Karagöz yetim kaldı
Karagöz sanatının son büyük ustalarından Orhan Kurt, 87 yaşında vefat etti.
UNESCO tarafından 2008 yılında Yaşayan İnsan Hazinesi seçilen usta sanatçı Karagöz'ün yanı sıra, güzel sanatların hat ve resim dallarında da eserler verdi. Kurt, Karagöz Musikisinin günümüze aktarılmasında önemli bir rol üstlendi.
Orhan Kurt, dün öğle namazı sonrası Zincirlikuyu Mezarlığı Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Feriköy Mezarlığı'nda toprağa verildi.
UNESCO'nun Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kapsamında, 2008 yılında Türkiye ulusal envanteri seçimlerinde "Yaşayan İnsan Hazinesi" seçilen Kurt'un eserleri geçen yıl 13-27 Mayıs tarihleri arasında Zeytinburnu Kültür Sanat Merkezinde sergilenmişti. 'Gölgenin Tasarımı' adlı sergi, büyük usta Orhan Kurt'un sanatseverlerle son buluşması olmuştu.
Orhan Kurt kimdir?
1930 yılında İstanbul'da doğdu. Babasının mesleği dolayısı ile Anadolu'nun birçok il ve ilçesini dolaştı. İlk ve ortaokulu bu yıllarda, lise ve yüksek öğrenimini ise daha sonra İstanbul'da tamamladı. Uzun süre bir müteahhit firma ile birçok eski eser onarımı ve restorasyonunda bulundu. Sivil inşaatları tamamladı. İstanbul Belediyesi Yapı Tamirat Şubesi'nde 29 yıl çalışarak 1981'de emekli oldu. Küçük yaştan beri resim ve müziğe sevgi, merak ve yeteneği vardı. Müzikte ilk hocası (Selanikli Ahmet Bey'in talebesi) Şükrü Derya Bey'den müziği, makamları, usulleri ve hanendeliği öğrendi. Bir süre Beşiktaş'taki İleri Türk Musikisi Konservatuarı çalışmalarına ve birçok musiki cemiyeti çalışmalarına katılarak kendini geliştirmeye çalıştı. İstanbul Radyosu'nda solo ve koro programlara katıldı. Sanatçı bu yıllarda iyi derecede tambur çalmasını öğrendi. Karagöz hakkında bilgi edinmeye 1942'de, 12 yaşındayken, baba dostu Binbaşı Niyazi Bey'in evlerindeki gösterisinde yakından izleme imkânı bularak başladı. Niyazi Bey, zamanının büyük ustalarını seyretmiş, oldukça usta ve bilgili bir sanatçı idi. Ancak mesleği icabı sadece aile meclislerinde Karagöz oynatırdı. Niyazi Bey, Orhan Kurt'a tasvir yapmayı ve oyunun özelliklerini öğretmeye uğraştı. 1954 yılında mesut bir tesadüfle büyük usta Ragıp Tuğtekin'le tanıştı. Kendisine 22 yıl talebelik ve çıraklık yaptı ve tek talebesi oldu. Karagöz tasvir yapım ve oynatımına Niyazi Bey'le başladı, Ragıp Tuğtekin ile eksiklerini tamamlayıp sanatını geliştirdi. Ragıp Hoca ekolünü devam ettirdi. Türkiye UNİMA'sının (Milletlerarası Kukla ve Gölge Oyunu Birliği Türkiye Milli Merkezi) kurucu ikinci başkanı ve onur kurulu üyesiydi. 40'a yakın ulusal ve uluslararası festivallere katıldı. Romanya Köstence Festivali'nde birincilik ödülü aldı. Mimar Sinan Üniversitesi'nde bir yıl öğretim görevlisi olarak talebe yetiştirdi. 1974 yılından itibaren Kültür Bakanlığı'nın, UNİMA'nın ve UNİMA Bursa Şubesi'nin düzenlediği bütün kurslarda eğitim verdi. Yunanistan, Almanya, İtalya, Hollanda, Romanya gibi ülkelerde Türk haftalarında özel turnelerde, Türk evlerinde gösteriler ve sergiler gerçekleştirdi. 2015 yılında Karagöz'le ilgili bütün yapım ve teknikleri anlattığı “Karagöz'ün Kuralları” kitabını yayımladı.
