Kara kıtanın gönlü Ak Hükümdarı, Mansa Musa...

-----

<p>&nbsp; Zenginlik, pek çok kişinin hayalini kurduğu bir olgu. Herkes hayatının bir döneminde daha çok paraya ve daha rahat bir yaşantıya kavuşmayı hayal etmiştir. Günümüzde gerek televizyonlarda gerekse de sosyal medyada karşımıza çıkan dünyanın en zenginleri tarzındaki haberlerle hemen hemen her gün karşılaşmaktayız. Özellikle de liste halinde verilen isimler ve zenginlik kıyaslaması artık gayet tabii bir hal aldı. Rakamlar günden güne değişmekle beraber, listenin ilk sırasında 200 milyar Amerikan doları servetiyle teknoloji ve sosyal medya alanlarında yatırım yapmış bir iş insani bulunmakta.</p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-themecolor:text1">Dünyanın bilinen zamanında yaşamış ve serveti hesaplanabilen insanının toplam serveti ise, günümüzde zenginler listesinin birinci ve ikinci sırasını işgal eden iki kişinin toplam servetleri olan 400 milyar Amerikan dolarından çok daha fazlaydı desek muhtemelen şaşkınlıktan verdiğimiz sayıya tekrar bakacaksınızdır.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-themecolor:text1">&nbsp;Tarihler 1300lerin başını gösterdiğinde Afrika kıtasının en batısında bugün Mali adını verdiğimiz ülke günümüzdeki sınırlarından çok daha geniş bir imparatorluktu. Bu devlet Afrika'yı doğudan batıya kateden ticaret yollarının Fas ve Avrupa cihetlerine gitmeden önce ulaştığı son kavşak noktasıydı. Afrika içlerinden gelen fildişleri, çeşit çeşit kıymetli taşlar, kıymetli kürkler ve köleler hep bu ülke üzerinden geçen kervanlarla Fas ve Avrupa cihetine gitmekteydi. Ayrıca bu ülke topraklarının üstü verimli olduğu kadar altı da altın cevheri bakımından çok zengin bir mıntıkaydı.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-themecolor:text1">Mali bölgesini yönetmiş olan Keita hanedanı yüzyıllar boyunca Mali bölgesinde yaşamış bir aile olup soylarını bir şecere ile Bilal-i Habeşî ve Abdurrahman bin Avf’in kızkardeşi Hala binti Avf’in oğulları olan Lavalu bin Bilal'e bağlarlar. Rivayete göre Lavalu Mekke'den Mali’de bulunan Manden bölgesine hicret etmiş ve hayatinin geri kalanını da bu bölgede geçirerek burada vefat etmişti. Luvalu’nun soyundan gelenler önce bölgede söz sahibi sevilen sayılan kişiler olmuşlar, daha sonra ise kendi kabileleri olan Keitalar diğer bölge kabileleri arasında öne çıkan bir konuma gelmiştir. Bu öne çıkma yaklaşık olarak 10 ya da 11. Yüzyıllarda diğer kabileleri de kendilerine bir nevi bağlı hale getirmiştir. <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-themecolor:text1">Bölgeyi yöneten Gana krallığının eski gücünü 1200lerin başında yitirmesiyle bölge hakimiyeti konusu çevre krallıklardan olan Sosso Krallığı’nın iştahını kabartmıştı. 1230'dan itibaren zaman zaman Sossolar bölgeye yayılmak icin fırsat kollamaya başladılar. Keita kabilesinin o günkü reisi olan Suncata Keita bu yayılmayı önlemek adına diğer kabilelerle beraber Sosso Krallığı’na karşı savaşmayı kararlaştırdı. Tarihler 1235’i gösterdiğinde Kirina’da Sosso-Keita savaşı meydana geldi. Bu savaş sırasında Sossolar ağır bir darbe aldılar. Galibiyet Suncata’ya gücünü pekiştirme ve prestijini arttırma imkân sundu. Bölgedeki diğer kabilelerin ittifakı ile Suncata, mansa yani kralların kralı ilan edildi. <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-themecolor:text1">&nbsp;Sancuta ve ardından gelen selefleri kontrolu altına aldıkları bölgeyi koruma ve genişletme yolunda pek çok çaba sarf ettiler. Bilhassa da Niani ve Bambuk bölgelerinin ele geçirilmesi onlara zengin altın kaynaklarının anahtarını verdi. Altın madenlerinin geliri ile zenginleşmeye başlayan bölge, ticaret yollarının daha da verimli kullanmak suretiyle altın dışındaki gelirlerini de arttırma yoluna gittiler.