiden aynı esâs üzerine müesses bir başka totaliter ideolojiye geçmek, pek de zor olmasa gerek! Olsa olsa, mâbûdların isimleri değişiyor! <o:p></o:p></span></p> <p class="Default"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:#C00000">Sağda: Bir Yahûdi kadınla evli olan Marksist Farmason Mustafa Subhî (bil̃âhare ve kırk sene zarfında Sabataî Dr. Şefik Hüsnü Değmer) liderliğindeki Türkiye Komünist Partisi’nin Merkezî Komite Hâricî Büro Âzâsı sıfatıyle, 1920 senesi civârında bu hareket içinde faâliyet gösteren Giritli Ahmet Cevat Emre, müteâk̆iben, Mustafa Kemâl̃’in emrine girerek onun maksadına muvâfık al̃fabe ve dil çalışmaları yaptı; mühim bir mük̃âfâtı, Çanakkale Meb’ûsu tâyîn edilmek oldu&hellip; (Resmin kaynağı: <i>TBMM Albümü, 1. Cilt: 1920-1950</i>, Ankara: TBMM Yl., Haziran 2010, s. 249)&nbsp; <o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">***&nbsp;&nbsp; <o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">&nbsp;</span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>Ahmet Cevat Emre’nin nazarında Mustafa Kemâl̃: “Tanrılar benzeri kahraman”<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">Emre, <i>Hâtırât</i>’ında, -üstelik evli ve çoluk çocuk sâhibiyken- işlediği zinâları uzun uzun anlatmaktan hayâ etmiyor, bilakis bunlarla iftihâr ediyor&hellip; <o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">Mustafa Kemâl̃’i nasıl tebcîl edeceğini bilemiyor ve onu “Tanrılar benzeri kahraman”&nbsp; olarak görüyor (76. Fasl’ın başlığı –s. 347-)&hellip; </span><o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">Bekleneceği üzere, Demokrat Parti ik̆tidârını, bir “tufeylîler, haram yiyiciler, müstebidler” ik̆tidârı gibi takdîm ederek yerden yere çalıyor, Kemalist 27 Mayıs İhtil̃âl̃ini ise harâretle alkışlıyor: <o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Bu amansız savaştan hangi taraf galip çıkacak? Beynimi işkence ile üzen bu sual karşısında, ‘Haram yeyiciliği’ tel’in eden, Gazinin iktisat mucizesini öven, Japonların, Sovyetlerin terakkilerini örnek gösteren kitabım için titriyor, toplatılmasını muhakkak görüyordum.. Allaha şükür, Silâhlı Kuvvetler imdada yetişti!<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Orgeneral Cemal Gürsel ve imanlı arkadaşları –ashabı kiramı- Millî Birlik Komitesi, Türk Silâhlı Kuvvetleriyle, dört saatten az bir zaman içinde, Millet Meclisini feshederek memleketin idaresini ellerine aldılar. Bu kurtarıcı darbe benim kitabım için de mutlu oldu: İntişarına engel kalmamıştı.” (Emre 1960: 361) <o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>Emre’nin Materyalizme îmân etmesi<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><i><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:windowtext">Hâtırât</span></i><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">’ına nazaran, Materyalizme îmân etmesi, bilhassa Karl Büchner’in (1824-1899) materyalist felsefeyi işliyen <i>Force et Matière</i>’inin têsîri altında oluyor:<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-theme-font:minor-bidi">“(Trablusgarb’dayken,) zindanda, tıbbiyeli arkadaşların elinden L. Büchner’in Force et Matière kitabını almıştım. [Tam ismiyle: <i>Force et matière, ou Principes de l’ordre naturel de l’univers mis à la portée de tous, avec une théorie de la morale basée sur ces principes (Kuvvet ve Madde veyâ K̃âinâtın Tabiî Nizâmının Umdeleri; Ayrıca, Bu Umdelere Müstenid Bir Ahl̃âk Nazariyesi -Herkesin Anlıyacağı Sûrette Îzâh Edilmişlerdir-)</i>, A. Regnard’ın tercümesi, Pâris, 1894.] Bunu okumağa bana Ali Aga (Onbulak) delâlette bulunmuştu. Madde olmadıkça kuvvet, enerji olmaz, kâinat içinde hiç bir şey kaybolmaz ve yeniden hiç bir şey yaratılmaz prensipleri hilkat sırları üzerinde gözlerimi açmıştı: zihnimde yaratan ve yaratılan birleşiyordu. [Emre, burada, Lavoisier’nin (1743-1794) </span><i>Traité élémentaire de chimie: Kimyânın Temel Bilgileri</i> kitabının (1789) (“maddenin hâl̃ değiştirmesi esnâsında kitlelerin muhâfazası”na dâir) bir pasajındaki fikrin –başkaları tarafından- vecîz bir ifâdesi olan “<i>Rien ne se perd, rien ne se crée, tout se transforme</i>: Tabîat̃te hiçbir şey yok olmaz, hiçbir şey yaratılmaz, her şey istihâle eder” şeklindeki umdeye atıfta bulunuyor.] <span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi"><o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Pozitivizmin ve tekâmülcü felsefenin kurucusu olan Herbert Spencer’in ‘Les premiers principes’ (İlk prensipler) ismindeki kitabiyle hilkat sırlarının bilinebilen ve bilinemiyenlerini kavrıyabildim.