İran’ın nükleer çıkmazında düşünceler
"Öyleyse bugün ABD'nin İran'la nükleer anlaşmadan ayrılacağını ilan ediyorum. Tahran'a en üst düzey ekonomik yaptırımları yeniden getireceğiz." Trump daha önce mevzu bahis ettiğimiz mahut İran stratejisinde yer alan İran'ın nükleer silaha giden tüm yollarını önleyeceğiz açıklaması ile örtüşen bir adım daha attı. Önceki adım İran'da yaşanan halk hareketleriyle İran'ın sarsılması iken bu adımla İran'a doğru harekâtının önünü ağır yaptırımlar olacağı açıklamasıyla birlikte gerçekleştirdi. Bu süreçte strateji de yer alan Suriye, İsrail, Basra Körfezi ve siber saldırılar meseleleri ve devrim muhafızları üzerinden müstakbel hareketler beklemek hayalcilik olmayacaktır. Burada Suudi Arabistan özellikle yeni baharı bağlamında dün Vahabiliği yaymak yolunda teşvik edenlerce yeninden harekete geçirilebilir. Satılan onca silah çürümeyecek ya! Umarız bölgemiz Irak-İran savaşı gibi İran'ın öznesi olacağı yeni savaşlara gebe değildir. Trump'ın "Anlaşmadan ayrılırken İran'ın nükleer tehdidine karşı müttefiklerimizle gerçek, kapsamlı ve kalıcı bir çözüm bulmak için çalışacağız. Bu çabalar İran'ın balistik füze programı ve terör aktivitelerini ortadan kaldırmayı da kapsıyor." sözleri de daha önce ilan edilen strateji bağlamında planlı tatktiksel adımların atılmaya devam edildiğini gösteriyor. Burada akla gelen sor şu tamam da neden anlaşıp şimdi neden geri vites yapıyorsunuz, devlet aklınıza ne oldu? Bundan öte bir soru ise Kuzey Kore nükleer silahlarla şov yapıp, dünyayı tehdit ederken onu Güney Kore ile buluşturarak yumuşama üzerinden bir manzara ile sempatize ederken İran'ın şeytanlaştırılması ne manaya geliyor. Benim nükleerim iyi ama İslamofobik aklımın baktığı yerden onunkisi kötü. Saddam'ın füzeleri ve Irak'ın bu bahaneyle işgalindeki simülasyon ve manüplasyon ne kadar gerçek ise hali hazırda olanlar da işte o kadar!
Tüm bunlar olurken ekonomik yaptırımlar üzerinden İran'ın kötü durumdaki ekonomisini çökerterek mahut stratejinin taktik ayağı işletilmeye devam edilirken ülkemizde yükselen ve maliyetleri tırmandıran döviz kurları dikkatimize takılı veriyor.
Dünyada buna mümasil olarak söz konusu olan sair olaylar olduğunda bir uzlaşma aklı var eden zihniyet Ortadoğu merkezli bir durumda ise cerrah moduna geçiyor. Koreleri birleştirip onları bütünleştirmeye çalışırken, İspanya bölünmesin diye olanlara susarken Libya, Yemen, Irak, Suriye'de bölünmenin taşları yüksek sesle döşeniyor. Buna mümasil bölücü saldırıya uğrayan Türkiye bölünme karşıtı güvenlik gerekçeleri ile hareket edince sesler yükselmeye başlıyor. Çifte standart her yerde her fırsatta görülüyor
Kuzey ve Güney Kore sınırında ağaç diktirip barış rüzgârları estirenler ne hikmetse Kudüs'te sokaklara tabelalar astırarak gerilimin tohumlarını ekerek bir başkent krizi oluşturuyorlar. Filistinlilerin nükleeri var da biz mi bilmiyoruz. İsrail'in merkezinde süren Ortadoğu gündeminde İran'ın sıkıştırılmasının ana sebeplerinden biri İsrail, işte tam bu yolda Kudüs'e büyükelçiliğini taşıyan ABD bu istikamette çalışmaya devam ediyor. Koreleri birleştirenler Kudüs'ü adil bir antlaşmayla bölüştürmeyi düşünemiyorlar mı? Bir zeytin ağacı dikerek bu iki toplumun arasında barışın temelini atamıyorlar mı? Zeytin Dalı uzatmıştık bulamıyorsanız onu alın ve dikin!
Suriye'de İran'ı stratejisi ile topun ağzına koyan ABD, yeniden yemin edip göreve başlayan Putin'e yani Esed'in asıl hamisi Rusya'ya ne der acaba? Bu arada Rusya ile ilişkilerin bozulmayacağını açıklayan Ermenistan'ın yeni başbakanı Nikol Paşinyan'ın bir halk darbesi ile başa gelmesinin İran'a yansımaları olacak mıdır? Bunun ABD'nin İran stratejisinin bir taktik ayağı olduğunu düşünmek yanlış olur mu? Bunları zaman gösterecek.
Peki ne olacak? Önümüze konulan emek istemeden sorunlarımızı çözecek gibi görünen kolaycı çözüm ve yollara Dücane Cündioğlu'nun aktardığı bir fıkra ile bakmak yerinde olabilir: Fareye demişler ki: "Bak şurada büyük bir peynir parçası duruyor; gidip alsana! Fare bir peynire, bir de peynirin durduğu yere bakıvermiş, "Bu işte bir gariplik var" demiş;"hem peynir büyük, hem de yol çok kısa!" Bizimle olun demokrasi çok yakın ve zenginlik mümkün perspektifiyle bölgemize yakında ve büyük peynir vaad edenlerin sözlerine dikkatle bakmak gerekiyor.
Vesselam!