Cezbe hâlinde miyiz?
-----
2022-04-08 14:05:00
<p>Cezbe
ve vecd bezm-i elest’te kendini bilen insana bahşedilmiş ikiz
kardeş kelimelerdir. Cezbe vecde göre daha güçlü. Elest
meclisinde bütün ruhlar ulvî sarhoşluk hâlindeyken hem “evet”,
hem “dert, ıstırap” mânasına gelen “belâ” sözüyle
Allah’ın (c.c.) meclisinden ayrılışın hüznüne gark olurlar
ve o gün bugündür cezbe ile vuslata ermeye çalışırlar.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3">Bu
ulvî hicrandan dolayı tasavvuf ehli dünya hâllerinden uzaklaşmak
ve Mutlak Sevgili’ye kavuşmak için yola cezbeli çıkmayı
tavsiye ediyor. Bundandır ki Yûnus Emre Hazretleri yolun başında
cezbesizliğinden şikâyet eder: “Cezbe-i aşk olmayınca neylesin
şeyhim beni…”</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3"><b>CEZBEDE
MUHABBET VAR </b></font>
</p>
<p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3">Kıraat
ettiğimiz kitaplara göre cezbe celb etme, çekme, yaklaştırma ve
irade dışı olarak Allah’a doğru çekiliştir. Ulvî aşk, his
ve zikirle meydana gelir. Tasavvuf terbiyesinin esası ilâhî aşk
ve cezbedir. İlâhî aşk gizlidir, kendini saklar. Cezbe açıktadır,
göstermeden edemez. Allah’ın, kulu çekmesi cezbe, cezbe ile
kulun Allah'a (c.c.) yönelmesi ilahî aşktır. </font>
</p>
<p style="margin-bottom: 0cm"><font face="Times, serif"><font size="3">Cezbede
muhabbet var; kanın ateşlenmesidir, sözle anlatılamaz. Öyle bir</font></font><font size="3">
muhabbet ve ulvî aşk ateşidir ki sıtmalı hastanın titremesini
durduramaması ve mânevî bir elektriğe çarpılması gibidir. Onun
içindir ki cezbe bir sayha ve sarsıntıya benzer. </font><font face="Times, serif"><font size="3">İnsanın
kendisinden menkul değil, Allah’tan gelir. </font></font><font size="3">Ulvî
aşk kalbine sığmayıp kendinden geçenlerin hâlidir bu.</font><font face="Times, serif"><font size="3">
Bâzan ibadet ederken, bâzan bir nağme ve bir ehl-i dilin sohbetini
dinlerken gelir. Şeriat ölçülerinde sürdüğü müddetçe îmanı
aşklı kılar. Ölçünün dışına çıkıldığında
laubalilikler başlar, vakarını kaybeder. Geçici olduğu gibi
sürekli de olabilir. Gaye değil, itikadın artması içindir. </font></font><font size="3">Riya
karışmaması için cehrî (açık) değil, hâfî (gizli) olanı
makbul... </font>
</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; background-image: initial;"><font face="Times, serif"><b>RAHMÂNÎ
CEZBEYE TUTULMAK </b></font>
</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; background-image: initial;"><font face="Times, serif">İki
tür cezbe var: Rahmânî ve kesbî. Rahmânî cezbe nefsî
sebeplerle oluşmaz; ruhtan gelir. <font face="Times, serif">Kesbî
cezbe şahsî gayretledir; Müslüman olsa dahi dünyalık neşe ve
zevkten sâdır olur.</font> Rahmânî
his ve düşünceden neşet eden cezbe mertebesi yüksek olmasa da
insana istikâmet verir, takva ve şevkini artırır. <font face="Times, serif">
</font></font>
</p>
<p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3">Rahmânî
cezbenin en şiddetlisi “Oku emri” yle ilahî cezbeye kapılan
Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm’ın mübarek cezbeleridir ki
Hira’da başlamış. O mağara Resulûllâhın cezbesiyle titremiş
ve ululanmış. Rahmânî cezbe Allah’ın sıfat
