Damdan düştü kurbağa…
-----
2021-12-21 00:00:00
<p>Neticesi
akim olan, birçok kez tekrarlanmasına rağmen hep aynı şekilde sonlanan bir iş,
faaliyet ve fiilin arkasından yine bir evvelkinin tekrarının yaşanması üzerine
bir tekerleme vardır: Damdan düştü bir kurbağa / kuyruğunu titretti / Bunu
gören jandarmalar komutana iletti / Yudular yıkadılar / Ve mezarının taşına şu
yazıyı yazdılar / Damdan düştü kurbağa… </p>
<p class="MsoNormal">Yukarıdaki
tekerleme tekrar tekrar okunduğunda damdan düşen kurbağanın akıbeti hep aynıdır
ve mezarının taşına hep aynı yazı yazılır: Damdan düştü kurbağa…<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bu
tekerleme onlarca defa söylendiğinde bir fasit daire oluştuğunu görürüz. Aynı
noktada başlayan bir iş, faaliyet ve fiilin neticesinin hep aynı şekilde
sonlandığını anlarız. Yâni kurbağa kendince yapmak istediği hamlesini her
yaptığında bir öncekinde olduğu gibi aynı akıbete uğruyor ve yine damdan
düşüyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bu
tekerleme bu ülkedeki üççeyrek asırlık sağ ve sol siyasî iktidarların durumunu
çarpıcı bir şekilde anlatmaktadır. Nasıl oluyor da bu ülkede iktidarların
akıbeti çok zaman kurbağanın akıbetine benziyor. Bâzı siyasî hareketler vardır
ki milletiyle mutabık millî fikir ve programlarla yola çıkar ve ülkeye nizam
vermek üzere temel değerler etrafında toplanan taraftarlarının desteğinden hız
alır. Radikal ilkeler ve programlar sunarak mevcut bozuk düzeni değiştireceğine
söz verir. Değiştireceğine dair söz verdiği işler için yaptığı hamleler bir
süre sonra aynı zeminde kalarak ileriye gidemez ve kurbağanın düştüğü duruma
düşer.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> </p>
<p class="MsoNormal"><b>KURBAĞANIN
AKIBETİNDEN DERS ÇIKARMAK<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Kurbağanın
akıbeti siyasî iktidarlar için elbette arzu edilen ve mutlaka beklenen bir
akıbet değil. Fakat söz verilip yapılmayan işlerin yanında yapılanların da
verilen söz ve vaatlere uygun olmadığı ortada olunca, ister istemez damdan
düşen kurbağa tekerlemesi akla geliyor. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Birkaç
misâl: İslâm değerlerine “reddiye” olarak yapılan Kemalist inkılâpların gücünün
kırılamaması… Müslümanla aynı mânaya gelen Türk milletinin değerleriyle uyumlu
olmayan bu rejimin anayasasının ve ilkelerinin değiştirilmemesi… Alabildiğine
hızlanan modernizme ve sekülerizme karşı direnç kalelerinin oluşturulamayışı…
“Semizleşen” sözde dindar seçkinlerin, sektör sektör sahiplerinin
sekülerleşmesi, ideallerini yitirmesi ve Müslüman çerçeve içinde takdim edilen
kimliğin itibar kaybetmesi… Millî eğitim müfredatında hâlâ resmî ideolojinin
dillendirilmesi… İlk ve Orta Öğretim ders kitaplarına sokularak nesilleri
yozlaştırma gayesi taşıyan ve Müslüman Türk ailesinin Amerikanlaşmasına,
Avrupalılaşmasına sebep olan “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi” nin hâlâ
iptal edilmemesi… İstismara ve yozlaşmaya son derece açık olan “demokrasi ve
hürriyet” kavramına dayanarak açılan millî yapımıza aykırı edepsiz, ahlâksız
dernek ve marjinal grupların şenî yayın ve faaliyetlerinin durdurulmaması… Zenginin
daha zengin olduğu, fakirin ve ücretli sınıfın hep yerinde saydığı iktisadî
yapının bir türlü değiştirilememesi… Damdan düşen kurbağanın durumunu
hatırlatıyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yetmişli,
seksenli, doksanlı ve iki binli yıllardan bu yana mukaddesatçı, muhafazakâr ve
milliyetçi her iktidarın akıbeti damdan düşen kurbağanın akıbetine benzemesin
diye ne çok hayâller kurmuştuk. Hayâl kurmaya devam edeceğiz.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">([email protected])</p>