​Kemalizmin 'Târih Tezi' ve 'Güneş-Dil Teorisi' hurâfeleri (18)

-----

<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;text-indent:14.2pt;line-height: 115%"></p><p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;text-indent:14.2pt;line-height: 115%"><span><span><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads/Aralık-2020/28subat2022yesevizade.jpg" alt="28subat2022yesevizade.jpg"></span></span></span></p><p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;text-indent:14.2pt;line-height: 115%"></p> <p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: normal"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:#C00000;mso-fareast-language:TR;mso-no-proof:yes">(<i>Ulus</i>, 10.1.1936, s. 3) <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: normal"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:#C00000;mso-fareast-language:TR;mso-no-proof:yes">9 Ocak 1936 günü, Ankara Halkevi’nde, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin, “Büyük Şef”in huzûru ve sâir Devlet ricâlinin,&nbsp; talebelerin, dâvetlilerin iştirâkiyle tertîb edilen açılış merâsiminde,&nbsp; henüz 28 yaşında bulunan ve kendisine “Târih Müderrisi (Profesörü)” pâyesi verilmiş olan “Bayan Âfet ilk tarih dersini veriyor”&hellip; Dersinde, “Büyük Şef”in sözcülüğünü yaparak, “Sümer ve Hitit (Eti) Medeniyetlerinin Türk Medeniyeti olduğunu ve Anadolu’nun yerli (‘autochtone’) halkının her zaman Türk kaldığını” iddiâ ediyor&hellip; <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: normal"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:#C00000;mso-fareast-language:TR;mso-no-proof:yes">* * *&nbsp;&nbsp; <o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">&nbsp;</span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Bayanlar, baylar; <o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Sümerlilerin, Etilerin Türk olduklarını, onların Mezopotamyada ve Anadoluda kurdukları medeniyetlerin de doğrudan doğruya Türk medeniyetleri olduğunu söylemeliyim. <o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Anadolu ecdadımız Etilerden bugüne kadar türlü siyasal şekiller ve adlar almıştır. Fakat daima memlekete sahip kalan ve kültür hayatında yapıcılığını koruyan Otokton unsur Türk ırkı olmuştur. İlh&hellip;” (<i>Ulus</i>, 10.1.1936, s. 4; <i>Akşam</i>, 10.1.1936, s. 2; <i>Yeni Söz</i>, 10.9.2019/349) <o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>Beşeriyet târihini sil baştan yazan “Dâhî Başbuğ”<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">Âfet Hanım, Kemalist Târih Tezini, ilk dersinde, bu sûretle ancak hül̃âsa etmiş, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin açılış nutkunu îrâd eden “Kültür Bakanı Bay” Saffet Arıkan ise, “Yüksek Kurtarıcı”nın târih ve dil tezleri hakkında biraz daha tafsîl̃âta girişmişti:<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Sayın Bayanlar, sayın Baylar, [&hellip;]<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Dünyada yüksek kültürün ilk beşiği türk ana yurdlarıdır. Ve o kültürü kuran ve bütün dünyaya yayanlar da türklerdir. Arkeoloji irdellerinin her gün bir kat daha aydınlattığı bu hakikat artık bir ipotez sayılmak devrini çoktan geçirmiştir. 1929 yılında Atatürk’ün kurmuş olduğu Türk Tarih Kurumu, türk tarihinin ana hatlarını çizmiş ve ondan, bugün okullarımızda öğretilen tarih kitabları çıkmıştır. Bu eserler ve Tarih Kurumunun geniş irdelleri, bize dedelerimizin hangi sebebler altında Orta Asyadan göç etmek zorağı karşısında kaldıklarını; ve orada yarattıkları kültürü Çin’e, Hind’e, Mezopotamya’ya, Mısır’a, Anadolu’muza ve Avrupa’ya ve diğer taraftan da Amerika’ya nasıl yaydıklarını bütün belgeleriyle açıkça göstermektedir. [&hellip;]<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“(Hâlbuki) bundan daha altı yıl önceki tarih kitablarımızda, türk, ikinci derecede, mongol tipinden bir yaratık, en büyük cömertlikle bu yaratığa verilen sıfat da barbardır.<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“İşte, size kısa bir tablo ki hepinizin vicdanınızı sızlatmağa yeter. Fakat bu yalnız avrupalı tarihçilerin uydurmalarından doğmuş bir sonuç değildir. Atalarımızın da bunda çok büyük bir aymazlık payı vardır. Meselâ osmanlı türkleri ve ondan önceki Selçuk türkleri bu topraklara geldikleri zaman dedelerinin kurdukları varlıklar içine girdiklerini ve kendilerini kucaklıyanların aynı ırktan kardeşleri olduklarını düşünmediler bile. [&hellip;]<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Arkadaşlar, Atatürk tarih işine bir düzen verdikten sonra kültür varlığının ikinci bir temeli olan dil işini önemle ele aldı. Ve gene kutlu [mübârek] eliyle, Türk Dil Kurumu’nu kurdu.