Fuzuli
-----
2022-06-22 00:00:00
<p>Bazı kelimeler vardır ki çok anlamlıdır. Ancak biz onların belleğimizde
ve duygu dünyamızda bıraktıkları izle, anlamla hatırlıyor ve tanıyoruz. Bu yazımda,
“fazl” kelimesini bu yönleriyle incelemek istedim.</p><p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
text-indent:1.0cm"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
text-indent:1.0cm"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-bidi-font-family:
Arial">Fazl: Bilgi, uzmanlık, ustalık, kişisel nitelik, anlamlarına gelir.
Fazl, kelimesinin çoğulu ise “fuzul”dur. Bu durumda “fazl” kelimesinin çoğulu
olan “fuzul” ile halk arasında kullanılan “fuzul” kelimeleri dil bilgisi
deyimiyle sesteştirler; ancak anlamları farlıdır. “Fuzul” kelimesini “fazl”ın çoğulu
olarak kabul edip Fuzuli’yi de bu anlamda kullanırsak olumlu bir anlam vermiş
ve yüceltmiş oluruz. Yani fuzuli, bilgili, anlayışlı, nazik, erdemli, kişisel
yeteneklerle donatılmış örnek insan anlamına gelir. Bu kelimenin bir de halk
arasındaki anlamını kabul edersek o zaman da olumsuz bir anlamda kullanmış
oluruz. Yani, fuzuli, fazla, gereksiz, boşuna, fodul anlamlarına gelir ki kimsenin
sevmediği bir anlamı çıkar ortaya. Kelimelerin bu çok anlamlılık özelliklerinden
şair ve yazarlar yararlanmışlar ve iğneleyici veya nükteli kelimeler söyleyerek
rakiplerine cevap vermiş ya da ders vermişlerdir. İşte bunlardan biri de aşkın
piri, çile şairi; şairlerin şairi, Kerbela’nın çocuğu; Bağdat’ın genci Mehmet
Fuzuli’dir. Bilindiği gibi bu kelime onun gerçek adı değil, takma adıdır. Şair,
bu takma adını niçin kullandığını şöyle açıklar: <b><i>”Şiire başladığım zaman
her gün bir takma ad beğeniyordum. Fakat biraz sonra aynı mahlası kullanan bir
başka şaire rastlıyor ve takma adımı değiştiriyordum. Sonunda anladım ki benden
önce gelen şair dostlarım, cümlelerden çok, takma adları kapışmışlar. Düşündüm:
Eğer şiirde başkalarıyla ortak bir takma ad alır da başarılı olursam, şiirlerim,
takma ad ortaklarımınmış gibi anlaşılır, bana yazık olur. Başarılı olmazsam
takma ad ortaklarıma kötülük etmiş olurum. Bu benzerliği ortadan kaldırmak için
ben, Fuzuli adını aldım. Kötü adlılık beni halka karışmaktan uzak tuttu. Bu hüneri
kazanmama uzletim sebep oldu. Allah’a şükür ki bana kötü gibi görünen iyi çıktı.
Dikenim gül, taşım da elmas oldu. ...Fuzuliliğin halk arasındaki anlamı, edebe
aykırı davranıştır. Edebe daha ne aykırı olabilir ki ben, yüksek alimlerle çok az beraber bulunduğum;
merhametli hükümdarlar tarafından yetiştirilmediğim, onlarla gezip tozmayı da
sevmediğim halde, akli konularda filozofların nice tezlerine itiraz ederim.
