Kemalizm, İsrâil’in Kuruluşuna Nasıl Yardım Etti? - 11
Kemalizmin Siyonizmle irtibâtını, Kemalizmin beşiğine kadar geriye götürmek mümkündür. Kemalizm, menşêinden îtibâren, Siyonizme müzâhir ve Siyonizmle mütesânid olagelmiş, her iki cereyân arasında mütekabil teveccüh tavrı bir asırdır hiç değişmemiştir. “Balkanlar'ın Kudüs”ünde mayalanan ve perde arkasında, hattâ sahnede dahi beyin takımını Sabataî ve Masonların teşkîl ettiği, ayrıca Beynelmilel Siyonizmin desteğiyle palazlanan ve hedefine ulaşan İhtilâlci İttihâd Hareketinin içinde Kemalizm de vardı. Zâten, mâlûmdur ki Kemalizm, İttihâdcı İdeolojinin daha keskin mâhiyetteki bir devâmıdır. Keskinliğin ölçüsü ise, Avrupa Medeniyeti tarafdârlığı, bir başka ifâdeyle Frenkçiliktir.
“Mason Devleti (The Masonic State)”
Resmî târihin bize hâlâ “Meşrûtiyet İhtilâli” (ki bunlar, hakîkatte ne kadar birbirine zıd mefhûmlardır), “Meşrûtiyet Devri” diye öğrettiği hâdisenin içyüzü hakkında bizi derin derin düşündürmesi ve araştırmaya sevketmesi lâzım gelen ilk vesîka, yine yukarıda zikrettiğimiz Mason araştırmacı Celil Layiktez'in aşağıdaki tesbîtleri ve mümâsillerini muhtevî olan Türkiye'de Masonluk Tarihi isimli kitabıdır:
“(31 Mart) Ayaklanması bastırılmış, 27 Nisan 1909 günü Abdülhamid tahttan indirilmiş, parlamenter rejim kurtarılmıştı. İttihat ve Terakkî ile birlikte Masonluk iktidar oldu. Gericiler de, sonsuza dek Masonluğu düşman olarak bellediler. […]
“Abdülhamid'in hal'inden sonra İttihatçılar devlete egemen olunca, dünyada ilk defa Masonlar bir ülkede iktidarı paylaştılar. Balkan Harbi öncesinde Balkanlarda uyanan milliyetçilik hareketlerine bir set çekmek isteyen Bab-ı Âli, İtalya ve Fransa'ya Masonlardan oluşan diplomatik heyetler yolladı ve Masonik ilişkileri olabildiğince kullandı. 1909'da Paris'e giden bir Jön Türk heyetine Mason Yarbay Ahmet Cemâl ile Masonluğa yakınlığı bilinen Dr. Nâzım başkanlık etti. Fransız Masonlarının arasında çok popüler olan Ahmet Rıza da bu heyete katılmıştı. Heyet birkaç locanın toplantılarına davet edildiği gibi Grand Orient'ın Büyük Görevliler Kurulunun da misafiri oldu. Bu son oturumda Dr. Nazım dünya kardeşliği, özgürlük aşkı, eşitliğe doğru tedricî ilerleyiş, Kilise aleyhinde düşünceler, barış sevgisi, Jön Türk rejiminin sosyalizme meyyal laik karakteri, Kur'an-ı Kerim'in sosyalizmin el kitabı olduğu konularında çok beğenilen bir konuşma yaptı ve bu arada aşağıdaki ilginç beyanda bulundu:
‘Beyler, İttihat ve Terakki'nin Selânik Merkez Komitesi, tüm ülkelerin genelde kamu oyuna ve özellikle Hürmasonlarına hitap ederek, yalnız Türkiye'nin içinde bulunduğu zor koşullar nedeniyle değil, bu ülkede bugün egemen olan özgür düşüncenin tüm dünyada da egemen olması için, müşterek çalışmamızda bizleri desteklemeniz için sizlere seslenmemizi istemiştir.' (Thierry Zarcone, Mystiques, Philosophes et Francs-Maçons en Islam, s. 256.)
“Bu beyan fevkalâde etkili olmuş ve Birinci Dünya Savaşının çıkmasına kadar Fransız kamuoyunu Türkiye'nin lehinde tutmuştur.
