Kemalizmin 'Târih Tezi' ve 'Güneş-Dil Teorisi' hurâfeleri (4)
-----
2022-02-14 00:00:00
<p class="MsoNormal"><b>Nîçin bu sessizlik?<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:14.2pt">1)
Bu memlekette –hani neredeyse- “İlmî Zihniyetin esâmesi okunmuyor” dense
yeridir! İnsanlarımızın kâhir ekseriyetine hâkim olan zihniyet, İskol̃astik
Zihniyet, yânî bir otoriteye tâbi olma zihniyetidir. Pek çok insanın, hattâ
bütün bir cem’iyetin ilmî bilgilerle mücehhez olması, ilmî bilgilerden istifâde
etmesi, onların İlmî Zihniyete sâhib olduklarını, bu zihniyete muvâfık sûrette
davrandıklarını göstermez. İlmî Zihniyet olmayınca, hak̆îkat̃ aşkıyle tecrübî
araştırma (müşâhede ve tecrübe usûl̃üne müstenid araştırma), tefekkür, usûlî
şüphe, sorgulama ve ulaşılan hak̆îkat̃e tâbi olma tavrı da olmaz. (“Müsbet İlim
Zihniyeti” hakkındaki muhtasar ve sistemli îzâhatımız için <i>Yeni Söz</i>, 11-13.9.2019, Tef. No 350-352’ye mürâcaat edilebilir.
Ayrıca, Kemalist Totaliter Rejimde Maârife ve Devlet hayâtına İskol̃astik
Zihniyetin hâkim olduğunu, aynı araştırmanın birçok tefrikasında, pek çok
delîlle, vesîkayle, misâlle îzâh etmiş bulunuyoruz.)<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:14.2pt">2)
“Aşk insanı kör eder”: İnsanlarımız, Kemalist Totaliter Rejimin çarkları içinde,
beşikden mezara kadar öylesine “Kemal̃perest” bir zihniyet ve tavırla
yetiştirilmişlerdir ve yetiştirilmiye devâm ediyorlar ki Kemalizmin lehine olan
her iddiâyı kolayca kabûl̃ ediyor, ak̃sine olanları ise, bunlar ne kadar
müdellel olurlarsa olsunlar, peşîn hükümle reddediyorlar; dîğer tâbirle,
şartlanmışlık, beyni yıkanmışlık, onları, düşünmekden, Kemalist Propagandayı ve
Kemalizmi sorgulamaktan alıkoyuyor… (Yine “Mustafa Kemâl̃’in Hastalığı, Ölümü,
Cenâzesi” başlığı altında <i>Yeni Söz</i>’de
neşrettiğimiz geniş araştırmamızda, vesîkalarla gösterdik ki -zâten her
totaliter rejimde de cârî olduğu vechiyle- Kemalist Totaliter Rejimin –hâl̃â
aynı minvâl̃ üzere Kemalist Propaganda Vek̃âleti gibi çalışan- Maârifinin ilk
hedefi, Kemalist nesiller yetiştirmekdir; ana mektebinden üniversite sıralarına
kadar bütün resmî tedrîsâtın başlıca vazîfesi budur ve bunda da fevkal̃âde
muvaffak oldukları âşik̃ârdır…)<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:14.2pt">3)
Esefle müşâhede ediyoruz ki (bir asırdır Kemalist Totaliter Rejimin
terbiyesiyle yetişen) insanlarımızın kısm-ı âzamı, hattâ belki kâhir ekseriyeti
menfâat̃ sâik̆ine tâbidirler: Tek tük istisnâlar hâric, insanlarımız, İlim
Zihniyeti gibi, İlim Ahl̃âkından da mahrûmdurlar; hak̆îkat̃perver ve hak̆îkat̃
ehli değildirler; onların davranışlarına umûmiyetle istikâmet veren, hak̆îkat̃
endîşesinden çok daha fazla nefsânî-dünyevî zaaflar, arzûlar, emellerdir,
menfâat̃perestlikdir, rahata düşkünlükdür (“conformisme”, yânî insanların,
umûmiyetle, rahatlarını bozacak, alıştıkları hayât tarzını altüst edecek yeni
fikirleri –bunlar, isbât edilmiş hak̆îkat̃ler olsalar bile-, farklı davranış
şekillerini benimsemekden kaçınma temâyülünde olmaları)… “Bana dokunmıyan yılan
bin yaşasın!” darbımeseli, bu zihniyet ve tavrın bir ifâdesidir. Ayrıca, bu
memlekette, “doğru söyliyenin dokuz köyden kovulduğunu” da unutmamak l̃âzım…
Bir de Ziyâ Paşa’nın şu beytini: “Hak söyliyen evvel dahi menfûr idi gerçi, / Hâinlere ammâ ki riâyet
yeni çıktı!” <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:14.2pt">4)
Sabataî-Farmason-Siyonist âmili bu mes’elede dahi müessirdir: Kemalist
Totaliter Rejim, esâs îtibâriyle bu zümrenin ve Frenk müttefîk̆lerinin eseridir
