Kemalizmin 'Târih Tezi' ve 'Güneş-Dil Teorisi' hurâfeleri (29)
-----
2022-03-11 00:00:00
<p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:0cm;margin-right:-2.9pt;margin-bottom:
12.0pt;margin-left:0cm"><span><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads/Aralık-2021/10mart2022yesevizade.jpg" alt="10mart2022yesevizade.jpg"></span> </span></p><p class="MsoNormal" style="margin-top:0cm;margin-right:-2.9pt;margin-bottom:
12.0pt;margin-left:0cm"><br></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:0cm;margin-right:-2.9pt;margin-bottom:
0cm;margin-left:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:normal"><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#C00000">(<i>Cumhuriyet</i>,
25.8.1936, s. 1)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:0cm;margin-right:-2.9pt;margin-bottom:
0cm;margin-left:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:normal"><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#C00000">Prof. Yusuf Ziya Özer, Üçüncü Dil Kurultayı’nda, heyecânla,
“Güneş-Dil İnk̆il̃âbı”nı senâ ediyor: “Güneş-Dil Teorisi iftihârımızdır… (Onun
sâyesinde) dilin menşei aydınlanmış, dillerin esrar perdeleri tamamen
kalkmıştır… Hind-Avrupaî ve semitik denilen kavimlerin bütün tanrı isimleri
türkçedir…”</span><b><span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman""><o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right:-2.9pt">* * * <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right:-2.9pt"> </p>
<p class="MsoNormal"><b>“Güneş-Dil metodunun en harâretli yazıcı ve öğreticilerinden
biri” olan Tankut: “Güneş-Dil Teorisi, dil tedk̆îk̆ ilmini hak̆îk̆î ve aydın
mecrâsına sokabilecektir”<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:0cm;margin-right:-2.9pt;margin-bottom:
12.0pt;margin-left:0cm">“Güneş-Dil
Teorisine Göre Pankronik Usulle Paleo-sosyolojik Dil Tetkikleri” başlıklı
“tezini” Üçüncü Dil kurultayı’nın 26 Ağustos 1936 Celsesinde takdîm eden “Maraş
Saylavı” Prof. Hasan Reşid Tankut (Elbistan, 1891 – Ankara, 18.2.1980), “Tek
Şef”in, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde “Güneş-Dil Teorisi” dersleri vermek
üzere vazîfelendirdiği üç “Güneş-Dil âlimi”nden biriydi. Bu derslerini, <i>Güneş-Dil Teorisine Göre Dil Tetkikleri;
Birinci Kitap: Türk Dil Bilgisine Giriş</i> ismiyle kitablaştırmıştı. Aynı
mevzûda, birkaç küçük hacimli kitabın daha müellifidir. Bunlara birçok
“Güneş-Dil” makâlesini de ilâve etmek lâzım. <i>Üçüncü
Türk Dil Kurultayı; Tezler, Müzakere Zabıtları</i> kitabında
(1937: 16), onun “Güneş-Dil” çalışmaları, takdîrle zikrediliyor:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:0cm;margin-right:-2.9pt;margin-bottom:
12.0pt;margin-left:0cm"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">“…Kolbaşı [Etimoloji Kolbaşısı] Bay Hasan Reşit Tankut
Ankara Tarih, Dil, Coğrafya Fakültesi profesörlüğünü de omuzlarına alarak genç
Türk irdemenlerine mitoloji, tarih, sosyoloji, toponomi ve onomastik
sahalarındaki yüksek bilgilerinden ışıklar vermiş, bir yandan da toponomik
(Toponymique) analizlerini neşrederek ‘Güneş-Dil’ metodunun en hararetli yazıcı
ve öğreticilerinden biri olmuştur.”<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal">Tankut, 45
sayfalık “tezinde” (ki bunların hepsi, “tez”den, “teblîğ”den ziyâde heyecânlı
birer nutuktur), dillerin menşêine dâir “klasik” yaklaşımların
kifâyetsizliğinden bahsederek bu mes’eleyi “Güneş-Dil Teorisi”nin hâl̃letiğini
iddiâ ediyor:<span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman""><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:0cm;margin-right:-2.9pt;margin-bottom:
12.0pt;margin-left:0cm"><b>“Her şeyimizin yapıcısı olan Atatürk”<span style="color:
