Kemalizmin 'Târih Tezi' ve 'Güneş-Dil Teorisi' hurâfeleri (34)
-----
2022-03-16 00:00:00
<p><b>Agop Dilaçar: “Türkler, Pekin İnsanının soyundan üstün ırk”</b></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">Dil Kurumu “Başuzmanlarından” Agop (Martayan) Dilaçar’ın
(İstanbul, 1895 – a.y., 12.9.1979, Üç Horon Ermeni Kilisesi, Şişli Ermeni Mezarlığı)
28 Ağustos 1936 Celsesinde okuduğu “tez”inin başlığı: “Güneş-Dil Teorisinin
Antropolojisi”… Tankut’unki gibi onunki de kitab hacminde bir “tez”: <i>Üçüncü Türk Dil Kurultayı 1936; Tezler,
Müzakere Zabıtları</i> kitabında (1937), 34 sayfayı (ss. 229-260) işgâl̃
ediyor… 29 Ağustos 1936 târihli (<i>Cumhuriyet</i>,
<i>Akşam</i> gibi) gazeteler, bu metinden,
anlamayı zorlaştıran dizgi hatâlı birkaç paragraf naklediyorlar. Binâenaleyh,
en iyisi, gazeteleri bir tarafa bırakıp, bir fikir verme bâbında, mezk̃ûr
kitabdan birkaç pasaj ik̆tibâs etmek… Aşağıdaki metni okurken, bu “Güneş-Dil
âlimleri”nin Türkceye ne kadar rahat bir tavırla Fransızca kelimeler
karştırdıklarına dikkat̃ etmek l̃âzımdır; bu hâl̃ de, nasıl Türkceden bozma,
mümkün mertebe alafranga ve laik bir sun’î dil inşâ edilip bunun Resmî Dil
yapıldığına dâir bir delîldir: <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>“Türk jenisinin yüksek buluşu”<o:p></o:p></b></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“…Türk lengüistiği, […] dil tarihini tevhit edilmiş birtek
dil tarihi şekline sokabilecek ve bu büyük senteze, Türk Dili, Türk jenisinin
yüksek buluşu ile kılavuz ve anahtar olacaktır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>“Güneş-Dil Teorisi, dillerin menşêi muammâsını kat’i olarak
hâlletmiştir!”<o:p></o:p></b></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“İmdi; dil menşei bahsinin hakkını iade, ve lengüistikte
işgal etmesi lâzımgelen yerin ehemmiyetine işaret ederek, glottogoni [< Frz.
“<i>la glottonie</i>”; dilin menşêini ve
tek̃âmülünü tedk̆îk̆] mevzuuna geçelim. Bu sahada hatıra gelen ilk sadedil ve
tabiî sual ‘ilk dili hangi ırk, nerede ve ne zaman yarattı?’ sualidir.
Monojenez ve polijenez, bu iki nazariyeden hangisine inanmalı? Güneş-Dil
teorisi, bu bahislere doğrudan doğruya temas etmeden kendi neticesine
varabilmiştir. O, yalnız Türk dilinin etimoloji, morfoloji ve fonetiğini
yaparken, hem dil menşei hem de dil aileleri arasındaki rabıta meselesini Türk
Dili anahtariyle açmış ve ayni zamanda Türk Dilini analaştırmış, umumîleştirmiş
oluyor. Fakat bu teori, ‘Türk Dili anadildir’ a priori kanaati ve prejüjesiyle
başlamıyor; énoncésinde böyle bir cümle yoktur. Glottogoni ve dil aileleri
münasebetleri meselesine kök, ek ve kelime bakımından Türk etimoloji, morfoloji
ve fonetik Güneş-Dil prensiplerini tatbik edersek, şimdiye kadar çözülmiyen bu
muamma kat’î olarak halledilmiş oluyor. [Bozuk, mânâsız cümle! Doğrusu şöyle
olabilir: “Glottogoni ve dil aileleri münasebetleri meselesinde, -kök, ek ve
kelime bakımından- Türk etimoloji, morfoloji ve fonetiğine Güneş-Dil
prensiplerini tatbik edersek, şimdiye kadar çözülmiyen bu muamma kat’î olarak
halledilmiş oluyor.”] Bunun üzerine biz de öyle ise Türk Dili anadildir
diyoruz. Bu netice a priori değil, a posteriori olarak kendiliğinden çıkıyor.
