Kara kıtanın gönlü Ak Hükümdarı, Mansa Musa...
-----
2023-08-27 00:00:00
<p> Zenginlik, pek çok kişinin hayalini kurduğu
bir olgu. Herkes hayatının bir döneminde daha çok paraya ve daha rahat bir
yaşantıya kavuşmayı hayal etmiştir. Günümüzde gerek televizyonlarda gerekse de
sosyal medyada karşımıza çıkan dünyanın en zenginleri tarzındaki haberlerle
hemen hemen her gün karşılaşmaktayız. Özellikle de liste halinde verilen
isimler ve zenginlik kıyaslaması artık gayet tabii bir hal aldı. Rakamlar
günden güne değişmekle beraber, listenin ilk sırasında 200 milyar Amerikan
doları servetiyle teknoloji ve sosyal medya alanlarında yatırım yapmış bir iş
insani bulunmakta.</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1">Dünyanın bilinen zamanında
yaşamış ve serveti hesaplanabilen insanının toplam serveti ise, günümüzde
zenginler listesinin birinci ve ikinci sırasını işgal eden iki kişinin toplam
servetleri olan 400 milyar Amerikan dolarından çok daha fazlaydı desek
muhtemelen şaşkınlıktan verdiğimiz sayıya tekrar bakacaksınızdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Tarihler 1300lerin başını gösterdiğinde Afrika
kıtasının en batısında bugün Mali adını verdiğimiz ülke günümüzdeki
sınırlarından çok daha geniş bir imparatorluktu. Bu devlet Afrika'yı doğudan
batıya kateden ticaret yollarının Fas ve Avrupa cihetlerine gitmeden önce
ulaştığı son kavşak noktasıydı. Afrika içlerinden gelen fildişleri, çeşit çeşit
kıymetli taşlar, kıymetli kürkler ve köleler hep bu ülke üzerinden geçen
kervanlarla Fas ve Avrupa cihetine gitmekteydi. Ayrıca bu ülke topraklarının
üstü verimli olduğu kadar altı da altın cevheri bakımından çok zengin bir
mıntıkaydı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1">Mali bölgesini yönetmiş
olan Keita hanedanı yüzyıllar boyunca Mali bölgesinde yaşamış bir aile olup
soylarını bir şecere ile Bilal-i Habeşî ve Abdurrahman bin Avf’in kızkardeşi
Hala binti Avf’in oğulları olan Lavalu bin Bilal'e bağlarlar. Rivayete göre
Lavalu Mekke'den Mali’de bulunan Manden bölgesine hicret etmiş ve hayatinin
geri kalanını da bu bölgede geçirerek burada vefat etmişti. Luvalu’nun soyundan
gelenler önce bölgede söz sahibi sevilen sayılan kişiler olmuşlar, daha sonra
ise kendi kabileleri olan Keitalar diğer bölge kabileleri arasında öne çıkan
bir konuma gelmiştir. Bu öne çıkma yaklaşık olarak 10 ya da 11. Yüzyıllarda
diğer kabileleri de kendilerine bir nevi bağlı hale getirmiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1">Bölgeyi yöneten Gana
krallığının eski gücünü 1200lerin başında yitirmesiyle bölge hakimiyeti konusu
çevre krallıklardan olan Sosso Krallığı’nın iştahını kabartmıştı. 1230'dan
itibaren zaman zaman Sossolar bölgeye yayılmak icin fırsat kollamaya
başladılar. Keita kabilesinin o günkü reisi olan Suncata Keita bu yayılmayı
önlemek adına diğer kabilelerle beraber Sosso Krallığı’na karşı savaşmayı
kararlaştırdı. Tarihler 1235’i gösterdiğinde Kirina’da Sosso-Keita savaşı
meydana geldi. Bu savaş sırasında Sossolar ağır bir darbe aldılar. Galibiyet
Suncata’ya gücünü pekiştirme ve prestijini arttırma imkân sundu. Bölgedeki
diğer kabilelerin ittifakı ile Suncata, mansa yani kralların kralı ilan edildi.
