'Kara bir gün': 1 Kasım 1928 Latin harflerinin kabulü
-----
2021-11-03 15:15:00
<p>“1 Kasım 1928 Yeni Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında
Kanun” la Müslüman Türklerin bin yıllık kalp ve dimağını, din ve devletini, kültür
ve medeniyetini inşa ve ihya eden Kur’ân harfleri feshedilerek Haçlı dünyasının
Latin harflerinin kabul edildiği “Kara bir gündür.” “Kara bir gün” ifadesini
Süleyman Nazif’in <span style="background-image: initial; background-position: initial; background-size: initial; background-repeat: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial;">9 Şubat 1919 tarihli Hâdisat gazetesinde yazdığı aynı
adı taşıyan yazı </span>başlığından aldığımızı belirtelim. Kemalist
Cumhuriyet oligarşisi bu ecnebî harflerine hayâsızca “Türk alfabesi” diyerek
mazlum ve mazrur Türk milletine dayatmışlardır. Sözde Türkçü olan, fakat maalesef
Türkçülükleri ârızalı ve bâtıl olan bâzı zevat ve zümreler de Kemalistlerin
tepeden inme usulle Latin harflerini kanunlaştırmaları karşısında diz
çökmüşlerdir.</p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin">BÂTIL
TÜRKÇÜLERİN LATİN HARFLERİ KARŞISINDA DİZ ÇÖKÜŞÜ</span></b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin">Evvel
emirde belirteyim ki gayem, Hadiümü’l Harameyn olan ve İslâmlaşınca millet
olmak vasfını kazanan Türklerin idrakini bir asırdır yozlaştıran Kemalist bâtıl
Türkçülüğün ârızalarını göstermek. Bu mevzudaki yazdıklarımızda Türklük
hüviyetine karşı bir anlayışımız asla söz konusu olamaz. Aksine, mensubu
olmaktan şeref duyduğumuz Hakk’a tapan Türklüğün bâtıl, yâni İslâm dışı tesbit
ve tariflerden arındırılması çabası taşımaktadır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:
"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:
minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin">FUAT KÖPRÜLÜ ÖNCE KARŞI ÇIKIYOR,
SONRA KABUL EDİYOR
</span></b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin;color:black">Edebiyat tarihimize hizmetlerini şükranla karşıladığımız
M. Fuat Köprülü’nün Latin harflerinin sebep olacağı buhranı anlatan satırlarını
okuyalım önce: “Hıristiyanlaşma Hadisesi ve Kültür Buhranı" başlıklı
meşhur yazısında “Latin harflerini almanın bir şekilperestlikten ibaret
olduğunu” söylüyordu: “Çağdaş Avrupa cemiyetlerinin müesseselerini,
kıymetlerini aradaki sosyal şartların çatışması sebebiyle yalnız şekli bir sûrette
almaya çalıştık. İnkılâplarımızı tamamlamak için artık Arap harflerini de
atarak Latin harflerini almak isteyenler, işte bu şekilperestliğin en açık
birer nümunesidirler. </span><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin">Lâtin harflerinin kabulüne taraftar olanlar, zannediyorlar ki,
Garp medeniyetine bu sûretle daha çabuk ve daha kolay temessül edebiliriz. Onlar, bu şekilde, Ortaçağın son bakıyyesinden de
kurtularak tamamiyle çağdaş bir duruma geleceğimizi ümid ediyorlar.
Düşünmüyorlar ki bizi Avrupa'dan ayıran en bariz fark zihniyet ve mantık
farkıdır.” (Türkiye Nasıl Laikleştirildi? / Haz: Hüseyin Durukan, Çıdam
Yayınları)
Köprülü’nün,
bin yıllık İslâmlaşmış millet değerlerimizi savunan bir müdafînin
haykırışlarını andıran bu ifadeleri yüreğimiz kabartıyor âdeta. Onun 1929’da
söylediği bu sözler bugün dahi yaşanan kimlik ve medeniyet buhranımızı
anlatıyordu: “Ecdadından kalan sanat âbidelerini yıkıp geniş caddeler açmak
isteyen belediye reislerimizi, millî tarihini ve millî edebiyatını bilmemekle
iftihar eden aydınlarımızı, medenî tarihimizin bakıyyelerini saklayan
kütüphanelerimizi hafife alarak onların ortadan kaldırılmasını isteyen
mütefekkirlerimizi, millî mazimizi sadece bir pislik ve rezalet halitasından
ibaret gösteren tarihçilerimizi, çocuklarını yabancı kültür çevrelerinde okutup
eğitmeyi bir medeniyet gereği sayan milliyetperverlerimizi gördükçe, ne derin
ve korkunç bir kültür buhranı karşısında bulunduğumuzu anlamamak imkânsızdır.”
