​Kemalizmin 'Târih Tezi' ve 'Güneş-Dil Teorisi' hurâfeleri (24)

-----

<p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">&nbsp;</span></p> <p class="Default"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads/Aralık-2021/5mart2022yesevizade (1).jpg" alt="5mart2022yesevizade (1).jpg"></span></p> <p class="Default"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:#C00000">Necmeddin Sadak’ın <i>Akşam</i> gazetesinin 25 Ağustos 1936 târihli nüshasının birinci sayfasından iki resim ve bir karikatür&hellip; (Yukarıdaki resimde, arka pl̃anda, Maârif Vekîli Saffet Arıkan görülüyor. Alttaki resimde, “Ebedî Şef”, müstakbel “Millî Şef”, ikisinin arasında oturan, Ali Çetinkaya.) “Bayan Âfet”, henüz 28 yaşında ve senelerdir T. Tarih Kurumu’nun “Asbaşkanı”&hellip; Sözcülüğünü yaptığı “Güneş”ten gelen emirle “Profesör” tâyîn edilmiş ve Üçüncü Dil Kurultayı’nda da “Asbaşkan” sıfatıyle açılış nutkunu îrâd ediyor: “Mihrabımız Güneştir! Bize her hususta güneş olan Büyük Türkün zekâ ışıkları karşısında tazimle eğilirim!” Karikatür, bu sözlerin bir yorumu&hellip; “Bayan Âfet”, secde ettiği “Güneş” nâmına bir kerre daha tekrâr ediyor: “Etiler cedlerimizdir”&hellip; <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal">***&nbsp;&nbsp; <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">&nbsp;</p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Bu gerekliliğin önünde kalan ve Türk milletinin yüce dehasından ilham alan (ve Ulu Önderimiz Büyük Atatürk’ün kutsal eli değen her iş gibi çok verimli çalışan) Türk Dil Kurumu, geçen yıl sonlarına doğru, kendisinin ve milletinin tarihine onur verecek yeni bir buluşla, akademik dil çalışmaları sahasına atıldı. Bu yeni buluşa ‘Güneş-Dil Teorisi’ diyoruz. [&hellip;]<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“&hellip;(Nikaragua yerlilerinin ‘Amerika’ adını kullandıklarını kitaplarda gördükten,) Yakut lûgatinde ‘Emerik’ kelimesini de hâlâ yaşayan bir söz olarak bulduktan sonra, Türklüğün, Türk kültürünün, Türk dilinin bütün yeryüzüne yayılmış izleri önünde, yepyeni ve çok büyük bir hakikat güneşinin doğduğunu hissetmemek elden gelir mi? [&hellip;] <o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Yeni Türk dil tezi, yeryüzünde kültür taşıyan bütün dillerde bu kültürü dünyaya yaymış olan eski dedelerimiz Türklerin dilini bulmaktadır. Bunun neticesi olarak, yalnız Ural-Altay dil familyasının içindeki diller değil, İndo-Öropeen ve Hamito-Semitik denilen dil grupları dahi ana Türk dilinin birer lehçesi hükmüne geçiyor.<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Biz, dil dünyasında bu yeni güneşin ilk ışıklarile aydınlanmak bahtiyarlığına ermiş olduğumuz için çok mes’uduz. Önümüzdeki yıllarda yapacağımız çalışmalarla bu yüksek ilim hakikatini bütün dünyaya, inkâr kabul etmez bir surette, ispat için bütün materyelleri toplamaktan geri durmıyacağız. [&hellip;] <o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">&nbsp;</span></p> <p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: normal"></p><p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: normal"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads/Aralık-2021/5mart2022yesevizade (2).jpg" alt="5mart2022yesevizade (2).jpg"></span></p><p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: normal"></p> <p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: normal"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:#C00000">“Bu üçüncü dil kurultayında türk dil kurumu, emsali dünya dil kurumlarına nasib olmamış diyebileceğim bir mazhariyete eriyor. O da bütün dillerin ilk ana kaynağına aid bir türk teorisinin ortaya konması ve bunun yalnız yurddaşlara değil kurultayda misafir bulunacak yabancı dil bilginlerinin vasıtasiyle bütün dünyaya yayılmasıdır. Bu suretle bu kurultayda arsıulusal müstakbel kongrenin tohumunu ekiyoruz.” (Dilmen’in 23 Ağustos 1936 târihli <i>Ulus</i>’a verdiği mülâkâttan –s. 1-) <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal">***&nbsp;&nbsp;&nbsp; <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">&nbsp;</p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>“Atatürk’ün kutsal elile vücûd bulan Dil Kurumu, her ne yapabildiyse, O’nun ufukların tâ ötelerini gören yüksek dehâsile yapmıştır!”<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“&hellip;Türk milletinin şanlı kurtarıcı ve ilerleticisi olan Yüce Önder Atatürk, Türk Dil Kurumunu hem kuran, hem koruyan, hem yürüten en büyük Başkan olarak her dakika başımızın üzerindedir. Ne yapabildikse, onun ilhamı, onun direktifi, onun karanlıkları yaran, ufukların ta ötelerini gören yüksek dehasile olmuştur. <o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>Ve mûtâd secde<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Bu büyük günde de aramızda bulunan, varlığile yüreklerimizi sevinclere garkeden Büyük Önderin Yüce Katına en derin saygı ve şükranlarımı, hepimizin, bütün Kurultayın, bütün Türklüğün en derin saygı ve şükranlarını, bir daha, bir daha, bir daha sunarım.” (<i>Tan</i>, 25.8.1936, s. 7; <i>Cumhuriyet</i>, 25.8.1936, s. 7) <o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>“Türk Jenisinin yeni saçtığı ışık”<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">Dilmen, “V. Türk Dil Bayramı”nda îrâd ettiği “söylev”de de, “Güneş-Dil Teorisi” denilen “yeni ve <span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:windowtext">yüksek buluş”un “Türk Jenisinin yeni saçtığı ışık” olduğunu tasrîh ediyordu&hellip; (İbrahim Necmi Dilmen, “Güneş-Dil Teorisinin İlk Verimlerine Genel Bir Bakış”, <i>Türk Dili; Türk Dil Kurumu Bülteni</i>, Ankara, sayı 19, Ağustos 1936, s. 3)<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">Dilmen’inkine benzer sözleri, başka “Güneş-Dil âlimleri”nden de duyuyoruz. Mesel̃â “TDK Saymanı, Kütahya Saylavı” Besim Atalay’dan (1882-7.11.1965)&hellip; Şahsında Kemalist fanatizm had derecede tezâhür eden Atalay&hellip; 1965’te, Uydurmaca bir <i>Kur’ân tercümesi: Tanrı Kitabı</i> neşretmiye cür’et eden Atalay&hellip; O meş’ûm Birinci Dil Kurultayı’nda (26 Eyl̃ûl̃ – 5 Ekim 1932), uydurmıya başladıkları dile muhâlefet eden herkesin yerinin kara toprak olduğunu haykıran Atalay:<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-theme-font:minor-bidi">“&hellip;Bizim gibi düşünmiyenler acaba eskisine benzer çetrefil bir dil mi istiyorlar? Mezardan çıkan hortlak sesleri artık susmalıdır! Bu düşüncesiz kafalar söylemesini bilmiyorlarsa, susmasını olsun bilsinler! Bizi benliğimizden ayıracak seslerin burada yeri yoktur! Bu sesleri çıkaran kafaların yeri kara topraktır!” (<i>Türk Dili Birinci Kurultayı; Tezler, Müzakere Zabıtları</i>, İstanbul, 1932, s. 425)</span><o:p></o:p></p>