Kemalizm, İsrâil’in kuruluşuna nasıl yardım etti? - 21

-----

Yesevîzâde Alparslan Yasa

([email protected])

 

 

Kemalizm, İsrâil'in Kuruluşuna Nasıl Yardım Etti? (21)

 

Kemalizmin Siyonizmle irtibâtını, Kemalizmin beşiğine kadar geriye götürmek mümkündür. Kemalizm, menşêinden îtibâren, Siyonizme müzâhir ve Siyonizmle mütesânid olagelmiş, her iki cereyân arasında mütekabil teveccüh tavrı bir asırdır hiç değişmemiştir. “Balkanlar'ın Kudüs”ünde mayalanan ve perde arkasında, hattâ sahnede dahi beyin takımını Sabataî ve Masonların teşkîl ettiği, ayrıca Beynelmilel Siyonizmin desteğiyle palazlanan ve hedefine ulaşan İhtilâlci İttihâd Hareketinin içinde Kemalizm de vardı. Zâten, mâlûmdur ki Kemalizm, İttihâdcı İdeolojinin daha keskin mâhiyetteki bir devâmıdır. Keskinliğin ölçüsü ise, Avrupa Medeniyeti tarafdârlığı, bir başka ifâdeyle Frenkçiliktir.

 

 

 ‘Türkiye'nin sâdık vatandaşları' Filistin Yolcusu

“Emekli Üniversite Profesörü ve Niğde eski Milletvekili” Avram Galanti'nin (1873-1961) göz boyama maksadlı Türkler ve Yahudiler; Tarihî, Siyasî Tetkik isimli kitabında (İstanbul: Tan Matb., 1947, ilâveli 2. baskı –ilk baskısı 1928-), “Ebedî” ve “Millî Şefler”in Yahûdilere karşı büyük teveccühlerine dâir iki hâtıra naklediliyor. Şöyle ki:

“İzmirin istirdadından sonra yani 2 Şubat 1923 tarihine müsadif Cuma günü, İzmirde Gazi Mustafa Kemal tarafından hasbihal tarzında sualli cevaplı uzun ve alkışlanmış bir konferans verildi. Bu konferansta hazır bulunan Avukat Rafael Amato Efendi, Gaziye bu suali irad etti: ‘Paşa Hazretleri! Türklerin saadetiyle mesut ve matemleriyle meyus olan Musevi vatandaşları hakkındaki fikri âliniz nedir?'

“Gazi böyle bir cevap verdi: ‘Unsuru hâkim olan Türklerle tevhidi mukadderat etmiş sadık bazı unsurlarımız vardır ki bilhassa Museviler, bu millete ve bu vatana sadakatlerini isbat ettiklerinden, şimdiye kadar müreffehen imrarı hayat etmişler ve bundan böyle refah ve saadet içinde yaşayacaklardır.' (İzmirde intişar eden Türkçe ‘Sadayi Hak' ve ‘Anadolu' gazeteleri ile Fransızca ‘Le Levant' gazetesi[nin] 3 şubat 1923 tarihli nüshalarında bundan bahsedilmiştir…)” (Galanti  1947: 86)

“Cenevre Türk Musevileri cemaati, Lozan Konferansına giden Türk heyeti şerefine bir ziyafet vermiştir. Ziyafeti müteakip Cenevre Hahambaşısı Mösyö Ginsburger, Türk Heyeti Murahhası Reisi İsmet Paşaya hitaben irad ettiği hoş amedi nutkuna (yukarıda sahife 68) cevaben de İsmet Paşa, bir kısmı Türkiye Musevilerine taallûk eden ve âlemi Museviyette fevkalâde iyi bir tesir bırakan siyasî bir nutuk irad etmiştir. Malûmdur ki Lozan Konferansı müzakeratı esnasında, etrafında en ziyade ısrar edilen mesele, ekalliyetler [metinde: “akalliyetler”] meselesi idi. Muhasım devletlerin murahhasları, vaktiyle ekalliyetlere bahşedilmiş olan eski imtiyazatın ibkasını Türkiyeden musırrane talep ediyorlardı. Türk Başmurahhası, nutkunda bu meseleye dahi temas etmekle muhasımlarına parlak ve susturucu bir cevap vermiştir. Siyasî ehemmiyetine binaen nutkun bu parçasını Fransızcadan aynen tercüme ediyoruz:

‘- Bu içtimamıza memleketimizde ehemmiyet verileceği şüphesizdir. Hariçte, Türklerle Yahudilerin kardeş gibi yaşadıklarını memnuniyetle haber alacaklardır. Bugün Türk ve Yahudi rabıtaları eskisinden daha kuvvetlidir. Her yerde olduğu gibi, Yahudiler Türkiyede intizamı, ameli, terakkiyi ve vifakı temsil ederler. Bu vifak dairesinde onların oynamış oldukları rol tetkik edilirse, nazarımızda büyük bir ehemmiyet iktisap ederler. Yahudiler çalışırlar, memleketimizde Türkler kadar bahtiyardır[lar]. Onlar kadar, çünkü hariçten gelen fena mâkeslere kulak asmadılar. Bu vatanı kendilerinki gibi addederler. Eğer herkes bu misali takip etseydi, memlekette vifak[-]ı tam husul bulurdu. Herkes Musevileri nümunei imtisal olarak alsın!' (İstanbulda çıkan Journal d'Orient gazetesinin 17 kânunuevvel 1922 tarihli ve 2342 numaralı nüshasında.)” (Galanti  1947: 85)

Şu var ki: “Ebedî” ve “Millî Şeflerin”, (İttihâdcı İhtilâlindeki ve 1. Cihân Harbindeki faâliyetlerini bilmezlikten gelerek) “Türkiye'ye ihânet etmiyen tek ekalliyet oldukları” için pek çok iltifat ettikleri “Türkiye'nin bu sâdık vatandaşları”, İsrâil'in istiklâlini müteâkib, Filistinli Araplardan gasbedilen topraklara akın akın hicret etmekte tereddüd etmiyeceklerdir. İkinci Cihân Harbi esnâsında, Nazi tehdîdlerine rağmen, -kaçaklar dâhil- 100.000 Yahûdiyi Türkiye üzerinden Filistin'e sevkederek İsrâil Devleti'nin kurulmasına hayâtî bir yardımda bulunan Kemalist Hükûmet, aynı Devlete takviye kuvveti olacak “Türkiye'nin bu sâdık vatandaşları”na da tabîatiyle bir zorluk çıkarmadı. Hattâ onların İsrâil'de bir “Türk lobisi” teşkîl ettikleri propagandası yapıldı. Akşam gazetesi Neşriyât Müdürü Cemaleddin Bildik'in, gazetesinin 6 Mart 1949 târihli nüshasındaki haberine nazaran, 1949'da İstanbul'da ikamet eden 70 bin Yahûdinin üçte birinin bir-iki ay içinde İsrâil'e hicret etmesi beklenmekteydi. “Diğer üçte ikisinin ise bugünkü durumlarını bozmak istemiyecek derecede mal ve mülk, fabrika ve imalâthane sahibi oldukları tahmin edilmektedir. Nisandan sonra muhaceretin bugünkü hıziyle devamı bu bakımdan şüpheli görülmektedir…”

311 

Resim 34: 6 Mart 1949 târihli Akşam gazetesinde (s. 5) “Filistin yolcuları” haberi…

 

SON