​Kemalizmin 'Târih Tezi' ve 'Güneş-Dil Teorisi' hurâfeleri (41)

-----

<p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">&nbsp;</span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Meğer İsmet Paşa, mâhûd tezkireyi Maârif Vekîli Saffet Arıkan’a göndermiş. O da: ‘- Ne yapacağız?’ diye Atatürk’e götürmüş. Atatürk Saffet’i de kovmuş.<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Bana: ‘- Bugün buraya elinde bir k̃ağıdla bir adam geldi; dahladım!’ demişti. Saffet’ten öğrendim ki dahladığı o imiş. <o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>“Üçüncü bir sapartayı da Anadolu Kulübünde yedim; sebebi de, bu Güneş-Dili yapamadığımdır”<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Üçüncü bir sapartayı da Anadolu Kulübünde yedim. Bu adam beni epeyce severdi. Ama dikbaşlı diye yerden yere vururdu. Sebebi de, bu Güneş-Dili yapamadığımdır. Birisi, -Ahmed Cevâd (Emre) sanıyorum- gitmiş, Mustafa Kemâl̃’e, benim için: ‘- Sâim Hoca kaçmak istiyor; bu dil işlerinden şik̃âyet ediyor!’ demiş.<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Vay efendim! Kulübde bana: ‘- Git! Def’ol! Sen kendini bir mal mı sanıyorsun! Yarından tezi yok, ve sâire, ve sâire&hellip;’<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Fakat başladı mı bitirmez! Tâ güneş doğuncaya kadar hep ‘- Def’ol!’&hellip;<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Arkadaşlarım için ahvâl̃ mâl̃ûm. Fakat o eşek garsonların muvâcehesinde beş sâat̃ benim ne câhilliğim kaldı, ne de haysiyetim!<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“En nihâyet: ‘- Bana bak! Bir yere gidemezsin! Otur oturduğun yerde, sonra karışmam! Hem ayağa kalk! Gel buraya! Öp beni!’ ve sâire, ve sâire&hellip; Ben de gittim; öptüm.<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">‘- Olmadı! Bilmiyorsun! Adam öyle öpülmez! Bak böyle!’ diyerek beni rakılı makılı salyasıyle sulıyarak bir öptü! Tütün, leblebi kokusu, ispirtosu ile berâber hâlâ burnumdadır!<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Âh, Mustafa Kemâl̃! Ne olurdu, şu zehri bu kadar içmese idin; aklın başında kalsa ve yaşasaydın! <o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>“Sonunda ben de başladım Güneş-Dilden dem vurmıya!”<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Sonunda ben de başladım Güneş-Dilden dem vurmıya! Aman bir hoşuna gitmiş, bir hoşuna gitmiş! <o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>“Bu Güneş-Dilde en iyi martaval uyduranlar”<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Bu Güneş-Dilde en iyi martaval uyduran arkadaşlar, kavukçuluk sırasıyle, İbrâhim Necmî (Dilmen), Hasan (Reşîd) Tankut, bizim Doktor Mehmed Ali Ağakay, Agop Dilaçar vardır. Bunların hepsi kurnaz adamlardı. Yalnız, Mehmed Ali saf ve hakîkaten bu safsataya inanmıştı.<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Atatürk öldükten sonra akıllı geçinen bâzı okumuşlarımız şöyle söylüyorlar: ‘- Güneş-Dilin îcâdı, Mustafa Kemâl̃’in bir kurnazlığıdır. Maksadı, yabancı kelimeleri aslen Türk sayarak Osmanlıcaya rücû etmekdir.’<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Bu zevât, esâsen kendileri konservatör olup Mustafa Kemâl̃’i de içeri sokup dil irticâını körüklemek fikrindedirler.<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Mes’ele, başında Türkcülük, fakat sonunda sapıklığa müncer olan bir hâdisedir.<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Reîsicumhûrun bidâyette gösterdiği dilde Türkcülük cel̃âdeti, pek çok işe yaramış olup bugün dahi ilerlemektedir&hellip;” (<i>Derin Tarih</i>, Şubat 2016, sayı 47, ss.&nbsp; 68-74’ten ik̆tibâs)<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: normal"></p><p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: normal"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads/Aralık-2021/23martyesevi.jpg" alt="23martyesevi.jpg"></span></p><p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: normal"></p> <p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: normal"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-theme-font:minor-bidi;color:#C00000">(Le Prof. Dr. Sâim Ali Dilemre, <i>La Théorie Güneş-Dil; Résumé de la thèse présentée au 3<sup>me</sup> Congrès linguistique turc</i>, İstanbul: T. Dil Kurumu Yl., 1936, kapak ve 8. sayfa)<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="line-height:normal"><span style="font-size:10.0pt; font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-theme-font: minor-bidi;color:#C00000">Dilemre: “Sıra bana gelince, ‘Sen de Fransızca bir şey yaz!’ dedi. Ben de saçmasapan bir şey yazdım&hellip;” <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: normal"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-theme-font:minor-bidi;color:#C00000">Dil Kurumu’nun “Güneş-Dil” çalışmalarına –kendi ifâdesine nazaran- zoraki dâhil edilen Tıb Prof. Dr. Sâim Ali Dilemre, 3. Türk Dil Kurultayı’na teblîğ olarak sunduğu ve aynı yıl Dil Kurumu tarafından risâle hâl</span><span style="font-size:10.0pt; font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:#C00000">̃</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;color:#C00000">inde de neşredilen <i>La Théorie Güneş-Dil devant la linguistique générale (Umûmî Lisâniyat Karşısında Güneş-Dil Nazariyesi)</i> isimli çalışmasında, bu sahte nazariyeye istinâden, Hind-Avrupa dillerindeki birçok türetmeliğin (türetme ekinin) aslında Türkce olduğunu iddiâ ediyordu. Bunlardan biri de, 27 Mayıs İhtil</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:#C00000">̃</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;color:#C00000">âl</span><span