Kemalizmin 'Târih Tezi' ve 'Güneş-Dil Teorisi' hurâfeleri (21)
-----
2022-03-03 00:00:00
<p><b>- 4. Fasıl: Kemalist Totaliter Rejim,
“Târih ve Güneş-Dil Tezleri”nden nîçin vazgeçti?</b></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext;mso-bidi-font-weight:bold">Kemalist Totaliter Rejim, 1940’lı
senelerden îtibâren, Târih ve Dil Tezlerinden, herhangi bir îzâhatta bulunmadan
vazgeçmişti. Çünki Tezler hedeflerine ulaşmıştı. Şöyle ki: <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext;mso-bidi-font-weight:bold">Müslüman Türk Milletiyle belki çok
uzaktan bir al̃âkası olan bâzı Câhiliyet topluluklarından resmî ders
kitablarında “Türklerin ataları oldukları” iddiâsıyle sitâyişle bahsediliyor,
buna mukâbil Osmanlı ve İsl̃âm târihi zemmediliyor, hattâ onlara karşı nefret
aşılanıyor, yeni nesiller bu telk̆înlerle yetiştikleri için kof bir “Türklük”
anlayışıyle avunuyor, gözlerini Beşer Medeniyetinin zirvesi olarak takdîm
edilen Avrupa’ya çeviriyor, onların ahl̃âkını, modalarını, hayât tarzını,
siyâsî-felsefî fikirlerini, dünyâ görüşlerini benimsiyerek her geçen gün biraz
daha fazla Frenkleşiyorlar, böylece Sabataî Cemâati kendisine milyonlarla
sayılan çok geniş bir tabiî müttefîk edinmiş bulunuyordu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext;mso-bidi-font-weight:bold">Resmî Dil de, Fransızcadan ik̆tibâs
edilen binlerce kelimeyle, ithâl̃ edilen türetmeliklerle, türetme kâideleriyle,
nahviyle, söyleyiş taklîdleriyle alabildiğine Fransızcalaştırılmış, Türkceden
bozma, Türkce-Uydurmaca-Fransızca (/Frenkce)
sun’î bir dil teşekkül etmiye başlamıştı; ki 27 Mayıs İhtil̃âl̃inden
sonra –kalıcı bir şekilde- Resmî Dil statüsü kazandırılan bu sun’î dil,
Kemalist Totaliter Rejimin, matbûâtın ve 12 Eyl̃ûl̃ Darbesinin sâyesinde çok
geniş kitlelere yayılmış, “pidgin” safhasından “créole” safhasına geçmiştir.
Bir-iki nesil içinde hedefine ulaşan kültür jenosidi, Türkiye’yi, her geçen gün
biraz daha bir Frenk memleketine benzetmiş, hani neredeyse, Mustafa Kemâl’in
“Avrupalılara o kadar benzemeliyiz ki buraya gelen bir Avrupalı kendini memleketinde
sanmalı!” hedefine ulaşılmıştı veyâ hedefe sür’atle yaklaşılıyordu… <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext;mso-bidi-font-weight:bold">İşte bu gelişmeler, Mütehakkim
Zümreyi, Müsbet İlim Zihniyetiyle alay edercesine ortaya atılmış ve hak̆îk̆î
ilim adamlarının da ancak istihzâyle karşıladığı, birer safsata telâk̆k̆î
ettiği Kemalist Târih ve Dil Tezlerini sessiz, sedâsız rafa kaldırmıya
götürmüştü. Yânî dün, dâhiyâne, emsâl̃siz keşifler, ilim âleminde muazzam bir
ink̆il̃âb ve mutlak hak̆îkat̃ gibi takdîm edilen bu Tezler şimdi hangi
sebeblerle terkediliyordu? Hiçbir îzâhat verilmiyor, hiç olmazsa, “Hatâ
etmişiz; özür dileriz!” de denilmiyordu… <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"></p><p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads/Aralık-2021/2mart2022yesevizade1.jpg" alt="2mart2022yesevizade1.jpg"></span></p><p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";color:#C00000;mso-fareast-language:TR;mso-no-proof:yes">(<i>Ulus</i>, 4.12.1935, s. 1)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:normal"><span style="font-size:10.0pt;
