Kemalizmin 'Târih Tezi' ve 'Güneş-Dil Teorisi' hurâfeleri (31)
-----
2022-03-13 00:00:00
<p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext"> </span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“Ovarit şekli<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“Yumurtalığın iltihabı (yangın) demek olan ‘ovarit’ de bütün
heyetile türkçedir: ‘ovar’ın sonuna gelen dinamik ‘-it’ unsuru kelimenin
manasına şiddetle kendisini hissettiren bir anlam (ıstırâp anlamını) ilâve
etmektedir. Burada –it unsurunun (iti sözündeki) gerçel (reel) manası iyice
hissolunmaktadır: iti (yakutça, Pekarski) ‘sıcak, yakıcı; sıcaklık, yanıklık’,
(eski Osm. Çağ. Krm.) ‘hâd, sevri’. Bunların delâletile anlıyoruz ki,
iltihaplar ve dolayısile hâd ve cağlar anlatan tıbbî isimlerdeki -it eki halis
Türk kaynağından gelmiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“Bizi dikkatle takib etmek lûtfunda bulunan okuyucuların, bu
terimler grupunda da, türkçenin ana dil rolünü esaslı bir surette görmüş
olduğuna kanaat getireceklerini ümit ederiz.” (<i>Cumhuriyet</i>, 7.2.1937, s. 6)<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>Prof. Naîm Hâzım Onat: “Büyük Şefin ‘arı’ sözü üzerine
koyduğu bir görüşten aldığı kuvvetli bir ilhâm ile”, <i>Arapçanın Türk Diliyle Kurulduğuna</i> dâir cildlerle kitab yazan
“Güneş-Dil âlimi”<o:p></o:p></b></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“Güneş-Dil Teorisi”nin en fanatik tarafdâr, müdâfi ve
tatbîkâtçılarından birinin, “Konya Saylavı” Prof. Naîm Hâzım Onat (Konya, 1889
– 5.5.1953) olduğuna şüphe yoktur. “Büyük Şef”, Târih ve Dil Tezlerini etrâfına
telk̆în etmiye başlar başlamaz, bunlara derhâl̃ dört elle sarıldı. İbrahim
Necmi Dilmen’in bir hâtırası bununla alâkalıdır. Şâhid olduğuna göre, onun
“Güneş-Dil” faâliyetlerine iştirâk̃i ve bunları en uc noktalara taşıması,
“Büyük Şef”in “arı” kelimesine dâir bir yorumundan aldığı ilhâmla başlamış:<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">“Sami dillerle Türkçenin mukayesesi işinde,
cemiyet azasından derleme kolbaşısı Naim Hazım Bey en ileride yer tutmuştur.
Arapçayı pek iyi ve pek derin bilen Naim Hazım Bey arkadaşımız, Büyük Şefin
“arı” sözü üzerine koyduğu bir görüşten aldığı kuvvetli bir ilham ile, Arap
sözleri arasında pek çoğunun Türk köklerinden kopup geldiğini yüzlerce
örneklerle ileriye sürmüştür. İlkin <i>Hâkimiyet-i
Milliye</i> sütunlarında, sonra <i>Bülten</i>'de
yer bulan bu düşünüş ve buluşlar, günden güne gelişmekte ve genişlemektedir.
Kurultay'da da başlıca bir tez olarak ortaya konacaktır.” (İbrahim Necmi
Dilmen, “İkinci Dil Kurultayı’na Doğru”, <i>Ülkü</i>,
Ağustos 1934, sayı 18, ss. 409-412; <i>Yeni
Söz</i>, 15.10.2019/384)<span style="font-family:"Times",serif;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman";color:windowtext"><o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">1935 senesinde <i>Ulus</i>
gazetesinde neşrettiği bir makâle de, onun, başından îtibâren, “Güneş-Dil
İnk̆il̃âbı”na nasıl heyecânla îmân ettiğine ve bu uğurda seferber olduğuna
şâhiddir. O devrin henüz tedâvüle sokulmuş (“gizemli, önemli, ilkel, -hâsıl,
istihsâl, inşâ etmek mânâsında- üretmek [ki Târihî Türkcemizdeki “üremek
–çoğalmak-”tan “üretmek –çoğaltmak”- kelimesinin “istihsâl, hâsıl etmek”le bir
al̃âkası yoktur; Uydurmacanın bu mânâdaki “üretmek” fiili, Fransazcadaki “<i>produire</i> > <i>production</i>; <i>reproduire </i>>
<i>reproduction</i>” kelimelerine
benzetilerek uydurulmuştur] -kelime mânâsında kullanılan- söz, araç, içsel”
gibi) birçok Uydurmaca kelimeyle kaleme alınmış bu makâle, ayrıca, İlmî
Zihniyetin kıyısına dahi yaklaşamamış “Güneş-Dil âlimleri”nin klinik bir
tedk̆îk̆ mevzûu olabilecek zihniyet ve hâletirûhiyelerinin bir aynası
mesâbesindedir:<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>“Güneş-Dil Teorisi”: “Beyinleri kamaştıracak kadar parlak ve
yüksek hak̆îkat̃”<o:p></o:p></b></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“ ‘Ulus’un son günlerde ilim dünyasına açtığı yeni (Güneş-Dil
teorisi) bilgimizi keskin ışık dalgalariyle saracak yepyeni bir buluştur. Bu
beyinleri kamaştıracak kadar parlak ve yüksek hakikat, çok eski ve köklü
dilimizin ve dolayısiyle ondan varlık almış birçok dillerin nasıl doğduğunu en
açık ve en basit bir şekilde ortaya koymaktadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“Batı dil bilginlerinin taşlaşmış teorileri, son