style="font-size: 10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:#C00000">̃</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-theme-font:minor-bidi; color:#C00000">inde sonra kendisine resmî dil statüsü kazandırılan Kemalist Uydurma Dilin günümüzde fevkal</span><span style="font-size:10.0pt;font-family: &quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:#C00000">̃</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;color:#C00000">âde işleklik kazandırılmış <i>-Al</i> (-<i>el</i>, -<i>İl</i>, -<i>Ul</i>, -<i>sAl</i>) türetmeliğidir. (Dilemre 1936: 8-9) Târihî Türkcemizdeki “kumsal” ve “uysal” kelimeleriyle al</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:#C00000">̃</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;color:#C00000">âkası olmıyan bu türetmelik, Fransızcadan devşirilip Uydurmaca kelimeler teşkîlinde kullanıldığı ilk senelerde, Dil Kurumu, onun, Fransızcadaki gibi “ince tel</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:#C00000">̃</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-theme-font:minor-bidi; color:#C00000">affuz edileceğine” dâir îhtârda bulunuyordu&hellip; (“Kumsal”daki “sal”, “sin”, “uysal”daki “sal”, “sad” harfleriyle yazılır; ki bu, onların menşêinin farklı olduğuna delâlet eder.) “Güneş-Dil” hokkabazlığı sâyesinde, Fransızcadan (ve “Frenkce”den) bunun gibi birçok türetmelik ithâl</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:#C00000">̃</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-theme-font:minor-bidi; color:#C00000"> ederek bunlarla yüzlerce uydurma kelime teşkîl ettiler ve bunların “Öztürkce” olduğunu iddiâ ettiler&hellip; (Tafsîl</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:#C00000">̃</span><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-theme-font:minor-bidi; color:#C00000">ât için <i>Türkçenin Istılâh Mes’elesi ve İdeolojik Kaynaklı Sapmalar</i> kitabımıza mürâcaat.) Ecdâdımızın bin senede yoğurduğu İstanbul Türkcesi değil de, Frenk mukallidlerinin Uydurmacası “Öztürkce” imiş!<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal">***&nbsp;&nbsp; <o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>Falih Rıfkı Atay, kendi aralarında çevirdikleri “Güneş-Dil” oyunlarını anlatıyor</b><b><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext"><o:p></o:p></span></b></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">Kemalizmin dil ink̆il̃âbı rezâletinin birinci derecede fâillerinden olan katmerli Farmason, bu dünyâdan Kemalist îmânıyle göçmüş ifl̃âh olmaz İsl̃âm düşmanı Falih Rıfkı Atay (İstanbul, 1894 - İstanbul, 20.3.1971, Zincirlikuyu Mez.), <i>Mustafa Kemal’in Mütareke Defteri</i> isimli kitabının “Dil hareketinde özleştirmecilik ve Atatürk” ara başlıklı kısmında, yine Kemalizme toz kondurmadan, hiç utanıp sıkılmadan, bir mârifetmiş gibi, hattâ bunlardan kendine bir övünme hissesi çıkararak, sahne arkasında nasıl “Güneş-Dil” oyunları oynadıklarını anlatıyor: <o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>Prof. Dr. Yusuf Ziya Özer’in “başlıca hüneri, hangi dilden esaslıca bir kelime söyleseniz, aslını türkçe çıkarmaktı”<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Dil hareketinde özleştirmecilik ve Atatürk<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Rahmetli Yusuf Ziya [Özer] nereden ve neden dilci idi, bilmiyorum. Başlıca hüneri, hangi dilden esaslıca bir kelime söyleseniz, aslını türkçe çıkarmaktı. Şakacı, modacı ve dalkavuk da değildi. Buluşlarına inandığından şüphe etmezdim de nasıl olup da inandığına şaşardım. Nihayet aklı mantığı yerinde bir fakülte hocası, değerli bir eczacı idi. Kendisi ile lâtife yollu tartışmalarda bulunmak, dil sohbeti gecelerinde Atatürk’ün başlıca zevklerinden olmuştur. Bir defa ‘Dük’ kelimesi hatıra gelmişti. Yusuf Ziya:<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">- Türkçedir, “tok’ dan gelir, dedi.<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Gelir mi gelmez mi, niçin gelir, nasıl gelebilir, diye konuşulduğu sırada, Atatürk’ün eski ve nekreci arkadaşlarından Salih Bozok:<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">- Buldum, buldum, dedi.<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Hepimiz yüzüne baktık:<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">- ‘Düdük’ den gelir, dedi. <o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Atatürk, Yusuf Ziya’yı gücendirmemek için kaşlarını çattı:<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">- Sen alay mı ediyoruz, sanıyorsun?<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">- Hayır paşam&hellip; Dükler yalnız tok olmaz ya, düdükleri de öter de ondan yakıştırdım.<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>“Büyük Üstâd”: “Benim (uydurmam da) bu sabah banyoda aklıma geldi!”<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Başka bir sefer Atatürk, Ziya Bey usulü bir benzetiş marifeti yapmağa kalktı, rahmetli hoca dudaklarını bükerek:<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">- Olamaz, efendim, dedi.<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Atatürk’ün sağduyusu yerinden oynadı:<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">- Niçin olamazmış Beyefendim? Sizin benzettiklerinizin kitapta yeri var mı? Yooo&hellip; Yatağınızda sağınızdan solunuza dönerken hatırınıza geliyor, söylüyorsunuz. Benimki de bu sabah banyoda aklıma geldi.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-theme-font:minor-bidi">“İlmî metodlar arasında büyük bir fark olmadığı belli idi.</span><o:p></o:p></p>