Kemalizmin 'Târih Tezi' ve 'Güneş-Dil Teorisi' hurâfeleri (3)
-----
2022-02-13 00:00:00
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
text-indent:14.2pt">Dîn-i
Mübînimizle berâber –onunla yoğrulmuş- mübârek dilimizin, Millî Kültürümüzün en
hayâtî iki unsurundan, binâenaleyh Millî Mevcûdiyetimizin en mühim iki
şartından biri olduğunun şuûruyle İstanbul Türkcemizi –en azından kendi
metinlerimizde- yaşatmıya azimli olduğumuz için, bittabi, Kemalist Uydurma
Dille berâber onun iml̃âsını da istikrâhla reddediyoruz.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
text-indent:14.2pt">Mâmâfih,
el’ân, bu dille berâber bize dayatılan L̃atin har̃f̃lerini (onların Münâfıkça
tâbiriyle “Türk alfabesi”ni) kullanmak mecbûriyetindeyiz. (Belki, istik̆bâl̃de
dahi, -en azından Frenk lisânlarını öğrenmek, Frenklerin ilim ve fenninden
istifâde edebilmek için- kendi al̃fabemizle berâber –ki onu da Türkceye tam
intibâkını sağlıyarak ısl̃âh ve ihyâ etmek, ona, bilhassa Türkcemizin bütün
ünlülerini tel̃affuz kâbiliyeti kazandırmak elzemdir- bu al̃fabeyi de kullanmak, yâni
mekteblerimizde çifte al̃fabe öğretmek ihtiyâcında olacağız; ki bunda bir
kötülük de görmüyoruz…) Hâl̃buki Kemalist Totaliter Rejim, L̃atin al̃fabesini,
kendi uydurma dil projesine muvâfık olarak kabûl̃ etmiş, Milletimize, yaşıyan
Türkceden İsl̃âm Medeniyeti kaynaklı bütün kelimeleri adım adım tasfiye etmek
sûiniyetiyle, onun pek âhengli tel̃affuzunu da târ-ü-mâr eden bir har̃f̃
sistemini dayatmıştır. (Onların bu sûiniyetini ve mukâbil tesbît ve
fikirlerimizi, İnşâallâh, -yine <i>Yeni Söz</i>’de
neşretmeyi ümîd ettiğimiz- “Târihî Türkcemizin İml̃â Mes’elesi” başlıklı
araştırmamızda, her zamanki gibi, vesîkalara müsteniden ve tafsîl̃âtıyle îzâh
edeceğiz.) <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
text-indent:14.2pt">Bu sûiniyet
mahsûl̃ü har̃f̃ sisteminde, en mühim kusûr, umûmî tel̃affuz kâidelerinin
hâricine çıkılarak tel̃affuz edilmesi lâzım gelen kalın ve ince “k”, “l”, “g”,
“t” (hattâ, bâzan “d” ve nâdiren de olsa, “r”) har̃f̃lerinin nasıl
gösterileceğinin bilinememesidir. Bunlar için, bir müddet, ünlülerin uzatma
işâreti olan kül̃âh kullanılmış (önündeki ünlü üzerine bu işâret konulmuş),
tabiî bu da (“lâtif” şeklinde yazılan kelimede olduğu gibi) bir keşmekeş
doğurmuştur. Şimdilerde ise, hikmet-i vücûdu âdetâ Türkceyi tahrîb etmekden
ibâret olan Dil Kurumu, kül̃âh işâretini lağvetmiş, böylece târihine yeni bir
cinâyet il̃âve etmiş bulunuyor. (Onların bu gibi cürümlerine, Üniversitelerin,
hikmet-i vücûdları Kemalist Uydurma Dili yaymaktan ibâret gibi görünen bütün
“Türk Dili ve Edebiyâtı Bölümleri”nin de ortak olduklarını esefle müşâhede
ediyoruz. Bilginizi Hakka hizmet için kullanmıyorsanız, bunun sizin için zül
olduğunu düşünmüyor musunuz?)<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
text-indent:14.2pt">Bir zamandır
bu son mes’ele üzerinde teemmül ederken, bunun gâyet basît çâresinin, mezk̃ûr