<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Sancuta ve ardından gelen selefleri kontrolu
altına aldıkları bölgeyi koruma ve genişletme yolunda pek çok çaba sarf
ettiler. Bilhassa da Niani ve Bambuk bölgelerinin ele geçirilmesi onlara zengin
altın kaynaklarının anahtarını verdi. Altın madenlerinin geliri ile
zenginleşmeye başlayan bölge, ticaret yollarının daha da verimli kullanmak
suretiyle altın dışındaki gelirlerini de arttırma yoluna gittiler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1">Mali devletini bir imparatorluğa
dönüştüren ve namının dünya çapında duyulmasını sağlayan, bu devletin dokuzuncu
kralı olarak tahta çıkmış olan Mansa Musa'dır. Mansa Musa'nın doğum tarihi tam
olarak bilinmese de tahta çıktığı 1312’de yirmili yaşlarının başında
bulunmaktaydı. İmparatorluğu kuran Suncata Musa'nın dedesinin büyük kardeşiydi.
Meşhur tarihçi İbn Hacer Mansa Musa'nın tam adını Musa bin Ebubekr Salim el-
Takruri olarak kaydeder.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1">Musa'nın tahta geçmeden
önceki yıllarına ait bilgiler kısıtlı olmakla birlikte bu bilgilerin çoğu sözlü
olarak kuşaktan kuşağa aktarılmış bilgilerdir. Bu donem ile ilgili en önemli
bilgi Musa’dan önce Mansa olan Mansa Muhammed bin Ku’nun Atlantik Okyanusu’na iki deniz seferi yapmış
olduğudur. Bunlardan ilki 200 gemiden oluşan bir filo ile yapılan küçük çaplı
bir sefer iken ikincisi bizzat Mansa Muhammed'in komutası altında 2 bin gemilik
bir filonun yaptığı uzun çaplı bir seferdir. Bu sefer sırasında genç Musa
başkentte Mansa Muhammed’in vekili namı ile bir sure hüküm sürmüştür. Bu
çıkılan ikinci seferden Mansa Muhammed gemileri ile geri dönmeyi başaramamış ve
Musa yapılan törenin ardından 1312’de Mali İmparatorluğu'nun başına geçmiştir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1">Musa tahta geçer geçmez
çevredeki düşman devletlerle olan husumetleri bu düşmanların hakkından gelerek
giderme yoluna gitti. Özellikle de çevredeki yerel kabile dinlerine inanan ve
Müslüman olan Mali halkına kötülüğü dokunmuş olanların çoğunu yapılan savaşlar
sonunda esir ederek güçlerini kırma yoluna gitti. Bu esirlerin köle
pazarlarında Faslı tüccarlara satılması da Mali icin ayrı bir gelir kapısı
olmaktaydı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Musa etraftaki tehlikeleri tek tek bertaraf
ettikten sonra, kendisi icin en önemli hedef olan Hacca gitme hazırlıklarına
başladı. 12 yıllık hazırlığın ardından 60 bin kişilik maiyeti ve 12 bin
kölesiyle beraber 1324 senesinde yolculuğa başladı. Kendisinin yokluğunda oğlu
Muhammed babasına vekalet edecekti. Yolculuk sırasında harcamalar için gerekli
olacak olan altın yaklaşık 1800 gramlık külçeler halinde 12 bin köleye
taşıttırıldı. Bunun haricinde 80 deve de her biri de 135 kilogramlık altın tozu
dolu tulumları taşımaktaydı. Yol boyunca kafilenin geçtiği yerlere cuma namazı
icin mescitler inşa edildi. Mansa Musa yol üzerinde nerede bir yoksul görse ona
yardım etmeden yoluna devam etmezdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1">Kafile uzun bir yolculuğun
ardından 1324 senesinin temmuz ayı başında Kahire civarına vasıl oldu. Büyük
piramide yakın bir yerde konaklama icin çadırlar kuruldu. Kahire’ye geleceği
önceden Memluklu Sultanı Melik Nasir Muhammed’e bildirildiğinden Mansa Musa ve
maiyeti için büyük hazırlıklar yapılmıştı. Ayın 19'unda Nil’den karşıya geçerek
