Fuzuli

-----

<p>Bazı kelimeler vardır ki çok anlamlıdır. Ancak biz onların belleğimizde ve duygu dünyamızda bıraktıkları izle, anlamla hatırlıyor ve tanıyoruz. Bu yazımda, “fazl” kelimesini bu yönleriyle incelemek istedim.</p><p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph; text-indent:1.0cm"><o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph; text-indent:1.0cm"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-bidi-font-family: Arial">Fazl: Bilgi, uzmanlık, ustalık, kişisel nitelik, anlamlarına gelir. Fazl, kelimesinin çoğulu ise “fuzul”dur. Bu durumda “fazl” kelimesinin çoğulu olan “fuzul” ile halk arasında kullanılan “fuzul” kelimeleri dil bilgisi deyimiyle sesteştirler; ancak anlamları farlıdır. “Fuzul” kelimesini “fazl”ın çoğulu olarak kabul edip Fuzuli’yi de bu anlamda kullanırsak olumlu bir anlam vermiş ve yüceltmiş oluruz. Yani fuzuli, bilgili, anlayışlı, nazik, erdemli, kişisel yeteneklerle donatılmış örnek insan anlamına gelir. Bu kelimenin bir de halk arasındaki anlamını kabul edersek o zaman da olumsuz bir anlamda kullanmış oluruz. Yani, fuzuli, fazla, gereksiz, boşuna, fodul anlamlarına gelir ki kimsenin sevmediği bir anlamı çıkar ortaya. Kelimelerin bu çok anlamlılık özelliklerinden şair ve yazarlar yararlanmışlar ve iğneleyici veya nükteli kelimeler söyleyerek rakiplerine cevap vermiş ya da ders vermişlerdir. İşte bunlardan biri de aşkın piri, çile şairi; şairlerin şairi, Kerbela’nın çocuğu; Bağdat’ın genci Mehmet Fuzuli’dir. Bilindiği gibi bu kelime onun gerçek adı değil, takma adıdır. Şair, bu takma adını niçin kullandığını şöyle açıklar: <b><i>”Şiire başladığım zaman her gün bir takma ad beğeniyordum. Fakat biraz sonra aynı mahlası kullanan bir başka şaire rastlıyor ve takma adımı değiştiriyordum. Sonunda anladım ki benden önce gelen şair dostlarım, cümlelerden çok, takma adları kapışmışlar. Düşündüm: Eğer şiirde başkalarıyla ortak bir takma ad alır da başarılı olursam, şiirlerim, takma ad ortaklarımınmış gibi anlaşılır, bana yazık olur. Başarılı olmazsam takma ad ortaklarıma kötülük etmiş olurum. Bu benzerliği ortadan kaldırmak için ben, Fuzuli adını aldım. Kötü adlılık beni halka karışmaktan uzak tuttu. Bu hüneri kazanmama uzletim sebep oldu. Allah’a şükür ki bana kötü gibi görünen iyi çıktı. Dikenim gül, taşım da elmas oldu. ...Fuzuliliğin halk arasındaki anlamı, edebe aykırı davranıştır. Edebe daha ne aykırı olabilir ki ben, yüksek&nbsp; alimlerle çok az beraber bulunduğum; merhametli hükümdarlar tarafından yetiştirilmediğim, onlarla gezip tozmayı da sevmediğim halde, akli konularda filozofların nice tezlerine itiraz ederim. Dini konularda işin uzmanı olan din bilimcilerin&nbsp; karşılıklı tartışmalarına karışır, söz sanatında gözde ustalarla tartışırım.” </i></b>Bu davranış bir taraftan Fuzuli’nin ilmine ve fazlına alamettir ama bir taraftan da onun fodulluğunu gösterir.“ (Resimli Türk Edebiyat Tarihi, Nihat Sami Banarlı, sayfa:531) </span><o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph; text-indent:1.0cm"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-bidi-font-family: Arial">Şair, yüksek bilginlerle çok az beraber bulunduğu; anlayışlı yöneticiler tarafından yetiştirilmediği, onlarla gezip tozmayı da sevmediği halde; felsefe ile ilgili konularda filozofların görüşlerine karşı çıktığını; İslam’la ilgili konularda yetkin bilginlerin tartışmalarına karıştığını, dini konularda yetkin bilginlerle ve edebi konularda söz sanatında ustalarla tartıştığını söylüyor ki bu yaptığının fodulluk olduğunu; halkın kullandığı “fuzuli” kelimesinin anlamının tam da bu olduğunu itiraf ediyor. Gereksiz, boş, işe yaramaz anlamındaki fuzuli takma adını kullanmış ki kimse onun takma adını kullanıp da ona rakip çıkmasın...