font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";color:#C00000;
mso-fareast-language:TR;mso-no-proof:yes">Kemalist Târih ve Dil Tezlerine
istinâden yapılan neşriyât bir hezeyân hâlindeydi! CHP’nin nâşiriefkârı <i>Ulus</i> gazetesinin yukarıdaki “Dil
Yazısı”nda, Güneş-Dil Teorisi’ne istinâden, Arabca asıllı “şimâl̃” ve “sâha”
kelimeleri ile Fransızca “<i>honneur </i>(onör
> onur)” ve “<i>nord</i>” (nôr; şimâl̃)”
kelimelerinin “Öztürkce” oldukları iddiâ ediliyor; hezeyân bu kadarla da kalmıyor,
İskandinav milletleri ve Almanlar “Nordik Türkler” olarak gösteriliyor:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";color:#C00000;mso-fareast-language:TR;mso-no-proof:yes">[“Şimâl̃”
kelimesinin “Öztürkce” olduğunu “isbât ettikden” sonra:] “…Türk, Siberyaya,
Rusyaya yayıldıktan sonra, bu kıt’aların ta son uçlarına yaklaşıp ta bembeyaz
buz kütlelerini görünce şimale yeni bir isim verdi: (<i>nort”d”</i>) dedi. Kelimeyi analiz edelim: etimolojik şekli şudur: (1) <i>oğ</i> + (2) <i>on</i> + (3) <i>or</i> + (4) <i>ot</i>. (1) <i>Oğ</i>: güneşin parlaklığı. (2) <i>On</i>:
güneşin parlaklığına yakın bir mefhum işaret eder. <i>Oğon</i> = <i>on</i>: tıpkı ‘<i>ön, ün</i>’ gibidir. (3) <i>Or</i>: (<i>on</i>)
sözünün işaret ettiği parlaklık mefhumunu bir obje bitişiğinde tekarrür ettiren
ektir. O objeyi ifade eden unsur: (4) <i>Ot</i>:
tur. O halde: <i>Onorot</i> = (baştaki vokal
düşerek) evvelâ (<i>Nort</i>) = (<i>nur</i>): beyazlığın, parlaklığın adı; ondan
sonra da (<i>Nort”d”</i>): Parlaklığı haiz
olan sahanın adı çıkmış oluyor. Not: 1 – Sibirya ve Rusya şimaline giden ve
İsveç, Norveç kıtalarına geçen Türk ulusları artık <i>şimal</i> kelimesini unutmuş, onun yerine (<i>nort – nord</i>) sözünü ikame etmiş bulunuyorlardı. İşte bunun içindir
ki İskandinavya’dan Almanyaya inen ve bu yolla Avrupaya yayılan Türklere (<i>Nordik</i>) derler.” (<i>Ulus</i>, 4.12.1935, s. 2)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal">*** <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman""> </span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>- 5. Fasıl: “Güneş-Dil” maskaralığı</b><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“Güneş-Dil” rezâleti… Hem de Lisenko rezâleti çapında bir
rezâlet! Fakat aynı zamânda “maskaralık”! Neden “maskaralık”? Çünki:<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">1) Topyek̃ûn Devlet imkânları seferber edilerek, mütemâdiyen,
Kemalist “Güneş-Dil Teorisi”nin “asrın buluşu” olduğu propagandası yapıldığı,
bu safsata Üniversitede müstak̆il bir ders olarak okutulduğu ve bütün matbûât
hemen her gün “Teori”yi göklere çıkardığı gibi, g̃ûyâ “ilim adamı” ünvânlı
şahsıyetler veyâ Kemalist Totaliter Rejimin daha başka güzîdeleri senelerce
“Güneş-Dil Teorisi” lehinde heyecânlı nutuklar îrâd ettiler, neşriyât yaptılar.