ve hâlen de Rejimin orta direği onlardır; Rejimle tamâmen aynîleşmiş olan ve
bir buçuk asırlık tahakkümünün devâmı için Kemalist Rejimi elzem gören bu
zümre, o rejime ve onun mâbûduna zarâr vereceğine kânî olduğu her hak̆îkat̃e
sed çekmekde k̆arârlıdır ve herkesin de bizzât müşâhede edebileceği gibi,
elindeki muazzam imk̃ânlar sâyesinde buna kuvveti yetmektedir; binâenaleyh bu
ve mümâsili mevzûlarda hak̆îkat̃ endîşesiyle araştırma yapabilecekler de, ya
mezk̃ûr Mütehakkim Zümreden çekinmekte, ya da her şeye rağmen hak̆îkat̃i
araştırıp bir netîceye ulaştılarsa dahi, çalışmalarını efk̃ârıumûmiyeye duyurma
imk̃ânlarından mahrûm bulundukları için bizim onlardan haberimiz olmamaktadır…</p><p class="MsoNormal"><br></p><p class="MsoNormal"><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads/Aral%C4%B1k-2021/2.jpg" alt="2"><br></p>
<p class="MsoNormal"></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:14.2pt">5)
Mütehakkim Zümrenin, Kemalizmin sorgulanmasına mâni olmak, hak̆îkat̃leri
ört-bas etmek ve Kemalist Totaliter Rejimi idâme etmek için elindeki en mühim
baskı vâsıtalarından biri, 5816 Sayılı Kânûndur. Câhil, safderûn bâzı
vatandaşları heykellere saldırtarak, müretteb hâdiselerle bir kaşık suda
fırtına kopararak, istismârla, tedhîşle, şirretçe âvâzelerle bir kerre daha Hak
Ehlini sindirerek, (hukûk kâidesinin –yânî kânûnların- umûmî ve gayr-i şahsî
olduğu gibi –“<i>la règle de droit est
générale et impersonnelle</i>”-) hukûkun esâsî kâidelerini dahi hiçe sayarak 25
Temmuz 1951’de çıkardıkları, büyük bir hukûk rezâleti teşkîl eden, Vicdân,
Fikir, İfâde Hürriyetlerini ayaklar altına alması, İnsan Haklarını pervâsızca
ihl̃âl̃ etmesi îtibâriyle bir yüz karası olan Şahsî ve Şahısperest Kânûn!
Mâmâfih, mes'ele, bu kânûnla da mahdûd değil: İhtil̃âl̃lerle dayattıkları
Esâsiye Kânûnları (ki onlar buna kendi uyuduruk dillerinde “Anayasa” diyorlar),
mevzûâtları, velhâsıl Kemalizme îmân etmeyi ve ona tâbi olmayı bir vatandaşlık
şartı hâl̃ine getiren, zulüm üzerine müesses bütün bir hukûk̆î nizâmları da
Hak̆îkat̃ Ehlini dört bir taraftan kuşatmış, cendere içine almıştır. Hâl̃
böyleyken, tamâmen müsbit vesîkalara, delîllere müsteniden de olsa,
hak̆îkat̃leri ifâde etmek, çeşid çeşid zulümleri göze almayı, hattâ hayâtından
vazgeçebilmeyi istilzâm ediyor… <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:14.2pt"><b>Ey Anadolu Milleti! Ancak
Bâsübâdelmevt’te mi uyanacaksın?<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:14.2pt">İşte,
mahzâ, insanlara hak̆îkat̃leri göstermek ve Hakka, Hak̆îkat̃e tâbi olmıya dâvet
etmekden başka bir niyetle yapılmamış olan onca neşriyâtımız karşısında
Memlekette çıt çıkmadı, çıt çıkmıyor! <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:14.2pt">Üzerine
ölü toprağı serpilmiş cem’iyet, asırlık uykusuna devâm ediyor! <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:14.2pt">Daha
ne kadar devâm edecek? Ancak Bâsübâdelmevt vaktinde mi uyanacak? L̃âkin o
uyanış, çok acı bir uyanış olur!<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 14.2pt; line-height: 15pt; background-image: initial; vertical-align: top;"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">O acı uyanışa kalmamak için, şimdiden intibâha gelmek lâzım!<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:14.2pt"><b>- 3. Fasıl: Kur’ân-ı Kerîm, bize
Hak̆îkat̃ Ehli olmayı emrediyor </b><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 14.2pt; line-height: 15pt; background-image: initial; vertical-align: top;"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">Muhakkak ki her sahîh Müslüman, Hak̆îkat̃ Ehlidir, bir