(a.g.e., s.358)<b>
KÖPRÜLÜ:
“ARAP HARFLERİ TÜRK DİLİNE UYGUN DEĞİLDİR” <o:p></o:p></b></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin;
color:black">Veyl ona ki eserlerine hürmet ettiğimiz Köprülü yukarıdaki
fikirlerine sâdık kalmadı. Türkçülüklerini Batıcılıkla sentezledikten sonra
Türklüğü İslâm millet zemininden seküler ulus zeminine çekenler safına
katıldı.1938’de Halkevleri’nin dergisi Ülkü’deki “Alfabe İnkîlâbı” adlı
yazısında 1929’de karşı çıktığı Latin harfleri artık “Türk harfleri” olmuştu.
Bu yazısıyla Köprülü’nün Kemalist Batıcı bir zihniyete inkılâp ettiği
anlaşılıyor.</span><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin"> Türklüğü Müslümanca idrak edenler, “meşhur Türkçü” M. Fuat
Köprülü’nün Batı yanlısı sentezci fikirlerini ibretle okumalı ve seküler
Türkçülerin Türklük mevzuunda baştan beri yanlış fikirlerle idrak kirliliğine
sebep olduklarını muhasebe etmelidir: “Türk
harflerini kabul ettiğimiz büyük günün onuncu yıldönümü! Türklerin kültür
tarihinde bu kadar azametli, bu kadar şümullü bir dönüm noktası daha var mıdır?
Bilemeyiz” diyerek “Arap harflerinin Türk diline hiç uygun olmadığını” dile
getirir: “Atatürk bu büyük inkilâbı yaparken acaba ne gibi düşüncelerle hareket
ediyordu? Sonradan yavaş yavaş anlayabildi. (…) Biz Orta zaman Şark kültüründen
silkinip muasır Garp kültürü dairesine girmek iradesini göstermiş oluyorduk.
İşte, Baş hocamız Atatürk'ün bu inkılâbı yaparken ve milletine millî, mükemmel
bir alfabe hediye ederken ne kadar şümullü ve ne kadar derin düşünmüş olduğunu
hayat, on seneden beri ispat etti: tatbikat, umulduğundan daha büyük bir
muvaffakiyet gösterdi. Kısa bir zaman için sahifelerini azaltan gazeteler,
sayıları azalan mecmua ve kitaplar, az bir müddet sonra eskisinden daha büyük
bir inkişafa mazhar oldular. Okuma yazma öğrenmek çok kolaylaştı. Hülâsa,
kültür hayatının her sahasında eskisiyle ölçülemeyecek bir ilerleme hasıl
oldu... Alfabe inkilâbı... memleketin kültür hayatında muazzam hamleler
doğurmuş, çok feyizli, müsbet neticeler vermiştir.” (a.g. e., s. 359) Adı
geçen kitapta Köprülü hakkında şu da anlatılıyor: “Bir gece konağın kapısının
resmî görevlilerce çalındığını, evden alınıp Dolmabahçe sarayına götürüldüğünü,
bir gece boyu orada kaldığını, böylece Latin harfleri ve tarih konusunda ikna
edildiğini…” Fuat Köprülü kültürümüze dair kaynak
eserler bıraktı ama recüliyeti, yâni adamlığı ve dâvası yoktu. Çarçabuk teslim
oldu. Seküler Türkçülük kitapları ve “Dokuz Umde” siyle Kemalist inkılâplara
fikren yardımcı olan Ziya Gökalp, Latin harflerinin cebirle yürürlüğe girdiği
1928’de sağ değildi. Meşruiyet Dönemi’nde “Türk ve Müslümanlar arasındaki
bağlardan dolayı İslâm harflerinin korunmasını” isteyenlerdendi. Vefatından
önce “Arap harflerinin ıslah edilmesine dair yazı ve beyanları vardır. Kemalist
Batıcıların azılılarından Celal Nuri’nin şu hezeyanlarını bugün hangi bâtıl
Türkçü mahfiller sürdürüyor dersiniz? “Arap alfabesi Türkler için bin sene
devam edecek bir talihsizlikti… Bu elifba fenadır ve Türklere uygun değildir…
Harf inkılâbıyla, (…) Ural-Altay milletlerinden olan Türkler, yine Ural-Altay
milletlerinden olan çok ilerlemiş Macarlar, Finler, Estonyalılar gibi, Avrupa
âlemine kesinlikle karışmış olacaktır.” (a.g.e., s.319 ) Kemalist
Türkçülere itiraz eden Kâzım Karabekir Paşa 5 Mart 1923 tarihinde Hâkimiyyet-i
Milliyye’de yayınlanan “Latin Hurûfu Mes’elesi” başlıklı yazısı harf
meselesinden kimin nerede yer aldığını gösteriyor. “Bu fikir bir zamanlar
Avrupa’da herc-ü merci mûcib oldu. Bu cereyân evvelâ orada başladı. Bizim İslâm
hurûfâtımız kâfi değilmiş, binâenaleyh Latin hurûfatı alınmalı imiş!...”