Kimisi riyâk̃âr ve dalkavuk cibilliyetleri îcâbı, kimisi de korku bel̃âsı…
L̃âkin “Ebedî Şef”in ölümünü tâk̆îben, bir-iki istisnâyle, bütün “Güneş-Dil”
şarlatanları bir ânda suspus oldular! <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">2) Perde önünde bir sürü parlak nutukla “Güneş-Dil”in
hârikalarından, bilhassa “ilmî hak̆îkat̃”inden dem vuran bâzı öncüler, baş öncü
“Dâhî Başbuğ” da dâhil olmak üzere,
perde arkasında onu bir oyun, bir eğlence hâl̃ine getirmişlerdi… <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">3) “Dâhî Başbuğ” devrinde “Teori”yi harâretle müdâfaa eden,
bin dereden su getirerek onun “ilmîliğini” g̃ûyâ “isbât” eden birçok şahsıyet,
bütün sefâlet ve dehşetiyle o devir geçip gittikden sonra, kendi utanç verici
rol̃lerini hatırlayıp özür dilemeden, üstelik tabuya hiç dokundurmadan, dünki
“dâhiyâne buluş”u alaya alan neşriyât yaptılar… <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">Bu söylediklerimizin tevsîk̆i, aşağıdadır. Zâten, yukarıda
naklettiğimiz vesîkalarla da bu maskaralıkların bir kısmı farkedilmiş
olmalıdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">Bunlara bir madde daha il̃âve oluyor; ki o da, başka
bakımlardan Türkceye kıymetli hizmetleri olan bâzı muharrir ve akademisyenlerin,
hak̆îkat̃ten başka tabu tanımama tavrını benimsiyememe zaafı içinde,
hâdiselerin hak̆îk̆î mâhiyetini göz göre göre tahrîf etmeleri, maskaralıkları
inanılmaz muhâkeme ve sahte delîllerle têvîle kalkışmaları, mes’ûl̃lere hüsn-i
niyet atfederek onları mâzûr, yapılanları haklı göstermiye çırpınmaları, netîce
olarak etrâflı araştırma yapamamış muhâtablarını yanıltmalarıdır. Bu
yanıltmaca, kendileriyle de mahdûd kalmadı, üstelik, Kemalist Târih Tezi ve
Güneş-Dil Teorisi çalışmalarının resmî îzâhı sıfatıyle ders kitablarına
dercolundu! <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">Bu maddeleri işliyeceğimiz Fasıllara, onlarla doğrudan
al̃âkalı başka Fasıllar da il̃âve olacaktır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">Bu seyir içinde, son bahsimiz, “Güneş-Dil İnk̆il̃âbı’ndan
geriye kalanlar”dır… <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">Milletimizle alay edercesine oynanan bütün bu oyunları esefle
müşâhede ediyoruz. Mâmâfih bize daha fazla ıztırâb veren cihet, Milletimizin
inanılmaz bir gaflet içinde bulunması, üzerlerinden neredeyse bir asır
geçmesine rağmen olup bitenlerin idrâk̃ine vararak infiâl̃ duymaması, bu yalan
dolan düzenini tasfiyeye yönelmemesidir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">Evvelce <i>Türkçenin
Istılâh Mes’elesi ve İdeolojik Kaynaklı Sapmalar</i> (2013), <i>Türkçenin Mücâhid Kalemi Yavuz Bülent
Bâkiler</i> (2020) gibi eserlerimizde genişçe işlediğimiz bu mevzûu, burada,
yeni vesîkalarla, bu def’a, 24-31 Ağustos 1936 târihlerinde (30 Ağustos hâric,
7 gün zarfında), Dolmabahçe Sarayı’nda, Devletin bütün imk̃ânları seferber
edilerek, bu meyânda Devlet Radyosu’ndan canlı yayın yapılarak, tamâmen
“Güneş-Dil Teorisi”nin propaganda toplantısı mâhiyetinde tertîb edilen, bu
îtibârla “Güneş-Dil Kurultayı” denilebilecek, “Dil inkılâbımızda yeni bir
merhale olacak” (<i>Cumhuriyet</i>,
24.8.1936, s. 1) Üçüncü Türk Dil Kurultayı’nı merkeze alarak tekrâr tedk̆îk̆
etmiş oluyoruz. (Buradaki “canlı yayın” tâbirinin ihtivâ ettiği “yayın” kelimesini
Fransızca “<i>émission</i>” karşılığı
kullanıyoruz. Kezâ, “<i>émission en direct</i>”:
“canlı yayın”; “<i>émission radiophonique</i>”:
“radyo yayını”; “<i>émission télévisée</i>”:
“televizyon yayını”; “<i>regarder une
émission sur la deuxième chaîne</i>”: “ikinci kanaldaki bir yayını seyretmek”;
“<i>émission sur ondes courtes</i>”: “kısa
dalga üzerinden yayın”… Buna mukâbil, “<i>émettre
des billets</i>”: “banknot para ihrâc etmek”; “<i>émettre des gaz à effet de serre</i>”: “sera têsîri yapan gaz
neşretmek”; “<i>émission de chaleur</i>”:
“harâret intişârı”; “<i>émission de la
lumière</i>”: “ışığın intişârı”… “Neşriyât”ı ise, “<i>publications</i>” karşılığı kullanıyoruz. Kezâ, “<i>publier un livre, un journal</i>”: “bir kitab, bir gazete neşretmek”…
Gustave Lanson’dan: “<i>Qui publie s’expose
à la critique.</i>”: “Neşriyât yapan, tenk̆îd edilmeyi göze almış demekdir.”
İlh…)<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b><span style="font-family:"Times",serif;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman";color:windowtext">Devam edecek</span><o:p></o:p></b></p>