tecellilerindendir. Şûrâ sûresi 13. âyeti “Allah dilediğini
kendine çeker" buyuruyor. Bu tecelli evliyaullahın ruhlarını
kendine çekerek yüceltmesi, onlara zikir ve vuslatın hazzını
tattırması, kalbinden perdeyi kaldırıp bir gayreti olmadan “yakîn
nuru” ile mânevî makamlara yükseltmesidir. </font>
</p>
<p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3">Efendimiz
Aleyhisselâtüvesselâm’ı öldürmeye giderken eniştesinin
evinde okunan Kur'ân-ı Kerim’i duymasıyla îman eden Hazreti
Ömer'in bir anda değişmesi, yine Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm
Mescidi Nebevî’de iken Bilâl-i Habeşî Hazretlerinin kendinden
geçmesi, avlandığı bir sırada gaibten duyduğu “Sen bunun için
yaratılmadın” sesiyle tacını tahtını bırakan İbrahim bin
Edhem'in tövbesi rahmânî cezbeye misaldir.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3">Rahmanî
cezbenin tâlim edildiği tarikin efendilerinden, yâni silsile-i
hâcegândan Şah-ı Nakşıbend Hazretleri “Bizim yolumuz cezbe
ve sohbet yoludur. Biz müridleri cezbe ile terbiye ederiz.
Yolumuzun evveli cezbe, âhiri ise kalb huzuru, sekinet ve vâkardır.
Yolumuzun başlangıcında müntesiblerde vuku bulan cezbe hâli,
onları dünya muhabbetinden koparır, Rabb’ine yönelmesine vesile
olur” buyuruyor. </font>
</p>
<p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3">İmâm-ı
Rabbânî Hazretlerine göre cezbe ve vecd gibi mânevî haller dinin
hükümlerine göre yaşanmalı. Kalpte ümit uyandırmak için
lüzumlu olsa da salik bunlara takılıp kalırsa esas gayesinden
uzaklaşabilir. Hallerin değişmesine fazla itibar edilmez. Gidiş,
geliş, konuşma ve işitme olsun hiç birine itibar ve iltifat
edilmemeli. Başkaları için şimşek gibi gelip geçen zâtî
şimşek tecellisi büyükler için süreklidir söz cezbenin
temkinle var olmasını tavsiye ediyor. (Mektubât, l30. ve 131.
Mektup)</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3"><b>CEZBEDE
KALPTEDİR, TEMKİN GEREK </b></font>
</p>
<p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3">Cezbeye
müptelâ, yâni telvin ehli olsak da “temkin” i elden bırakmamak
gerek. Kendini bilen için temkin ve telvin halleri birbirini tekzib
eden haller değildir. Temkin ehlinde (istikâmet üzere karar kılma,
iniş ve çıkışlardan kurtulma makamı) hâl değişiklikleri
olmaz. Kalbi bir daha perdelenmeyecek şekilde hakikat makamına
ulaşmış, mutmain olmuş ve ulvî aşkını kalbine sindirmiştir.
Murakabe sahibidir. Kalbi îman ve teslimiyet üzeredir ki halden
hâle geçmeye ihtiyacı kalmamış ve durulmuştur. Fakat bu
duruluş, cezbe hâlinin bittiği veya terkedildiği mânasına
gelmez. Cezbesi kalptedir, dışa vurmaz. </font>
</p>
<p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3">Telvin
(boyanma, halden hâle geçme) ehli ise, cezbeyle bir hâlden bir
hâle, bir makamdan diğer makama ulaşma arzusuyla kalbinde
şiddetli gel-git…ler yaşar ki, cezbesini kontrol edemediği an
temkin ehlinin mutmainne makamına ulaşamaz. Bundandır ki kendine
güvenemeyen cezbe sahipleri arada bir ârifânın söylediklerine
kulak vermeli: Cezbe, ilahîlik denizinden damlalardır; sayıyla
sayılmaz, nihayeti bulunmaz. Dalgalarının kimisi büyük, kimisi
küçük... Bazı zaman derece derece kaynar ve feveran gelir.