Hak̆îkat̃perverdir. Bunun ak̃si düşünülemez bile!<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 14.2pt; line-height: 15pt; background-image: initial; vertical-align: top;"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">Biz nîçin Müslümanız? Dînimiz, Hak Dîn, yâni Hak̆îkat̃ Dîni,
Hak̆îkat̃e Müstenid, Hak̆îkat̃ Dâvâsı güden Dîn olduğu için! Böyle olduğuna
dâir elimizde sapasağlam, bugüne kadar cerhedilememiş delîller bulunduğu için!<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 14.2pt; line-height: 15pt; background-image: initial; vertical-align: top;"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">Ve Kitâbımız, Hak Kitâbdır; Müteâl̃ Hâlik̆ tarafından kulu
ve elçisi Hz. Muhammed’e (S.A.V.) vahyedilmiş, günümüze bil̃âtahrîf ulaşmış
İl̃âhî Kitâbdır. O, bir Hak̆îkat̃ rehberidir. Hayâtımızın mânâsı,
yaratılışımızın gâyesi ile al̃âkalı suâl̃lerimizin cevâbı ondadır. Kendisi,
bütünüyle Hak̆îkat̃e müstenid olduğu için bütün sâliklerinin, bütün
mü’minlerinin de birer Hak̆îkat̃ eri, Hak̆îkat̃ dâvâcısı, Hak̆îkat̃ mücâhidi
olmasını emreder. Bunun içindir ki sahîh Müslüman, hayâtı boyunca, dâimâ
Hak̆îkat̃e tâlib olur, onu araştırır, keşfedince de ona tâbi olur ve onun
zaferi için mücâdele eder. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 14.2pt; line-height: 15pt; background-image: initial; vertical-align: top;"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">Her mes’elede Hak̆îkat̃e tâlib ve tâbi olmak yerine,
istikâmetten şaşan, şaşkınlıkları için biteviye (dînî, siyâsî veyâ nefsânî)
mâzeret uyduran, tak̆iyyeci veyâ makyavelist tavırları akıllılık zanneden,
velhâsıl bin dereden su getirerek Hak̆îkat̃perver olamıyanlar îmânlarını
sorgulamalı ve şeytanın hîlesini farketmelidirler! <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 14.2pt; line-height: 15pt; background-image: initial; vertical-align: top;"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">Her zaman hatırda tutmak lâzımdır ki “Müslümanlık”, hayâtta
taşınması en zor sıfattır; insanı sahîh, muhlis Müslüman yapan, sâdece bâzı
şeklî davranışlarda bulunmak değil, evvel̃â selîm ve muhlis akâid sâhibi olmak
(meselâ Kemalist, Mason, Komünist, Sosyalist, Liberal, Panteist, laik, hurâfî,
ırkçı, irticâî, tedhîşçi “Müslümanlık”tan berî olmak), sâniyen ömrünü Kur’ân-ı
Mübîn’e tâbi olarak, bütün düşünüş, duyuş ve davranışlarını onun tâlimâtıyle
şekillendirmiye çalışarak geçirmekdir (en azından hâlis niyetle buna gayret
sarfetmekdir; yoksa hiç kimse günâhdan
ârî değildir). (Biz, bu mümeyyiz vasıflarla mücehhez insanı “Dirâyetci Müslüman”
tâbir ediyor ve onu “Rivâyetci Müslüman”la zıdlaştırıyoruz…)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">Kur’ân-ı Hakîm’in tamâmı, hem kendisinin Hak Kitâb olduğunu
isbât bâbında nice sağlam delîller serdeder, hem de Mü’minlere, muhtelif
vesîlelerle, muhtelif kelimelerle hep Hak̆îkat̃perverliği aşılama gayreti
içinde bulunur. Bu bakımdan, Kur’ân-ı Mübîn’de Hak̆îkat̃perverlikle al̃âkalı
Âyetleri zikretmek, belki Fâtiha Sûresi’nden başlıyarak bütün Âyetleri
zikretmek demekdir. Mâmâfih, bize doğrudan Hak̆îkat̃perverliği emreden biraz aşağıda zikredeceğimiz nümûneler, bütün
hakkında fikir vermiye kâfîdir. İnşâallâh intibâhımız için de kâfî olurlar!
Yeter ki Kur’ân-ı Kerîm’i muhtelif şarkı makâmlarında okumayı mârifet zannetmek
yerine, kalbimize nûr saçan Âyet-i Celîlerin o pek hikmetli mânâları üzerinde
derin derin tefekkür edelim!</span><o:p></o:p></p>