Şaire göre bu kötü anlamlı takma adı kimse kullanmak istemez. </span><o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph; text-indent:1.0cm"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-bidi-font-family: Arial">“Fazl’ın” çoğulu olan “fuzul” sözünü “fuzuli” biçiminde kullanarak, bilgide, erdemlilikte, sanatta ve edebiyatta özellikle de şiirde; önder bir kişi olduğunu, bu derecesine kimsenin yetişemeyeceğini amaçlamıştır. Kısaca şair, bu takma adı alışta her iki anlamı da hesaba katmıştır. Bu davranış bir taraftan Fuzuli’nin bilgisine ve erdemliliğine işarettir ama aynı zamanda da onun fodulluğunu gösterir. Şair, “Fuzuli” kelimesinin her iki anlamını da kastederek kendine takma ad olarak seçmiştir. Şair tercihi okuyucularına bırakmış ve dileyen olumlu anlamıyla kabul eder; onu takdir eder; dileyen olumsuz anlamıyla kabul eder; bu takma adı kullanmaya yanaşmaz. Şairin bu takma adı kullanmasındaki asıl amaç rakiplerinin olumsuz anlamını düşünerek takma adını kullanmalarını önlemektir.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span><o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph; text-indent:1.0cm"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-bidi-font-family: Arial">&nbsp;Fuzuli, kendi takma adına ilişkin böyle ince ve derin anlamları şiirlerinde de işlemiştir:</span><o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph; text-indent:1.0cm"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-bidi-font-family: Arial">&nbsp;</span></p> <p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph; text-indent:1.0cm"><b><i><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif; mso-bidi-font-family:Arial">“Ey güzel! Fuzuli seni seviyor, dedim. Şu cevabı verdi:</span></i></b><o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph; text-indent:1.0cm"><b><i><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif; mso-bidi-font-family:Arial">Zaten bu edepsizliklerinden dolayı lakabı Fuzuli’dir ya!”</span></i></b><o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph; text-indent:1.0cm"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-bidi-font-family: Arial">&nbsp;</span></p> <p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph; text-indent:1.0cm"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-bidi-font-family: Arial">Söz konusu Fuzuli olunca ünlü “Şikayetname”den söz etmemek olmaz. Kanuni Sultan Süleyman Bağdat’a girdiğinde; Fuzuli, ona yazdığı kasideyi sunar. Bu durumdan memnun olan Padişah, ona; Bağdat vakıflarının masraf fazlasından verilmek üzere günde 9 akçelik bir aylık bağlanmasını emreder. Ancak vakıf memurlarının hile ve hırsızlıkları yüzünden şair, uzun süre bu parayı&nbsp; alamaz. Fuzuli, bu durumla ilgili Nişancı Celalzade Mustafa Çelebi’ye bir şikayet mektubu yazar. Şikayetnamenin dillere pelesenk olmuş şu ünlü cümlesiyle tehlikenin derecesini ortaya koyar: <b><i>”Selam verdim, rüşvet değildir diye almadılar!” </i></b>Sonra,memurlarapadişahın fermanını gösterdiğini, memurların fermanı, önemsemediğini ve en son; <b><i>”Vakıftan fazlalık kalsa bile bizden fazla kalmaz!” </i></b>gibi tarihi cevaplarıyla yolsuzluğun boyutuna dikkat çeker; ancak Fuzuli yine eli boş döner!&nbsp;</span><o:p></o:p></p>