​Kemalizmin 'Târih Tezi' ve 'Güneş-Dil Teorisi' hurâfeleri (13)

-----

<p><b>Bursalı Ezân Mazl̃ûmları Tedhîş Mahkemesi huzûrunda</b></p> <p class="MsoNormal">Bursa’da 1 Şubat 1933’teki Sahîh Ezân Hâdisesinde, Ulu Câmi’de Muhammedî Ezânla namaz kılan Mü’minler, bir Kemalist hafiyenin müdâhalesi üzerine, yüksek sesle, “Bu nedir yâhû? Yahûdiler havralarında, Hıristiyanlar kiliselerinde serbestce âyin yaparlarken neden bizi böyle kânûnsuz tazyîk̆ ediyorlar? Gidip derdimizi anlatalım!” şeklinde tel̃affuz ettikleri Vicdân Hürriyeti kanâat̃iyle, resmî makâmlar nezdinde, tamâmen medenî tavırlar içinde, bir hak arayışı teşebbüsünde bulunmuşlardı. Müteâk̆iben, “Mutlak Şef”in “Bursa’ya yaptığı baskın”ın akabinde derhâl̃ tevk̆îf edilmişler, hakâret ve ezâya uğramışlardı. Şimdi, Çorum Tedhîş Mahkemesi huzûrunda hepsi sinmiş, yılmış, ezilmiş bir vazıyettedir ve “korkunç İrticâ cürümlerini” reddederek tedhîşçilerin pençesinden kurtulmıya çalışmaktadırlar: <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">“Bursa’daki ezan hâdisesi maznunlarının muhakemesine bugün Ağırcezada devam olunmuştur. Muhakemede maznunların ikisi müstesna olmak üzere hepsi hazır bulundular. Bir çoğunun sağ avuçlarında bir takım dualar yazılı idi.<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">“Evvelâ Tevfik sorguya çekildi. Bu adam Ulucami hatibidir. Hikâyeyi anlattıktan sonra sözünü ‘Cami büyüktür. Arapça daha iyi duyulur zannile böyle hareket ettim.’ bahanesile bitirmiştir.<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">“Bundan sonra Kazanlı İbrahim dinlenmiştir. Bu da ‘türkçesini bilmediğinden arapça okuduğunu, gerisinin iftira olduğunu’ söylemiştir. Fakat evinde yapılan taharriyat neticesinde ele geçirilen defterlerde cumhuriyetin, şapkanın aleyhinde yazılar bulunduğu söylenince, maznun, ‘yazdım. Fikrimdir’ demek mecburiyetinde kalmıştır.<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">“Bundan sonra dinlenilen maznunların ifadelerinde mühim bir şey yoktur. Hepsi muhtelif bahanelerle bu işte bir suçları olmadığını ileri sürmüşlerdir.” (Emre Hasan’ın haberi, <i>Cumhuriyet</i>, 19.4.1933, s. 3)<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">Onlar ne kadar mâsûmiyetlerini iddiâ ederlerse etsinler, Kemalist Totaliter Rejimin Şefi ve Hükûmeti tarafından peşînen mahk̃ûm edilmişlerdi; binâenaleyh, bu göstermelik mahkeme tarafından da bu peşîn mahk̃ûmiyet tasdîk̆ edilmekden başka bir şey yapılmıyacak, böylece onların şahsında bütün Müslümanlar tepelenmiş olacak ve “Büyük Şef”in (ve Cemâat̃inin) planladığı “Dîn İnkilâbı”na yeni bir hız verilecekti&hellip; <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal"><b>Kemalist Uydurma Ezânın bütün Türkiye’ye teşmîli, 1 Şubat 1933’te Bursa’daki Sahîh Ezân Hâdisesinin istismârıyle tahakkuk etti <o:p></o:p></b></p> <p class="MsoNormal">Filhak̆îka, Bursa’da 1 Şubat 1933 Sahîh Ezân Hâdisesinin pek mühim bir vechesi