Sultan ile görüştü. Sultan görüşmede yıllar önce Mansa Sakura’ya da misafir ettiğinden bahsetti, Görüşmede
karşılıklı hediyeleşmenin ardından eski günler yad edildi. Mansa Musa
Kahire’nin Karafa bölgesine yerleşti. Bir süre sonra bu mıntıkanın emri olan
Emir Hacib ile dostluk kurdu. Emir Hacib, Mansa Musa ile her görüşmesinde
ülkesi ve kendisi hakkında pek çok sorular sorarak bu diyar hakkında
öğrenilebilecek her şeyi ögrenmeye çalışıyordu. Masa Musa’nin tahta çıkışından
Hacca gitmesine kadar gecen on iki sende yirmi dört şehir fethettiği bilgisine
hep bu dost meclislerinde yapılan muhabbetler sayesinde sahibiz. Emir Hacib
ögrendiği bu bilgileri katiplerine kaydettirmiş ve bu bilgilerin bizlere kadar
ulaşmasını sağlamıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1">Daha önce de bahsettiğimiz
gibi Mansa Musa ihtiyaç sahibi kimselere yaptığı bol ihsanlarla bilinen bir
şahsiyettir. Kahire’de kaldığı üç ay boyunca yaptığı yardımlar sebebiyle
Kahire'de fakir hiçbir kimse kalmadı. Bütün haneler tek tek kontrol edilerek
şehirdeki bütün fakirler tek tek tespit ettirildi. Hatta ve hatta yapılan
yardımlar yüzünden piyasada altının birden bollaşması sebebiyle Memluk ülkesi
ani bir enflasyon artışı altında kaldı, piyasada bol bulunan altın sebebi ile
ülkenin ekonomisini alt üst oldu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1">Mansa Musa kafilesiyle
birlikte 18 Ekim'de Kahire’den ayrıldı. Yolu üzerinde durakladığı diğer
şehirlerde de yardımlarını hiç aksatmadı. Bilhassa Medine ve Mekke’de
cömertliğini duymayan kalmadı. Bu geniş kafile Mekke’deyken kafileden bazı
kimseler burada Türk hacılarla istenmeyen bir sürtüşme içine girdiler. Tam
kılıçlar çekilmişken Mansa Musa bizzat araya girerek ortamı yumuşattı. Hac
yapılıp dönüş yoluna geçildikten sonra bazı meşakkatler ortaya çıktı. Mevsim
kışa dönmüştü ve kafile buna hazırlıksız yakalanmıştı. Sina Çölü geçilirken
kafileden pek çok kişi soğuktan donarak öldü. Bu bölgede eşkıyalık yapan Bedevi
ve Kıptilerin vur kaç yaparak erzak çalması da erzak sıkıntısına sebebiyet
vermekteydi. Mansa Musa’nin zor durumda kaldığını ögrenen Sultan Nasir
Muhammed’in gerekli yardımları göndermesi ile meşakkatli durumlar bir nebze
hafifletilmişti<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1">Mansa Musa dönüş yolunda
Endülüslü alim ve şair Ebu İshak es-Sahili ile tanışmış kendisini uzun uğraşlar
sonucu ikna ederek Mali’ye beraberinde götürmüştür. Mansa Musa Hac dönüşü Timbuktu şehrini kurdurmuş, bu şehrin bir
ilim şehri olması için şehri çeşitli medreseler, kütüphaneler camiiler ile donatmıştır.
Yaptırdığı Timbuktu Ulu Camii günümüzde hala ayaktadır ve bizlere Mansa
Musa’nin hayırseverliğini hatırlatmaktadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1">Mansa Musa’nin sadece Hac
yolculuğunda yaklaşık 30 ton altın sarfettiğini hesaba kattığımızda günümüz
bilim adamlarının yaptığı hesaplamalarda Mansa Musa'nın şahsi servetinin
günümüz parası ile 400 ila 600 milyar Amerikan doları arasında olduğu tahmin
edilmektedir. Yirmi beş yıla yakın saltanat süren bu hükümdar arkasında bugüne
kadar unutulmamış cömertlik hikayeleri bırakarak 1337 senesinde öteki aleme göç
etti. Bu dünya böyle bir zengini son bin yılda bir kez gördü ama onun cömertlik
hikayeleri bin yıl daha anlatılmaya devam edecek...<o:p></o:p></span></p>