Kemalizmin 'Târih Tezi' ve 'Güneş-Dil Teorisi' hurâfeleri (13)
-----
2022-02-23 00:00:00
<p><b>Bursalı Ezân Mazl̃ûmları Tedhîş
Mahkemesi huzûrunda</b></p>
<p class="MsoNormal">Bursa’da 1
Şubat 1933’teki Sahîh Ezân Hâdisesinde, Ulu Câmi’de Muhammedî Ezânla namaz
kılan Mü’minler, bir Kemalist hafiyenin müdâhalesi üzerine, yüksek sesle, “Bu
nedir yâhû? Yahûdiler havralarında, Hıristiyanlar kiliselerinde serbestce âyin
yaparlarken neden bizi böyle kânûnsuz tazyîk̆ ediyorlar? Gidip derdimizi
anlatalım!” şeklinde tel̃affuz ettikleri Vicdân Hürriyeti kanâat̃iyle, resmî
makâmlar nezdinde, tamâmen medenî tavırlar içinde, bir hak arayışı teşebbüsünde
bulunmuşlardı. Müteâk̆iben, “Mutlak Şef”in “Bursa’ya yaptığı baskın”ın akabinde
derhâl̃ tevk̆îf edilmişler, hakâret ve ezâya uğramışlardı. Şimdi, Çorum Tedhîş
Mahkemesi huzûrunda hepsi sinmiş, yılmış, ezilmiş bir vazıyettedir ve “korkunç
İrticâ cürümlerini” reddederek tedhîşçilerin pençesinden kurtulmıya
çalışmaktadırlar: <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Bursa’daki
ezan hâdisesi maznunlarının muhakemesine bugün Ağırcezada devam olunmuştur.
Muhakemede maznunların ikisi müstesna olmak üzere hepsi hazır bulundular. Bir
çoğunun sağ avuçlarında bir takım dualar yazılı idi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Evvelâ
Tevfik sorguya çekildi. Bu adam Ulucami hatibidir. Hikâyeyi anlattıktan sonra
sözünü ‘Cami büyüktür. Arapça daha iyi duyulur zannile böyle hareket ettim.’
bahanesile bitirmiştir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Bundan sonra
Kazanlı İbrahim dinlenmiştir. Bu da ‘türkçesini bilmediğinden arapça okuduğunu,
gerisinin iftira olduğunu’ söylemiştir. Fakat evinde yapılan taharriyat
neticesinde ele geçirilen defterlerde cumhuriyetin, şapkanın aleyhinde yazılar
bulunduğu söylenince, maznun, ‘yazdım. Fikrimdir’ demek mecburiyetinde
kalmıştır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Bundan sonra
dinlenilen maznunların ifadelerinde mühim bir şey yoktur. Hepsi muhtelif
bahanelerle bu işte bir suçları olmadığını ileri sürmüşlerdir.” (Emre Hasan’ın
haberi, <i>Cumhuriyet</i>, 19.4.1933, s. 3)<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Onlar ne
kadar mâsûmiyetlerini iddiâ ederlerse etsinler, Kemalist Totaliter Rejimin Şefi
ve Hükûmeti tarafından peşînen mahk̃ûm edilmişlerdi; binâenaleyh, bu
göstermelik mahkeme tarafından da bu peşîn mahk̃ûmiyet tasdîk̆ edilmekden başka
bir şey yapılmıyacak, böylece onların şahsında bütün Müslümanlar tepelenmiş olacak
ve “Büyük Şef”in (ve Cemâat̃inin) planladığı “Dîn İnkilâbı”na yeni bir hız
verilecekti… <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Kemalist Uydurma Ezânın bütün
Türkiye’ye teşmîli, 1 Şubat 1933’te Bursa’daki Sahîh Ezân Hâdisesinin
istismârıyle tahakkuk etti <o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Filhak̆îka,
Bursa’da 1 Şubat 1933 Sahîh Ezân Hâdisesinin pek mühim bir vechesi de, “Mutlak
Şef”in, militanlarını galeyâna getirerek ve resmî ricâl̃i de harekete
geçirerek, “mürteci” olarak yaftalanan ve tahk̆îr edilen Müslümanlara karşı
bütün Memlekette yine tedhîş estirmesidir. Bu çerçevede, güdümlü matbûâtın
zâten her gün manşetten yaptığı neşriyâta, gazetelere gönderilen ve bunların
sayfalarını kaplıyan yüzlerce takbîh, tel’în, protesto telgrafı il̃âve olmuş,
Gemlik, Gümüşhâne, Bilecik, Aydın, Denizli, Karacabey (Mihalic) gibi bâzı şehirlerde
ve Ankara Halkevi’nde de tel’în nümâyişleri tertîb edilmiştir. Bu sûretle,
Bursa’daki Sahîh Ezân Hâdisesi kullanılarak Müslümanlar bir kerre daha
yıldırılmış, sindirilmiş, ezilmiş ve nihâyette Türkiye’nin bütün câmilerinde,
(İstanbul’da 7 Şubat 1933’ten ve dîğer şehirlerde de ya aynı, ya da hemen
müteâk̆ib günlerden îtibâren) tâ 16 Haziran 1950 yatsı namazına kadar 17 sene
(bir evvelki seneyi de sayarsak 18 sene) Kemalist Uydurma Ezân bağırtılmıştır.
(<i>Yeni Söz</i>, 21.4.2020/572)
Binâenaleyh, Kemalist Uydurma Ezân’ın bütün Türkiye’ye tâmîmi, 1 Şubat 1933
Sahîh Ezân Hâdisesini tâk̆îben ve bu hâdisenin Kemalist Totaliter Rejim
tarafından istismârıyle tahakkuk etmiştir.
