Kemalizmin 'Târih Tezi' ve 'Güneş-Dil Teorisi' hurâfeleri (30)
-----
2022-03-12 00:00:00
<p></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:normal"><b><span style="font-size:20.0pt;font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman""><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads/Aralık-2020/11mart2022yesevizade (2).jpg" alt="11mart2022yesevizade (2).jpg"></span> </span></b></p><p class="MsoNormal" style="line-height:normal"><b><span style="font-size:20.0pt;font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman""><br></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:normal"><span><span><span></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";color:#C00000">(<i>Akşam</i>,
27.8.1936, s. 1) <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";color:#C00000">Hasan Reşid Tankut, 3. Dil Kurultayı’nda
“Güneş-Dil nutku” îrâd ederken… Arkada, sağında “celse asbaşkanı Bay Nuri
Conker”… Tankut’un nutkundaki en mühim iddiâsı, <i>Akşam</i> gazetesinde manşet olmuştu: “Güneş-Dil Teorisi, dil tetkik
ilmini hakikî mecrasına sokabilecektir”… <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal">*** <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> </p>
<p class="MsoNormal"><b>Ahmed Cevad Emre: “Türkün Güneşi! Andlıyız sana! / Güneşten
içtik biz kana kana!”<o:p></o:p></b></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">Resmî Neşriyât cümlesinden olarak, 1934’te <i>Türkçe ve Hint-Avrupa Dilleri</i>
(İstanbul: Akşam Basımevi, 108 s.) ve <i>Türkçenin Hint-Avrupa Dili ile Mukayesesi</i>
(İstanbul: Devlet Basımevi, 64 s.; 1935’te, tekrâr iki misli hacimle -120 s.-)
isimli kitabları neşredilmiş olan “Güneş-Dil âlimi” Ahmed Cevad Emre’nin 3.
Türk Dil Kurultayı’nın 27 Ağustos 1936 günki toplantısında müdâfaa ettiği ve
“Güneş-Dil Teorisini müctemian canlandıran” tez, “Kurultayda bulunanlarca
takdîrle” karşılanıyor… Emre, Tezinde, Türkcede kullanılan Fransızca asıllı
ıstıl̃âhların dilden atılmasına ihtiyâc olmadığını, çünki bunların, “Güneş-Dil”
usûl̃üyle menşêleri araştırıldığı zaman, Türkce asıllı olduklarının müşâhede
edildiğini îzâh ediyor. Bu müddeâsına misâl̃ olarak “<i>philosophie, philosophe</i>” kelimelerini tahlîl ediyor. Muhâbirin
hül̃âsasına nazaran:<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“Ahmed Cevad, Güneş-Dil tahlilinin başlıca ameliyeleri olan
ana kökü ve düşmüş vokali iade işlerinin ne gibi ilmî esaslara istinad ettiğini
izah etti. Ve birer birer kelimelerin elemanlarını yazarak, türkçe ve yakutça
lûgatlere müracaat ederek manalarını tesbit etti. Bu suretle gerek filos ve
gerekse sofia kelimelerinin türkçe (raisor = ep) ve bundan çıkan (pil, bil =
ilim), (sap, sav = söz) ve (savak = ders) sözlerinden çıkmış olduğunu itiraz
kabul etmez surette isbat etti ve bu suretle Avrupa alimlerince etimolojisi
karanlık olan bu kelimelerin apaydın özü arık türkçe olduğunu meydana koydu ve
terminolojide kullanılan daha birçok tabirlerin halis türkçe olduklarını ilâve
etti. Bu araştırma sonunda: ‘Kültür âleminde kullanılan terimlerin
(ıstılahların) esasları (grek-lâtindir, türkçe olamaz) gibi bir iddia yapmakta
