İsrail saldırganlığına karşı kültür-sanat camiasının tepkileri
-----
Filistin'in kurtuluş mücadelesinin dayanıklılığını artırmak ve 7 Ekim'i gerçekten bir milat kılabilmek için dünyanın her tarafında entelektüellere büyük görevler düşmekte.
2024-07-06 00:00:00
<p></p>
<p class="MsoNormal">Filistin’in
kurtuluş mücadelesinin dayanıklılığını artırmak ve 7 Ekim’i gerçekten bir milat
kılabilmek için dünyanın her tarafında entelektüellere büyük görevler düşmekte.
Raporlama faaliyetleri, bilimsel makaleler, popüler medyada aracılığıyla
yayınlanan görüşler, sempozyumlar, paneller, ortak araştırma projeleri,
yuvarlak masa toplantıları ve atölye çalışmaları gibi faaliyetlerin tamamı
direniş hattının dayanıklılığını artırıyor. İslam Ülkeleri Akademisyenler ve
Yazarlar Birliği (AYBİR), tam olarak bu vizyonla hareket ediyor ve hakikaten
önemli bir rapor yayınladı. İsrail saldırganlığına karşı sanat ve kültür
camiasından yükselen tepkileri kayıt altına almayı ve bulgu ve tespitlerden
hareketle politika önerileri geliştirmeyi amaçlayan raporun çok önemli çıktıları
var. Çok kıymetli hocam Fatih Savaşan’ın başkanlığını yaptığı AYBİR, kısa
sürede önemli işler yapan bir kurumumuz.
Fatih Hocam Filistin Davası’nın sadece Filistinlilerin ve Müslümanların
davası olmadığını ve Siyonist baskının dünyanın tamamında huzuru tehdit
ettiğinin anlaşılmasıyla farklı renk, ırk ve ideolojiden kişi ve çevrelerde
Filistin ve Gazze hassasiyetinin geliştiğini ifade ederek bu çalışmalarını
yaptıklarını ifade ediyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> </p>
<p class="MsoNormal">Doç. Dr.
Mustafa Aslan’ın kaleme aldığı ve Erol Erdoğan, Doç. Dr. Mikail Uğuş, Dr.
Mehmet Rakipoğlu, Zümrüt Sönmez, Ali Çiydem, Elif Çiydem ve Zeynep Kahraman’ın
destekleri ile hazırlanan raporda İsrail zulmüne karşı sesini yükselten
sanatçıların dik duruşları derleniyor.
Tüm yıldırmalara, caydırmalara ve ekonomik baskılara rağmen, dünyada eşi
görülmemiş bir vahşetin faili olan İsrail’e karşı vicdan sahibi
edebiyatçılardan gelen bireysel tepkilerin sayısı raporda gördüğüme göre
hakikaten az değil. Rapor, bu manada büyük iş yapıyor. Sanat, edebiyat, müzik
çevrelerinden bu kadar aykırı sesin çıkması insanı memnun ediyor. Raporu
hazırlayanlara bu manada teşekkürlerimi iletiyorum. Üstelik edebiyat ve sanat
dünyasından Siyonizme karşı çıkan sesler her geçen gün daha da gür çıkıyor. Raporda
buna dair izleri de çokça görüyoruz. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> </p>
<p class="MsoNormal">İsrail,
birçok kültür sanat etkinliğini gerek doğrudan gerekse sponsorluklarla
fonlamakta. Dünya genelinde festival, bienal, sergi, söyleşi, imza günü gibi
bir dizi kültür-sanat etkinliğine maddi destek sağlayan İsrail yanlısı sermaye
ve lobiler bu organizasyonları istediği gibi yönlendirmekte. Kurduğu
eko-sistemle kültür-sanat kurumlarını ve sanatçıları kendisine bağımlı haline
getiren Siyonist lobi, görünen o ki “suskunluk diyeti” istemekte ve bunda büyük
oranda başarılı olmakta. Belirlediği sınırlar dışında yapılan protestolara
tahammül edemeyerek organizasyonları itibarsızlaştırmak ve sanatçıları
yalnızlaştırmakla tehdit etmekte. Siyonizm’in propaganda makinesine dönüşen bu
etkinliklerde İsrail’i eleştiren pek çok sanatçının kültürel çevresi tarafından
dışlandığı, anlaşmalarının tek taraflı olarak iptal edildiği ve yalnızlığa
mahkûm edildiği görülmekte.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> </p>
<p class="MsoNormal">Rapora
göre Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle uluslararası kültür-sanat
organizasyonlarından menedilen Rusya gibi İsrail’in de uluslararası
organizasyonlarından menedilmesi tartışıldı. Örneğin, dünyanın en geniş
katılımcı kültür sanat etkinliği olan Eurovision şarkı yarışmasında Filistin
halkına uyguladığı soykırım sebebiyle İsrail’in yarışmadan menedilmesi için
