​İsrail saldırganlığına karşı kültür-sanat camiasının tepkileri

-----

Filistin'in kurtuluş mücadelesinin dayanıklılığını artırmak ve 7 Ekim'i gerçekten bir milat kılabilmek için dünyanın her tarafında entelektüellere büyük görevler düşmekte.

<p></p> <p class="MsoNormal">Filistin’in kurtuluş mücadelesinin dayanıklılığını artırmak ve 7 Ekim’i gerçekten bir milat kılabilmek için dünyanın her tarafında entelektüellere büyük görevler düşmekte. Raporlama faaliyetleri, bilimsel makaleler, popüler medyada aracılığıyla yayınlanan görüşler, sempozyumlar, paneller, ortak araştırma projeleri, yuvarlak masa toplantıları ve atölye çalışmaları gibi faaliyetlerin tamamı direniş hattının dayanıklılığını artırıyor. İslam Ülkeleri Akademisyenler ve Yazarlar Birliği (AYBİR), tam olarak bu vizyonla hareket ediyor ve hakikaten önemli bir rapor yayınladı. İsrail saldırganlığına karşı sanat ve kültür camiasından yükselen tepkileri kayıt altına almayı ve bulgu ve tespitlerden hareketle politika önerileri geliştirmeyi amaçlayan raporun çok önemli çıktıları var. Çok kıymetli hocam Fatih Savaşan’ın başkanlığını yaptığı AYBİR, kısa sürede önemli işler yapan bir kurumumuz.&nbsp; Fatih Hocam Filistin Davası’nın sadece Filistinlilerin ve Müslümanların davası olmadığını ve Siyonist baskının dünyanın tamamında huzuru tehdit ettiğinin anlaşılmasıyla farklı renk, ırk ve ideolojiden kişi ve çevrelerde Filistin ve Gazze hassasiyetinin geliştiğini ifade ederek bu çalışmalarını yaptıklarını ifade ediyor.<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">&nbsp;</p> <p class="MsoNormal">Doç. Dr. Mustafa Aslan’ın kaleme aldığı ve Erol Erdoğan, Doç. Dr. Mikail Uğuş, Dr. Mehmet Rakipoğlu, Zümrüt Sönmez, Ali Çiydem, Elif Çiydem ve Zeynep Kahraman’ın destekleri ile hazırlanan raporda İsrail zulmüne karşı sesini yükselten sanatçıların dik duruşları derleniyor.&nbsp; Tüm yıldırmalara, caydırmalara ve ekonomik baskılara rağmen, dünyada eşi görülmemiş bir vahşetin faili olan İsrail’e karşı vicdan sahibi edebiyatçılardan gelen bireysel tepkilerin sayısı raporda gördüğüme göre hakikaten az değil. Rapor, bu manada büyük iş yapıyor. Sanat, edebiyat, müzik çevrelerinden bu kadar aykırı sesin çıkması insanı memnun ediyor. Raporu hazırlayanlara bu manada teşekkürlerimi iletiyorum. Üstelik edebiyat ve sanat dünyasından Siyonizme karşı çıkan sesler her geçen gün daha da gür çıkıyor. Raporda buna dair izleri de çokça görüyoruz. <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">&nbsp;</p> <p class="MsoNormal">İsrail, birçok kültür sanat etkinliğini gerek doğrudan gerekse sponsorluklarla fonlamakta. Dünya genelinde festival, bienal, sergi, söyleşi, imza günü gibi bir dizi kültür-sanat etkinliğine maddi destek sağlayan İsrail yanlısı sermaye ve lobiler bu organizasyonları istediği gibi yönlendirmekte. Kurduğu eko-sistemle kültür-sanat kurumlarını ve sanatçıları kendisine bağımlı haline getiren Siyonist lobi, görünen o ki “suskunluk diyeti” istemekte ve bunda büyük oranda başarılı olmakta. Belirlediği sınırlar dışında yapılan protestolara tahammül edemeyerek organizasyonları itibarsızlaştırmak ve sanatçıları yalnızlaştırmakla tehdit etmekte. Siyonizm’in propaganda makinesine dönüşen bu etkinliklerde İsrail’i eleştiren pek çok sanatçının kültürel çevresi tarafından dışlandığı, anlaşmalarının tek taraflı olarak iptal edildiği ve yalnızlığa mahkûm edildiği görülmekte.