şeklindeki sözleriyle karşı çıkar. (a.g.e.,
s.329)
<b><span style="color:black;
mso-themecolor:text1">TÜRKÇÜ MEHMET EMİN YURDAKUL DA LATİN HARFLERİNE
TARAFTARDI</span></b> Seküler Türkçü şair Mehmet Emin
Yurdakul’un hezeyanlarını, Türklüğünü İslâm’la hâlhamur edenler iyi okuyup
aldatıldıklarını idrak etmelidirler. Onun şu ifadeleri Müslüman Türklüğün
hüviyetini bozmanın küçük bir cüzüdür: “Musa eski İbranî harfleriyle tunç
levhalar üzerine nasıl bir kavmin mukadderatını yazmışsa bu harflerle de yeni
yazılacak olan kitaplara Türk milleti yeni bir mukadderat yazacak, (götenberg)
oyduğu harflerle nasıl yeni dünya hars ve medeniyetini hazırlamışsa bu yeni
harflerle de Türk'ün yeni hars ve medeniyetini vücuda getirecek, Allah arzı,
semayı, insanları ve bütün mahlûkatı nasıl birkaç unsurdan yaratmış ise Türk
milleti de bu yeni harflerle yeni ilmini sanatını, yeni terakkisini ve yeni
kâinatını yaratacak.” (Modern Türklük Araştırmaları Dergisi, s. 35, Aralık
2005)
<b><span style="color:black;mso-themecolor:
text1">LATİN HARFLERİ TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN BİR AYAĞI OLARAK GÖRÜLDÜ </span></b> Neticede Kemalistlerle seküler
Türkçüler “Yeni Türk harfleri Türk’ün meftun olduğu yüksek zekâ ve kabiliyetini
inkişaf ettirecektir” sözünde birleştiler. En tuhaf olanı da Latin harflerini
Türk milliyetçiliği fikrinin bir sonucu ve “Dilin ve yazının
millîleştirilmesinin” önemli bir ayağı olarak görmeleriydi. Zavallı seküler
Türkçü zihniyetin eliyle “eski harf” dedikleri Kur’ân harfleriyle millet olan
Türklerin lâdinî seküler bir ulus kimliğe dönüştürülmek istendiğini bilmek,
Türklüğü bu zihniyetin tekelinden kurtarmak tarihî bir vazifedir.
<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin">“Ünlü Türkçü” Hamdullah Suphi Tanrıöver’in de diğer seküler
Türkçüler gibi Latin harfleri meselesinde net bir tavrı yoktur. 8 Ocak
1928’de Ankara Türk Ocağı’nda azılı Kemalist Türkçü Mahmut Esat Bozkurt,
“Latin harflerinin ulusun dilini güzelleştireceği” üzerine konferans verir ve
ardından Tanrıöver de “Latin harflerinin benimsenmesi” hakkında konuşur.
Kemalist inkılâplar sâyesinde Avrupa medeniyetine dâhil olunacağını savunan
Tanrıöver, temel görüşlerde ayrılığı olmadığı halde Tek Parti İnönü Hükümetinin
Türkçüleri “tabutluklara” atması, Türk Ocakları’nın mal varlıklarının iadesine
rıza göstermemesi gibi siyasî sebeplerle 10 Mayıs 1949’da “Türk Ocağı
Beyannâmesi” yayınlar. Bu beyannâmede geçen bâzı ifadeleriyle bin yıldır Kur’ân
harfleriyle İslâmlaşan Türklerin medeniyet müdafîi bir üslûpla konuşur:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin">“İnkılâbın müdafii olan bir tufeyli (asalak) peyda olmuştur. Din
dediğimiz vakit tüyleri ürperir. Bırak, kendi kendine çürüsün ve yıkılsın der.
