Gücümüz Güçlüğe Düşmesin!
-----
2023-02-06 00:00:00
<p>Orta Asya
steplerinden Avrupa ortalarına kadar muazzam bir coğrafya üzerinde, asırlar boyunca
büyük maceralar geçirerek birçok milletle, kültürle, iklimle mücadele ederek bu
günlere gelmiş olan Türk milletinin bu derece yüksek bir yaşama azmi
göstermesinin sırrı nedir? Bu sorunun iki kelimeden ibaret bir cevabı vardır:
Ailenin gücü… Ahmet Hamdi Tanpınar da Dilaver Cebeci’nin bu görüşünü
destekleyerek Türk milletinin daima topluluk fikriyle yaşadığını belirtir.</p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;
mso-add-space:auto;text-align:justify;text-indent:35.45pt;line-height:150%">Türklerin eldeki
mevcut ilk yazılı belgeleri olan Orhun kitabesindeki söz varlığı
incelendiğinde, bu metinlerde önemli ölçüde aileyle ilişkili kelimelerin yer aldığı görülür:<i> <o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;
mso-add-space:auto;text-align:justify;text-indent:35.45pt;line-height:150%">Kaŋ (baba), ög (ana), ogıl (evlât), kız ogıl
(kız çocuk), un ogıl (erkek çocuk), kız, oglan, oglıt (oğullar), taygun
(oğullar), eçi (ağabey), eke (abla), ini (erkek kardeş), iniygün (kardeşler),
siŋil (kızkardeş), yotuz (zevce), apa~ eçü (ata, ecdat), atı (yeğen), çıkan
(kuzen), kelin (gelin), keliŋün (gelinler), yurç (kayınbirader), koduz (dul
kadın), oguş (sülâle, oymak), ok~bod (boy, kabile) kelimeleri bunlar arasında
sayılabilir.<a href="file:///C:/Users/user/Desktop/ALI%CC%87%20FUAT%20ARICI.docx#_edn1" name="_ednref1" title=""><sup><!--[if !supportFootnotes]--><sup>[1]</sup><!--[endif]--></sup></a><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;
mso-add-space:auto;text-align:justify;text-indent:35.45pt;line-height:150%">Ünlü tarihçi Jean
– Paul Roux, Türk karakterinin 20 baskın özelliğinden birinin “kadınların toplum
içindeki şaşırtıcı sağlam konumları” olduğunu ifade eder. Eski Türk toplumunda
hükümdar törenle unvanını alırken zevcesinin -veya hatun olmak üzere saraya
gelen gelinin- törenle aldığı “katun” (hâtun) unvanı Hunlardan beri Türklerce
tanınmakta idi.<a href="file:///C:/Users/user/Desktop/ALI%CC%87%20FUAT%20ARICI.docx#_edn2" name="_ednref2" title=""><span class="MsoEndnoteReference"><!--[if !supportFootnotes]--><span class="MsoEndnoteReference"><span style="font-size: 12pt;">[2]</span><!--[endif]--></span></a> Hatunlar
da tıpkı eşleri gibi devlet yönetiminin birer parçası konumundaydı. Nitekim
İbn-i Batuta, İznik şehrinde, o zaman Osmanlı tahtının câlisi bulunan Sultan
Orhan Gazi’nin muhterem zevcesi Bayalun Hatun’un ikamet ederek oradaki askere
hükümran olduğunu bildirir.<a href="file:///C:/Users/user/Desktop/ALI%CC%87%20FUAT%20ARICI.docx#_edn3" name="_ednref3" title=""><!--[if !supportFootnotes]--><span class="MsoEndnoteReference"><span style="font-size: 12pt;">[3]</span><!--[endif]--></span></a> <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;
mso-add-space:auto;text-align:justify;text-indent:35.45pt;line-height:150%">Destan
araştırmaları, hakanın buyurma yetkisine dahi tek başına sahip olmadığını
gösterir. Ve bir buyruk ancak “Hakan ile hatun buyuruyor ki…” demekle yürürlüğe
girerdi. Aile içinde bu duruma benzer örneklere, günümüzün meşhur hikâyecisi Mustafa
Kutlu’nun eserlerinde de rastlanır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;
mso-add-space:auto;text-align:justify;text-indent:35.45pt;line-height:150%">Türklerin bozkır
kültüründen getirdiği aile tipine “baba ocağı” denir. Baba ocağında kadın ailede
erkekle aynı önemde yer alır, ana çocuklarına velilik etmeye yetkili, dul
kaldığında çocuklarının vasisi ve evinin mutlak yöneticisidir. Türkçede
“evlenme” veya “evlendirme” tabirleri, evlenen erkek veya kızın baba ocağından
ayrılarak ayrı bir ev (aile) meydana getirdiğinin ifadesidir. Yine Türkçede
evlenmek için kullanılan “ev-bark” sahibi olmak ifadesindeki “bark” kelimesi
Orhun kitabesinde “mabet” manasındadır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;
mso-add-space:auto;text-align:justify;text-indent:35.45pt;line-height:150%">Türk ailesi
Osmanlı Dönemi’nde başarılı askeri ve siyasi yapısıyla uyumlu olarak, kendine
has mükemmel bir düzene sahip olmuştu. Ailenin mükemmelliği, toplumun gücünü
sağlayan / artıran en önemli faktörlerden biriydi. Bu sebeple Osmanlı düzeninin
başarısı, toplumun temelini teşkil eden ailenin sağlam olmasıyla yakından
ilgilidir diyebiliriz.<a href="file:///C:/Users/user/Desktop/ALI%CC%87%20FUAT%20ARICI.docx#_edn4" name="_ednref4" title=""><span class="MsoEndnoteReference"><!--[if !supportFootnotes]--><span class="MsoEndnoteReference"><span style="font-size: 12pt;">[4]</span><!--[endif]--></span></a> Osmanlı Dönemi’nde aile,
bireyin hayatındaki temel ve tek kurum olmuş, her türlü sorunun çözüldüğü
yegâne makam olarak görülmüştür. Ailenin korunması ve ilkelerine uyulması için
azami gayret gösterilmiş ve bu durum din, dil, ırk gibi bütün farklılıklara
rağmen bütün “Osmanlı ailesi” için geçerli olmuştur. Bu gücüyle Osmanlı, XVIII.
