​Kemalizmin 'Târih Tezi' ve 'Güneş-Dil Teorisi' hurâfeleri (16)

-----

<p>İkincisi ise, 1930’ların Cumhûr Reîsliği Umûmî K̃âtibi Hasan Rızâ Soyak’ın (1888-1970) bizzât şâhid olduğu ve <i style="font-family: Calibri, sans-serif;">Hâtırât</i>’ında iftihârla naklettiği bir hâdisedir:</p> <p class="MsoNormal">“Tek Adam”, 1925 Eyl̃ûl̃ sonunda Bursa’dan Balıkesir’e geçmiş, Belediye dâiresi önünde Belediye Reîsi Hayrettin Bey: “Ey Ulu Gazi, hoş geldin, sefâ geldin, yurdumuza saâdetler getirdin!” diye başlıyan bir konuşma yapmış, onu tâk̆îben, Galip Bey isminde genç bir tabîb: “Kahraman Müceddîd!” hitâbıyle söze başlıyarak ve: “Başımızda taşıdığımız zevk ve güzellikle hiç alâkası olmıyan kırmızı Yunan serpuşu, sonra ona zehirli bir yılan gibi sarılan bir cehalet timsali, istihza remzi gibi sırıtan acayip sarık, bizi senelerce en hain ve tahammül edilemez istihzalara maruz bıraktı”&nbsp; şeklinde devâm ederek çok ateşli bir nutuk îrâd etmişti. “Medenî olmak” uğrunda yapılan ink̆il̃âbları senâ ettikten sonra şöyle diyordu:<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">“&hellip;Artık Türk toprağı, bir Avrupalıya, yabancı bir memleket, garip bir diyar hissini vermeyecek; o, tıpkı kendi memleketinde, kendi memleketinin insanları arasında dolaşıyormuş gibi olacak&hellip;”<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">Bu hitâbeden fevkal̃âde mütehassis olan “Ebedî Şef” de onun bu sözlerini tasdîk̆ ederek şu mukâbelede bulunuyordu:<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">“Muhterem genç arkadaşımızın çok kıymetli ve esaslı fikirleri kavrıyan ve halkın millî duygu ve heyecanlarına açık surette tercüman olan hitabesini baştan nihayete kadar derin bir duygululuk içinde ve çok dikkatle dinledim. Memleket umumî efkârını, yalnız bana değil, bütün cihana ulaştıran beyanatından dolayı kendisini tebrik ederim.” <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">Soyak, bu sözleri naklettikten sonra onlara kendi yorumunu ekliyor:<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">“Bugün sevinç ve şükrânla görüyoruz ki bu genç hatîbin yüksek ve derin inancı, her şeye rağmen, her gün biraz daha gerçekleşmekte, Türk millet ve vatanı Büyük Adam’ın açtığı yoldan engin hedefe doğru durmadan yürümekte ve yükselmektedir.” <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">Soyak, ayrıca, onun, başından beri, bütün İnk̆il̃âblarını bu istikâmette pl̃anlamış olduğunu da kaydediyor:<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">“&hellip; ‘Batı medeniyetine uyma’ hareketini –bu sefer tamamen çağdaş medeniyet lehine- hayatın bütün bölmelerine teşmil ederek geniş ve kesin adımlarla hızlandırmayı, tarihî ve kutsal bir ödev olarak, şahsen üzerine almış ve bu hususta kendisine, ötedenberi düşündüklerine uygun bir faaliyet programı çizmişti.” (Hasan Rıza Soyak, <i>Atatürk’ten Hâtıralar</i>, İstanbul: Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. Yl., 1973, ss.&nbsp;&nbsp; 273-274, 257)<o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">Uydurma Târih Tezi ve Güneş-Dil Teorisi, o devirde, Kemalizmin bu nihâî hedefi için esâslı birer payanda vazîfesi gördüler. Efk̃ârıumûmiye nezdindeki başlıca sözcüleri de iki Sel̃ânikli idi: On üç sene zarfında Çankaya’nın bir numaralı hanımefendisi Âfet Hanım ve Uydurma Dil Kurumu’nu on iki sene idâre eden İbrahim Necmi Dilmen&hellip; <o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>- 2. Fasıl: “Ebedî Şef”in, “Târih ve Dil Tezleri”nin Başlıca Mesnedlerinden Biri: Léon Cahun </b><o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">Sel̃ânik’in Köprülü köyünden (Sağlam 1999: 2), Fanatik Kemalist ve Farmason, kendisi gibi Farmason ve Muharrir Reşat Nuri Güntekin’in teyzezâdesi Ruşen Eşref (Ünaydın; 1892 - İstanbul, 21.9.1959, Şişli Câmii, Âşiyân Mez.), Mustafa Kemâl̃’in, kendi “Târih Tezi”ni ve “Güneş-Dil Teorisi”ni ortaya atıp onları şahsıyle aynîleşmiş Devletin resmî tezleri hâline