devam edebilir miyiz?’ diye sordu. […]<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“Ahmed Cevad Emre, ana dili, orijinali kaybolmuş, yalnız
yazma nüshaları dünyanın her tarafına yayılmış bir kitaba benzetti. Bu kitabın
en orijinal ve sahih kalmış nüshaları Pasifikten Atlantiğe kadar yayılan saha
üzerinde konuşulan Türk lehçeleri olduğunu; bu lehçelerin bizimle beraber
Güneş-Dil Teorisinin tahlil metodlarile mütaleasına Avrupa dilcilerinin
iştirakini temenni ettiğini söyledi.”<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">Ahmed Cevad, “sözlerimi, Türkün Güneşine bir şairimizin iki
mısrâı ile hitâb ederek bitiriyorum” diyor ve şu mısrâları haykırıyor:
“Atatürk, Atatürk! Andlıyız sana! / Güneşten içtik biz kana kana!”<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">Gelin de bu “âlimler”in maskaralıklarına gülmeyin! <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>“Güneş-Dil âlimleri”nin hokkabazlıkları<o:p></o:p></b></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">Bu “Güneş-Dil âlimleri”nin ne yaman hokkabazlar olduklarına
Ahmed Cevad Emre iyi bir misâl̃dir. 6-7 Şubat 1937 târihli <i>Cumhuriyet</i>’te neşredilen “Güneş-Dil Teorisile Tetkikler: Oval,
ovul, ovar, ovarit…” başlıklı “tedk̆îk̆”i bu hünerini pek güzel sergiliyor…
Mâmâfih bu “tedk̆îk̆”in bir başka câlib-i dikkat vechesi var: Başlık altında,
“Atatürkün yüksek takdirine mazhar olmuş bir etüd” ihtârı yer alıyor… (İki gün
tefrika edilen bu “etüd” –ki böyle rahatça kullanıldığına bakılırsa, o da
“Öztürkce” olsa gerek- ilk gün, sehven, bir başka “Güneş-Dil” âliminin –İsmail
Müştak Mayakon’un- imzâsıyle intişâr etti; ertesi gün bu hatâ tashîh edildi.) <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">İşbu “etüd”de, Emre, mezk̃ûr Fransızca kelimelerin “Öztürkce”
olduğunu “isbât etmekle” kalmıyor, üstelik, -aynen Prof. Dr. Sâim Ali Dilemre
ve sâire gibi- onlarda kullanılan “-<i>al</i>”,
“-<i>it</i>” gibi türetmeliklerin de (“<i>morphèmes dérivationnels</i>”) “Öztürkce”,
binâenaleyh Türkceden Fransızcaya geçmiş olduklarını iddiâ ediyor. Böylece, <i>Türkçenin Istılâh Mes’elesi ve İdeolojik
Kaynaklı Sapmalar</i> kitabımızda (Ankara: 2013) tafsîlâtıyle îzâh ve isbât
ettiğimiz vechiyle, Uydurmacanın günümüzde çok işlek hâle getirilmiş “-<i>sAl</i>”, “-<i>Al</i>”, “-<i>Il</i>”, “-<i>Ul</i>” nisbet eklerinin (> “özel, ilkel,
ulusal, arsıulusal, sanal, yanal, dönel, sürel, bağıl, tekil, çoğul, özgül,
siyasal, anıtsal, toplumsal, yapısal,
yaşamsal, geleneksel, nicel, denel, buzul, anayasal, tanrısal, küresel,
târihsel, hukuksal, fiziksel, kimyasal, ahlâksal, ilh…”) Fransızcadan devşirme
olduğuna dâir yeni bir vesîkayle karşılaşıyoruz. <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">Bu “etüd”den ik̆tibâs ettiğimiz birkaç pasaj, “Güneş-Dil
mantığı”nın nasıl “fevkal̃beşer” ve “Güneş-Dil âlimleri”nin ne kadar mârifetli
olduklarına delîldir: <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“Oğul – ovul<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“Telkih [telk̆îh; dölleme, aşılama] olduktan sonra ana
rahminde rüşeymi veya nebatlarda daneyi teşkil eden cisme verilen ovul (fr.
