Fahreddin Paşa, bir sancak beyi!
-----
Pek bilmez kimse, ilk adı Ömer'di. Ömer Fahreddin!
2024-07-30 17:00:00
<p></p>
<p class="MsoNormal"> </p>
<p class="MsoNormal">Bin Sekiz
Yüz Altmış Sekiz…<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> </p>
<p class="MsoNormal">Pek bilmez
kimse, ilk adı Ömer’di. Ömer Fahreddin!<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">‘Adil olsun,
kılı kırk yarsın; mazluma şefkat, zalime hiddet olsun!’ diye. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Akıncı
önderi Bali Bey’in soyundandı Fahreddin… <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">‘Evlad-ı Fatihan’
derler.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Osmanlı
yurdu Batı Trakya’da gözlerini açtığında, Osmanlı, dönmelerden çok döneklerce
istilaya uğruyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Abdülaziz
Han, ne kadar çırpındıysa da, ablukayı yaramıyor, işbirlikçi kuşatmayı
kıramıyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Çok
geçmemişti ki, Hüseyin Avni ve Mithat Paşa kumpasıyla, bilek damarları
jiletlenerek şehit edilmişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Doksan Üç
Harbi derler, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nda, Fahreddin dokuz on yaşlarında
idi. Plevne kazanılsaydı, Osmanlı yeniden Viyana önlerine gidebilecekti.
Olmadı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Çünkü masonik
cunta planıyla, batıda Gazi Osman Paşa’nın, doğuda Gazi Ahmet Muhtar Paşa’nın
kaybetmesi gerekiyordu. Osmanlı’da güçlü bir isim kalmamalıydı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Batıyı ve
doğuyu birleştirecek özgürlük kolyesi kırılmıştı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Fahreddin ve
köylüleri, getirebildikleri ne varsa kağnılara koydular ve Payitaht Istanbul’un
yolunu tuttular. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Acıları, Fahreddin’i,
asker olmaya zorladı. Ülke yangın yerine dönmüşken oturup roman yazılmazdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Erkan-ı
Harbiye Mektebi’ni birincilikle bitirdikten sonra, yirmi üçünde Kurmay Yüzbaşı
idi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">On üç sene
sonra bu sefer, fetih için döndü, doğduğu topraklara…<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Evine
ocağına hasret bırakan Bulgar’dan, Rusçuk’u alamasa da, Edirne’yi aldı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Birinci
Cihan Harbi, Fahreddin Paşa’ya, Taşnak Hınçak Ermeni artıklarını temizleme
fırsatı verdi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">4. Ordu’ya
bağlı 12. Kolordu Komutanı idi. Kısa süre sonra da 4. Ordu Komutanı…<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Türk, Kürt,
Zaza, Arap güçlerle kurduğu orduyla Haçlı sürüsünü dağıttı, Büyük Ermenistan’ın
kurulmasına mani oldu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Haçin, Urfa,
Zeytun, Musadağı… onu bağrına bastı. Hamidiye Alayları yeniden canlanmıştı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İki yıl
cepheden cepheye koşarken, Cemal Paşa ona yeni bir vazife verdi: <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Medine
Müdafaası!<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İki yıl,
yedi ay, on gün…. dile kolay! <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Şerif
Hüseyin, çapulcularıyla zorluyor, Abdülhamid’in yaptırdığı rayları bozuyor,
Fahreddin Paşa, mücahidlerle, sabaha kadar tren yolunu onarıyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Osmanlı
ordusu, kah çekirge kızartıyor kah buğday kaynatıyor kah hurma yiyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Şerif Hüseyin ne kadar çırpınsa da
Mekke’de, Taif’te, Yemen’de, Bağdat’ta, Şam’da, Trablus’ta, Beyrut’ta… isyan
çıkartmayı başaramıyordu. <o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal"><b>Çünkü Arap halkı biliyordu ki, Şerif
Hüseyin, İngiliz malı, Lavrens uşağı, Ebu Cehil’in uyanan hücresi bir çıfıttı.<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal"><b>Su uyur düşman uyumazdı!<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal"><b>Araplar bizi arkadan vurdu, zırvası
kocaman bir manipüle tarih yalanıydı. <o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal"><b>Eğer arkadan vurmaktan
bahsedilecekse, Timur’a, Uzun Hasan’a, 31 Mart’a… bakmak daha isabetli olurdu.<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Fahreddin
Paşa’nın, Kudüs’ü savunmak için kuzeye çekilen Osmanlı ordusu ile bir anda
irtibatı kesildi. Yerel halktan aldığı destekle ve moralle direnmeye devam
etti. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Medine’de Ebu Cehiller varsa
Ebubekirler de vardı.<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">30 Ekim 1918
Mondros, Basel, Sykes Pıcot ve Balfour gibi, haritaların değiştirilme planı
idi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Fahreddin
Paşa, “Medine’yi bırak, dön!” çağrılarına sert cevap verdi: <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Peygamberimin
şehrini kimseye teslim etmem!”<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">…………<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">On Üç Ocak
Bin Dokuz Yüz On Dokuz…<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yetmiş iki
acı gün yaşadı. İngilizler, kuşatmayı daraltıyordu. Şehit ola ola yanında bir
manga askeri kalmıştı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Uzaktan,
İngilizlerin geldiğini gördü. Peygamberimizin kabrindeki demir parmaklıkları
sıktı sıktı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Zorla
ellerini ayırdılar ve Malta’ya götürdüler. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">O, Çöl
Kaplanı Fahreddin Paşa idi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kafkas
Kartalı Şeyh Şamil’den aldığı sancağı, Çöl Arslanı Ömer Muhtar’a, gururla ve
başı dik teslim edecekti.<o:p></o:p></p>