Kemalizmin 'Târih Tezi' ve 'Güneş-Dil Teorisi' hurâfeleri (14)
-----
2022-02-24 00:00:00
<p><b>L̃aikliğin alternatifi, Vicdân Hürriyetidir</b></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">…Buraya kadar verdiğimiz mevsûk îzâhatla, L̃aikliğin veyâ
L̃aik Düşüncenin esâsının, uhrevî hayâtı ve Hâlik̆'ı yok farzederek
(Müslümanlık gibi İl̃âhî Kaynaklı olmak iddiâsındaki dînleri de peşînen bâtıl,
İnsanlığa muzır ve bu sebeble kendilerinden istifâde edilmesi bahis mevzûu
olamıyacak inanç manzûmeleri kabûl̃ ederek) teşrî faâliyetinde bulunmak,
memleket mes'elelerinde ve ik̆tidâr yarışında münhasıran bu esâsı şiâr edinmiş
siyâsî ve sâir teşekküllere söz hakkı tanımak olduğunu tesbît etmiş
bulunuyoruz. Farmasonluğun ve Beynelmilel Siyonizmin bütün dünyâda böyle bir
L̃aiklik telâkkîsinin bayrakdârlığını yaptığını, kendi neşriyâtlarından biliyoruz.
(Muhtelif münteşir çalışmalarımızda da bu tesbîtimizin vesîkaları münderic
bulunmakla berâber, bunların kısm-ı âzamına, derli toplu bir şekilde, şu
kitabımızdan ulaşılabilir: Yesevîzâde, <i>Laisizm; İlme Göre Dîn-Dünyâ
Münâsebeti</i>, İstanbul: Hakîkati Arayış Neşriyâtı, Zaman Dağıtım, 1986, 24
cm, 219 s. Kitabın Millî Kütübhâne'de iki nüshası mevcûddur.) <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">Muhakkak ki L̃aiklik telâk̆k̆îsinin dînlere hiç hayât hakkı
tanımıyan (Komünizm gibi) en şedîd yorumları veyâ onları vicdânlara ve
mâbedlere hapsetmekle ve zâil olmalarını zamâna bırakmakla iktifâ eden biraz
daha mül̃âyim, biraz daha müsâmahak̃âr çeşidleri vardır. Mâmâfih, dînlere karşı
müsâmaha derecesi ne olursa olsun, bizzât L̃aik Düşüncenin esâsı,
dünyevîlikdir, insanoğlunun, İl̃âhî Teblîği hiç kâl̃e almadan ferdî veyâ
ictimâî hayâtını tanzîm etmiye muktedir, daha doğrusu, bunun daha mûteber bir
yol olduğuna duyulan inançtır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“L̃aik” ve “L̃aiklik”in Fransızların en îtibârlı lûgatleri
olan <i>Le Petit Robert</i>'deki şu târiflerinden dahi (ki bunlar, bu mes'elede,
en umûmî, en fazla kabûl̃ görmüş târiflerdir) yukarıdaki tesbîtilerimiz
kolaylıkla istidl̃âl̃ edilebilir: <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“L̃aik: Hiçbir dînî mensûbiyeti bulunmıyan (veyâ tersinden
söylersek, her çeşit dînî mensûbiyetten –inançtan, mezhebden- âzâde olan
-müstağnî olan da denebilir- veyâhud her çeşit dînî inançtan müstak̆il olan) (“<i>Laïc,
laïque: Qui est indépendant de toute confession religieuse”; “État laïque:
Lâdînî veyâ dînî mensûbiyeti olmıyan Devlet”; “Enseignement laïque: Lâdînî
tedrîsât, öğretim; dînle münâsebeti olmıyan tedrîsât”; zıddı: “Enseignement
confessionnel: Dînî tedrîsât”); </i><o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">“L̃aiklik: Siyâsî cem'iyet ile dînî cem'iyetin ayrılığı esâsı
–umdesi-; öyle ki mütekâbilen, Devlet dîne, dîn de Devlete aslâ müdâhil olmaz”
(“Laïcité: <i>Principe de séparation de la société civile et de la société
religieuse, l'État n'exerçant aucun pouvoir religieux et les Églises aucun