de, “Mutlak Şef”in, militanlarını galeyâna getirerek ve resmî ricâl̃i de harekete geçirerek, “mürteci” olarak yaftalanan ve tahk̆îr edilen Müslümanlara karşı bütün Memlekette yine tedhîş estirmesidir. Bu çerçevede, güdümlü matbûâtın zâten her gün manşetten yaptığı neşriyâta, gazetelere gönderilen ve bunların sayfalarını kaplıyan yüzlerce takbîh, tel’în, protesto telgrafı il̃âve olmuş, Gemlik, Gümüşhâne, Bilecik, Aydın, Denizli, Karacabey (Mihalic) gibi bâzı şehirlerde ve Ankara Halkevi’nde de tel’în nümâyişleri tertîb edilmiştir. Bu sûretle, Bursa’daki Sahîh Ezân Hâdisesi kullanılarak Müslümanlar bir kerre daha yıldırılmış, sindirilmiş, ezilmiş ve nihâyette Türkiye’nin bütün câmilerinde, (İstanbul’da 7 Şubat 1933’ten ve dîğer şehirlerde de ya aynı, ya da hemen müteâk̆ib günlerden îtibâren) tâ 16 Haziran 1950 yatsı namazına kadar 17 sene (bir evvelki seneyi de sayarsak 18 sene) Kemalist Uydurma Ezân bağırtılmıştır. (<i>Yeni Söz</i>, 21.4.2020/572) Binâenaleyh, Kemalist Uydurma Ezân’ın bütün Türkiye’ye tâmîmi, 1 Şubat 1933 Sahîh Ezân Hâdisesini tâk̆îben ve bu hâdisenin Kemalist Totaliter Rejim tarafından istismârıyle tahakkuk etmiştir.&nbsp; <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal"><b>Millet ebkem! <o:p></o:p></b></p> <p class="MsoNormal"><i>Yeni Söz</i>’de, bu minvâl̃ üzere, Kemalist Uydurma Ezân ve daha umûmî olarak Kemalist “Dîn İnk̆il̃âbı” mezâlimini vesîkalarıyle anlattıktan sonra “Her şehrimizde bir Muhammedî Ezân Âbidesi dikelim!” teklîfinde bulunmuştuk&hellip; (<i>Yeni Söz</i>, 25.4.2020/576) <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">Vâ esefâ ki yine “millî sük̃ût”la karşılaştık! <o:p></o:p></p> <p style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:115%">Dahası, Kemalizm hakkındaki mevsûk ve müdellel onca neşriyâtımıza rağmen, Kemalist Rejimin başlıca beyin yıkama vâsıtalarından biri olan&nbsp;<b><span style="border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">“İnk̆ilâb Târihi”</b>nin müfredât programlarından kaldırılmadığını,&nbsp;-Kemalizme payanda olacak bir muhtevâyle hazırlanan ve İsl̃âmî Akâidi ifsâd eden- <b>“Dîn Kültürü ve Ahl̃âk Bilgisi”</b>&nbsp;derslerinin Kemalizmden ayıklanmadığını, “Anayasa” dedikleri&nbsp;<b>12 Eyl̃ûl̃ Darbesinin Esâsiye Kânûnu’</b>nun toptan l̃ağvedilip Kemalizme hiçbir sûretle atıfta bulunmıyan (ki yeni Esâsiye’de en canalıcı husûs budur; yoksa onun kıymeti yoktur) hak̆îkî̆ mânâda cumhûrî ve millî yeni bir Esâsiye Kânûnu’nun kabûl̃ edilmesi için mücâdele edilmediğini,&nbsp;<b>Kemalist Propagandanın resmîleşmiş yalanları</b>nın (hattâ onlara&nbsp;<b>“Kocacık” efsânesi</b>&nbsp;gibi yenilerinin il̃âve edilerek)&nbsp; devâm ettirildiğini ve&nbsp;<b>“Kemalist Müslümanlık” dal̃âleti</b>nin (Diyânet'ten İl̃âhiyât ve İmâm-Hatîb Mekteblerine kadar) çok geniş bir câmiada rağbet gördüğünü esefle müşâhede ediyoruz... (<i>Yeni Söz</i>, 