Eski harfleri gördüğü vakit, teşe’üm eder (uğursuz sayar). Bu, inkılâbımızın en
büyük zaferlerini tehlikeye düşürecek bir irtica nişanesidir. O, bir tarassut
kulesindedir, ufuklarda her gün tehlike işaretleri görür… İnkılâp tufeylisi,
yalnız 25 seneyi gören daracık kafasıyla eski harften korkuyor. Onu bir aralık
âbidelerimizin üzerindeki kitabeleri kazırken gördük… Eski harflerden
korkmuyoruz. Devletin bütün evrak hazineleri bu harflerle doludur. Bütün mimarî
yadigârları üzerinde o harfler var. Cedlerin mezar taşlarında aynı harfleri
okuyoruz. Edebî servetimizi teşkil eden kitaplar ve bütün tarihimiz o harflerle
yazıldı.” (Tanzimat’tan Cumhuriyet'e Alfabe Tartışmaları, Haz: Hüseyin
Yorulmaz)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin">Ne yazık ki fecir pırıltısı sayabileceğimiz bu sözlerinin dâvacısı
olmayı sürdüremez Tanrıöver. Chp’den ayrılıp Demokrat Parti’den milletvekili
olması onu seküler Türkçü anlayıştan uzaklaştıramamıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin">TANRIÖVER’İN
REİSLİĞİNDE TÜRK OCAKLARI LATİN HARFLERİ KURSLARI AÇAR<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin">Tanrıöver’in uzun müddet başkanlığı yaparak damgasını vurduğu
“Türk Ocakları 10 Ağustos 1928’de yine onun beyanlarıyla harf inkılâbına
sahip çıkar. Açtığı kurslar ile Türkiye’nin her yerinde Latin harfleri
seferberliğine katılır. Türk Yurdu Dergisi, Harf İnkılâbını yazıya geçiren ilk
yayın organlarından birisidir. Seküler Türkçülerin içinde M. Kemal’in Batıcı
“devrimlerine” en çok destek olan, hakkında “Kemalizm’in İdeoloğu” adlı kitap
yazılan (Kemal Şenoğlu, Kaynak Yayınları) seküler ve Batıcı Türkçü Yusuf
Akçura’nın “Lisan Islahı Meselesi” kitabı Türklüğün bin yıllık Elifbası ile
meydana gelen İslâm medeniyetine reddiyedir. 1930’da Latin harfleriyle de
basılmıştır “Yeni Türk dili” heyetlerinde vazife yapan laikçi ve Avrupa medeniyeti
taraftarı Akçura’nın Hakk’a tapan Türklüğe yâr olması mümkün mü?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin">SAF
DEĞİŞTİREN SEKÜLER TÜRKÇÜLER<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin">M. Kemal’in tâlimatıyla hazırlanan pozitivist ve lâdinî Türklüğün
resmî kitaplarından “Türk Tarihinin Ana Hatları” (1930) adlı kitabın
yazarları arasında yer alan Türkçü Sadri Maksudi Arsal da Latin harflerinin
savunucularındandır. Yine seküler Türkçülerden Necip Asım, Veled Çelebi, Ali
Canip Yöntem ve İbrahim Alâaddin Gövsa “Arap harflerini savunanlar”
cephesindeyken karşı safa geçip, M. Kemal’in Latin harfleri inkılâbından
övgüyle bahsetmeye başladılar. Dindar bir dünya görüşüne sahipken, Durkheim ve
Ziya Gökalp’in tesirinde kalan, İslâm’da reformist fikirleri savunarak Kur’ân
tercümesi hazırlayan, genel eğitimin içinde dinî eğitimin gereksiz olduğunu, aile
yapısında din birliğinin şart olmadığını savunan, Osmanlı aile yapısını
İslâm’ın ve Arapların tesirlerini taşıdığı gerekçesiyle tenkit eden seküler
Türkçü İsmail Hakkı Baltacıoğlu’nun baştan beri harf inkılâbından yana olduğunu
anlatmaya gerek görmüyoruz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin">MEZARTAŞINA
ORHUN HARFLERİYE ADINI YAZDIRAN BÂTIL TÜRKÇÜ <o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin">Merkez Efendi Mezarlığı’ndaki mezar taşına Orhun alfabesiyle
adının yazılmasını isteyen ve hâlen bu harflerle yazılı mezartaşı muhafaza
edilen, devlet ve dînin birbirinden ayrı olmasını savunan lâdinî Türkçü Rıza
Nur, M. Kemal’in muhalifi olsa da, harf inkılâbından birkaç ay önce Kahire’de
“Oğuznâme” adlı kitabını Lâtin harfleriyle bastırarak Latin harflerini
yüceltmiştir. (TDV İslâm Ansiklopedisi,