BAHARIN MÜJDECİSİ MİMOZALAR EL SALLAMAYA BAŞLADILAR
Baharın başlaması ile birlikte Adalar'ın âdeta simgesi haline gelen İstanbul'un bazı köşelerinde de bulunan mimozaların açışı gerçek bir görsel zenginlik oluşturuyor. İstanbul'da baharın müjdecisidir mimozalar. Erik ağaçlarıyla birlikte düet yaparlar adeta.
Türkiye'de ağırlıklı olarak iki tür mimoza var. Biri İzmir mimozası diye bilinir. O kokmaz. Diğeri Ada mimozasıdır ve çok güzel kokar. Hem görünüşü, hem de kokusu güzel olduğu için kokulu olan tür çok ilgi görür. Özel turlar düzenlenir.
İlgiden dolayı mimoza dalları koparılıp satılır. Son yıllarda Adalar Kaymakamlığı bunun için önlemler aldı. Her güzel olan gibi mimoza da dalında güzeldir. Bırakın dalında kalsın. Karşısına geçip doya doya bakın. Fotoğrafını çekin.
Şair Atilla Maraş şu dörtlüğünde ne güzel anlatmış mimozayı.
“İstanbul gözümde seninle büyük
Sevmek suç değil anla mimoza
Bilmezdim sensizlik ağırca bir yük
Küllenmiş bir ateş bir sırlı koza”
Mimoza, Ünlü ressam ve devlet adamı Osman Hamdi Bey içinde önemlidir. Çok sevdiği Fransız eşine bir demet mimoza hediye etmiş ve sonra da o mimozalarla resmini yapmıştır.
MUHSİN YAZICIOĞLU'NUN HAYATI FİLM OLUYOR
Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatı beyaz perdeye aktarılacak.
Rahmetli Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği helikopter kazasını anlatacak "Kanlı Dağ: Üşüyorum" isimli sinema filmi ile ilgili bir tanıtım toplantısı düzenlendiToplantıda konuşan filmin yapımcısı Tuncay Anlı, bir yıldır devam eden çalışmaların sonuna geldiklerini bildirdi.
“Kanlı Dağ: Üşüyorum” sinema filminin senaryosunun Büyük Birlik Partisi Genel Sekreter Yardımcısı Murat Kanat'ın verdiği bilgiler doğrultusunda senaristler tarafından kurgulandığını anlatan Anlı, Oyuncuların çoğuyla anlaştıklarını ve 20 gün içerisinde çekimlere başlayacaklarını söyledi.
Senaryonun büyük bölümünün gerçeklere dayandığını belirten Anlı, "Devletimizi rencide edecek bir senaryo çıkmaması için çok çabaladık. Bazı noktalarda engellerle karşılaştık. Çekilmesini istemeyenler oldu. Ancak hepsini atlattık ve filmin bütün ekibini çok titizlikle seçtik. 8 yıldır aydınlatılmayan, kimsenin anlatmaya da cesaret edemediği bu konuyu filmle yeniden gündeme getirmek istiyoruz." diye konuştu.
Helikopter kazasına kadar
Filmin, Yazıcıoğlu'nun siyasi hayatına dikkati çekeceği ve son 15 yılından çarpıcı sahnelerin olacağını ifade eden Anlı, Yazıcıoğlu'nu kimlerin öldürmek istediğinden başlayarak, atlattığı suikastleri ve son helikopter kazasına kadar yaşananları sahneye taşıyacaklarını kaydetti.
