Kemalizmin 'Târih Tezi' ve 'Güneş-Dil Teorisi' hurâfeleri (15)
-----
2022-02-25 00:00:00
<p>Her siyâsî hareket, hakka müstenid olduğu
inancıyle, ik̆tidâra geçip kendi hük̆ûmet programını tatbîk̆ etmek emelindedir.
Dünyevî bir felsefeden kaynaklanan bir siyâsî harekete meşrûiyet tanıyıp dînî
bir inançtan kaynaklanan bir siyâsî hareketi gayr-i meşrû addetmek, Materyalist
Zihniyetin insanlara cebren ve hîleyle kendisini dayatması, herkesi Materyalist
olmıya icbâr etmesi demekdir. Dînî inanç mensûbları, böyle bir zul̃me boyun
eğerlerse, bu teslîmiyetçi tavır, bir müddet sonra kendilerinin veyâ kendilerinden
sonraki nesillerin inançlarını kaybetmeleriyle netîcelenecekdir. Zîrâ îmân ve
amel, başa baş yürür, birbirlerini takviye ederler; birindeki zaaf, dîğerinde
de zaafa sebebiyet verir; mütemâdiyen amelsiz kalan îmân, bir müddet sonra
zevâl̃e mahk̃ûm olur… Hem zâten, ictimâî hayât içinde bilfiil yaşanmıyan bir
inancın varlığı ile yokluğu birdir…</p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">Şu hâl̃de L̃aik Zihniyet, riyâk̃ârca
tâbiyelerle herkesi Materyalist olmıya zorluyor, herkesin kendi hür irâdesiyle
inacını seçmesine imk̃ân tanımıyor, hâsılı Vicdân Hürriyetini ihl̃âl̃ ediyor
demekdir… <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">Hâl̃buki, bir cem'iyette, L̃aikliğe
alternatif olarak, tam tekmîl Vicdân Hürriyetinin tanınması, o cem'iyette
gerginlikleri, çatışmaları asgarî seviyeye indirir ve farklı inanç sâhiblerinin
sul̃h, hattâ dostluk içinde bir arada yaşamasına imk̃ân verir. <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">Bir memlekette, husûsen Vicdân Hürriyetinin
muktezâsı olarak, İnsan Haklarını (1948 Birleşmiş Milletler İnsan Hakları
Beyânnâmesi'ni) tanımıyan veyâ ihl̃âl̃ eden, ihtil̃âl̃ci, şiddetçi, cinsî
sapıklık ve sâir ahl̃âksızlıklar tarafdârı ideolojiler, felsefeler, siyâsî
hareketler hâric, bütün dînî veyâ dünyevî mâhiyetteki siyâsî hareketlere
ik̆tidâr için yarışma ve ekseriyetin rızâsını kazanarak –Temel İnsan Hak ve
Hürriyetlerini ihl̃âl̃ etmeden, ekalliyette kalan toplulukların haklarına
tecâvüz etmeden- hük̃ûmet olma imk̃ânı tanınmışsa, orada cumhûrî (“<i>démocratiqe</i>”)
nizâm hâkim demekdir… <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">İşte başta Vicdân Hürriyeti olmak üzere
bütün İnsan Haklarının Devletin têmînâtı altında olduğu hak̆îkat̃en cumhûrî bir
nizâmda, Müslümanlar da, kendi hüviyetleriyle siyâset yapacak, halkın
ekseriyetinin rızâsını kazanarak hük̃ûmet olabilecek, Îmânlarından aldıkları
ilhâmla bütün Milletin, hattâ bütün İnsanlığın masl̃ahatına olacak teşrî
faâliyetlerinde bulunabileceklerdir… <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:12.0pt">Ne
var ki L̃aikliğe alternatif olan ve esâs îtibâriyle Vicdân Hürriyetine istinâd
eden böyle bir nizâmın têsîs edilebilmesi için ilk şart, Kemalizmin tahakkümüne
son verilmesi, Kemalist Totaliter Rejimin tasfiye edilmesidir… (Memleketimizde
Kemalizm, dîğer memleketlerde –ister Ateist, ister “İsl̃âmî” veyâ başka “dînî”
kılıklı- dîğer totaliter rejimler…) (<i>Yeni