#C00000"><o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal">“Büyük Türk
İnkılâbının Türkiyede açtığı geniş ve bağsız fikir hayatı; dil meselesine lâyık
olduğu hürmet derecesini vermiş bulunuyor. Memleketimiz düşünen, söyliyen ve
söylenen bir inkişafın mes’ut ve bahtiyar koynunda istikbalini fethederken
mazisinin nihayetsizliğine doğru da fikrî bir istilâ seferi açtı. Bu hareketin
azametini takdir edebilmek için onun başına bakmalıdır ve o baş, her şeyimizin
yapıcısı olan Atatürk’tür. (Alkışlar) (s. 97) […]<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“…(Dilin
menşeine<span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman""> dair klasik ekole bağlı) bütün bu tetkiklerin ve onların
doğurduğu neticelerin sonunda ve bizim inancımıza göre hepsinin önünde ve
üstünde yeni bir mektep daha teessüs etmiştir ki biz ona Güneş-Dil Teorisi
adını vermekteyiz. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">“Bu teorinin karakteristikleri şunlardır:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">“Güneş-Dil Teorisi, dil menşeini aramak yolunda antropolojik,
dilin inkişafı bahsinde psiko-sosyolojiktir. Fonetik bahsinde biyolojiyi esas
olarak kabul etmiştir. Bütün zamanları ve yerleri bütün dillerle birleşik
olarak tetkik edebilmesi bakımından Güneş-Dil Teorisinin fonetik kanunları da
pankronikdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">“Bunun için evvelemirde panseye [< Frz. “<i>la pensée</i>”; düşünce] bağlı söz ve ses
unsurlarını tetkik ve onların birinci insandan itibaren kelime yapma bakımından
semantik kıymetlerini tesbit eylemiş ve bu suretle nazarî bir dil tipi
reconstituer etmiştir [< Frz. “<i>reconstituer</i>”;
tekrâr inşâ, teşkîl etmek]. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b>“Bütün dillerin anası olan Türk dilinin kökü ‘ağ’
kelimesidir”<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">“Her haliyle pankronik olan bu teori, prehistorikten
başladığı ve bütün dillere şamil olduğu için şimdiye kadar üzerlerinde işlenmiş
dillerin içinde bu nazarî tipe tetabuk eden bir dil aramış ve onu kat’î olarak
Türk dilleri grupunda bulmuştur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">“Hakikat böyle tecelli edince anadil olan Türk lehçeleri
grupunun ilk manalı sözü ne idi? suali varit olur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">“Teori bu sualin karşılığını şöylece izah eder:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">“Türk dilinde mana ifade eden ilk vokal ‘a’dır. ‘a’ya ‘a’lar
gelmesiyle (a+a+a+…) = (ğ) doğmuştur. [Sehven sâdece “ğ” yazılmış olmalıdır;
doğrusu, “ağ”dır.]<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">“İşte anadil olan Türk dilinin kökü bu (ğ) [“ağ”]
kelimesidir. Ve ilk insanın Güneşe verdiği ilk isim de budur. [Bu noktada
Mustafa Kemâl’in <i>Etimoloji, Morfoloji,
Fonetik ve Semantik Bakımından Türk Dili Analiz Yolları</i> isimli risâlesine
atıfta bulunuyor. Tankut, bu iddiâları, “Her Şeyimizin Yapıcısı”nın
risâlesinden (1935: 6) aynen ik̆tibâs etmiştir: “İlk insanların güneşe ilk
verdikleri isim, (ağ)dır. Bu da (a) vokalinin tekrarlanarak uzunca okunmasından
başka bir şey değildir: ‘a, aa, aaa’… = ‘ağ’ olmuştur. İlk ana kök (<i>racine</i>) budur. Ses cihazı tekâmül
ettikçe (ağ)ın ilk söylenebilmiş olan tipleri sırasiyle (ay, ag, ak, ah)
olmuştur. (Ağ) ana kökünün anlattığı bütün anlamlar, zamanla, bu ‘birinci
derece radikal kökler’le de anılmıştır. İlh…”] <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">“Teori, Güneşi, Güneşin vasıflarını ve onların dolayısiyle
doğmuş ilk manaları hep bu (ğ)ye icra [ircâ] eder. Bunlar, altı kategoride 30
anlamdır. Bu otuz anlam bir polisemi kaynağıdır. Böylece semantik akrabalık