29.10.2019/389)</span></p><p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: normal"></p><p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: normal"><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads/Aral%C4%B1k-2021/1.jpg" alt="1"></p><p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: normal"></p> <p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: normal"><span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:#C00000">(<i>Cumhuriyet</i>, 2.5.1933, s. 1)<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: normal"><b><span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:#C00000">Allâh'ım! Senin Rızân uğrunda, hâlis niyetle, sahîh Îmânla Muhammedî Ezâna sâhib çıktıları için zulüm gören bütün Dîn kardeşlerimizden râzı ol, onlara rahmet et ve bizi onlara l̃âyık kıl! Yâ Rabbi! Sen, Memleketimizi, Dîn-i Mübînimizin şiârı ve Millî İstikl̃âl̃ ve Hâkimiyetimizin timsâl̃i olan Sahîh Ezân seslerinden bir daha mahrûm bırakma!<o:p></o:p></span></b></p> <p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height: normal"><b><span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;font-family:&quot;Times&quot;,serif; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:#C00000">* * *&nbsp;&nbsp; <o:p></o:p></span></b></p> <p class="MsoNormal"></p> <p class="MsoNormal"><b>- 2. Alt Fasıl: L̃aiklik Hakkındaki Nihâî Düşüncemiz<o:p></o:p></b></p> <p class="MsoNormal">Genclik çağımızdan beri araştırdığımız ve üzerinde tefekkür ettiğimiz bir düşünce ve hareket de, L̃aiklik idi. Bu araştırma ve tefekkürümüzün ilk mahsûlünü 1986’da neşretmiştik: Yesevîzâde, <i>Laisizm; İlme Göre Dîn-Dünyâ Münâsebeti</i>. Bu kitabın birinci kısmıyle ikinci kısmı tezâd hâlindedir: Birinci Kısım, L̃aiklik düşünce ve hareketinin bilhassa perde-arkasına dâir vesîkaları ihtivâ ederken, İkinci Kısımda, L̃aikliğin, belki de İlmî Zihniyet ve İnsan Hakları noktainazarlarından haklı olabileceğine dâir tereddüdümüzü ifâde eden vesîkalar mündericdir. Hattâ bu ikinci noktainazarlardan “L̃aiklik ile İsl̃âmın uzlaşabileceğine” dâir ayrıca bir makâle kaleme almıştık ve makâlemiz, (Lütfü Şehsuvaroğlu kardeşimizin delâletiyle) <i>Yeni Düşünce</i> mecmûasının&nbsp; 12 Şubat 1988&nbsp; târihli nüshasında manşetten neşredilmişti. Bittabi, müteâk̆ib senelerde bu mevzû ile al̃âkalı araştırmalarımız devâm etti ve nihâyet, yukarıda “Evvelce istitrâden bahsettiğimiz mevzûlar” listesinde de zikrettiğimiz gibi,&nbsp; “Mustafa Kemâl̃’in Hastalığı, Ölümü, Cenâzesi” başlıklı araştırmamızda, husûsen –Melda Özverim vesîlesiyle- Atatürkçü Düşünce Derneği ve Kemalizmin L̃aiklik dâvâsı üzerinde dururken, bu mes’eleye dâir son düşüncemizi de kaydetme imk̃ânı bulduk. Müslümanların, çilesi çekilerek ulaşılmış bu tesbît ve fikirler üzerinde dikkat̃le düşünmelerini temennî ediyor, onları, mezk̃ûr araştırmamızın 6 Aralık 2019 târihli <i>Yeni Söz</i>’deki 436 No’lu tefrikasından –yeni iml̃âmızla- naklediyoruz:</p>