Cezbesi olanlar bir mürşid-i kâmilin eline yapışmalı. Yoksa
kontrol edemez, istikâmeti şaşırabilir.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm"><font face="Times, serif"><font size="3"><b>HAYATI
CEZBEYLE YAŞAMAK</b></font></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3">Cezbeye
tutulanlara meczûb denir. Hakk'ın rızasını kazanmış, hevâ
ve hevesten arınmış, bu sâyede mânevî mertebelere yükselmiş
mânasına gelir. Meczûb olanların şathiyyat denilen, zâhirde
yanlış ve saçma gibi olan sözleri cezbeden dolayıdır ki hayra
yormalı. Aklın başında olmayan meczûbların halleriyle gerçek
meczûbun halleri bir değildir. Meczûbun kim olduğunu, ömrü
boyunca cezbesiz ham ervaha kızan bin miligramlık cezbe adamı
Fethi Gemuhluoğlu’nun hülâsa ettiğimiz konuşmasından
dinleyelim:</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm">“<font size="3">Biz
meczûbu ve istiğrâkı (kendinden geçiş) yanlış anlıyoruz. Bir
aşkta müstağrak olmayı (yok olmayı) yanlış kıymetlendiriyoruz.
Ben hayatın cezbe ve şevk üzerine binâ edildiğine kailim. Hani
ilk defa Kelime-i Şehâdet getiriyor gibi getirmedikçe Kelime-i
Şehâdet olmaz. İlk defa âşık oluyor gibidir, ilk defa güneş
çarpmışa dönüyor gibidir, ilk defa şevk içindedir, vecd
içindedir, istiğrâk içindedir ve aşk-ı ilâhîde müstağraktır.
Onun için biz müstağrak adamlara pek tahammül edemiyoruz. Bu
makam-ı temkin ayrı şey, makam-ı telvin ayrı şey. Cezbe,
makam-ı telvin üzeredir.” </font>
</p>
<p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3">Bu
târife göre, aleyhimizde “meczûb” denilmesinden hiç de
gocunmamalı, bilakis söyleyenlere tebessüm etmeliyiz.</font><font size="3"></font>
</p>
<p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3"><b>CEZBESİZLERDEN
MUHABBET SÂDIR OLMAZ</b></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3">İtimat
ettiğimiz ehl-i irfana göre, Vahhabî, Mutezilî ve Kadızâde
kafasının “cezbe bir fazilet değil” sözüne kulak
asmamalıyız. Cezbesiz insan iyi, faydalı ve dindar da olsa
zevksizdir; arkadaşlığı, cezbe sahibine zulüm gibi gelir.
Cezbesizlerin gönlü ve dili hamdır; muhabbet sâdır olmaz.
Dervişlik, muharrirlik, muallimlik, şairlik, her türlü sanat ve
zenaat, hattâ siyaset ihlaslı bir cezbeyle icra edilmeli. </font>
</p>
<p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3">Hâsıl-ı
kelâm; biz her işimiz ve ânımızda cezbeli olmaya tâlibiz. Hz.