yüzyılın son çeyreğine kadar bir cihan devleti olarak kabul görmüştür. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;
mso-add-space:auto;text-align:justify;text-indent:35.45pt;line-height:150%">Türk aile
geleneği, içinde bulunduğumuz yüzyıla kadar tedricen gücünü kaybetse de göreceli
olarak özünü devam ettirmeyi başarabilmiştir. Ancak son yıllarda bu güzide
kurumun iyice daralıp küçülerek geleceğiyle ilgili ciddi endişelere gebe olduğu
söylenebilir. Çünkü istatistiklere göre ülkemizde yalnız yaşayan fertlerden
oluşan “tek kişilik hane halkı” oranı 2006'da yüzde 6, 2014'te yüzde 13,9,
2019'da yüzde 16,9, 2020'de yüzde 17,9 ve 2021yılında ise yüzde 18,9 oldu. Yani her 5 haneden 1
tanesi tek kişilik bir aile artık. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpLast" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;
mso-add-space:auto;text-align:justify;text-indent:35.45pt;line-height:150%">Aman gücümüzü
güçlüğe düşürmeyelim…<o:p></o:p></p>
<div><!--[if !supportEndnotes]--><br clear="all">
<hr align="left" size="1" width="33%">
<!--[endif]-->
<div id="edn1">
<p class="MsoEndnoteText"><a href="file:///C:/Users/user/Desktop/ALI%CC%87%20FUAT%20ARICI.docx#_ednref1" name="_edn1" title=""><!--[if !supportFootnotes]--><span style="font-size: 10pt; font-family: Calibri, sans-serif;">[1]</span><!--[endif]--></a> A. B. Ercilasun (2004). Başlangıcından
Yirminci Yüzyıla Türk Dili Tarihi, Ankara: Akçağ Yay, s. 194<o:p></o:p></p>
</div>
<div id="edn2">
<p class="MsoEndnoteText"><a href="file:///C:/Users/user/Desktop/ALI%CC%87%20FUAT%20ARICI.docx#_ednref2" name="_edn2" title=""><span style="font-family:
"Palatino Linotype",serif"><!--[if !supportFootnotes]--><span class="MsoEndnoteReference"><span style="font-size: 10pt;">[2]</span><!--[endif]--></span></span></a> İ. Kafesoğlu (1993). Türk Milli
Kültürü, (10. bs.), İstanbul: Boğaziçi Yay, s. 228-269<o:p></o:p></p>
</div>
<div id="edn3">
<p class="MsoEndnoteText"><a href="file:///C:/Users/user/Desktop/ALI%CC%87%20FUAT%20ARICI.docx#_ednref3" name="_edn3" title=""><span style="font-family:
"Palatino Linotype",serif"><!--[if !supportFootnotes]--><span class="MsoEndnoteReference"><span style="font-size: 10pt;">[3]</span><!--[endif]--></span></span></a> Z. Gökalp (1976). Türk
Medeniyeti Tarihi. İstanbul: Kültür Bakanlığı Yay, s. 299<o:p></o:p></p>
</div>
<div id="edn4">
<p class="MsoEndnoteText"><a href="file:///C:/Users/user/Desktop/ALI%CC%87%20FUAT%20ARICI.docx#_ednref4" name="_edn4" title=""><span style="font-family:
"Palatino Linotype",serif"><!--[if !supportFootnotes]--><span class="MsoEndnoteReference"><span style="font-size: 10pt;">[4]</span><!--[endif]--></span></span></a> S. Aybey (2016). Osmanlı'dan
Günümüze Türk Toplumunun Aile Kurumuna Bakışı ve Aile Yapısındaki Değişim.
Tarih Okulu Dergisi, 9(27), 203-217. <o:p></o:p></p>
</div>
</div>