İSTİKLALDEN İSTİKBALE
15 Temmuz darbe girişimini daha iyi anlamamıza yardımcı olacak bir kitap daha yayınlandı. Edebiyatçı Mehmet Nuri Yardım, "İstiklal'den İstikbale" adını verdiği yeni kitabını Mührabad Yayınları'ndan çıkardı.
Türkiye, 15 Temmuz 2016 tarihinde sadece alçak ve kanlı bir darbe teşebbüsü ile karşı karşıya kalmadı. O menhus gecede, “İslam'ın son kalesi” olarak kabul edilen ülkemizin istiklal ve istikbali de fütursuzca tehlikeye atılıyordu. Emperyalist Batının oyuncağı ve kuklası olan kirli bir örgüt, bize düşman sömürgeci ülkelerden aldığı desteğe rağmen başarılı olamadı. Yarım asırdır beslediği hain emellerine kavuşamadı.
Büyük oyunu ve tezgâhı farkeden aziz milletimiz, çoluğu çocuğuyla, yaşlısı genciyle yollara düştü, meydanlara indi ve güzel vatanımızın ihanet örgütlerine ve düşman devletlere peşkeş çekilmesine izin vermedi.
İstiklâl Savaşı'nda Sütçü İmamlar, Nene Hatunlar, Kara Fatmalar, Şerife Bacılar nasıl direnip zafer kazandılarsa 15 Temmuz'da da aynı şanlı ecdadın kahraman torunları, kiralanmış askerlerin kirletilmiş kara tanklarına karşı tarihî bir direniş gösterdiler ve ihanete yol vermediler.
İstiklalden İstikbale kitabında yer alan yazılar, bir bakıma öncesi ve sonrasıyla o kapkaranlık zifiri gün ve gecelere düşülmüş tarihî ve bilgilendirici notlardır. Gelecekte bugünleri yazacak olan tarihçiler, bu yazılardan, intibalardan, hatıralardan, duygu ve düşüncelerden yola çıkarak destanlar yazmış büyük bir milletin uyanışını, dirilişini, direnişini ve şahlanışını anlatacak ve nesillerin daha şuurlu bir şekilde yetişmelerini sağlayacaklardır.
Bu anlamlı kitapta bendenizin de birkaç fotoğrafı bulunmaktadır.
İSTANBUL ÇOK ÖZEL BİR CEMEVİ VE KÜLTÜR MERKEZİ KAZANACAK
Küçükçekmece'de alevi vatandaşların ibadetlerini yerine getirebilecekleri İstanbul Cemevi'nin temeli Küçükçekmece Belediye Başkanı Temel Karadeniz'in de katıldığı törenle gerçekleştirildi.
Küçükçekmece'de, 1995 yılında “Halkalı Cemevi”nin yerine, daha kapsamlı ve büyük cemevi ve kültür merkezi yapılmış olacak.
İstanbul Cemevi ve Kültür Merkezi, ibadethane olmasının yanında sosyal, kültürel ve tasavvuf ilimlerine hizmet veren de bir merkez olacak. Bilgisayar, yabancı dil, üniversite hazırlık, bağlama, el beceri ve meslek edindirme kurslarının düzenleneceği merkezde, kütüphane de bulunacak. Bin 500 kişilik cem salonu, 500 kişilik konferans salonu ve eğitim sınıflarından oluşacak olan ibadethane ve kültür merkezinin iki yılda tamamlanması planlanıyor. Örnek olması düşünülen merkezin aynı zamanda engelli vatandaşların kullanımına uygun ve engelsiz bir yapı olma niteliği de taşıyor
Tüm vatandaşımızı Kucaklıyoruz
Birlik ve beraberlik ruhunun önemine vurgu yapan Küçükçekmece Belediye Başkanı Temel Karadeniz, “Küçükçekmece Belediyesi olarak, yaptığımız bütün proje ve etkinliklerde, birlik ve beraberlik ruhunu pekiştirerek, halkımızın birbirine daha fazla kenetlenmesi için hizmet veriyoruz. Bu doğrultuda, İstanbul Cemevi ve Kültür Merkezi'nin temelini atmış olmaktan dolayı büyük mutluluk duyuyoruz” dedi.
