Kemalizmin 'Târih Tezi' ve 'Güneş-Dil Teorisi' hurâfeleri (11)
-----
2022-02-21 00:00:00
<p><b>Tunuslu Habîb Hoca</b></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:14.2pt">İzmir’in
Hisâr Câmii’nde 1351’in Ramazan (1933 Ocak) ayındaki bir vaazında sırf Sahîh
Ezân’ı müdâfaa ettiği için mârûz kaldığı
zulmü 15-16, 20, 28.4.2020 târih ve
567-568, 571, 579 No’lu tefrikalarda anlattığımız Tunuslu Habîb Hoca’nın
muhâkeme ve mahk̃ûmiyeti hakkında da, 6 Nisan 1933 târihli <i>Cumhuriyet</i>’te (s. 3) bir hayli mâl̃ûmât vardır:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left:1.0cm">“…Tunuslu
Habip Hocanın hakkındaki istinabeler okunduktan sonra müddeiumumi tecziyesini
istedi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left:1.0cm">“Habip
Hoca kendisini müdafaa ederek ezcümle dedi ki:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left:1.0cm">‘-
Ben yalnız sünnet olan ezanın değil, farz olan namazın bile türkçe
yapılabileceğini ayetle isbat edebilirim ve buna taraftarım. Buna rağmen nasıl
olur da türkçe ezan aleyhinde bulunmuş olabilirim? Ben mürteci değilim. Eğer
gazetelerin yazmamasını temin ederseniz mühim söyliyeceklerim var.’<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left:1.0cm">“Bunun
üzerine muhakemenin hafi olarak devamına karar verildi. Hafi celseden sonra
alenî olarak muhakeme cereyan etti. Habip Hoca şunları söyledi:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left:1.0cm">‘-
Benim hiç bir kastim yoktur. Muhakkak ceza verilecekse hudut haricine
çıkarılmamı rica ederim. Hariçte gene Türk’lüğün lehinde çalışacağım.’<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:14.2pt">Tunuslu
Habîb Hoca Tedhîş Mahkemesi karşısında dik dursa, Allâh nezdinde ecri herhâl̃de
çok daha fazla olurdu. L̃âkin o da, dîğer Ezân Mazl̃ûmları da kim bilir ne
tazyîk̆lere, ne ezîyetlere mârûz kaldılar ki Mahkeme huzûrunda hep “suçlarını”
ink̃âr ederek zâlimlerin pençesinden kurtulmıya çalıştılar… Bu cümleden olarak,
Bursa’daki Sahîh Ezân Hâdisesi üzerine “Mutlak Şef”in öncülüğünde bütün
Memlekette estirilen tedhîş havasını göz önüne getirmek dahi onların nasıl
bunaldıklarını anlamıya kâfîdir! (<i>Yeni
Söz</i>, 2-19.4.2020/554-570’e mürâcaat) Her hâl̃-ü-k̃ârda, Habîb Hoca,
“Öztürkce İbâdet”e tarafdâr olduğu husûsunda Mahkemeyi ik̆nâ edememiş olmalı ki
163’ten mahk̃ûm olmaktan kurtulamadı:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left:1.0cm">“Mahkeme
ceza kanununun 163 üncü maddesi mucibince Habip Hocanın bir sene ağır hapse
konmasına ve yaşının ilerlemiş olması dolayısile cezasının altıda birinin
tenziline ve ayrıca on ay da emniyeti umumiyenin nezareti altında
bulundurulmasına karar verdi.” (Emre Hasan’ın haberi, “<i>Cumhuriyet</i>, 6.4.1933, s. 3)<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:14.2pt">Mâmâfih,
Tunuslu Habîb Hoca, Çorum Ağır Cezâ Mahkemesi’nin karârını temyîz ediyor ve bu
def’a cezâsı üç aya tenzîl ediliyor:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left:1.0cm">“Evvelce
bir sene ağır hapse mahkûm olan İzmir Hisar camii vaizlerinden Tunuslu Habip
Hoca, bu kararı temyiz etmişti. Temyiz mahkemesi, kararı nakzetmiş ve tekrar
yapılan muhakeme neticesinde Habip Hocanın cezası üç aya indirilmiştir. Suçlu,
mahkûmiyet müddetini doldurmuş olduğundan tahliye edilmiştir.” (<i>Cumhuriyet</i>, 16 Haziran 1933, s. 1)<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Dîğer “Ezân mürtecileri”nin muhâkemesi<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:14.2pt"><i>Cumhuriyet</i>’in Mart-Nisan 1933 nüshalarından “Ezân
suçluları”nın Çorum Ağır Cezâ Mahkemesi’nde muhâkemeleri hakkında daha başka
câlib-i dikkat̃ mâl̃ûmât da öğreniliyor:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:14.2pt">29
Mart 1933 târihli <i>Cumhuriyet</i>’in 3.