getireceği günlerde, bunların belki en mühim ilhâm kaynağı ve mesnedi olan Léon Cahun’den, yine bu Tezlerin modeli mâhiyetinde bir tercüme yapmış ve tercümesi, evvelâ <i>Cumhuriyet</i>’te iki gün (24 ve 25 Temmuz 1930) tefrika edilmiş, müteâk̆iben, aynı sene içinde, küçük bir kitab hâlinde neşredilmişti: <i>Fransa’da Arî Dillere Takaddüm Etmiş Olan Lehçenin Turanî Menşei</i>, Tercüme Eden: Ruşen Eşref, İstanbul: Cumhuriyet Matbaası, 1930, 19 cm, 35 s. Bu tercümenin Mustafa Kemâl̃’in emriyle yapıldığını bizzât Ruşen Eşref’ten öğreniyoruz:<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">“Daha ilk Dil Kurultayından iki yıl ve Tarih Kurumu’nun ilk kongresinden bir yıl önce bir akşam Yalova’da bana, Léon Cahun’in ‘Fransa’da ârî dillere tekaddüm etmiş olan lehçenin Turanî menşei’ adındaki konferansını en kısa bir zamanda Türkçeye çevirip kendisine vermemi istemişti. Onu, Yalova’da, kendi köşkünün yanındaki eski banyolar dairesinin medrese hücrelerini andırır sıra odalarından birine kapanarak bir günde Türkçeye çevirip huzuruna sunmuştum. Ertesi akşam, sofrasında misafir rahmetli Yunus Nadi’ye: ‘Biliyor musunuz Yunus Nadi, Ruşen Eşref enteresan bir konferans tercüme etmiş; Türk milletinin dilinin kıdemi hakkında&hellip; Zannederim bu mevzuu siz de beğenirsiniz&hellip; Hoşunuza giderse bir küçük risale hâlinde bastırabilirsiniz! Ruşen Eşref onu size verir.’ dedi. Bana da dönüp dedi ki: ‘Siz de Léon Cahun’den bu tercümenize, Jacques de Morgan’ın <i>L’Humanité préhistorique</i> adındaki kitabından bu mevzu ile ilgili bir fıkrasının tercümesini, bir de Âfet Hanımın aynı mevzu üzerine yazıp okuttuğu notlarını ilâve ederseniz, risalenin anlatmak istediği mesele daha aydınlanmış olur&hellip;’ ” (Ruşen Eşref Ünaydın, <i>Atatürk, Tarih ve Dil Kurumları – Hâtıralar</i>, Ankara, 1954, ss. 61-62; Nuri Sağlam, <i>Ruşen Eşref Ünaydın; Hayatı ve Eserleri</i>, Doktora Tezi, İstanbul Üni., 1999, ss. 279-280’den naklen)<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">Filhakîka, kapağında da tasrîh edildiği gibi, risâleye, “Bu bahse dâir Jacques de Morgan’ın bir fıkrası ile Târih Muallimi Âfet Hanım’ın mütâl̃aaları ilâve edilmiştir”&hellip; O esnâda henüz 22 yaşında olan “Târih Muallimi Âfet Hanım’ın Mütâl̃aaları”nın kendisine değil, “En Büyük Hoca”ya âid olduğu âşikârdır&hellip; <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">&nbsp;</p><p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: normal"><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads/Aral%C4%B1k-2021/25subat2022yesevizade.jpg" alt="25subat2022yesevizade"><span style="font-size:13.0pt;font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif; mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin;mso-bidi-theme-font: major-latin;mso-fareast-language:TR;mso-no-proof:yes"><br></span></p><p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: normal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif; mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin;mso-bidi-theme-font: major-latin;mso-fareast-language:TR;mso-no-proof:yes"><br></span></p> <p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: normal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif; mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin;mso-bidi-theme-font: major-latin;color:#C00000">(</span><span style="font-size:13.0pt;font-family: &quot;Calibri&quot;,sans-serif;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font: major-latin;mso-bidi-theme-font:major-latin"><a href="https://fr.wikipedia.org/wiki/L%C3%A9on_Cahun">https://fr.wikipedia.org/wiki/L%C3%A9on_Cahun</a>; 5.12.2021)<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: normal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif; mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin;mso-bidi-theme-font: major-latin;color:#C00000">Kemalizmin ve “Güneş-Dil İnkilâbı”nın başlıca ilhâm kaynaklarından biri: Fransalı Yahûdi muharrir