cilt: 35, s. 66) <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin">“Dinde Türkçülük” adına yapılan Kur’ân ve ezanın Türkçe okunmasını
destekleyen, önceleri “Arap harflerinin Türkleri güçlü kılacağını”, fakat sonra
Latin harflerine karşı çıkmayan Nihal Atsız, Mustafa Şekip Tunç’u tenkit
ederken, “Fikirleri arasında eskiden beri Latin harflerini kabul etmek gibi
memlekete faydalı olanlar varsa da…” ifadesiyle de alfabe inkılâbına taraftar
olduğunu aşikâr ediyor. (Türkçülük Akımında Din Olgusu Üzerine Aykırı Bir
Yaklaşım: Hüseyin Nihal Atsız ve Fikirleri, yüksek lisans tezi, Ferit Salim
Sanlı, Ankara Ünv. 2010)
<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin">“KUR’ÂN
HARFLERİ TÜRKLÜĞE YABANCILAŞMADIR” DİYEN KEMALİST TÜRKÇÜ </span></b><span style="font-size:13.0pt;
font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:
minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin">Türkçülüğünü Kemalizm’le besleyen Nurettin Artam’ın “Milleti
cehaletten kurtarmak için kendi diline uymayan Arap harflerini terk edip Latin
esasında Türk harflerini kabul etmekten başka çâre yoktur” sözü, Türklüğünü
Müslümanla aynı mânada gören ve Kur’ân harfleriyle idrak eden birisi için
düşmanca değil midir? M. Kemal’in görüşlerinin hâkim olduğu Cumhuriyetin harf
inkılâbına alenen karşı çıkan tek paşa Kâzım Karabekir’dir: “Bu kabul edildiği
gün memleket herc-ü merce girer. Her şeyden önce, sarfı nazar bizim kütüphânelerimizi
dolduran mukaddes kitaplarımız, yazılarımız ve binlerce cilt âsârımız bu
lisanla yazılmış iken, (…) hilâfını kabul ettiğimiz gün, en büyük felâkette
derhal bütün Avrupa'nın eline güzel bir silah verilmiş olacak. Bunlar âlem-i
İslâm’a karşı diyeceklerdir ki, Türkler ecnebi yazısını kabul etmişler ve Hıristiyan
olmuşlardır. İşte düşmanlarımızın çalıştığı şeytankârâne fikir budur.” (Satılık
İmparatorluk, Mustafa Armağan)
Karabekir’e cevap veren,
pozitivist Abdullah Cevdet’in yakın fikirdaşı Kılıçzâde Hakkı’nın görüşlerini
günümüzde Atatürkçü-Türkçülerin sürdürdüğünü görmek ne kadar düşündürücü! Okuyalım:
“Biz yalnız Müslüman mıyız? Yoksa hem Türk, hem Müslüman mıyız? Eğer biz yalnız
Müslüman isek, bize Arap harfleri ve Arap dili lâzımdır. Ve ilim olarak Kur'ân
yetişir. Bunun yanında milliyet ve hâkimiyet kavgaları ve dâvaları yoktur ve
olmaz. Eğer Türk isek, bir Türk harsına muhtacız. Bu hars ise, her şeyden evvel
dilimizde başlayacaktır” (Ülkü Taşır, M. Şakir/ Atatürk ve Harf Devrimi, Türk
Dil Kurumu Yayınları,1981) <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin">“KEŞKE
GÖKTÜRK ALFABESİNDE KALSAYDIK” DİYENLER <o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin">Türkçülüğü seküler olan Zeki Velidî Togan’ın siyasî birlik
noktasından Latin harflerine karşı çıktığını kaydedelim: “Sûret-i katiyyede
bilmeliyiz ki, Lâtin hurûfâtının lisanımıza tatbiki imkânsız ve muzırdır...
Hurûfât meselesi Lâtin harflerini kabul etmek sûretiyle halledilecek olursa, bu
yolun bir devlet içerisinde dört-beş aydan fazla ömrü olmaz.” (Ülkü Taşır, M.
Şakir, a. g.e., s. 55)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin">Latin harflerine “Türk harfleri” denilmesine itiraz edemeyen ve
kısa bir müddet sonra destekleyen seküler Türkçüler harf inkılâbının ardından
devrin gazetelerinde yayınlanan şu şiiri coşkuyla okudular: “Yeni harfler ola
kutlu / Türkler için bu ne mutlu / Bir el geldi bize Rab’dan / Halâs olduk biz
Arap’dan.”
Hâsıl-ı kelâm; Kur’ân
harflerini “Türklüğe yabancılaşma” olarak gören ve “Keşke Göktürk veya Uygur
alfabesinde kalsaydık…” diyen seküler bâtıl Türkçülerin hedefi Latin
alfabesiyle Batı medeniyetine dâhil olmaktı. ([email protected])</span></p>