<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">&nbsp;</p> <p class="MsoNormal">Rapora göre Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle uluslararası kültür-sanat organizasyonlarından menedilen Rusya gibi İsrail’in de uluslararası organizasyonlarından menedilmesi tartışıldı. Örneğin, dünyanın en geniş katılımcı kültür sanat etkinliği olan Eurovision şarkı yarışmasında Filistin halkına uyguladığı soykırım sebebiyle İsrail’in yarışmadan menedilmesi için imza kampanyaları başlatılsa da yoğun tartışmaların ardından Siyonist lobi devreye girerek İsrail’in yarışmaya devamını sağladı. İtalya’da her iki yılda bir düzenlenen 60. Venedik Bienali öncesinde binlerce sanatçı, küratör ve müze yöneticisi (yaklaşık 25 bin sanatçı) İsrail’in Venedik Bienali sanat fuarından çıkarılmasını talep etmesine rağmen İtalya Kültür Bakanı Gennaro Sangiuliano sürece müdahil oldu ve İsrail bienal programından çıkartılamadı. AYBİR’in raporunda bu gibi örneklerin sayısı inanılmaz yüksek. Raporda ayrıntılarının verildiği üzere en ufak bir eleştiriye dahi tahammül edemeyen İsrail ve İsrail destekçisi Yahudi lobi, İsrail’in işlediği savaş suçlarının üzerinin örtülmesi için kültür-sanatı bir kalkan olarak kullanmakta. <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">&nbsp;</p> <p class="MsoNormal">Şahsi planda hayatım boyunca hiç takip etmediğim, merakımı celp edemeyen, nelerin döndüğünü umursamadığım Eurovision şarkı yarışması sürecinde çok ciddi manada ortalık karışmış. Daha işin başında İsrail’in yarışmaya katılımı noktasında önemli tartışmalar yaşanmış. Düzenleme komitesi, İsrail adına yarışacak October Rain şarkısının sözlerinin siyasi mesaj taşıdığını gerekçesiyle İsrail’in başvurusunu önce reddetmiş. &nbsp;Yarışacak şarkıyı değiştirerek engeli aşmaya çalışan İsrail, yarışma için aday gösterdiği ikinci şarkı Dance Forever da sözlerinde Hamas ve İzzeddin el- Kassam Tugaylarına yapılan atıf gerekçesiyle reddedilmiş. Şarkı sözlerinin “siyasi” olduğu gerekçesiyle tırmanan gerilimin ardından İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog devreye girerek şarkı sözlerinin değiştirilmesini sağlamış. Bunun üzerine Avrupa Yayın Birliği İsrail’in başvurusunu kabul ettiğini açıklamış. Düzenleme komitesinin İsrail’in yarışmaya katılacağına yönelik kararının ardından İngiltere’de yüzlerce aktivist ve sanatçı ortak bir bildiri/açık mektup yayınlayarak, “İsrail’in Eurovision’a dâhil edilmesinin, İsrail’in savaş ve insanlığa karşı işlediği suçları örtbas edecek” bir adım olduğuna vurgu yapmış. Çok sayıda sanatçı ve kurum, apartheid ve soykırımcı İsrail’in yer aldığı Eurovision Şarkı Yarışması’nın boykot edilmesini talep etmiş bu süreçte.&nbsp; Hatta final gecesinde sahneye çıkan İsrailli şarkıcı Eden Golan, şarkısını seslendirdiği sırada salonda bulunan davetliler tarafından yuhalanmış. Filistin sloganları eşliğinde şarkısını söyleyen Golan, yarışmada beşinci olmuş. <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">&nbsp;</p> <p class="MsoNormal">Rapora göre Eurovision 2024’te en dikkat çeken eylem şüphesiz Belçika VRT televizyonunun ekran karartması olmuş VRT, Eurovision Şarkı Yarışması’nın final yayınını bölerek İsrail’in insan hakları ve basın özgürlüğüne yönelik ihlallerini kınadığını ve ateşkes talep ettiğini belirten bir mesaj paylaşmış. Ekranda; “İsrail insan hakları ihlallerinde bulunmakta, uluslararası hukuku hiçe saymakta ve Ekim 2023’ten bu yana 13 bini çocuk olmak üzere 35 bin kişinin ölümüne neden olmaktadır” ifadeleri yer almış. Hiç ilgimi, dikkatimi çekmeyen Eurovision üzerinden bu kavgaların verilmesi gerçekten harika. Çünkü Uluslararası futbol oyunları dışında dünyanın en büyük organizasyonu olan Eurovision, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü savaşın kültürel cephesi haline gelmesi bugüne kadar hiç düşünemediğimiz bir durum. 200 milyon izleyiciyle, Grammy ve Oscar ödüllerinin toplamından daha büyük bir kitleye ulaşan etkinlik, 37 ülkenin katıldığı, büyük bir organizasyon. Milyonlara hitap eden böylesine devasa bir organizasyon bu yıl Filistin’de binlerce masum sivilin İsrail tarafından katledildiği savaşın gölgesinde gerçekleşmiş olması büyük ama çok büyük bir başarı.