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-themecolor:text1">Mali devletini bir imparatorluğa dönüştüren ve namının dünya çapında duyulmasını sağlayan, bu devletin dokuzuncu kralı olarak tahta çıkmış olan Mansa Musa'dır. Mansa Musa'nın doğum tarihi tam olarak bilinmese de tahta çıktığı 1312’de yirmili yaşlarının başında bulunmaktaydı. İmparatorluğu kuran Suncata Musa'nın dedesinin büyük kardeşiydi. Meşhur tarihçi İbn Hacer Mansa Musa'nın tam adını Musa bin Ebubekr Salim el- Takruri olarak kaydeder.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-themecolor:text1">Musa'nın tahta geçmeden önceki yıllarına ait bilgiler kısıtlı olmakla birlikte bu bilgilerin çoğu sözlü olarak kuşaktan kuşağa aktarılmış bilgilerdir. Bu donem ile ilgili en önemli bilgi Musa’dan önce Mansa olan Mansa Muhammed bin Ku’nun&nbsp; Atlantik Okyanusu’na iki deniz seferi yapmış olduğudur. Bunlardan ilki 200 gemiden oluşan bir filo ile yapılan küçük çaplı bir sefer iken ikincisi bizzat Mansa Muhammed'in komutası altında 2 bin gemilik bir filonun yaptığı uzun çaplı bir seferdir. Bu sefer sırasında genç Musa başkentte Mansa Muhammed’in vekili namı ile bir sure hüküm sürmüştür. Bu çıkılan ikinci seferden Mansa Muhammed gemileri ile geri dönmeyi başaramamış ve Musa yapılan törenin ardından 1312’de Mali İmparatorluğu'nun başına geçmiştir. <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-themecolor:text1">Musa tahta geçer geçmez çevredeki düşman devletlerle olan husumetleri bu düşmanların hakkından gelerek giderme yoluna gitti. Özellikle de çevredeki yerel kabile dinlerine inanan ve Müslüman olan Mali halkına kötülüğü dokunmuş olanların çoğunu yapılan savaşlar sonunda esir ederek güçlerini kırma yoluna gitti. Bu esirlerin köle pazarlarında Faslı tüccarlara satılması da Mali icin ayrı bir gelir kapısı olmaktaydı.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-themecolor:text1">&nbsp;Musa etraftaki tehlikeleri tek tek bertaraf ettikten sonra, kendisi icin en önemli hedef olan Hacca gitme hazırlıklarına başladı. 12 yıllık hazırlığın ardından 60 bin kişilik maiyeti ve 12 bin kölesiyle beraber 1324 senesinde yolculuğa başladı. Kendisinin yokluğunda oğlu Muhammed babasına vekalet edecekti. Yolculuk sırasında harcamalar için gerekli olacak olan altın yaklaşık 1800 gramlık külçeler halinde 12 bin köleye taşıttırıldı. Bunun haricinde 80 deve de her biri de 135 kilogramlık altın tozu dolu tulumları taşımaktaydı. Yol boyunca kafilenin geçtiği yerlere cuma namazı icin mescitler inşa edildi. Mansa Musa yol üzerinde nerede bir yoksul görse ona yardım etmeden yoluna devam etmezdi.