Söz</i>, 6.12.2019/436’dan naklen) <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:12.0pt"> </p><p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads/Aral%C4%B1k-2021/24subat2020yesevizade.jpg" alt="24subat2020yesevizade"></p><p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:normal"><span style="font-size:10.0pt;
font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";color:#C00000">Mütehakkim
Zümrenin yeni bir istismâr mevzûu: Afganistan bahânesiyle yine Kemalizm,
L̃aiklik, Materyalizm propagandası… İstiyorlar ki Millet her şeye onların at
gözlüğüyle baksın! <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";color:#C00000">Biz de, bu vesîleyle, Milletimizin, onların at
gözlüğünü takmak yerine, yarım asır boyunca çilesi çekilerek ulaşılmış tesbît
ve fikirlerimiz üzerinde dikkat̃le düşünmesini temennî ediyoruz… <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal">*** <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> </p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>◙</b><b> II. BÂB: KEMALİZMİN İKİ HURÂFESİ: “TÂRİH
TEZİ” VE “GÜNEŞ-DİL TEORİSİ”<o:p></o:p></b></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>- 1. Fasıl: Kemalist “Târih Tezi” ve “Güneş-Dil Teorisi”nin
Esâsı, Hedefi<o:p></o:p></b></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext;mso-bidi-font-weight:bold">Kemalizmin “Târih Tezi” ve
“Güneş-Dil Teorisi” hakkındaki müteaddid çalışmalarımızda (ki bunlardan ilki, <i>Türkçenin Istılâh Mes’elesi ve İdeolojik
Kaynaklı Sapmalar</i>’dır –Ankara, 2013-), tamâmen müsbit vesîkalara
müsteniden, bunların mâhiyetini ve stratejik hedeflerini ortaya koymuş
bulunuyoruz. Şöyle ki:<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext;mso-bidi-font-weight:bold">1) Kemalizmin Uydurma Târih Tezi ve
Güneş-Dil Sahte-Teorisi, Moïse Cohen Tekinalp’lere, Léon Cahun’lere, Dilci
Hasan Enver Paşa’lara, Konstantin Borzecki’lere (nâmıdîğer Mustafa Cel̃âleddîn
Paşa’lara), </span><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";color:windowtext">Lumley Davids’lere, De Guignes’lere kadar gerilere gider; l̃âkin bu tezleri, –topyek̃ûn
Avrupalılaşma emeline muvâfık olarak- bâzı
il̃âvelerle canlandırıp resmî tez hâl̃inde bütün Milletimize dayatan,
“Mutlak Şef”tir;<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext;mso-bidi-font-weight:bold">2) Bu uydurma ve ard niyetli
müddeâlara nazaran, “Ârî, beyaz tenli bir ırk olan”, “Hind-Avrupa ırkına” dâhil
bulunan Türklerin, İsl̃âmdan evvel binlerce senelik muhteşem bir medeniyetleri
varmış; Türkler, Müslüman olunca, şahsıyetlerini kaybetmiş, ciddî derecede
tereddî etmişler; binâenaleyh Türklerin asıllarına rücû edip eski büyük
târihlerini canlandırmaları, ona sâhib çıkmaları l̃âzımmış;<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext;mso-bidi-font-weight:bold">3) Kadîm Türkler, Orta Asya’dan
Çin, Hind, Orta Şark, Avrupa ve Şimâlî Afrika’ya hicret ederek, buralardaki
(Sümer, Bâbil, Mısır, Etrüsk, Kadîm Yunan, Hitit –“Eti”- gibi) büyük
medeniyetlerin âmili olmuşlar; muâsır Avrupa Medeniyetinin menşêinde de kadîm
Türkler varmış;<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext;mso-bidi-font-weight:bold">4) İnsanoğlunun ilk dili iptidâî
Türkce imiş; dîğer bütün dillerin, bâhusûs (Sümerce, Asûrca, Arabca, Yunanca,
Latince gibi) büyük kültür dillerinin temelinde, kendisi de bir “Hind-Avrupa