Ve teorinin de asıl kuvveti ve değeri işte bu noktadadır. (s. 231) […] <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>“Yüksek kültürlerin hâkimiyeti”<o:p></o:p></b></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“Maksadım, Yafetidoloji nazariyesinin yalnız glottogoniye
taallûk eden kısmından bu kadarını almak olduğundan, şimdi olojenez, Kulturkreis
teorilerini de bir araya katarak bir sentez yapıp, Güneş-Dil Teorisinin
glottogonisi bunlardan hiçbirine medyun olmadığı halde, her üç nazariyenin onun
tavzihine uygun olduğunu kaydetmek isterim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"></p><p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads/Aralık-2020/15mart2022yesevizade1.jpg" alt="15mart2022yesevizade1.jpg"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";color:#C00000">(<i>Akşam</i>,
29.8.1936, s. 1)<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default"><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman";color:#C00000">“Güneş-Dil âlimi” Agop
Dilaçar’ın 3. Türk Dil Kurultayı’nın 28 Ağustos 1936 Celsesinde okuduğu
“tez”inin başlığı: “Güneş-Dil Teorisinin Antropolojisi”… “Güneş-Dil Teorisi,
dillerin menşêi muammâsını kat’i olarak hâlletmiştir… Brakisefal Alplılar, yânî
Türkler, [günümüzden 400 bin ilâ 780 bin sene evvel yaşamış] Pekin insanı denen
insansıların soyundan gelen üstün ırktır… Sümerce, ata Türklerin ana dili ve
dünyâ dillerinin de hâkim dilidir…” kabîlinden bir sürü hezeyân! <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">***
<o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“İmdi, başlangıçta yeryüzünün muhtelif yerlerinde, biribirile
tesalüp temayülünü gösteren birçok reşim [tomurcuk hâlinde] diller ve iptidaî
kültür çevreleri vardı. Bunlardan ‘précoce’ ve ‘caduc’ olanlar söndü veya
başkaları tarafından temessül edildi, daha dayanıklı olanlar da, komşuluk ve
göç suretile birbirlerile tesalüp edip ‘métissage’ ve ‘hybridisation’ meydana
getirdiler. Bu ameliyede karşılıklı tesirler hâsıl oldu. Yaratılış, veraset,
iklim ve muhit sayesinde yüksek kültür çevreleri, zayıf ve iptidaî kültür
dillerine hâkim oldular. Ve bu sonrakilerden de ancak rüdimanter bir eser
kaldı. Onun için, anadil demek, hâkim dil demektir. Bugünkü dillerde görülen
benzeyişler hâkim dilin unsur ve tesiridir. Farklar ise mahallî, iptidaî dil
varlıklarının yanık kalıntılarıdır. Bu mefhumun filozofik esası, kâinatta
monizm veya plüralizm aramaktansa, ‘unité’ tabirini mütecanis varlıklara
münhasır tutup, Maurice Blondel’in ‘La Pensée’sinde (1934 – 35, cilt I, s. 5)
teklif ettiği bütün tenakuz ve tenevvüe rağmen esas birliğe de ‘unicité´’
tabirini kullanmaktadır. (s. 235) […]<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>“Brakisefal Alplılar”, yânî gûyâ “Türkler”, günümüzden 400
bin ilâ 780 bin sene evvel yaşamış “Pekin insanı” denen insansıların soyundan
gelen bir üstün ırkmış!<o:p></o:p></b></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“Broom ve Sir Arthur Keith 1935’e kadar yapılan
hafriyatlardan çıkan bütün iskelet ve kafataslarını ince bir tetkikten
geçirdikten sonra brakisefal ana ırkın ceddini, en eski Pleistosen çağında
yaşamış ve 1927 de Pekin yakınında yapılan hafriyattan çıkmış olan Sinanthropos
Pekinensis ilk insan cinsine bağlıyorlar. 1935 yılı sonuna kadar 20 iskeleti
meydana çıkarılan bu ırk, medeniyet anahtarı olan ateş keşfini ve taştan da
alet ve edevat yapmıştı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi">“İşte bin bir tanesinden
ancak birkaçını burada sayabildiğim ve jeofizik, klimatoloji, etnoloji,
paleontoloji gibi muhtelif sahalardan aldığım delillerle ırk, kültür ve dil
bakımından hâkim ırkı teşkil edenlerin, ana yurdu Ortaasya olan brakisefal
alplılar olduğunu ispat etmiş oluyoruz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>“Sümerce, ata Türklerin ana dili ve dünyâ dillerinin de hâkim
dili” imiş!<o:p></o:p></b></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;text-align:justify;text-justify:
inter-ideograph;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman";color:windowtext">“Genç lengüistlerden
V. Christian, Sümercede şu vasıfları buluyor: Grameri Kafkas, kelime teşekkülü
Hami-Sami, fonetiği ise Tibeto-Birman, Ural-Altay ve Sudan dillerine benzer.
Neden acaba bukadar geniş bir sahada karşılaştırmalar ve benzeyişler? Sümer
dili şüphesiz her dile benzer. Çünkü Alp ırkının, Ortaasyanın, ata Türklerin
ana dili ve dünya dillerinin de hâkim dili olmuştur. Başka sebep yoktur ve
olamaz. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi">“Lenormand, Hommel, King,
Wooley, Gordon Childe, John Marshall ve Mackay gibi âlimlerin Sümer ve
Mohenjodaro ırk ve dillerini bağlamak istedikleri Ortaasya ve Turanın Türk
dilini de muhtelif lengüistler, Sümerce ve Ural-Altay grupundan maada şu
dillere de hısım çıkarmışlardır: Âri, Dravit, Grek, Hint-Avrupa, Goluva, Alman,
İskit, Ermeni, Elam, Eti, Etrüsk, Bask, Bantu, Mısır, Amerika, yani bütün dünya
dilleri…</span><o:p></o:p></p>