Cezbe hâlinde miyiz?

-----

<p>Cezbe ve vecd bezm-i elest’te kendini bilen insana bahşedilmiş ikiz kardeş kelimelerdir. Cezbe vecde göre daha güçlü. Elest meclisinde bütün ruhlar ulvî sarhoşluk hâlindeyken hem “evet”, hem “dert, ıstırap” mânasına gelen&nbsp;“belâ” sözüyle Allah’ın (c.c.) meclisinden ayrılışın hüznüne gark olurlar ve o gün bugündür cezbe ile vuslata ermeye çalışırlar.</p> <p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3">Bu ulvî hicrandan dolayı tasavvuf ehli dünya hâllerinden uzaklaşmak ve Mutlak Sevgili’ye kavuşmak için yola cezbeli çıkmayı tavsiye ediyor. Bundandır ki Yûnus Emre Hazretleri yolun başında cezbesizliğinden şikâyet eder: “Cezbe-i aşk olmayınca neylesin şeyhim beni&hellip;”</font></p> <p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3"><b>CEZBEDE MUHABBET VAR </b></font> </p> <p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3">Kıraat ettiğimiz kitaplara göre cezbe celb etme, çekme, yaklaştırma ve irade dışı olarak Allah’a doğru çekiliştir. Ulvî aşk, his ve zikirle meydana gelir. Tasavvuf terbiyesinin esası ilâhî aşk ve cezbedir. İlâhî aşk gizlidir, kendini saklar. Cezbe açıktadır, göstermeden edemez. Allah’ın, kulu çekmesi cezbe, cezbe ile kulun Allah'a (c.c.) yönelmesi ilahî aşktır. </font> </p> <p style="margin-bottom: 0cm"><font face="Times, serif"><font size="3">Cezbede muhabbet var; kanın ateşlenmesidir, sözle anlatılamaz. Öyle bir</font></font><font size="3"> muhabbet ve ulvî aşk ateşidir ki sıtmalı hastanın titremesini durduramaması ve mânevî bir elektriğe çarpılması gibidir. Onun içindir ki cezbe bir sayha ve sarsıntıya benzer. </font><font face="Times, serif"><font size="3">İnsanın kendisinden menkul değil, Allah’tan gelir. </font></font><font size="3">Ulvî aşk kalbine sığmayıp kendinden geçenlerin hâlidir bu.</font><font face="Times, serif"><font size="3"> Bâzan ibadet ederken, bâzan bir nağme ve bir ehl-i dilin sohbetini dinlerken gelir. Şeriat ölçülerinde sürdüğü müddetçe îmanı aşklı kılar. Ölçünün dışına çıkıldığında laubalilikler başlar, vakarını kaybeder. Geçici olduğu gibi sürekli de olabilir. Gaye değil, itikadın artması içindir. </font></font><font size="3">Riya karışmaması için cehrî (açık) değil, hâfî (gizli) olanı makbul... </font> </p> <p style="margin-bottom: 0cm; background-image: initial;"><font face="Times, serif"><b>RAHMÂNÎ CEZBEYE TUTULMAK </b></font> </p> <p style="margin-bottom: 0cm; background-image: initial;"><font face="Times, serif">İki tür cezbe var: Rahmânî ve kesbî. Rahmânî cezbe nefsî sebeplerle oluşmaz; ruhtan gelir. <font face="Times, serif">Kesbî cezbe şahsî gayretledir; Müslüman olsa dahi dünyalık neşe ve zevkten sâdır olur.</font> Rahmânî his ve düşünceden neşet eden cezbe mertebesi yüksek olmasa da insana istikâmet verir, takva ve şevkini artırır. <font face="Times, serif"> </font></font> </p> <p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3">Rahmânî cezbenin en şiddetlisi “Oku emri” yle ilahî cezbeye kapılan Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm’ın mübarek cezbeleridir ki Hira’da başlamış. O mağara Resulûllâhın cezbesiyle titremiş ve ululanmış. Rahmânî cezbe Allah’ın sıfat tecellilerindendir. Şûrâ sûresi 13. âyeti “Allah dilediğini kendine çeker" buyuruyor. Bu tecelli evliyaullahın ruhlarını kendine