pouvoir politique</i>”). <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext"> </span></p><p class="Default"><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads/Aral%C4%B1k-2021/23subat2022yesevizade.jpg" alt="23subat2022yesevizade" style="font-family: "Open Sans", sans-serif;"></p><p class="Default"></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt"><span style="font-size:10.0pt;
font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";color:#C00000">Cemal
Kutay’ın Sâhibi ve Başmuharriri olduğu <i>Millet</i>
mecmûasının 10 Temmuz 1947 târihli 75. nüshasının kapak manşeti: “Atatürk
Lâyikti, Asla Dinsiz Değildi!”… Ömrü târih istismârcılığı ve “Öztürkce İbâdet”
propagandasıyle geçen, burada “Atatürk Neslinin Çocuğu”na hitâb eden bu fanatik
Kemalist ve Farmason gazeteciye nazaran, onun “Ata(sı)na dinsiz diyenler
iftira” ediyorlarmış… O, “L̃âik”miş, yânî “din ile dünya işlerini ayıran
adam”mış… (Demek ki L̃aiklik, Dîni dünyâ işlerine karıştırtmamak… Devrin
kudretli Dâhiliye Vekîli ve Beynelmilel Farmason Mâbedi’nin 33 dereceli sâliki,
Kemalist Meclis’de, 3 Aralık 1934 günki nutkunda, Kemalizm nâm-u-hesâbına, “Dinler, işlerini bitirmiş, vazifeleri
tükenmiş, yeniden uzviyet ve hayâtiyet bulamıyan müesseselerdir” hükmünü veren
Şükrü Kaya’nın, yine “Ebedî Şef” ve “Râdifesi” tarafından vazîfelendirilmiş
olarak, 5 Şubat 1937’de, aynı totaliter Meclis’de, Kemalist Parti’nin “6
Umde”sinin Teşkîl̃ât-ı Esâsiye Kânûnu’na dâhil edilmesinin lüzûmunu müdâfaa
sadedinde îrâd ettiği, alenen ve pervâsızca Materyalist olduklarını beyân
ettiği –“Biz Maddiyetciyiz!”- ve Kemalist Meclis’in bütün âzâlarının alkışları
ve “bravo” sesleriyle karşılanan nutkunda haykırdığı gibi: “Biz diyoruz ki
dinler camilerde ve mabetlerde bulunsun, maddî hayat ve dünya içine çıkmasın ve
çıkarmıyoruz, çıkarmıyacağız!” -Şükrü Kaya’nın nutkunun tahlîli için, “Mustafa
Kemâl̃’in Hastalığı, Ölümü, Cenâzesi” başlıklı araştırmamızın <i>Yeni Söz</i>’ün 31.12.2018-1.1.2019 ve 2-5
Aralık 2019 târihli nüshalarında intişâr eden 103-104 ve 432-435 No’lu
tefrikalarına mürâcaat…-) <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default"><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times",serif;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman";color:#C00000">Dîğer taraftan, o,
“Taassubun düşmanı” imiş… “Yobazlıktan, hurafecilikten, din adına şantajdan
nefret eder” imiş… Pekâlâ, “taassub” nedir? Pek çok Kemalist-Farmason neşriyâtı
tarandığında ve bu hareketin temsîlcilerinin beyânâtlarına dikkat̃ edildiğinde,
onların jargonunda, bunun, kendi dînine harâretle sâhib çıkmak, bütün hayâtını
onun îcâblarını îfâ ederek geçirmiye çalışmak ve buna mânî olanlarla mücâdele
etmek mânâsına geldiği görülmüyor mu? Bir de, aklıselîmle alay edercesine, şu
acâib têvîl: “Din derslerine verdiği fasıla, ana dilimizin saflığını
bulabilmemiz için Gramer Öğretimine verdiği aradan farksız bir tedbir” imiş!
(Hâl̃buki Kutay gibi fanatik Kemalistlerin her işinde kerâmet gördükleri)
Mustafa Kemâl̃’in kendi el yazısıyle yukarıdaki kapakta yer alan ifâdeleri dahi
“dînsiz” bir dünyâ görüşünün tezâhürüdür: “Din, milliyetin bir parçasıdır!!!
Ancak, taassubun milletleri ümmet haline düşüreceğini unutmamalıdır!...”