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-themecolor:text1">Kafile uzun bir yolculuğun ardından 1324 senesinin temmuz ayı başında Kahire civarına vasıl oldu. Büyük piramide yakın bir yerde konaklama icin çadırlar kuruldu. Kahire’ye geleceği önceden Memluklu Sultanı Melik Nasir Muhammed’e bildirildiğinden Mansa Musa ve maiyeti için büyük hazırlıklar yapılmıştı. Ayın 19'unda Nil’den karşıya geçerek Sultan ile görüştü. Sultan görüşmede yıllar önce Mansa Sakura’ya&nbsp; da misafir ettiğinden bahsetti, Görüşmede karşılıklı hediyeleşmenin ardından eski günler yad edildi. Mansa Musa Kahire’nin Karafa bölgesine yerleşti. Bir süre sonra bu mıntıkanın emri olan Emir Hacib ile dostluk kurdu. Emir Hacib, Mansa Musa ile her görüşmesinde ülkesi ve kendisi hakkında pek çok sorular sorarak bu diyar hakkında öğrenilebilecek her şeyi ögrenmeye çalışıyordu. Masa Musa’nin tahta çıkışından Hacca gitmesine kadar gecen on iki sende yirmi dört şehir fethettiği bilgisine hep bu dost meclislerinde yapılan muhabbetler sayesinde sahibiz. Emir Hacib ögrendiği bu bilgileri katiplerine kaydettirmiş ve bu bilgilerin bizlere kadar ulaşmasını sağlamıştır.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-themecolor:text1">Daha önce de bahsettiğimiz gibi Mansa Musa ihtiyaç sahibi kimselere yaptığı bol ihsanlarla bilinen bir şahsiyettir. Kahire’de kaldığı üç ay boyunca yaptığı yardımlar sebebiyle Kahire'de fakir hiçbir kimse kalmadı. Bütün haneler tek tek kontrol edilerek şehirdeki bütün fakirler tek tek tespit ettirildi. Hatta ve hatta yapılan yardımlar yüzünden piyasada altının birden bollaşması sebebiyle Memluk ülkesi ani bir enflasyon artışı altında kaldı, piyasada bol bulunan altın sebebi ile ülkenin ekonomisini alt üst oldu.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-themecolor:text1">Mansa Musa kafilesiyle birlikte 18 Ekim'de Kahire’den ayrıldı. Yolu üzerinde durakladığı diğer şehirlerde de yardımlarını hiç aksatmadı. Bilhassa Medine ve Mekke’de cömertliğini duymayan kalmadı. Bu geniş kafile Mekke’deyken kafileden bazı kimseler burada Türk hacılarla istenmeyen bir sürtüşme içine girdiler. Tam kılıçlar çekilmişken Mansa Musa bizzat araya girerek ortamı yumuşattı. Hac yapılıp dönüş yoluna geçildikten sonra bazı meşakkatler ortaya çıktı. Mevsim kışa dönmüştü ve kafile buna hazırlıksız yakalanmıştı. Sina Çölü geçilirken kafileden pek çok kişi soğuktan donarak öldü. Bu bölgede eşkıyalık yapan Bedevi ve Kıptilerin vur kaç yaparak erzak çalması da erzak sıkıntısına sebebiyet vermekteydi. Mansa Musa’nin zor durumda kaldığını ögrenen Sultan Nasir Muhammed’in gerekli yardımları göndermesi ile meşakkatli durumlar bir nebze hafifletilmişti<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-themecolor:text1">Mansa Musa dönüş yolunda Endülüslü alim ve şair Ebu İshak es-Sahili ile tanışmış kendisini uzun uğraşlar sonucu ikna ederek Mali’ye beraberinde götürmüştür.&nbsp; Mansa Musa Hac dönüşü&nbsp; Timbuktu şehrini kurdurmuş, bu şehrin bir ilim şehri olması için şehri çeşitli medreseler, kütüphaneler camiiler ile donatmıştır. Yaptırdığı Timbuktu Ulu Camii günümüzde hala ayaktadır ve bizlere Mansa Musa’nin hayırseverliğini hatırlatmaktadır.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-themecolor:text1">Mansa Musa’nin sadece Hac yolculuğunda yaklaşık 30 ton altın sarfettiğini hesaba kattığımızda günümüz bilim adamlarının yaptığı hesaplamalarda Mansa Musa'nın şahsi servetinin günümüz parası ile 400 ila 600 milyar Amerikan doları arasında olduğu tahmin edilmektedir. Yirmi beş yıla yakın saltanat süren bu hükümdar arkasında bugüne kadar unutulmamış cömertlik hikayeleri bırakarak 1337 senesinde öteki aleme göç etti. Bu dünya böyle bir zengini son bin yılda bir kez gördü ama onun cömertlik hikayeleri bin yıl daha anlatılmaya devam edecek...<o:p></o:p></span></p>