“Aynı şekilde 1909 ve 1910 yıllarında İtalya'nın Venedik, Milano, Torino, Ceneviz, Livorno ve Napoli kentlerini gezen Türk heyeti de her ziyaret ettiği kentte masonlar tarafından karşılanmış ve son olarak Roma'da Grand Orient Büyük Görevliler Kurulu tarafından misafir edilmiştir. […]
“Macaristan'a giden bir Türk heyeti de Budapeşte'de bir loca tarafından ağırlanmıştı. Bu heyette Edirne Milletvekili, sonradan Büyük Üstat olacak Rıza Tevfik de bulunuyordu.
“Böylece, İttihat ve Terakki'nin iktidarda olduğu dönemde, Hürmasonluk ülkenin dış politikasına hizmet etmiştir. İmparatorlukta bunca farklı milliyet, ırk ve dini aşarak tolerans ve kardeşlik ideallerini yerleştirmek isteyen Osmanlı Masonluğu ve dolayısıyla İttihat ve Terakkî tüm dünya obediyansları tarafından takdir ediliyordu. İttihat ve Terakkî hükûmeti bu durumdan olabildiğince istifade etmiştir ve Devlet 1918'e kadar bir Mason Devleti hüviyetinde kalmıştır.” (Celil Layiktez, Türkiye'de Masonluk Tarihi; Cilt 1: Başlangıç, 1721-1956, Ankara: Piramit Yayıncılık, 1999, ss. 111, 113-115.)
Resim 15: Pek çok masonî makale ve kitabın müellifi olan ve Türkiye'de Masonluk Tarihi kitabında, 1908-1909 İttihâdcı İhtilâliyle Türkiye'de tam bir Mason iktidârı kurulduğu tesbîtinde, yine Türkiye'de Masonluk târihiyle alâkalı bir makalesinde ise, Abdülhamîd Hân'a hâl' karârını teblîğ eden hey'etin tamâmının Mason olduğu ifşââtında bulunan Celil Layiktez (d. 1933?) ve atıfta bulunduğumuz kitabı… 1964'te 11 No'lu Müsavat Locasında tekrîs oldu, 1972'de bu Locanın Üstâd-ı Muhteremi seçildi, “1998 yılında Önceki Büyük Üstat Yardımcısı olarak Büyük Kurul kariyerini noktaladı…” 1991'den îtibâren Tesviye isimli Mason mecmûasını neşretti…
Resim 16: Mason müellif Layiktez'in, Türkiye'de Masonluk Tarihi kitabında, İttihâdcı Rejimi için “Mason Devleti” tesbîtinde bulunduğu bölümün başı (1999: I/113)…

Resim 17: Mason Üstâdı Celil Lâyiktez'in neşrettiği masonî Tesviye mecmûasının Eylûl 2008 târihli 75. sayısı ile Aralık 2008 târihli 76. sayısının kapakları… Layiktez, İttihâdcı Rejimi için “Mason Devleti” tesbîtinde bulunmuştu. Mecmûasının bu iki kapağıyle, Kemalist Rejim hakkında da aynı tesbîti îmâ ediyor olsa gerektir…
İttihâdcı İhtilâlinin (ve onun devâmının da) içyüzünü kavramak için bizi derin derin, ibretle düşündürmesi lâzım gelen ikinci vesîka (ki bu mevzûyla alâkalı pek çok vesîkadan sâdece bir başka nümûnedir), 1955'de Ankara Bölge Büyük Locası ve 1960-1962'de Hür ve Kabûl Edilmiş Masonlar Büyük Locası Üstâd-ı Âzamı Kemalettin Apak'ın (1898-1962) 1958'de neşrettiği Ana Çizgilerile Türkiyedeki Masonluk Tarihi isimli kitaptır. (Türkiye Mason Derneği tarafından Dernek üyelerine mahsus olarak bastırılmıştır, Têlîfi Ankara'da Kasım 1957'de bitmiş, İstanbul'da 1958'de basılmıştır, 231 sayfadır.) Üstâd-ı Âzam Apak, gerek Mason arşivindeki araştırmalarına, gerekse Birâderlerinin şahâdetlerine müstenid bu pek mühim kitabında, Üstâd-ı Muhterem Layiktez'den yarım asır evvel aynı tesbîtte bulunmuş ve bunu Mason Birâderlerine iftihârla îlân etmişti. Her zamân olduğu gibi yine aslındaki imlâyla nakledeceğimiz metninde bu mevzûa “Abdülhamidin Masonlardan korkması haksız çıkmadı” tesbîtiyle başlıyor. Onun sâdece bu tesbîtinden dahi, hemen, Abdülhamîd Hân'ı “evhâmlılık”la (ve daha bir sürü ipe sapa gelmez kusûrla) ithâm edenlerin ne kadar düzenbaz veyâ gafil oldukları istidlâl edilebilir. Aynen iktibâs ediyoruz:
“…Abdülhamidin Masonlardan korkması haksız çıkmadı. Filvaki fâni olan Mason Beşinci Sultan Murad (28) senelik bir mahbes hayatından sonra 1904 yılında ebediyet maşrıkına intikal etti, öldü ve Sultan Abdülhamid bu kâbustan kurtulmuş oldu. Fakat birazdan arzedeceğim veçhile, üç, dört sene sonra Rumelideki Masonların büyük bir rol oynadıkları yeni bir hareket hürriyet ve meşrutiyet nurunu memleket ufuklarında parlattı. 1908 yılında Abdülhamide zorla kabûl ve ilân ettirlen İkinci Meşrutiyetin nurlu meş'alesini tutan eller ve öncüler birer Masondular. […]
“Biraz evvel söylediğim gibi, Sarayın tazyiki, İstanbulda Masonluk faaliyetini felce uğratmıştı. Fakat Rumeli ve Makedonyada, bilhassa Selânik ve civarında Mason locaları hummalı bir hareket ve hayatiyet halinde idiler. [Bir sonraki paragrafta kaydettiği vechiyle: “Çünkü Selânik, Kosova ve Manastır vilâyetlerinde ecnebî kontrolü mevcut idi.”] Meşrutiyetin ilânına takaddüm eden yıllarda buralardaki Masonluk teşkilâtının oynadığı roller o kadar mühimdir ki, bunu Türkiyedeki Masonluk tarihinde başlı başına şerefli bir fasıl saymak yerinde olur. […] (ss. 34-35)
“Şunu da söyliyeyim ki, Masonluk bu bölgede İttihat ve Terakki Cemiyetine nasıl hizmet etti ise, bilâhare Meşrutiyetin ilânını müteakip bu cemiyet de Türk Masonluğunun teşkilâtlanıp gelişmesine öylece hizmet etmiş ve onun yükselmesine âmil olmuştur.” (Apak 1958: 34-35, 40-41)
(Resim: http://www.mason.org.tr/web/, 5.12.2017)
Resim 18: Üstâd-ı Âzam Kemalettin Apak ve muâsır târihimizin perde-arkasına ışık tutan, büyük vesîka kıymetini hâiz kitabı…
Ali Fethi Okyar
Yine dîğer Mason müellif Layiktez'in naklettiği şu hâdise de ne kadar ibretâmîzdir:
“[1909 İhtilâlini müteâkib,] Osmanlı [Mason] delegasyonunun Fransa'yı ziyareti, aslında, Fransa Grand Orient'ının Konstantinopl Grand Orient'ına ikram ettiği bedava bir gezintiydi. Mascuraud K.in [Kardeşin] yönettiği kervanda en azından 15 mason vardı!
“Kendisini böyle dindaş bir topluluğun içinde bulan, La Sincérité de Reims Locasının delegesi Lenoir K.in dilini tutamaması anlaşılmaktadır. Buirette Sokağı lokalinde olduğunu sanarak Osmanlı Kardeşlerini ülkelerinde cumhuriyeti ilân etmeye, sonra da ‘barışçı bir orduyla' Avrupa Birleşmiş Milletlerini kurmaya dâvet etmişti.
“Paris Büyük Elçiliğinde askerî ataşe olan Fethi Bey K. [Ali Fethi Okyar], bu öneriye dünden razıydı, zira geçen Cuma günü Voltaire Locasının toplantısında, ‘Hürmasonluk Türkiye'de Fransa'da oynamış olduğu rolü oynayacaktır' diye haykırmaktan çekinmemişti.
“Grand Orient Konseyinin İkinci Başkanı Morin K.in Reims'te Osmanlı delegasyonuna refakat ettiğini ve La Sincérité Locasının tüm ağır toplarının resepsiyonda mevcut bulunduklarını not etmek gerekir…” (Layiktez 1999: I/117)