ovule) ismi ‘oğul’ ile gerek şekil ve gerek anlamca birdir. […] <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>“Oval isminin –<i>al</i>
eki de türkçedir”<o:p></o:p></b></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“Oval şekli<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“Yumurta biçiminde olan şeylere sıfat olarak verilen ‘oval’
isminin ‘al’ eki de türkçedir. Bir kere Güneş-Dil teorisinde ‘v. l’ unsuruna
tahsis edilen ‘şümul’ kıymeti bu sözde tas tamam mevcuttur: bir şeyin oval
olduğunu söylemek yumurtanın bir hususiyetini (biçimini) o şeye teşmil etmek
demektir. [“<i>Oval</i>”in Türkcesi, “beyzî
ve “söbe, söbemsi, söbüce”dir.]<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“Diğer taraftan –al ekiyle teşkil edilmiş daha birçok türkçe
sözler vardır: kaval, güzel, tükel ‘tam’, keval ‘içi boş’, amal, amul ‘halim’,
osal ‘ihmalci’, çatal, inal ‘mutemet’ v.b. <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“Ovar şekli<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“Ananın karnında yumurtaların husule geldiği organa ovar-ium
(fr. ovaire) denilir. Türkçe, cinslerin tayinine hizmet eden ekleri
kullanmadığından, bu sözün ovar kısmı bu terimden istenilen anlamı ifadeye
kâfidir. Etimolojik formülü şudur: ovar: (1) oğ + (2) ov + (3) ar. (1) Ana kök
‘ağ’ [?] hayat anlamiyledir. (2) prensipal kök ‘ov’ hayat anlamının bir obje
(burada yumurta) halinde tecellisini ifade eder, (3) –ar eki de bu hayat
objelerinin tekarrür ettiği yeri anlatır (eskiden mebiz veya halk dilinde yumurtalık
denilen organ da bundan ibarettir). <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“Türkçede ‘-ar’ ekinin ayni fonksiyonda kullanıldığı başka
sözler de vardır: otar (Rad. 1. Kırgızca, Kırım – nogay) ‘otlak, merğa, çayır’,
astar ‘elbisenin astarında (= altında) bulunan bez’ gibi.</span></p><p class="Default"></p><p class="Default"><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads/Aral%C4%B1k-2021/11mart2022yesevizade%20(1).jpg" alt="11mart2022yesevizade (1).jpg"></p><p class="Default"></p>
<p class="Default"><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman";color:#C00000">Soldaki resimler (<i>Akşam</i>, 28.8.1936, s. 1): “Güneş-Dil
Teorisi”nin propaganda kurultayı mâhiyetinde tertîb edilen Üçüncü Dil
Kurultayı’ndan intibâlar: Yukarıda, “Büyük Şef”; Abdülhak Hâmid ve Maârif
Vekîli Saffet Arıkan’la sohbet ediyor; aşağıda, solda, Prof. Naîm Hâzım Onat ve
Ahmed Cevad Emre, “Büyük Şef”in takdîrkâr nazarları altında ve canlı yayın
yapan <i>Devlet Radyosu</i>’nun mikrofonu
önünde, harâretli birer nutukla, âdetâ vecd hâlinde, “Güneş-Dil Teorisi”ne
istinâd eden tezlerini müdâfaa ediyorlar… Sağda, “Güneş-Dil âlimi” Ahmed Cevad
Emre’nin -7 Şubat 1937 târihli <i>Cumhuriyet</i>’te-
“Atatürkün yüksek takdirine mazhar olmuş bir etüd”ü: “Güneş-Dil metodu”yle,
“oval, ovul, ovar, ovarit” gibi Fransızca kelimelerin aslında “Öztürkce”
olduklarını “isbât ediyor”! “Güneş-Dil ekibi” içinde Emre’nin ihtisâsı, bu gibi
yüzlerce Fransızca ıstıl̃âhın “hâlis Türkce olduklarını” “isbât etmek”di: “Art,
artist, artistik” (<i>Ulus</i>, 21.1.1937,
s. 1), “Dinamo, dinamik, dinamit” (<i>Ulus</i>,
23.1.1937, s. 2), ilh… </span><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman";color:red"><o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">*** <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><o:p> </o:p></p>