<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Millet ebkem! <o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal"><i>Yeni Söz</i>’de, bu minvâl̃ üzere, Kemalist Uydurma
Ezân ve daha umûmî olarak Kemalist “Dîn İnk̆il̃âbı” mezâlimini vesîkalarıyle
anlattıktan sonra “Her şehrimizde bir Muhammedî Ezân Âbidesi dikelim!”
teklîfinde bulunmuştuk… (<i>Yeni Söz</i>,
25.4.2020/576) <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Vâ esefâ ki
yine “millî sük̃ût”la karşılaştık! <o:p></o:p></p>
<p style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:115%">Dahası,
Kemalizm hakkındaki mevsûk ve müdellel onca neşriyâtımıza rağmen, Kemalist
Rejimin başlıca beyin yıkama vâsıtalarından biri olan <b><span style="border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">“İnk̆ilâb
Târihi”</b>nin müfredât programlarından
kaldırılmadığını, -Kemalizme payanda olacak bir muhtevâyle hazırlanan ve
İsl̃âmî Akâidi ifsâd eden- <b>“Dîn Kültürü ve Ahl̃âk Bilgisi”</b> derslerinin
Kemalizmden ayıklanmadığını, “Anayasa” dedikleri <b>12
Eyl̃ûl̃ Darbesinin Esâsiye Kânûnu’</b>nun toptan l̃ağvedilip
Kemalizme hiçbir sûretle atıfta bulunmıyan (ki yeni Esâsiye’de en canalıcı
husûs budur; yoksa onun kıymeti yoktur) hak̆îkî̆ mânâda cumhûrî ve millî yeni
bir Esâsiye Kânûnu’nun kabûl̃ edilmesi için mücâdele edilmediğini, <b>Kemalist
Propagandanın resmîleşmiş yalanları</b>nın (hattâ onlara <b>“Kocacık”
efsânesi</b> gibi yenilerinin il̃âve edilerek) devâm
ettirildiğini ve <b>“Kemalist Müslümanlık” dal̃âleti</b>nin
(Diyânet'ten İl̃âhiyât ve İmâm-Hatîb Mekteblerine kadar) çok geniş bir câmiada
rağbet gördüğünü esefle müşâhede ediyoruz... (<i>Yeni Söz</i>, 29.10.2019/389)</span></p><p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"></p><p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads/Aral%C4%B1k-2021/1.jpg" alt="1"></p><p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"><span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;font-family:"Times",serif;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman";color:#C00000">(<i>Cumhuriyet</i>, 2.5.1933, s. 1)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"><b><span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;font-family:"Times",serif;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman";color:#C00000">Allâh'ım! Senin Rızân
uğrunda, hâlis niyetle, sahîh Îmânla Muhammedî Ezâna sâhib çıktıları için zulüm
gören bütün Dîn kardeşlerimizden râzı ol, onlara rahmet et ve bizi onlara
l̃âyık kıl! Yâ Rabbi! Sen, Memleketimizi, Dîn-i Mübînimizin şiârı ve Millî
İstikl̃âl̃ ve Hâkimiyetimizin timsâl̃i olan Sahîh Ezân seslerinden bir daha
mahrûm bırakma!<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"><b><span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;font-family:"Times",serif;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman";color:#C00000">* * * <o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"></p>
<p class="MsoNormal"><b>- 2. Alt Fasıl: L̃aiklik Hakkındaki
Nihâî Düşüncemiz<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Genclik
çağımızdan beri araştırdığımız ve üzerinde tefekkür ettiğimiz bir düşünce ve
hareket de, L̃aiklik idi. Bu araştırma ve tefekkürümüzün ilk mahsûlünü 1986’da
neşretmiştik: Yesevîzâde, <i>Laisizm; İlme Göre Dîn-Dünyâ Münâsebeti</i>. Bu kitabın birinci kısmıyle ikinci
kısmı tezâd hâlindedir: Birinci Kısım, L̃aiklik düşünce ve hareketinin bilhassa
perde-arkasına dâir vesîkaları ihtivâ ederken, İkinci Kısımda, L̃aikliğin,
belki de İlmî Zihniyet ve İnsan Hakları noktainazarlarından haklı olabileceğine
dâir tereddüdümüzü ifâde eden vesîkalar mündericdir. Hattâ bu ikinci
noktainazarlardan “L̃aiklik ile İsl̃âmın uzlaşabileceğine” dâir ayrıca bir
makâle kaleme almıştık ve makâlemiz, (Lütfü Şehsuvaroğlu kardeşimizin
delâletiyle) <i>Yeni Düşünce</i> mecmûasının 12 Şubat 1988
târihli nüshasında manşetten neşredilmişti. Bittabi, müteâk̆ib senelerde
bu mevzû ile al̃âkalı araştırmalarımız devâm etti ve nihâyet, yukarıda “Evvelce
istitrâden bahsettiğimiz mevzûlar” listesinde de zikrettiğimiz gibi, “Mustafa Kemâl̃’in Hastalığı, Ölümü,
Cenâzesi” başlıklı araştırmamızda, husûsen –Melda Özverim vesîlesiyle-
Atatürkçü Düşünce Derneği ve Kemalizmin L̃aiklik dâvâsı üzerinde dururken, bu
mes’eleye dâir son düşüncemizi de kaydetme imk̃ânı bulduk. Müslümanların, çilesi
çekilerek ulaşılmış bu tesbît ve fikirler üzerinde dikkat̃le düşünmelerini
temennî ediyor, onları, mezk̃ûr araştırmamızın 6 Aralık 2019 târihli <i>Yeni Söz</i>’deki 436 No’lu tefrikasından
–yeni iml̃âmızla- naklediyoruz:</p>