imza kampanyaları başlatılsa da yoğun tartışmaların ardından Siyonist lobi
devreye girerek İsrail’in yarışmaya devamını sağladı. İtalya’da her iki yılda
bir düzenlenen 60. Venedik Bienali öncesinde binlerce sanatçı, küratör ve müze
yöneticisi (yaklaşık 25 bin sanatçı) İsrail’in Venedik Bienali sanat fuarından
çıkarılmasını talep etmesine rağmen İtalya Kültür Bakanı Gennaro Sangiuliano
sürece müdahil oldu ve İsrail bienal programından çıkartılamadı. AYBİR’in
raporunda bu gibi örneklerin sayısı inanılmaz yüksek. Raporda ayrıntılarının
verildiği üzere en ufak bir eleştiriye dahi tahammül edemeyen İsrail ve İsrail
destekçisi Yahudi lobi, İsrail’in işlediği savaş suçlarının üzerinin örtülmesi
için kültür-sanatı bir kalkan olarak kullanmakta. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> </p>
<p class="MsoNormal">Şahsi
planda hayatım boyunca hiç takip etmediğim, merakımı celp edemeyen, nelerin
döndüğünü umursamadığım Eurovision şarkı yarışması sürecinde çok ciddi manada
ortalık karışmış. Daha işin başında İsrail’in yarışmaya katılımı noktasında
önemli tartışmalar yaşanmış. Düzenleme komitesi, İsrail adına yarışacak October
Rain şarkısının sözlerinin siyasi mesaj taşıdığını gerekçesiyle İsrail’in
başvurusunu önce reddetmiş. Yarışacak
şarkıyı değiştirerek engeli aşmaya çalışan İsrail, yarışma için aday gösterdiği
ikinci şarkı Dance Forever da sözlerinde Hamas ve İzzeddin el- Kassam
Tugaylarına yapılan atıf gerekçesiyle reddedilmiş. Şarkı sözlerinin “siyasi”
olduğu gerekçesiyle tırmanan gerilimin ardından İsrail Cumhurbaşkanı Isaac
Herzog devreye girerek şarkı sözlerinin değiştirilmesini sağlamış. Bunun
üzerine Avrupa Yayın Birliği İsrail’in başvurusunu kabul ettiğini açıklamış.
Düzenleme komitesinin
İsrail’in yarışmaya katılacağına yönelik kararının ardından İngiltere’de
yüzlerce aktivist ve sanatçı ortak bir bildiri/açık mektup yayınlayarak,
“İsrail’in Eurovision’a dâhil edilmesinin, İsrail’in savaş ve insanlığa karşı
işlediği suçları örtbas edecek” bir adım olduğuna vurgu yapmış. Çok sayıda
sanatçı ve kurum, apartheid ve soykırımcı İsrail’in yer aldığı Eurovision Şarkı
Yarışması’nın boykot edilmesini talep etmiş bu süreçte. Hatta final gecesinde sahneye çıkan İsrailli
şarkıcı Eden Golan, şarkısını seslendirdiği sırada salonda bulunan davetliler
tarafından yuhalanmış. Filistin sloganları eşliğinde şarkısını söyleyen Golan,
yarışmada beşinci olmuş. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> </p>
<p class="MsoNormal">Rapora
göre Eurovision 2024’te en dikkat çeken eylem şüphesiz Belçika VRT
televizyonunun ekran karartması olmuş VRT, Eurovision Şarkı Yarışması’nın final
yayınını bölerek İsrail’in insan hakları ve basın özgürlüğüne yönelik
ihlallerini kınadığını ve ateşkes talep ettiğini belirten bir mesaj paylaşmış. Ekranda;
“İsrail insan hakları ihlallerinde bulunmakta, uluslararası hukuku hiçe
saymakta ve Ekim 2023’ten bu yana 13 bini çocuk olmak üzere 35 bin kişinin ölümüne
neden olmaktadır” ifadeleri yer almış. Hiç ilgimi, dikkatimi çekmeyen Eurovision
üzerinden bu kavgaların verilmesi gerçekten harika. Çünkü Uluslararası futbol
oyunları dışında dünyanın en büyük organizasyonu olan Eurovision, İsrail’in
Gazze’de yürüttüğü savaşın kültürel cephesi haline gelmesi bugüne kadar hiç
düşünemediğimiz bir durum. 200 milyon izleyiciyle, Grammy ve Oscar ödüllerinin
toplamından daha büyük bir kitleye ulaşan etkinlik, 37 ülkenin katıldığı, büyük
bir organizasyon. Milyonlara hitap eden böylesine devasa bir organizasyon bu
yıl Filistin’de binlerce masum sivilin İsrail tarafından katledildiği savaşın
gölgesinde gerçekleşmiş olması büyük ama çok büyük bir başarı.</p>
<p class="MsoNormal">Raporda
yer alan çok önemli detaylara önümüzdeki yazı da devam ederiz. Özellikle
Türkiye bölümü oldukça dikkat çekici ancak arzu edenler İslam Ülkeleri
Akademisyenler ve Yazarlar Birliği (AYBİR) üzerinden de rapora ulaşabilirler.