Mevlâna’nın, Yûnus Emre hazretlerinin cezbesine tâlip olmak
haddimiz değil. Fakat uluların cezbesini anlamak için de cezbeli
olmak gerek. İbadet ve sohbet ederken, bir irfan türküsü, bir
ilahî dinlerken cezbeye kapılmak, hastayken bile cezbeyle inlemek
ne güzel.</font><font face="Times, serif"><font size="3">
([email protected])</font></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3">*
* * * *</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3"><b>AHLÂK
VE İSTİKAMET DERGİSİ</b></font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">Yazar
</font><font size="3"><b>Haki Demir</b></font><font size="3">’in
idaresinde çıkan </font><font size="3"><b>Ahlâk
ve İstikamet / Aylık Fikir ve Siyaset dergisi” </b></font><font size="3">nin</font><font size="3"></font><font size="3">(www.ahlakveistikamet.com)
Nisan 2022 / 11. sayısında Türkiye’nin devlet yapısının
ârızaları, meşruiyet zeminin tartışması, siyasî cenahın
tavrı ve fetreti gibi meseleler üzerine önemli yazılar mevcut.
Her sayısında olduğu gibi, bu sayıdaki ikaz eden sarsıcı
yazılar millet şuuruna sahip herkese tercüman olacak muhtevada
yazılardır. Bu sayının kapak konusu:</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;">“<font size="3"><b>HASTA
DEVLET”</b></font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">Bu
önemli sayının mündericatı şöyle:</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">TAKDİM
Ali Ergen</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">1.KISIM-İSLAMİ
MÜCADELE</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">İslami
talepler-3-İslam Üniversitesi kurulmalıdır / Ebubekir Sıddık
Karataş</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">İslami
muhalefet fikriyatı-4-Tenkit ve muhalefet / Hamza Kahraman</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">Ramazan
ayı /Alihan Haydar</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">2.
KISIM-SİYASİ MÜCADELE</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">Meşruiyet-7-
Hâkim meşruiyet / Haki Demir</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;">“<font size="3">Hasta
Devlet”-1-Takdim (Kapak konusu) / Mustafa Karaşahin</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">3.
KISIM-SİYASİ REJİMİN KİMLİĞİ</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;">“<font size="3">Gelenekleşen
Korsanlık”-2-Dünyanın korsanlaşması / Mustafa Karaşahin</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">Cehalet
dinamiği-2-Cahilleştirme programı-1- /Abdullah Tatlı</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">4.
KISIM-YENİ TÜRKİYE</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">İttifak
ihtimalleri-3-Neticelerine göre ittifak çeşitleri / Ahmet Selçuki</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">İstanbul
Sözleşmesinin feshi tehlikede / İbrahim Sancak</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">5.
KISIM-AK PARTİ İKTİDARI</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">Erdoğan’ın
siyasi şifreleri-2-Erdoğan’ın siyasi şifreleri kullanma
seviyesi / Haki Demir Siyasi patlama dinamiği-7-Hassasiyet İndeksi
/ Haki Demir</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">>Hassasiyet
patlaması-6-Akıldan kaynaklanan hassasiyet patlaması / Haki Demir
Bozgun süreci-4-Bozgunun şartları-2-“Asli kuvvetlerin” kaybı
/ Nurettin Saraylı</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">Kültür
kuvvetleri-1-Giriş / Hakan Türkmen</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">Mahalli
siyasetin manzarası-1-Giriş / Fatma Büşra Akdemir</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">Medeniler
ve barbarlar-1-Giriş İsmail Demirhan</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">6.
KISIM-MEDYA</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">İslami
neşriyat dosyası-5-Hareket-faaliyet neşriyatı / Haki Demir</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">7.
KISIM-TEKLİFLER</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">Münevver
hareketi-5-Medeniyet Şurası / Haki Demir</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">8.
KISIM-FİKRİYAT</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">İki
Beyannamenin münasebeti / Mustafa Karaşahin</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">Karargâhın
karargâhı, Medeniyet Şurası / Ramazan Kartal</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">Kadrosuz
liderlik, fikri bütünlüğünü sağlayamaz / Hamza Kahraman</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">Kadrosuz
liderlik, tatbikat bütünlüğünü sağlayamaz / Ramazan Kartal</font></p>
<p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">9.
KISIM-ENDERUN AKADEMİSİ Mart-2022 dersleri / Haki Demir</font></p>