Léon Cahun (Haguenau, 23.6.1841 – Paris, 30.3.1900)&hellip; <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal">***&nbsp;&nbsp;&nbsp; <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">1870’li senelerden îtibâren muâsır târihimizin şekillenmesinde pek mühim têsîrleri bulunan Fransalı Yahûdi müsteşrik̆ Léon Cahun (Leyon K̃aen; 1841-1900) hakkında, <i>Türkçenin Istılâh Mes’elesi ve İdeolojik Kaynaklı Sapmalar </i>eserimizde (2013: 386-394), ilk def’a tercüme ve neşrettiğimiz bâzı vesîkalarla desteklenmiş oldukça geniş mâl̃ûmât verdik. (K̃âşki hak̆îkat̃ ehli bir araştırmacı çıkıp, bizim çalışmamızdan da istifâde ederek, Léon Cahun hakkında mufassal ve bütünüyle mevsûk bir eser têlîf etse; bu çalışmada, onun Türkceye tercüme edilmiş eserlerini de, hem işledikleri fikirler, hem tercüme ilmi, hem de Memleketimizde yaptıkları têsîrler bakımından derinlemesine tedk̆îk̆ etse! Bu, pek feyizli bir doktora çalışması mevzûu olurdu&hellip;) <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">Léon Cahun’in, Kemalist Târih ve Dil Tezlerine mesned olan en mühim çalışması, <i>Introduction à l’histoire de l’Asie. Turcs et Mongols. Des Origines à 1405 (Asya Târihine Medhâl̃. Başlangıcından 1405 Senesine Kadar Türklerin ve Moğolların Târihi) </i>&nbsp;isimli kitabıdır (Paris: Armand Colin, 1896, 519 s.). Necîb Âsım (Kilis, 29.12.1861 – İstanbul, 12.12.1935, Sahrâ-i Cedîd Mez.) tarafından yer yer tâdîller yapılarak ve bir hayli il̃âveyle Türkceye tercüme edilen kitab (1316/1900), pek çok Türk münevveri üzerinde têsîr icrâ etmiş ve onların –İsl̃âm/Osmanlı aleyhdârlığı ve Avupacılıkla mezcolmuş- sapkın bir milliyetcilik telâk̆k̆îsini benimsemelerinde mühim bir âmil olmuştur. Bunlardan mesel̃â Ziyâ Gökalp, <i>Türkçülüğün Esasları</i>'nda (1923; İstanbul: Kitap Sevenler Kurumu İlmî Türkçülük Yayımı, Arkadaş Matbaası, 1940, ss. 10, 13), Cahun’in mezk̃ûr kitabının kendisi üzerindeki têsîrinden iftihârla bahseder:<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">“Türkçülüğün ilk devrinde De Guignes târihinin müessir olduğunu görmüştük. İkinci devrinde de Léon Cahun’in <i>Asya Târihi’ne Medhâl̃</i> ünvânlı kitabının büyük têsîri oldu. Necîb Âsım Bey, birçok il̃âvelerle, bu kitabın Türklere âid olan kısmını Türkceye nakletti. Necîb Âsım Bey’in bu kitabı her tarafta Türkcülüğe dâir temâyüller uyandırdı. [&hellip;] <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">“1312’de İstanbul’a geldiğim zaman ilk aldığım kitab, Léon Cahun’in târihi olmuştu. Bu kitab, âdetâ Pantürkizm mefk̃ûresini teşvîk̆ etmek için yazılmış gibidir.” <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">Ahmed İhsân’ın neşrettiği haftalık <i>Servet-i Fünûn</i> mecmûasında (13 Nisan 1316 / 26 Nisan 1900, sayı 476, s. 11), “Sorbonne (Dârülfünûnu) meşâhir-i muallimîninden, Memleketimize ve bize olan muhabbet-i kalbiyesi herkesce mârûf” Léon Cahun’in 30 Mart 1900’de vâkî vefâtı teesürle haber veriliyordu:<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">“Müteveffa Leon Kahun (Léon Cahun) – Sorbon (Sorbonne) meşâhir-i muallimîninden Leon Kahun’un memleketimize ve bize olan muhabbet-i kalbiyesi herkesce mârûftur. Osmanlılığın menşêine ve târih-i şân ve satvetine dâir yazdığı sayfalar bu muhabbetin derece-i samîmiyetine parlak birer delîldir. Binâenaleyh âhiren vukû bulan vefâtı mûcib-i teessüfümüz olmuştur. Leon Kahun Fransa’da kudret-i ilmiye ve vüs’at-ı tetebbuuile müştehir zevâttandı. Türkler ve Türkistan hakkında pek çok tedk̆îk̆âtta bulunarak Avrupa’nın bu bâbdaki îtikâdât-ı sahîfesini [boş îtikâdlarını] izâleye hizmet edecek eserler neşretmişti.&nbsp;<i>Origines des Turcs et des Mongols</i>,&nbsp;<i>Hassan le Janissaire</i> ünvânlı kitabları şâyân-ı istifâdedir.” (TÜBİTAK Projesi: <a href="http://www.servetifunundergisi.com/muteveffa-leon-kahun-leon-cahun/"><span lang="FR">http://www.servetifunundergisi.com/muteveffa-leon-kahun-leon-cahun/</a></span>; 30.9.2021)<o:p></o:p></p>