dili olan” Türkce varmış; büyük medeniyet dillerindeki bilhassa kültür
kelimeleri Türkce asıllıymış;<o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext;mso-bidi-font-weight:bold">5) Binâenaleyh, Türkler, “irticâî”
İsl̃âm Medeniyet ve hüviyetinden vazgeçip Avrupa Medeniyetini ve Avrupalılığı
benimsemekle asıllarına dönmüş, beynelmilel bir statü kazanmış Fransızca
kelimeleri dillerine ithâl etmekle de zâten aslen Türkce olan ve Avrupa
Medeniyet ve Kültürüne intibâk için ik̆tibâsları elzem olan kelimelerle
dillerini zenginleştirmiş, medeniyet ve kültür tahavvülü (“<i>changement</i>”), daha doğrusu istihâle (“<i>transformation</i>”) veyâ başkalaşımı (“<i>métamorphose</i>”) vetîresini kolaylaştırıp hızlandırmış olurlarmış… <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext;mso-bidi-font-weight:bold">Velhâsıl, bütün bu hokkabazlıkların
nihâî hedefi, Türkleri Müslümanlıktan koparıp Avrupalılaştırmak, Avrupa’ya
temessül ettirmekdir… <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext;mso-bidi-font-weight:bold">“Büyük Şef” ve Râdife”si, hedefi
bâriz hatlarla tesbît etmişlerdi: Frenklerden hiçbir farkımız kalmıyacak;
onlara o derece benziyeceğiz ki Türkiye’ye gelen bir Avrupalı kendini
memleketinde gibi hissedecek! <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b>Kemalist İnk̆il̃âbların tek hedefi: Türkleri Frenkleştirmek<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Filhakîka,
Hil̃âfetin l̃ağvından L̃atin alfabesinin kabûl̃üne, L̃aik tercüme kânûnlardan
şapka iktisâsına kadar bütün Kemalist İnk̆il̃âblar Türk (ve topyek̃ûn Anadolu)
Milletini Avrupa’ya temessül ettirmek için yapılmıştı. Bunlar, Millet irâdesi
hiç umursanmadan, bilakis ona rağmen, cebirle, kanla, dipçik zoruyle yapıldığı
için bunun Milletler Arası Hukûktaki adı “kültür jenosidi”dir ve en büyük
insanlık cürmüdür. Bu îtibârla, Kemalist İdeoloji, her şeyden evvel kültür
jenosidiyle suçludur ve en büyük zul̃mü budur. Aşağıdaki iki vesîka, bizzât
kendi dillerinden, bütün İnk̆il̃âbların (ki bunlar Lozan’da karârlaştırılmıştı;
yânî bu cürümden bütün Avrupa da mes’ûl̃dür) tek hak̆îk̆î hedefinin Avrupa’ya
temessülden ibâret olduğunu hiçbir îtirâza mahâl̃ bırakmıyacak kat’iyetle
ortaya koyuyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bunlardan
birincisi, İnönü’nün bir hâtırasıdır:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Şapka
inkılabından sonra diğer bir arkadaşımızın, Ankara Valisi Yahya Galip Bey’in
bir ziyaretini hatırlarım. Aynı zamanda mebus olarak bulunan Yahya Galip Bey de
çok yakınımızdı. Bir teklifi vardı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">‘Nedir?’
dedim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">‘Şapkanın orta
yerine bir ay yıldız koyalım; dîğer milletlerden farkımız belli olur.’ dedi.
Teklif bu! Yahya Galip Bey’e:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">‘Canım, biz
bunları farkımız olmasın diye yapıyoruz, sen ne teklif ediyorsun!’ tarzında
çıkıştım.”<i> </i>(“İnönü’nün Hâtıraları”, <i>Ulus</i>, 5.4.1969; İ. İnönü, <i>Cumhuriyetin İlk Yılları I -1923/1938-</i>, İstanbul: Cumhuriyet Gazetesi Yl., 1998, s.
83)<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>