Adresi; <a href="https://www.aybir.org/">https://www.aybir.org/</a></p>
<p class="MsoNormal"><b>***</b></p>
<p class="MsoNormal"><b>ÖLMEK
ZORUNDAYSAM <o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal"> </p>
<p class="MsoNormal">Gazze
İslam Üniversitesi Profesörü şair ve yazar Refaat Alareer, Gazze’de başlatılan
“Sayılardan İbaret Değiliz” projesi için İsrail’in katlettiği insanların
hikâyelerini araştırmaktaydı. İsrail’in saldırılarının hedefi olan Alareer,
şehit olmadan önce paylaştığı Ölmek Zorundaysam şiiri, Filistin’de yaşananları
özetlemekte. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> </p>
<p class="MsoNormal">İlla
ölmem gerekiyorsa, sen yaşamalısın...<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Hikayemi
anlatmak için...<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Eşyalarımı
satıp bir parça kumaş ile uzun kuyruklu ve beyaz teller satın almak için...<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Gazze’de,
bir yerde bir çocuk, cennetin gözlerinin içine bakarken,<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kendi
bedenine bile veda etmeden giden babasını beklerken,<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">uçurtmayı
görür...<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Senin
yaptığın uçurtmayı,<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ve bir
an için bir meleğin ona sevgiyi geri getirmek için orada olduğunu düşünür.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Eğer
ölmem gerekiyorsa, umut getirsin, Bir masal olsun bu uçurtma... <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> </p>
<p class="MsoNormal">***<br></p>
<p class="MsoNormal"><b>NOTLAR<br>
</b><br>
* Türk, Arap, Kürt, Pers milliyetçiliği İsrail'in zafer yolunun 4 atlısı</p>
<p class="MsoNormal">* Futbol
tabi ki sadece sahada oynanmıyor. Mesela ilginç bir şekilde Yunanistan,
Brezilya, Arjantin vs hep böyle büyük ekonomik kriz süreçlerinde futbolda büyük
başarılar elde ettiler. Bu defa sıra Türkiye'de sanırım; hiçbir sonuç beni
şaşırtmaz.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> </p>
<p class="MsoNormal">* İsrail
bütün tuşlara aynı anda basıyor. Kayseri,
Afrin, Hatay. Coğrafyamızda ne kadar sorun çıkarsa Gazze ittifakı o kadar
azalır. Bu bölgede ırkçılık namına ne varsa muhakkak altından Siyonizm çıkar. Irkçı ve kapitalist bütün oyunlara karşı bölge
halklarının kadim aklı selimi ve İslam’ın evrensel direniş kapasitesi elbet
kazanacak. Herkes kendi imtihanını veriyor; seçim senin.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> </p>
<p class="MsoNormal">* Mülteci
olmak suç değil, Irkçılık suçtur!<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> </p>
<p class="MsoNormal">* Suriyeli
çocuklara bol bol dondurma, çikolata ikram etme mevsimi başladı arkadaşlar. Suriyeli, Afgan, Türkistanlı, Özbek, Ukraynalı
her kim olursa bütün mültecilere merhamet edin, çocukların başlarını okşayın,
yardım edin, tebessüm edin, muhabbet edin ve bunları yaptık diye sağımızda
solumuzdaki diğer komşularımızın çocuklarının başını okşamıyor, dertleri ile
dertlenmiyormuşuz gibi düşünen ırkçılara bunu göstere göstere yapın. Çünkü ırkçılık bir hastalıktır ve bu
hastalığın tek çaresi hakikat ile yüzleşmeleridir. Irkçıların suyundan
gidilmez, hiç tereddütsüz kendi yolunda gidilir. Mazluma dini, milleti, memleketi
sorulmaz. <o:p></o:p></p>