Birinci cümlenin sonuna konulan üç nidâ işâreti, bu görüşün reddedildiğini veyâ
en azından şüpheyle karşılandığını gösterir. Nitekim, aynı (kendi tâbiriyle)
“büyük müverrih”, Prof. Âfet İnan’ın derlediği <i>Medenî Bilgiler</i>’deki el
yazmalarında, “dînin milliyetin bir parçası olduğu” fikrini (hattâ İsl̃âma
galîz ifâdelerle hücûm ederek) kat’iyetle reddediyor... (<i>Milletimize Revâ Görülen Kültür Jenosidi</i> kitabımıza mürâcaat…)
İkinci cümlede ise, “taassub” ile Müslümanlığın aynîleştirildiği ve
Müslümanlığın, bütün sâliklerini tek Ümmet çatısı altında toplama düstûrunun
îmâ ve reddedildiği âşik̃ârdır. Dîğer tâbirle, (Kemalist-Farmason jargonundaki
târifiyle) “taassub” ile “ümmet” fikri reddedilmek sûretiyle, İsl̃âm
reddediliyor… Velhâsıl, L̃aiklik; “Dînsizlik”, daha doğrusu, Ateizmdir veyâ
Ateist dünyâ görüşünün bir tezâhürüdür; hak̆îkat̃siz müellif Cemal Kutay,
ak̃sini iddiâ ederken dahi aslında kendi kendini tekzîb ve hak̆îkat̃i isbât
ediyor… (Bu vesîkayı, ilk def’a, “Dîn Aleyhdârı Kemalist Târih Kitabları Nasıl
Yazıldı?” başlıklı araştırmamıza münderic olarak <i>Yeni Söz</i>’de -3/5.11.2017- neşretmiştik.) <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt"><span style="font-size:10.0pt;
font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";color:#C00000">*
* * <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt"><span style="font-size:10.0pt;
font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";color:#C00000"> </span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">Binâenaleyh Müslümanlık, en müsâmahak̃âr hâl̃iyle dahi
L̃aikliği benimsiyemez, tasvîb edemez; ak̃si hâl̃, kendini ink̃âr olurdu… <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">Buna mukâbil, İsl̃âm, l̃aik, yâni dünyevî, yâni materyalist
felsefeyi benimsemiş insanlara hayât hakkı tanıyabilir ve ik̆tidâr yarışına
katılmalarını kabûl̃ edebilir… Yeter ki bu zihniyette olan insanlar, totaliter
ve şiddetçi (siyâsî ik̆tidâr olmak için şiddeti, darbeci veyâ ihtil̃âl̃ci
faâliyetleri meşrû bir vâsıta olarak gören) bir düşünce tarzına sâhib
olmasınlar; bilak̃is Müslümanların kendileriyle müsâvî vatandaşlık haklarına
sâhib olduklarına kânî, -halkın ekseriyetinin rızâsını kazanmak ve herkesin
Temel İnsan Hak ve Hürriyetlerini gözetmek şartıyle- hük̃ûmet olabileceklerine
râzı bulunsunlar… <o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">Yine bu mül̃âhazalar muvâcehesinde,
L̃aikliğin, İnsan Haklarına muhâlif olduğu meydandadır: Bâhusûs Vicdân ve İfâde
Hürriyetleri ile Cumhûrî Hük̃ûmet umdesine… <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">Zîrâ L̃aiklik umdesi, yukarıda da tasrîh ve
îzâh ettiğimiz vechiyle, münhasıran dünyevî ideoloji, felsefe veyâ siyâsî
cereyânlara teşrî faâliyetinde ve memleket idâresinde iştirâk̃ ve birbirleriyle
yarış hakkı tanıyor… Peki, nîçin? Umûmiyetle, bu kâidenin esbâbımûcibesi
olarak, dîn kavgalarına mânî olmak endîşesi gösteriliyor… Hâl̃buki, şu son iki
asır zarfında dahi, İnsanlık, dünyevî ideolojilerin kavgalarından hiç de daha
az zarâr görmüş değil! <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">Zâten beşer tasavvuru olan ideolojiler,
felsefeler, siyâsî cereyanlar da, geniş mânâda birer dîndirler… Mâmâfih,
dünyevî dînler… <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">Son iki asrın on milyonlarca insanın
ölümüne ve memleketlerin harâbeye dönmesine sebeb olan ideolojik-siyâsî
mücâdelelerine dikkat edilirse, bu fel̃âketlerin, esâs îtibâriyle, totaliter,
hodbîn, şoven, ırkçı veyâ zümreci siyâsî hareketlerin eseri olduğu görülür. Hem
memleketimize, hem dünyâya sul̃h ve tesânüdün hâkim olmasını istiyorsak, asıl
bu çeşit ideolojilerle mücâdele etmeli ve onların önünü kesmiye çalışmalıyız… <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">Öyleyse dîn kavgalarına mâni olmak gibi bir
esbâbımûcibeye istinâden uhrevî (semâvî, v.s.) dînlerin ik̆tidâr mücâdelesine
ve teşrî faâliyetine iştirâk̃lerine mâni olmak mâkûl̃ değildir… <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">Umûmî kâide olarak, bir insan, inancı
neyse, ona göre yaşamıya çalışır. Bu hayât tarzı, başkalarına zarâr vermiyorsa,
onu yasaklamak, büyük zulümdür. <o:p></o:p></p>