</p> <p class="MsoNormal">Raporda yer alan çok önemli detaylara önümüzdeki yazı da devam ederiz. Özellikle Türkiye bölümü oldukça dikkat çekici ancak arzu edenler İslam Ülkeleri Akademisyenler ve Yazarlar Birliği (AYBİR) üzerinden de rapora ulaşabilirler. Adresi; <a href="https://www.aybir.org/">https://www.aybir.org/</a></p> <p class="MsoNormal"><b>***</b></p> <p class="MsoNormal"><b>ÖLMEK ZORUNDAYSAM <o:p></o:p></b></p> <p class="MsoNormal">&nbsp;</p> <p class="MsoNormal">Gazze İslam Üniversitesi Profesörü şair ve yazar Refaat Alareer, Gazze’de başlatılan “Sayılardan İbaret Değiliz” projesi için İsrail’in katlettiği insanların hikâyelerini araştırmaktaydı. İsrail’in saldırılarının hedefi olan Alareer, şehit olmadan önce paylaştığı Ölmek Zorundaysam şiiri, Filistin’de yaşananları özetlemekte. <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">&nbsp;</p> <p class="MsoNormal">İlla ölmem gerekiyorsa, sen yaşamalısın...<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">Hikayemi anlatmak için...<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">Eşyalarımı satıp bir parça kumaş ile uzun kuyruklu ve beyaz teller satın almak için...<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">Gazze’de, bir yerde bir çocuk, cennetin gözlerinin içine bakarken,<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">Kendi bedenine bile veda etmeden giden babasını beklerken,<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">uçurtmayı görür...<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">Senin yaptığın uçurtmayı,<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">Ve bir an için bir meleğin ona sevgiyi geri getirmek için orada olduğunu düşünür.<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">Eğer ölmem gerekiyorsa, umut getirsin, Bir masal olsun bu uçurtma... <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">&nbsp;</p> <p class="MsoNormal">***<br></p> <p class="MsoNormal"><b>NOTLAR<br> </b><br> * Türk, Arap, Kürt, Pers milliyetçiliği İsrail'in zafer yolunun 4 atlısı</p> <p class="MsoNormal">* Futbol tabi ki sadece sahada oynanmıyor. Mesela ilginç bir şekilde Yunanistan, Brezilya, Arjantin vs hep böyle büyük ekonomik kriz süreçlerinde futbolda büyük başarılar elde ettiler. Bu defa sıra Türkiye'de sanırım; hiçbir sonuç beni şaşırtmaz.<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">&nbsp;</p> <p class="MsoNormal">* İsrail bütün tuşlara aynı anda basıyor. &nbsp;Kayseri, Afrin, Hatay. Coğrafyamızda ne kadar sorun çıkarsa Gazze ittifakı o kadar azalır. Bu bölgede ırkçılık namına ne varsa muhakkak altından Siyonizm çıkar. &nbsp;Irkçı ve kapitalist bütün oyunlara karşı bölge halklarının kadim aklı selimi ve İslam’ın evrensel direniş kapasitesi elbet kazanacak. Herkes kendi imtihanını veriyor; seçim senin.<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">&nbsp;</p> <p class="MsoNormal">* Mülteci olmak suç değil, Irkçılık suçtur!<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">&nbsp;</p> <p class="MsoNormal">* Suriyeli çocuklara bol bol dondurma, çikolata ikram etme mevsimi başladı arkadaşlar. &nbsp;Suriyeli, Afgan, Türkistanlı, Özbek, Ukraynalı her kim olursa bütün mültecilere merhamet edin, çocukların başlarını okşayın, yardım edin, tebessüm edin, muhabbet edin ve bunları yaptık diye sağımızda solumuzdaki diğer komşularımızın çocuklarının başını okşamıyor, dertleri ile dertlenmiyormuşuz gibi düşünen ırkçılara bunu göstere göstere yapın. &nbsp;Çünkü ırkçılık bir hastalıktır ve bu hastalığın tek çaresi hakikat ile yüzleşmeleridir. Irkçıların suyundan gidilmez, hiç tereddütsüz kendi yolunda gidilir. Mazluma dini, milleti, memleketi sorulmaz. &nbsp;<o:p></o:p></p>