ünsüz har̃f̃ler üzerine bir inceltme, bir de kalınlaştırma işâreti
konulmasından ibâret olduğunu gördük. Ne var ki bu işâretleri, mevcûd Türkce
klavye sistemlerine uyacak sûrette seçmek l̃âzımdı. Aslında, bir Hük̃ûmet
karârıyle, mevcûdları içinden herhangi güzel iki işâret seçilir ve klavyelerde,
bunların kül̃âh gibi rahatça kullanılabileceği teknik düzenlemeler kolaylıkla
yapılabilir. O gün gelinciye kadar biz ne yapabiliriz diye kafa yorarken,
bilgeclerimizin klavye sisteminde omega har̃f̃iyle gösterilen remizler
listesinde, şimdilik iki işâretin bu ihtiyâca cevâb verebildiğini ve biraz
sıkıntıyle, biraz vak̆it kaybıyle bunları metinlerimizde kullanabileceğimizi
farkettik. (Elbette Türkce için bu zahmete değer!) <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
text-indent:14.2pt">Bundan böyle,
metinlerimizde, ünsüz har̃f̃i –umûmî tel̃affuz kâidesinin hâricine çıkarak-
kalın okutmak için kavis ( ̆ ), ince okutmak için tilde ( ̃ ) işâretlerini kullanacağız. Tâ ki bu
husûsta resmen başka işâretler benimseninciye kadar… Tabiî, bu iml̃â
sistemimizde, kül̃âh işâretini ( ^ ) münhasıran ünlü sesciği (“<i>phonème</i>”) uzatmak için kullanıyoruz. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
text-indent:14.2pt">Birkaç
misâl̃: L̃aik (“l” ince tel̃affuz edilecek ve “a” uzatılmıyacak), l̃âyık (“l”
ince, “a” uzun), kâtil (“k” kalın, “a” uzun; adam öldüren mânâsında), katil
(“k” kalın, “a” uzatmasız; adam öldürme mânâsında), l̃âle (“l” ince, “a” uzun),
l̃atîf (“l” ince, “a” kısa, “i” uzun), l̃utfen (“l” ince, “u” kısa), l̃utuf
(“l” ince, “u”lar kısa), l̃utufk̃âr (“l” ve “k” ince, “a” uzun), k̃âfî (“k”
ince, “a” ve “i” uzun), vak̆it (“k” kalın), g̃ah (“g” ince, “a” kısa), kâide (“k”
kalın, “a” uzun), ikâmet (“k” kalın, “a” uzun), ink̆il̃âb (“k” kalın, “l” ince,
“a” uzun), kâr (“k” ince, “a” uzun), misâl̃ (“a” uzun, “l” ince), k̃âbûs (“k”
ince, “a” ve “u” uzun), yâr̃ (“a” uzun, “r” ince > “yâr̃im”), har̃b (“r”
ince > “harbi”), âg̃âh (“a”lar uzun, “g” ince), k̃ahya (“k” ince, “a” kısa),
telk̆în (“k” kalın, “i” uzun), istik̆l̃âl̃ (“k” kalın, “l”ler ince, “a” uzun),
sukût (“k” kalın, “u” uzun), sük̃ût (“k” ince, “u” uzun), dikkat̃ (“t” ince
> “dikkati”), sâat (“t” ince > “sâatinde”), san’at̃ (“t” ince ve iki hece
arasında durak > “san’atimiz”), Allâh (“l”ler kalın, ikinci “a” uzun), kânî
(“k” kalın, “a” ve “i” uzun > ik̆nâ), K̃ânî (“k” ince, “a” ve “i” uzun;
“Kırk yıllık Yani, olur mu K̃ânî?” –Rum ismi “Yani” ≠ “yânî” zarfı-), K̃ûtülamâre
(“k” ince, “u” ve ikinci “a” uzun; 29 Nisan 1916: Irak’ta, Müslümanların
İngilizlere karşı K̃ûtülamâre zaferi), ilh… </p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;
text-align:center;line-height:normal"></p><p class="MsoNormal" align="center" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;