<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Sonsuzluk, sonsuz kâinat, insan aklı için bilinemiyen bir sırdır. Bu sır ‘hiç bir şey kaybolmaz ve hiç bir şey yaratılmaz’ prensipiyle birlikte, zihnimde daha büyük bir kuvvetle, yaratanla yaratılanın aynı sonsuz varlık olduğunda hiçbir şüphe bırakmadı.” (Emre 1960: 77) <o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>Emre’nin <i>Hâtırât</i>’ı sansürlü!<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">1900’lü senelerde İttihâdcı ihtil̃âl̃ hareketini desteklediğini sayfalarca anlattıktan sonra, şahsî hâtıraları birden kesiliyor ve Mustafa Kemâl̃’in ihtil̃âl̃ci harbinden ve İnk̆il̃âblarından bahsetmiye başlıyor, onunla şahsen tanışıp görüşmesine kadar bu minvâl̃ üzere devâm ediyor&hellip; Müteâk̆iben, bu görüşmeyi anlatıp Al̃fabe ve Dil Encümenlerine dâhil edilmesinin, bu çerçevede L̃atin harflerinin ve yeni ıstıl̃âhların kabûl̃ edilmesinde oynadığı rol̃ün hik̃âyesine geçiyor; ayrıca, bu çalışmalara dâir fikirlerini îzâh ediyor&hellip; Bu kısımda, biraz aşağıda tevsîk̆ edeceğimiz vechiyle, kendisinin, Uydurma Dil ve “Güneş-Dil İnk̆il̃âbı”ndaki rolünü es geçtiği gibi, bu siyâsete o zaman muhâlefet etmiş olduğunu iddiâ ve hattâ daha ileri giderek hem bu siyâsetle, hem&nbsp; de “dilci” arkadaşlarıyle alay ediyor&hellip; <o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">Doğrusu, şâyân-ı hayret bir pişkinlik! <o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>Emre, Komünist şeflerden biriydi<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">Ahmet Cevat Emre, <i>Hâtırât</i>’ında, hayâtının, -Birinci Cihân Harbi’nden 1920’li senelerin ortalarına kadar- takrîben on senelik bir devresini karanlıklar içinde bırakmış olmasına rağmen, onun, bu uzun devrede, netîce olarak Türkiye’yi –aynen bütün Garbî Türkistan, Âzerbaycan, Çeçenistan, Tataristan, v.s. gibi- bir Sovyet Rusya müstemlekesi hâl̃ine getirecek Komünist hareketi içinde faâliyet gösterdiği ve bu hareketin lider kadrosuna dâhil bulunduğu biliniyor. Emre’nin bu faâliyetlerinden, bâhusûs Fethi Tevetoğlu ve Mete Tunçay’ın Türkiye Komünist hareketinin târihine mütedâir eserlerine istinâden, <i>Türkçenin Istılâh Mes’elesi ve İdeolojik Kaynaklı Sapmalar</i> eserimizde (2013: 137) bir nebze bahsetmiştik. Hül̃âsaten: </span><o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">1920 senesi civârında, (bir Yahûdi kadınla evli olan Marksist Farmason) Mustafa Subhî liderliğindeki Türkiye Komünist Partisi’nin Merkezî Komite Hâricî “Büro” (Masa) Âzâsı idi. 28-29 Ocak 1921’de, Mustafa Subhî ve on arkadaşı Karadeniz’in Trabzon açıklarında öldürülünce, bu hâdise hakkında, Sovyet Totaliter Rejiminin ileri gelenlerinden Pavloviç’e (nâm-ı dîğer Yahûdi Mik̃âil L. Veltman’a) bir rapor göndererek Sovyet Hük̃ûmetinin, hâdiseyi, Ankara nezdinde şiddetle takbîh etmesini istemişti. (Raporun tam metni için: Fethi Tevetoğlu, <i>Türkiye’de Sosyalist ve Komünist Faaliyetler -1910/1960-</i>, Ankara, 1967, ss. 241-242. Sayılgan, öldürülenlerin sayısını, resmî bir kayda istinâden on bir olarak tesbît etmiştir. Aclan Sayılgan, <i>Türkiye’de Sol Hareketler -1871/1972-</i>, İstanbul: Hareket Yl., 1972, 2. baskı, s. 150-) 1921’de Mosokva’ya gidip tahsîl yapan grupta (Şevket Süreyya Aydemir, Nâzım Hikmet, Vâlâ Nûreddîn) o da vardır. (Mete Tunçay, <i>Türkiye’de Sol Akımlar</i>, Ankara: Bilgi Ye., 3. baskı, 1978, s. 342) Türkiyeli Komünistlerin hazırladıkları <i>28-29 K̃ânûnusânî 1921; Karadeniz Kıyılarında Parçalanan Mustafa Subhî ve Yoldaşlarının İkinci Yıldönümleri </i>isimli kitabdaki (Moskova, 1923) “Mâtem Günü Münâsebetile” başlıklı makâle ona âiddir. (Tevetoğlu 1967: 108-110, 204, 214-215) Sovyet resmî neşri <i>Kızıl Şark</i> mecmûasının Aralık 1922 târihli ilk sayısındaki “Türkiye’de Komünizm Hareketi” başlıklı makâlesi, aşağıdaki temennîyle nihâyet buluyor:<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-theme-font:minor-bidi">“Her iki düşmandan –hem vatandaki ve hem de hâricî- hal̃âs olmak ve zahmetkeşlerin beynelmilel burjuvazya ile başlayacağı mübârezeyi şerefle sona erdirmek için, Türkiye Komünist Fırkası, Türkiye zahmetkeşlerini muayyen bir merkez etrafında birleştirmelidir.” (Tevetoğlu 1967: 372)&nbsp; &nbsp;</span><o:p></o:p></p>