araştırmalarla gevşemiş, dağılmaya yüz tutmuştu. Bugün ise pek üstün, varlığın
kanunlarına en uygun olduğu gibi, ilmin ölçüleriyle incelenmesi de pek kolay
olan bu yaltırıklı buluş, apaydın bir hakikatin, asırların karanlık görüş ve
düşünüşleriyle nasıl körletilmiş, yalçın perdelerle kapatılmış olduğunu bize
bir kat daha anlatıvermiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“Dil tarihimizin gizemli düğümleri gözlerimizin önünde artık,
çözülmeğe başladı. Bir güneş gibi fışkıran bu yeni ışıkla dilimizi ve büyük benliğimizi
daha derinden aydınlatmak yolunu tutmuş bulunuyoruz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“Dilimizin etimolojisini en kesin ve keskin bir görüşle
açacak Güneş-Dil teorisi, bize ilk insanların düşünüş ve söz yaratış kaynağının
ne olduğunu göstermektedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“Beşer tarihinin türlü yollardan yapılmış ve yapılacak
araştırmalariyle öğreniyor[uz] ve öğreneceğiz ki insanlığa ilk düşünüş, ilk
inanış gibi, ilk söyleyiş de gene maddi varlığımızı ören ve üreten güneşten
gelmiştir. Dil, tarih araştırmaları gibi arkeolojik, paleografik bilgiler de bu
hakikatin kavramında [“kavranmasında” demek istiyor] bize en önemli bir
yardımcı olacaktır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">“<b>İnsanlığa
ilk düşünüş, ilk inanış, ilk söyleyişin Güneşten geldiğini gösteren Güneş-Dil
Teorisi, tan yeri gibi ışıklı ve tansık [mûcizevî] bir hak̆îkat̃tir”<o:p></o:p></b></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“Toprakların altında binlerce yıl gömülü kalmış her türlü
kalıntılar gibi eski ve totemik inanlar, halk deha ve şuurunun engin
bucaklarında gömülü duran düşünceler ve sözler de deşilip derinleştirildikçe
çözülmez sanılan düğümler, kendiliğinden açılıverecektir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“Güneş yerin anasıdır. Işıktan kollariyle onu saran, bağrına
basan bu büyük varlığa insanoğlu, ilk gözünü açtığı gün, sarılmış; onu kendine
en büyük koruyucu saymıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“Kürenin korkunç ve boşluk dolu sırtı üzerinde türeyen
duygusuz, insansız [inansız], araçsız ilkel insanların değil, ilerlemiş,
yükselmiş, varlığın kanunlarını kavramış bugünkü beşer varlığının bile ona
bugün nasıl göz ve gönül açtığını düşünmek onun yaratılışımız üzerindeki derin
izlerini göstermeğe yetişebilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“Güneşten aldığı düşünüş ve anlayış kuvvetiyle ona belki de
göz yumacak kadar ilerlemiş, türlü yaşama yolları bulmuş bugünkü insan yığını,
eğer bilmiş ve inanmış olsaydı ki şimdi, o artık sönecek ve kararacaktır, onun
o anda uğrıyacağı korkunç iç duygusu, şüphesiz, aklını alacak kadar, çılgın
olurdu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“İç ve dışımızı almış bu kadar büyük bir varlığın, her şeyi
ondan uman ve ondan aldığını sanan en eski dedelerimizce ne kadar önemli
tutulacağı düşünmeye bile değmez sanırım. <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“İlkel insanlar, yemeyi, içmeyi, ısınmayı, ışığı, ateşi, yanmayı,
türlü iyilik ve felâketleri hep ondan gelir sanarak ona tapmış, onu en büyük
yaratıcı Tanrı saymışlardı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“Her şeyde ilkin maddî düşünen insanın bütün içsel
duygularını doğuran gene güneşin, kendini saran ışıkları olmuştur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“O, aklı, bilmeyi, büyüklüğü, yüksekliği, güzelliği, kuvveti
ve ona inanıp tapmayı; hareket, mesafe ve zaman gibi zihnî bulguları hep ondan,
onun türlü oluş ve görünüşlerinden almış, onu anmaya yarıyacak en düz ve
birleşik ses ve hecelerden gitgide bütün duygu ve düşüncelerini anlatacak bir
dil araçını ortaya çıkarmıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads/Aralık-2021/12mart2022yesevizade.jpg" alt="12mart2022yesevizade.jpg"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";color:#C00000">(<i>Akşam</i>,
21.8.1934, s. 1)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";color:#C00000">1934’teki İkinci Dil Kurultayı’nda, Prof. Naîm
Hâzım Onat, “Arabcanın Türk Diliyle nasıl kurulduğunu” îzâh ediyor… “Güneş-Dil
Teorisi”nin ana fikri, en az 1930’dan
beri Kemalist kadroların bir kesimi arasında tedâvüldeydi… <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal">*** <o:p></o:p></p>