text-align:center;line-height:normal"><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads/Aral%C4%B1k-2021/yesevizade-yesevizade2.jpg" alt="yesevizade-yesevizade2"></p><p class="MsoNormal" align="center" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;
text-align:center;line-height:normal"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;text-align:
justify;text-justify:inter-ideograph;line-height:normal"><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#C00000">Ünsüzleri kalın veyâ ince tel̃affuz ettiren kavis ( ̆ ) ve
tilde ( ̃ ) işâretlerinin kullanılışına
dâir misâl̃ler levhası… (Gazete dizgisinde, bu işâretler, maâlesef çok bâriz
olmadığından, metin içinde zikrettiğimiz misâl̃leri ayrıca levha hâl̃inde
takdîm ediyoruz.)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align:center">*** <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align:center"> </p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
text-indent:14.2pt">Şu husûsu da
yine tasrîh etmemiz l̃âzım ki yaptığımız bütün ik̆tibâslarda, esâs îtibâriyle,
metnin aslındaki iml̃âya da, noktalamaya da riâyet ediyor, sâdece, bâzan,
metnin anlaşılmasını zorlaştıran iml̃â ve noktalamaya müdâhale ediyoruz. Bu
tavrımızın istisnâsı, ik̆tibâs metinlerden çıkardığımız ara başlıklardır:
Tırnak içinde verdiğimiz ik̆tibâs ibâreler dâhil, bütün ara başlıklarda kendi
iml̃âmızı kullanıyor, metin kısmında ise, aslındaki iml̃âya uyuyoruz.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;text-align:
justify;text-justify:inter-ideograph;text-indent:14.2pt"><b>- 2. Fasıl: Neşriyâtımız Karşısında
Memleketteki Ölü Sessizliği ve Muhtemel Sebebleri<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
text-indent:14.2pt"> </p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align:center"><b>Kemalizmi sorgulıyan neşriyâtımız
karşısında Memlekette ölü sessizliği var!<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
text-indent:14.2pt">Bilhassa son
dokuz senedir, muntazaman, Kemalist Totaliter İdeolojiyi sorgulıyan neşriyât
yapıyoruz. (Bu mâhiyetteki ilk neşriyâtımız, 1970’li senelere çıkıyor: Hem
kitab hâlinde, hem de <i>Yeni Devir, Millî
Gazete, Sebîl, Vesîka, Şûrâ</i> gibi gazete ve mecmûalarda…) <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
text-indent:14.2pt">Bu cümleden
olarak, evvel̃â üç kitab neşrettik: Nisan 2013’te, <i>Türkçenin Istılâh Mes’elesi ve İdeolojik Kaynaklı Sapmalar (“Öztürkçe”
Dayatmasıyle Fransızcalaştırılan Resmî Dil)</i>, Mayıs 2014’te, <i>Milletimize Revâ Görülen Kültür Jenosidi</i>
ve Haziran 2018’de, <i>Türkiye’de 1920’li,
30’lu Senelerin Tercüme Faâliyeti (Nazariye ve Kültürel-İctimâî Tahavvül)</i>…
Evvel̃â, Nisan-Mayıs 2018’de <i>Yeni Söz</i>’de
tefrika edilip müteâk̆iben, bir hayli il̃âve ve Oğuz Çetinoğlu’yle müşterek
çalışmayle, Mart 2020’de kitab hâlinde neşredilen <i>Türkçenin Mücâhid Kalemi Yavuz Bülent Bâkiler</i> de bâzı vecheleriyle
Kemalizmi sorgulıyan bir kitabdır. Kezâ, Mayıs-Haziran 2018’de <i>Yeni Söz</i>’de geniş bir araştırma hâl̃inde
