Evet ama…

-----

 

16 Nisan'da yapılacak Referandum kuşku yok ki daha önceki seçim atmosferlerinden farklı bir ruh halini hissettiriyor hepimize.

Bir yanda tatsız, renksiz ve ilginin az olduğu bir kampanya süreci yaşanıyor gibi. Öte yanda siyasetin ve toplumun aşırı gerilmiş ve kutuplaşmış hali gözden kaçmıyor. Öyle ki kırgınlıklara, kavgalara dönüşme ihtimalli sert tartışmaların her an her yerde yaşanması mümkün.

Doğruyu söylemek gerekirse gerginliği tırmandıran kesim çoğunlukla her söylemini Erdoğan ve Ak Parti karşıtlığıyla biçimlendirmeye meyilli olanlar.

Epeydir süregelen bu olumsuz ruh hali zamanla her birinde kendileri gibi düşünmeyenlerin siyasi görüş ve tercihlerine pervasızca müdahale edebilecekleri fikrini yerleştirdi çünkü.

Onlarla yapılan konuşmalarda sertlik ve gerginlik o kadar görünür bir hal alıyor ki karşısındakiler nicedir siyasi tercihlerini ifade etme konusunda belirgin bir sıkıntı yaşıyorlar.

Bu türden anlamsız tartışmalardan elimden geldiğince uzak durmaya çalışıyor olsam da benim de kaçamadığım zamanlar oluyor tabii ki. Ne de olsa her konuyu kafasındaki siyasi şablonlara göre dillendirmeye meyilli kişiler istemeseniz de bir şekilde karşınıza çıkabiliyor.

Bu türden kısır ortamlar konuşmak isteyeni öylesine kontrpiyede bırakabiliyor ki ne kendinizi anlatabiliyorsunuz ne de onca lafın arasında yakaladığınız ortak noktaları gösterebiliyorsunuz.

O yüzden bugünkü yazımda bir vatandaş olarak Referandumda vereceğim ‘Evet' oyunun karşılığındaki birkaç beklentimi yazmak istiyorum.

Bunlar, dinlemeyi becerebilseler muhalif kesimlerin de sözde eleştirdikleri noktaların bir kısmını kapsıyor aslında. Fakat onların derdi çoğunlukla ‘üzüm yemek değil de bağcıyı dövmek' olduğu için muhabbetleri maalesef pek eli yüzü düzgün konulara, sorunlara değmiyor.

***

Öncelikle yapılacak yeni değişikliklerle gelecek yeni yönetimden bu ülkenin ayağına hep bağ olan devlet bürokrasisine ciddi bir yapısal ayar vermesini istiyorum.

Yeni değişikliğin bürokratik oligarşinin değişime ayak direyen gerici karakterinin ortadan kalkması hususunda önemli bir fırsat olacağını düşünüyorum çünkü.

Eski Türkiye'nin ne oldum delisi ve burnundan kıl aldırmayan egosu yüksek, verimsiz olduğu kadar gerici ve çıkarcı bürokratik anlayışının hızla tarihin çöpüne atıldığını görmek benim için referandumda ‘Evet' demenin en büyük sevabı olacak.

İkincisi; zamanı bilen, dünyayı tanıyan, fikrini savunabilen, alanında bilgi ve deneyime sahip, özgür, özgün ve hızlı düşünebilen ve davranabilen yeni bir memur tipolojisinin oluşabilmesi için gerekli olan liyakat ve ehliyet ilkelerinin hakkıyla uygulandığını görmek istiyorum.

Bu millete daha huzurlu ve refah bir hayat sağlamak adına bütün kurumların ve yöneticilerin bütünüyle liyakat ve ehliyet usulüne göre atanmasını bekliyorum artık. Ya Partiyle veya siyasetçiyle olan ilişkileri nedeniyle ya da kendilerince önem addettikleri birtakım ortak benzerliklere göre birilerinin bu ülkeye yönetici olarak atanması arsızlığına ve ‘kul hakkı' ihlallerine artık son verilmesini bekliyorum.

Üçüncüsü; kahrolası ruhsuz, renksiz dikey şehircilik anlayışının derhal terkedilmesini ve insan tabiatına uygun yepyeni bir şehircilik anlayışının uygulamaya konulmasını istiyorum.  

Bu konuda ipin ucunu kaçıran bütün bina yapıcılarının hukuk çerçevesinde hizaya getirilmesini ve pervasızlıklarına en kısa zamanda son verilmesini bekliyorum.

Kentsel dönüşüm denilen önemli düzenlemenin alt ve üst yapının aynı kaldığı mahallelerde eskinin 4 katlı binasının yıkılıp yerine 15-20 katlı sözde akıllı ve albenili binalar yapmak olmadığının anlaşılmasını istiyorum.

Bu tarihi dönüşümün şehirlerimizi daha çok trafik, keşmekeş, gürültü ve kirlilik, daha az yeşil, park, kaldırım, otopark olan rezalet mekanlara çevirmesine engel olunmasını bekliyorum.

Dördüncüsü; AK Parti döneminde oransal olarak önemli bir sıçrama yapan orta sınıfın şımarıklığının ve görmemişliğinin ekonomik ve kültürel birtakım önlemlerle hizaya sokulmasını istiyorum.

Gerek kazandıklarının mali denetimlerinin gerekse sahip olduklarını başkalarının huzurunu hiçe sayarcasına pervasızca kullanmalarının kontrol altına alınmasını bekliyorum.

Ekonomik durumun düzelmesinin tersine toplumda artan kültürsüzlük hallerinin bir takım kültürel ve sosyal proje ve çalışmalarla yeniden inşa edilmesini görmek istiyorum.

Evet, bu kritik Referandumda Evet demek asıl yukarıda birkaçını saydığım bazı aksaklıkların düzeleceğinin umudunu içimize düşürdüğü için önemli.

Bu noktadan sonra ‘Evet' demesi bizden, daha dinamik ve hızlı bir sistemin fırsatıyla eski Türkiye'yi yeni Türkiye yapmak ise başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere, bütün ekibinin görevi.