kat’iyyen kaybolmamak şartiyle morfolojisi az veya çok çok farklı zengin kelime
grupları meydana çıkmıştır, su anlamlı, hareket, ziya, mesafe, kuvvet anlamlı
gruplar gibi. Panse ilerledikçe bu iptidaî polisemiden elemanların yardımı ile
daha geniş söz aileleri türemiş ve bunlar sosyolojik inkişafın temin ettiği bir
hâkimiyetle başka dillerin evolüsyonunu da idare etmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">“Mevzuum Güneş-Dil Teorisi’nin sade tatbikatına şamil olduğu
için tafsilâta girişmiyecek ve yalnız:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">“1- Her kelimede mutlaka (gizli veya görünür) bir anakök
bulunduğunu;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">“2- Türkçe ve dolayısile bütün diller lengüistiğinde,
pankronik kanunun hâkim olduğunu;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">“3- Etimolojinin antropoloji esaslarına göre yapılmasının
doğru olacağını izaha çalışacağım. (ss. 101-102) […] [“Güneş-Dil usûlü”yle
onlarca kelime tahlîli yaptıktan sonra:]
<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b>“İrade ve imanın kaynağı olan Atatürk’ün nuru ile
beslenmekteyiz”<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">“Böylece Paleo-Sosyolojiden Tarihî Sosyolojiye kadar insan
pansesinin eşya ile anlaşmasını adım adım takip etmiş oluyoruz. Bize bu imkânı
vermiş olan Güneş-Dil Teorisi’nin bu tezde ancak şu aşağıdaki üç
karakteristiğine temas etmiş bulunuyoruz:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">“1- Güneş-Dil Teorisi, dil menşeini aramak yolunda antropolojik;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">“2- Dilin kurulması meselesinde Paleo Sosyolojik;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">“3- Dilin inkişafı bahsinde Psiko Sosyolojiktir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">“Fonetik tetkiklerinde biyo-fizyolojiyi ve Pankronik
kaidesini esas ittihaz etmiştir. Bu esaslar içinde bu tez hazırlanırken
kaideler arasında en ufak mikyasî bir ahenksizliğe tesadüf edilmemiştir.
Karşılaştırmalar ve ölçüştürmeler o kadar kolay ve imtizaçlı olmuştur ki,
kendini gösteren hudutsuz misal tufanı içinde kelime intihabı âdeta
müşkülleşmiştir. Çünkü bulunan misallerin bütün elemanları hudut ve zaman farkı
olmaksızın aynı kıymeti ifade ve aynı hizmeti ifa edebiliyordu. Kaidelerin
ilhamına uyarak teorikman böyle olması lâzımgelir dediğimiz her morfolojiyi
kastedilen semantik kıymetiyle ve yaşıyan kelime olarak gerek Türk, gerek
Hint-Avrupa gruplarında derhal bulabiliyorduk. Böylece kanaat ediyoruz ki:
Güneş-Dil Teorisi; nasıl ölü dillerin en eskisi bulunan Sümerce ve Türk
dillerinin en müstakil ve en uzakta kalmış[ı] olan Yakutçayı, Garbin;
morfolojisi en çok değişen dillerine bağlıyabiliyorsa, öylece de; bazı
mülâhazalar dolayısiyle dar ve verimsiz kalmış olan lengüistik kaidelerin
üstüne çıkarak dil tetkik ilmini hakikî ve aydın mecrasına sokabilecektir. Ve
yine Güneş-Dil Teorisinin ışığiyle bir prototürk dili gövdelenecek ve bu dil
milletler arası lengüistik tetkiklerinde ana dil rolünü ifa edecektir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:0cm;margin-right:-2.9pt;margin-bottom:
12.0pt;margin-left:0cm"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman"">“Arzettiğim bu hamle hızını almış bulunuyor. Dava maksada
götüren yolun tam ortasını buldu. Gayeden eminiz. İrade ve imanın kaynağı olan
Atatürk’ün nuru ile beslenmekte ve gün geçtikçe elanımız [< Frz. “<i>élan</i>”; hamle] yenilmez bir tufan gibi
coşmaktadır. (ss. 138-139)” (<i>Üçüncü Türk
Dil Kurultayı; Tezler, Müzakere Zabıtları</i>, İstanbul: Devlet Basımevi, T.
Dil Kurumu Yl., 1937, ss. 95-139; <i>Akşam</i>,
27.8.1936, ss. 1 ve 4) </span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>