sayfasındaki haber başlığı: “Bursa’lı mürtecilerin muhakemesi başlıyor…
Çorum’da dün İzmir’den ve Amasya’dan getirilen iki maznun muhakeme edildiler…”
şeklindedir. İzmir’den Çorum’daki tedhîş mahkemesine sevkedilen 63 yaşındaki
Rodos’lu Murat oğlu Ali’nin bütün suçu, öğle namazından sonra cemâate: “İki
Çeşmelik’de Ezân Arabca okunuyor, tebşîr ederim!” diye bağırmış olmasıdır. Bu
adamcağız da Mahkemede “cürmünü” ink̃âr etmek zorunda kalıyor:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left:1.0cm">“Maznun
Rodos’lu Murat oğlu Ali 63 yaşında idi. İzmir’de, Karşıyaka’da Hamam paşa
camisinde bir gün öğle namazından sonra cemaate ‘İki Çeşmelik’te ezan arapça
okunuyor, tepşir ederim’ diye bağırmakla maznun bulunuyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left:1.0cm">“Şahit
[Maznûn] cürmünü inkâr etti. Şahitlerin ifadelerinin İzmir’den istenmesi için
muhakeme talik [tâlîk̆] edildi.”<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>“Mürteci Şeyh” Musu: “Bu Ezân değil, dans havasıdır!” dediği
için Engizisyonculara hesâb veriyor<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:14.2pt">Mardinli
Şeyh Musu da, Kemalist Uydurma Ezânla câmide alay etmek cürmünden muhâkeme
ediliyor ve o da, “cürmünü” reddetmek mecbûriyetinde kalıyor:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left:1.0cm">“Dün
Çorum’da mürteci şeyh muhakeme edildi<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left:1.0cm">“Çorum
30 ‘Hususî muhabirimizden’ – Ağırceza mahkemesi bugün Mardin’li Şeyh Musu’yu
muhakeme etmiştir. Maznun evvelce kaçakçılıktan altı ay hapse mahkûm olmuştur.
Elyevm bakkallık yapmakta iken Belediye intihabatına fesat karıştırmak ve
ramazanda bir ikindi vakti camide türkçe ezan için: ‘- Bu ezan değil, dans
havasıdır. Ayıp olmasa şimdi sizinle dansederim.’ diyerek halkı türkçe ezan
aleyhine galeyana teşvik etmekten ve devletin dahilî emniyetini ihlâlden
suçludur. […] Suçlu: <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> </p><p class="MsoNormal"><b><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads/Aral%C4%B1k-2021/20subat2022yesevizade.jpg" alt="20subat2022yesevizade"></b><br></p><p class="MsoNormal"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"><span style="font-family:"Times",serif;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#C00000">(<i>Cumhuriyet</i>,
19.4.1933, s. 3) <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"><span style="mso-bidi-font-size:12.0pt;font-family:"Times",serif;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman";color:#C00000">Bursalı Ezân Mazl̃ûmları,
süngülerin refâkat̃inde, tedhîş
mahkemesi gibi çalıştırılan Çorum Ağır Cezâ Mahkemesi’ne götürülüyorlar… Sırf
Vicdân Hürriyetine, sırf İbâdet Hürriyetine, kısaca en temel İnsan Haklarına istinâden
haklarını aradıkları için “mürteci”, “yobaz” gibi ağır hakâretlere mârûz
kaldılar, tevk̆îf ve hapsedildiler, işlerini kaybettiler, âilelerinin
nafakasını têmîn edemediler, ezâ gördüler, cinâyet işlemiş gibi Ağır Cezâ’da
muhâkeme edildiler, senelerce ağır hapis cezâlarına ve nezâret altında
bulundurulmıya mahk̃ûm edildiler… Allâh hepsine ganî ganî rahmet etsin! Onlara
minnet duymıyanlara, hâtıralarını yaşatmıyanlara da yazıklar olsun!<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal">*** <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left:1.0cm">‘-
Bu yolda şehadet eden Ata Efendi ortağımdı; vergi yüzünden aramız açıktı.