“YAŞLISI GÜLMEYEN BİR TOPLUMUN HUZURU OLMAZ”
Bağcılar Belediyesi Yaşlılar Haftası'nda ilçede yaşayan 40 çifti farklı bir etkinlikte ağırladı. Bezmi Alem Vakfı Üniversitesi Hastanesi ile 65+ Yaşlı Hakları Derneği'nin katkısıyla düzenlenen “Değerlerimiz, Büyüklerimiz” adlı program kapsamında 40 yaşlı çift Tuzla'daki İstanbul Medikal Termal'de ağırlandı. Uzmanlar eşliğinde havuz terapisi uygulanan çiftler mini check-up'tan geçirilirken ayrıca yaşlılıkta yaşanan sorunlarla ilgili seminere katıldı.
Bağcılar Belediyesi Yaşlılar Haftası'nda 40 yaşlı çifti “Değerlerimiz, Büyüklerimiz'' adlı program kapsamında Tuzla'daki Termal Tesis' de ağırladı. Üç gün süren programda ilk olarak ‘'Yaşlanmaya Hazırlanmak ve Yaşlılık Gereksinimleri” adlı seminer düzenlendi.
Açılışta konuşan Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı, yaşlısı gülmeyen bir toplumda huzurun da olamayacağını ifade etti.
Eşinizin kıymetini bilin
Programın ilerleyen anlarında yaşlı bir çiftin günlük yaşamını anlatan video gösterildi. Düşünceleri sorulan çiftler programın öneminden bahsederek Başkan Çağırıcı'ya teşekkür etti. Eşinin kanser hastası olduğunu belirten Salim Demirkol ise gözyaşına boğuldu. 40 yıldır aynı yastığa baş koyduğu eşi Fatma Demirkol'un kıymetini daha önce bilemediğini belirten Demirkol, “Onun değerini kanser hastası olduktan sonra anladım. Geçmişte ona çok sert davrandım. Çok pişmanım. Şimdi değiştim ama iş işten geçti. Senelerimiz boşa gitti” dedi.
Program kapsamında çiftlere Bezmialem Vakfı Üniversitesi Hastanesi personeli tarafından küçük check-up ile kan tahlili yapıldı. Rahatsızlığı belirlenenler için de tedavi süreci başlatıldı. Yine, çiftlere doktorlar eşliğinde havuz terapisi uygulandı.
GRAMOFON VE TAŞ PLAKLARLA TARİHE YOLCULUK
Koleksiyoner ve musiki sanatçısı Taşkın Savaş, Küçükçekmece Belediyesi Geleneksel Sanatlar Akademisi'nde öğrencilere taş plaklarla tarihe yolculuk yaptırdı.
Gramafon eşliğinde müzik sohbeti gerçekleştiren Savaş, koleksiyonundan çeşitli gramafon çeşitlerini tanıtarak, taş plaklarla müzik ziyafeti sundu.
Geleneksel sanatlara sahip çıkılması gerektiğini ve Batı'ya taviz verilmemesi gerektiğini söyleyen Taşkın Savaş, “Bu akademiyi hayata geçiren Başkan Temel Karadeniz'e çok teşekkür ederim. Bugün buradaki imkan başka bir ortamda yok. Buraya dört elle sarılalım. İnanıyorum ki, bu akademiden çok sanatçılar çıkacak” diye konuştu.
200 yıllık geçmişe sahip antika gramofonların 60 yıldır kendisinde bulunduğunu belirten Savaş, tarihte Bakırköy'de (Makriköy) gramofon fabrikası bulunduğunu orijinal kayıtların yapıldığını söyledi. Günümüzde de bir gramofon fabrikası kurulması gerektiğini ifade eden Savaş, yerel yönetimlerden bu konuda destek beklediğini dile getirdi.