tefrika edilen, bil̃âhare, büyük kısmı, <i>Derin
Târih</i> mecmûasının Ağustos 2018 târihli sayısının kitab il̃âvesi olarak
verilen <i>Türkçü, Kemalist, Siyonist Moiz
Kohen; Esrarengiz Bir Adam</i> (<i>Yeni Söz</i>’deki
bizim verdiğimiz isimle: <i>Mâhir Bir
Stratejist: Munis Tekinalp veyâ Moiz Kohen</i>)… <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
text-indent:14.2pt">Bunlardan
mâadâ, mezk̃ûr neşriyâtımız, 2014-2016 senelerinde, araştırma makâleleri
mâhiyetinde, <i>Derin Tarih</i> mecmûasında
devâm etti. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
text-indent:14.2pt">Onları,
2017-2020 senelerinde <i>Yeni Söz</i>’de
tefrika edilen binlerce sayfa hacmindeki araştırmalarımız tâk̆îb etti… <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
text-indent:14.2pt">Bütün bu
neşriyâtta pek çok târihî ifşââtta bulunduk, unutturulmuş veyâ tahrîf edilerek
günümüze nakledilmiş nice hâdiseyi hak̆îk̆î mâhiyetleriyle gün ışığına
çıkardık… <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
text-indent:14.2pt">Ve yine,
bütün bu neşriyâtımız, baştan sona mevsûk, müdellel tesbîtlerden ibârettir… Yer
yer kanâat̃lerimizi de ifâde ettik; l̃âkin bunların dahi temelinde yarım asrı
mütecâviz bir zaman zarfında yaptığımız araştırmalar vardır… Büyük
fedâk̃ârlıklarla yürüttüğümüz bütün bu araştırmaların esâs sâik̆i, içimizdeki
hiç tavsamıyan hak̆îkat̃ aşkıdır, mukaddes bir vazîfeyi îfâ şuûrudur, Rızâ-ı
Bârî’ye nâil olma iştiyâkıdır… Bu hisler bizde birbirine karışıyor ve bir
karasevdâ hâl̃inde hayâtımıza istikâmet veriyor… Yoksa, hak̆îkat̃leri
keşfetmenin eşsiz zevk̆inden başka bize dünyevî hiçbir menfâat̃ têmîn etmiyen,
bilakis büyük maddî –ve zaman zaman da mânevî- sıkıntılar yaşatan bir çalışma
bu kadar sene devâm ettirilebilir miydi? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
text-indent:14.2pt">Bu neşriyât,
hak̆îkat̃perverlerin mühim bir yek̃ûn tuttuğu bir memlekette yapılmış olsaydı,
efk̃ârıumûmiye üzerinde bomba têsîri yapar, derhâl̃ günün mes’elesi hâl̃ine
gelir, uzun müddet öyle kalır ve netîcede ciddî birtakım gelişmelere yol
açardı… <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
text-indent:14.2pt">Hiç öyle
olmadı! Efk̃ârıumûmiyede, birkaç cılız akisden başka bir şey görülmedi! <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
text-indent:14.2pt">Neden? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
text-indent:14.2pt">Bir zamandır,
bu mes’ele üzerinde kafa yoruyor ve bu hâl̃ ve tavrın sebeblerini anlamıya
çalışıyoruz. Kendimizce tesbît ettiğimiz sebebleri aşağıda sıralıyoruz.
Mâmâfih, şu husûsu da tasrîh etmek mecbûriyetindeyiz ki bunlar, bizim kendi
müşâhede ve teemmülümüzle ihtimâl̃ dâhilinde gördüğümüz sebeblerdir; yânî ilmî
tesbîtten ziyâde kanâat̃ mâhiyetini hâizdirler… Ayrıca, bizim tahmîn
edemediğimiz başka sebebler de mevcûd olabilir… <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>