Sonra, bu adam, camiin kapısını bile bilmez, camie uğramaz. Benim camide
söylediğim sözleri nereden duymuştur? Diğer şahit Şemsi ise muhtelif tarihlerde
nefy cezası görmüştür. Polisten sorunuz. Bu da camie gelmez. O gün cami
kalabalıktı. Bu sözlerimi başka kimse duymuyor da bunlar nasıl işitiyorlar?
Kaçakçılıktan mahkûm oldum ama kaçakçı değilim. Paramla şeker almıştım;
mahpusluk, üste şeker de gitti.’ dedi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left:1.0cm">“Şahitlerin
istinabeleri [Şâhidlerin istinâbeleri] gelmediği için bunların tekidine
[têkîdine] ve muhakemenin talikine [muhâkemenin tâlîk̆ine] karar verildi.”
(Emre Hasan’ın haberi, <i>Cumhuriyet</i>,
31.3.1933, ss. 1 ve 2) <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:14.2pt"><b>Ezân Mazl̃ûmları 163’ten muhâkeme ve
mahk̃ûm oldular<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:14.2pt"><i>Cumhuriyet</i>’in 2 Nisan 1933 târihli nüshasından
(s. 5), “Ezân Yobazları”nın, Kemalist Uydurma Ezâna îtirâz etmekle, (tercüme)
Cezâ Kânûnu’nun 163. Maddesinde târif edilen “İrticâ” cürmünü irtik̃âb
ettiklerini, bundan nâşîdir ki Sul̃h Cezâ Mahkemesi’nde değil de Ağır Cezâ
Mahkemesi’nde muhâkeme edilip ağır hapis cezâlarına mahk̃ûm edildiklerini
öğreniyoruz: <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left:1.0cm">“Ezan
suçlularından dördüne ait evrak Çorum sulh ceza mahkemesine gönderilmişti. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left:1.0cm">“Suçlular
İzmir’de mukim [muk̆îm] Selânik’li 1280 doğumlu Ömer [69 yaşında], Rıhtım
şirketi muhafaza memurlarından Selânik’li Mehmet oğlu Mustafa (62 yaşında),
meyzin Selânik’li Mustafa oğlu Salih, Kıbrıs’lı Hasan idi. [Bu mazlûmlardan ilk
üçünün, Yahûdi-Sabataî şehri Selânik’deki -varlığı ile yokluğu bir- küçük Türk
Cemâat̃ine veyâ Sel̃ânik Vil̃âyetinde yaşıyan Türklere mensûb oldukları
anlaşılıyor…]<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left:1.0cm">“Sulh
ceza hâkimi Lûtfi Bey rüyeti kendisine havale edilmiş olan evrak üzerine
muhakemeye başladı. Yapılan duruşmalarında hepsinin fili [fiili] Türk ceza
kanununun 163 üncü maddesine uygun görüldüğünden vazife cihetinden dava
dosyalarının Ağırceza mahkemesine tevdiine karar verdi.” <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>