<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Orta Asyada kültür kurmuş ve bunu dünyanın beş bucağına yaymış bir ulus, çok tabiidir ki yarattığı kültür eserlerinin adını ve bu eserlere bağlı fikir sistemlerini birlikte götürmüş ve içlerine girdikleri uluslara da yaymıştır. [&hellip;]<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Şu halde, dil irdelinde de temel, gene tarihin izleri ve göç yolları olmalıdır. Bugün Çin, Hind, Elam, Sümer, Eti, Mısır, Etrüsk, Grek ve Latin kültürleri adı altında anılan ve hepsi türk atalarımız tarafından kurulan bu kültürlerde türk dili kökleri aramak tarihin bize verdiği tabii bir hakkımız olduğu kadar kutsal bir ödevimizdir de. [&hellip;]<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“&hellip;Bunun içindir ki bu fakültede, Güneş-Dil teorisini de kapsayan türkoloji ve irdellere yardım edici eleman olarak Sümer ve Akat, Eti gibi kadim Önasya dilleriyle çince, sanskritçe, grekçe, latince okutulacak, ayrıca bugünkü almanca, fransızca, ingilizce, macarca, rusça gibi yaşayan diller de öğretilecektir. [&hellip;]<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Sayın Bayanlar, Baylar, Türkiye Cumhuriyetinin özenerek bu yüksek kuruma seçme irdemen [talebe] olarak topladığı sizler şunu bileceksiniz: Siz, bütün kültür dünyasını kuran adamların çocuklarısınız; ve gene siz bunu bileceksiniz, siz bugün çürümüş gibi görünen dünya kültürünü yeniden yaratacak türk çocuklarısınız. <o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“Bütün dileklerim sizler içindir. Fakat sizin başarılarınız bütün türk ulusu ve dünya için olacaktır.”<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">Kemalist Totaliter Rejimin “Kültür Bakanı”, bekleneceği üzere, nutkunu, “Büyük Şef”e arz-ı ubûdiyetle bitiriyor:<o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">“İşte sizden istenen budur. Ve bunu istiyen de hepimizin babamız Atatürk’tür. O Yüksek Kurtarıcının ve Dâhi Başbuğun önünde en derin saygı ile eğilerek hep birlikte and içelim: Durmadan çalışacağız, buyruğunu yerine getireceğiz.” (<i>Ulus</i>, 10.1.1936, ss. 1 ve 3) <o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">&nbsp;</span></p><p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext"><br></span></p><p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads/Aralık-2020/28subat2022yesevi2.jpg" alt="28subat2022yesevi2.jpg"></span><br></span></p><p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext"><br></span></p> <p class="Default"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:#C00000">(Saffet Arıkan’ın tâbiriyle) “Hepimizin Babası Yüksek Kurtarıcı”, kendi târih ve dil tezlerini işlemek üzere têsîs edilen Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin 9 Ocak 1936’da Ankara Halkevi’nde tertîb edilen merâsimle açılışını Locadan tâk̆îb ederken&hellip; “Dâhî Başbuğ”, “kutlu eliyle” târih ve dil mes’elelerine de müdâhale ederek beşeriyet ve dil târihlerini sil baştan yazmıştı&hellip; <o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">* * *&nbsp;&nbsp;&nbsp; <o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">&nbsp;</p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>Âfet Hanım, 1932 Târih Kongresi’nde, Tezin sâhibi “Dâhî Başbuğ”un metnini okuyor<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">Kemalist Târih Tezini ilk def’a “ilim âlemi”ne takdîm etmek bahtiyârlığı da Âfet Hanım’a müyesser olmuştu. <o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:windowtext">Bahis mevzûu olan “ilim âlemi”, yine Ankara Halkevi’nde tertîb edilen 1. Târih Kongresi idi. Takvîmler 2 Temmuz 1932’yi gösteriyordu. Âfet Hanım, henüz 24 yaşındaydı; ama ilmî teblîğe hiç benzemiyen, hattâ konferanstan ziyâde hamâsî nutuk intibâı bırakan uzun bir konuşmayle, en üst perdeden, yer yer pek mütekebbir, pek mütehakkim ifâdeler kullanarak, pervâsız tavırlar takınarak, Kongre iştirâkcilerine, Arz’ın ve canlıların teşekkülünden başlayıp beşerî ırkların teşekkülünü, Orta Asya’da, bütün “ileri” beşer kültürünün babası olan ve “brakisefal̃” denilen hârikul̃âde bir ırkın zuhûrunu, sonra, bu ırkın yeryüzüne dağılarak bütün büyük medeniyetlere vücûd vermesini heyecânla, vecdle anlatıyordu&hellip; Bahis mevzûu olan, âdetâ yeni bir “yaratılış destânı”ydı ve iştirâk̃ciler de onu pürdikkat̃, alkışlarla dinliyorlardı. Zîrâ herkes de farkındaydı ki bu konferans veyâ nutuk, doğrudan doğruya “Büyük Şef”in “kutlu elinden” çıkmıştı ve kimsede (Yakup Kadri’nin tâbiriyle) “Zeus”a îtirâza mecâl̃ yoktu&hellip; Nitekim, fikirlerin ona âidiyeti herkesin mâl̃ûmu olduktan başka, ondan başka kim metnin bilhassa son paragraflarının veyâ şu mütekebbir pasajın müellifi olabilirdi:<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times&quot;,serif;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;mso-bidi-theme-font:minor-bidi">“Orta Asya’da yaşamış ve oradan çıkıp dünyaya yayılmış Türk zümrelerine bir unvan olarak, Turanî, veya, Ural-Altay kavimleri demek te, tamamile yanlıştır. Bu tabirler, yabancıların eski cehilleri veya taassupları eseri olarak, sonradan uydurulmadır.” (<i>Cumhuriyet</i>, 4.7.1932, s. 6)</span><o:p></o:p></p>