Devlet Neden Bekadır?

-----

Oturdum masaya yazı yazarım. Kader böyleymiş (ah anam) gurbet gezerim Yemen çöllerinde kaldı benim mezarım İndim'ola Mihrali Beyim yemene (yemene beyler yemene) (Bu türküyü hatırlatan Efendi Barutcu ağabeye müteşekkirim) türküsü kulağımda yankılanıp bir hilal uğruna batan güneşler hatırda canlanırken devlet fikrinin nasıl bir şuur olduğu sorusu akla takılıverdi. Yoksa aklıma Yemen'de ne işimiz gibi bir soru mu gelmeliydi? Aile hatıralarımız içinde yer alan büyük dedemizin Yemen'e gidişi ve at sırtında öldü niyetine tebdili hava ile uzak vatandan ana vatana dönüşü ve sonrası hayata tutunup yaşadıklarını hatırlayıp köyünde mezarında hamuşane şikâyetsiz yatan o adamı düşününce bu soruyu sormaktan bahsetmeye bile utandım. Mihrali Bey gibi şehitler bize ne söyler?

Oğul köz düştüğü yeri yakar kime ne…!

Devlet, birlik düşüncesinin ve bu bağlamdan bir uyumun somut tezahürüdür. Hegel bunu “Objektif yön –Fikir- ile sübjektif yön –onu kavrayan ve murat eden şahsiyet- arasında zaruri bir birliğin mevcudiyetini müşahede ediyoruz. Bu birliğin objektif varoluşu, Devlettir. (Tarih Felsefesi, Çev. Yusuf Kaplan, s. 98) şeklinde ortaya koyarken mefkûre ile şahsiyetin kesiştiği yer olarak devleti gösterdiğinde Mihrali Bey başka bir yerden görünmeye başlar.

Hegel düşünce ile iradenin birleşmesinden “devlet”e varırken ruhun/tinin bütün gayretinin bu birliğin başka bir ifadeyle özgürlüğün şuuruna varmak (s. 98) olduğunu söyler. Bu birlik hali mefkûre ile şahsiyetin, düşünce ile iradenin birleştiği yer yani devleti kuran o varoluş alanı, bahsedilen birlik hali bazı biçim ve tezahürlerde zuhur eder. İşte burada Hegel bu biçimlere dair açıklamasını yaparken akl-ı selim, kalb-i selim ve zevk-i selim olarak ifade ettiğimiz kavramlarla örtüşen bir düşünce ortaya koyar.

Bu şuurlu birlik biçimleri arasında, en yüksek mevki, Din'e aittir. İşte Ruh/tin/geist, orada –Din'de-, geçici ve seküler sınırların üstüne çıkar ve Mutlak Ruh'un şuuruna erer; bu şuurda ise, kendi-kendine varoluşunu gerçekleştirir (s. 99).” Bu insan ruhunda objektif ile sübjektifin birliğidir. Kalb-i selim bu manada bir birlik halini gösterir. Bu noktada Hegel'e göre ikinci birleşme biçimi, Sanat'tır. Sanat, fiilî ve hissî olanın alanına Din'den daha derinlemesine nüfuz eder. Sanatın vazifesi, ilahi olanı görünür kılmak, tecelli ettirmek ve onu, muhayyile ve sezgi melekesine takdim etmektir (s.99).” Zevk-i selim bir dışla vurum olmanın ötesinde birliği kavramanın bir biçimidir ve bizler bunu anlamadıkça sanat diye çelik çomak oynamaya devam edeceğiz. Lakin birlik halinde şuura yürüyen için bir biçim daha vardır: “Doğru/Hakikat, Din'de olduğu gibi salt idrak ve hissiyat'ın –Sanat'ta olduğu gibi, sezginin –gayesi değil; aksine aynı zamanda da, düşünme melekesinin bizatihi kendisinin de gayesidir. İşte bu, söz konusu birliğin üçüncü biçimini verir. Felsefe (s.99).” Akl-ı selim bizatihi varlığın varoluşunu düşünmenin kendisidir. Devlet objektif varlığında kendisini bulan objektif ve sübjektif bilinçler Hegel'in bahsettiği biçimlerde zuhur ettiği yerde bize devletin manasına dair bambaşka bir pencere açar. Bir birlik ve varoluş tarzı olarak devlet. Mihrali Bey'in müdafaa ettiği şeyin bu manada siyasi bir mecmuanın çok ötesinde derin bir hayat ve insan tasavvuru olduğuna ulaştığımız bu yerde varlık yokluk perdesini aralamaya başlar. Din, felsefe ve sanat birliğin sonsuzluktan zihnimize çarpan akisleridir. Kültürün dünyası bu sebeple varoluşa dairdir ve ihmale gelmesi beka düzeyinde bu sebeple sıkıntılara yol açar.

Yemen'den Mihrali Bey'e ondan Hegel'e ulaşıp buradan devleti düşündüğümüz bu yerde vefat günlerinde olduğumuz Muhsin Yazıcıoğlu'nu rahmet ve Fatihalarla hatırlamanın tam yeri gelmiş demektir. Bizim kahramanlarımız öyle üç beş geçiştirme sözle değil derin derin düşünülerek anlaşılacak vüsattadır. Devletimizin manası gibi onu müdrik şahsiyetlerde bu cümleden düşünülmelidir. Devletin bizatihi kendisinin beka mefhumunda düşündüğümüzde birlik şuuru içinde anladığımızda bekasının da millet demek olduğu dikkate dokunacaktır. Bir mukaddes ötesinde varoluşa dokunan bir şeyden bahsedildiği ise bu noktada aşikâr olacaktır. Birlik içinde özgürlüğü şuur edenin devleti beka bulacaktır. İbn Halduncu anlayışla devlet nizam ve hukuk demek ise buradaki birlik ve özgürlük ile millet kavramları yüksek bir yerde buluşur.  

Devletin mefhumunu birlik ve istiklalde görünce, fikir ve şahsiyeti beka mefhumunda anlayınca bekanın muhtevasındaki mana makulümüz olur. Türküler söylediklerimizle milletiz millet oldukça türküler söyleyerek yürüyeceğiz.

O halde aşk olsun!