Dini konularda işin uzmanı olan din bilimcilerin karşılıklı tartışmalarına karışır, söz sanatında
gözde ustalarla tartışırım.” </i></b>Bu davranış bir taraftan Fuzuli’nin ilmine
ve fazlına alamettir ama bir taraftan da onun fodulluğunu gösterir.“ (Resimli Türk
Edebiyat Tarihi, Nihat Sami Banarlı, sayfa:531) </span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
text-indent:1.0cm"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-bidi-font-family:
Arial">Şair, yüksek bilginlerle çok az beraber bulunduğu; anlayışlı yöneticiler
tarafından yetiştirilmediği, onlarla gezip tozmayı da sevmediği halde; felsefe
ile ilgili konularda filozofların görüşlerine karşı çıktığını; İslam’la ilgili
konularda yetkin bilginlerin tartışmalarına karıştığını, dini konularda yetkin
bilginlerle ve edebi konularda söz sanatında ustalarla tartıştığını söylüyor ki
bu yaptığının fodulluk olduğunu; halkın kullandığı “fuzuli” kelimesinin anlamının
tam da bu olduğunu itiraf ediyor. Gereksiz, boş, işe yaramaz anlamındaki fuzuli
takma adını kullanmış ki kimse onun takma adını kullanıp da ona rakip çıkmasın...Şaire
göre bu kötü anlamlı takma adı kimse kullanmak istemez. </span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
text-indent:1.0cm"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-bidi-font-family:
Arial">“Fazl’ın” çoğulu olan “fuzul” sözünü “fuzuli” biçiminde kullanarak,
bilgide, erdemlilikte, sanatta ve edebiyatta özellikle de şiirde; önder bir kişi
olduğunu, bu derecesine kimsenin yetişemeyeceğini amaçlamıştır. Kısaca şair, bu
takma adı alışta her iki anlamı da hesaba katmıştır. Bu davranış bir taraftan
Fuzuli’nin bilgisine ve erdemliliğine işarettir ama aynı zamanda da onun
fodulluğunu gösterir. Şair, “Fuzuli” kelimesinin her iki anlamını da kastederek
kendine takma ad olarak seçmiştir. Şair tercihi okuyucularına bırakmış ve
dileyen olumlu anlamıyla kabul eder; onu takdir eder; dileyen olumsuz anlamıyla
kabul eder; bu takma adı kullanmaya yanaşmaz. Şairin bu takma adı kullanmasındaki
asıl amaç rakiplerinin olumsuz anlamını düşünerek takma adını kullanmalarını önlemektir. </span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
text-indent:1.0cm"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-bidi-font-family:
Arial"> Fuzuli, kendi takma adına ilişkin
böyle ince ve derin anlamları şiirlerinde de işlemiştir:</span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
text-indent:1.0cm"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-bidi-font-family:
Arial"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
text-indent:1.0cm"><b><i><span style="font-family:"Times New Roman",serif;
mso-bidi-font-family:Arial">“Ey güzel! Fuzuli seni seviyor, dedim. Şu cevabı
verdi:</span></i></b><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
text-indent:1.0cm"><b><i><span style="font-family:"Times New Roman",serif;
mso-bidi-font-family:Arial">Zaten bu edepsizliklerinden dolayı lakabı Fuzuli’dir
ya!”</span></i></b><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
text-indent:1.0cm"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-bidi-font-family:
Arial"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
text-indent:1.0cm"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-bidi-font-family:
Arial">Söz konusu Fuzuli olunca ünlü “Şikayetname”den söz etmemek olmaz. Kanuni
Sultan Süleyman Bağdat’a girdiğinde; Fuzuli, ona yazdığı kasideyi sunar. Bu
durumdan memnun olan Padişah, ona; Bağdat vakıflarının masraf fazlasından
verilmek üzere günde 9 akçelik bir aylık bağlanmasını emreder. Ancak vakıf
memurlarının hile ve hırsızlıkları yüzünden şair, uzun süre bu parayı alamaz. Fuzuli, bu durumla ilgili Nişancı
Celalzade Mustafa Çelebi’ye bir şikayet mektubu yazar. Şikayetnamenin dillere
pelesenk olmuş şu ünlü cümlesiyle tehlikenin derecesini ortaya koyar: <b><i>”Selam
verdim, rüşvet değildir diye almadılar!” </i></b>Sonra,memurlarapadişahın
fermanını gösterdiğini, memurların fermanı, önemsemediğini ve en son; <b><i>”Vakıftan
fazlalık kalsa bile bizden fazla kalmaz!” </i></b>gibi tarihi cevaplarıyla
yolsuzluğun boyutuna dikkat çeker; ancak Fuzuli yine eli boş döner! </span><o:p></o:p></p>