çekerek yüceltmesi, onlara zikir ve vuslatın hazzını tattırması, kalbinden perdeyi kaldırıp bir gayreti olmadan “yakîn nuru” ile mânevî makamlara yükseltmesidir. </font> </p> <p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3">Efendimiz Aleyhisselâtüvesselâm’ı öldürmeye giderken eniştesinin evinde okunan Kur'ân-ı Kerim’i duymasıyla îman eden Hazreti Ömer'in bir anda değişmesi, yine Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm Mescidi Nebevî’de iken Bilâl-i Habeşî Hazretlerinin kendinden geçmesi, avlandığı bir sırada gaibten duyduğu “Sen bunun için yaratılmadın” sesiyle tacını tahtını bırakan İbrahim bin Edhem'in tövbesi rahmânî cezbeye misaldir.</font></p> <p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3">Rahmanî cezbenin tâlim edildiği tarikin efendilerinden, yâni silsile-i hâcegândan Şah-ı Nakşıbend Hazretleri “Bizim yolumuz cezbe ve&nbsp;sohbet&nbsp;yoludur. Biz müridleri cezbe ile terbiye ederiz. Yolumuzun evveli cezbe, âhiri ise kalb huzuru, sekinet ve vâkardır. Yolumuzun başlangıcında müntesiblerde vuku bulan cezbe hâli, onları dünya muhabbetinden koparır, Rabb’ine yönelmesine vesile olur” buyuruyor. </font> </p> <p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3">İmâm-ı Rabbânî Hazretlerine göre cezbe ve vecd gibi mânevî haller dinin hükümlerine göre yaşanmalı. Kalpte ümit uyandırmak için lüzumlu olsa da salik bunlara takılıp kalırsa esas gayesinden uzaklaşabilir. Hallerin değişmesine fazla itibar edilmez. Gidiş, geliş, konuşma ve işitme olsun hiç birine itibar ve iltifat edilmemeli. Başkaları için şimşek gibi gelip geçen zâtî şimşek tecellisi büyükler için süreklidir söz cezbenin temkinle var olmasını tavsiye ediyor. (Mektubât, l30. ve 131. Mektup)</font></p> <p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3"><b>CEZBEDE KALPTEDİR, TEMKİN GEREK </b></font> </p> <p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3">Cezbeye müptelâ, yâni telvin ehli olsak da “temkin” i elden bırakmamak gerek. Kendini bilen için temkin ve telvin halleri birbirini tekzib eden haller değildir. Temkin ehlinde (istikâmet üzere karar kılma, iniş ve çıkışlardan kurtulma makamı) hâl değişiklikleri olmaz. Kalbi bir daha perdelenmeyecek şekilde hakikat makamına ulaşmış, mutmain olmuş ve ulvî aşkını kalbine sindirmiştir. Murakabe sahibidir. Kalbi îman ve teslimiyet üzeredir ki halden hâle geçmeye ihtiyacı kalmamış ve durulmuştur. Fakat bu duruluş, cezbe hâlinin bittiği veya terkedildiği mânasına gelmez. Cezbesi kalptedir, dışa vurmaz. </font> </p> <p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3">Telvin (boyanma, halden hâle geçme) ehli ise, cezbeyle bir hâlden bir hâle, bir makamdan diğer makama ulaşma arzusuyla kalbinde şiddetli gel-git&hellip;ler yaşar ki, cezbesini kontrol edemediği an temkin ehlinin mutmainne makamına ulaşamaz. Bundandır ki kendine güvenemeyen cezbe sahipleri arada bir ârifânın söylediklerine kulak vermeli: Cezbe, ilahîlik denizinden damlalardır; sayıyla sayılmaz, nihayeti bulunmaz. Dalgalarının kimisi büyük, kimisi küçük... Bazı zaman derece derece kaynar ve feveran gelir. Cezbesi olanlar bir mürşid-i kâmilin eline yapışmalı. Yoksa kontrol edemez, istikâmeti şaşırabilir.</font></p> <p style="margin-bottom: 0cm"><font face="Times, serif"><font size="3"><b>HAYATI CEZBEYLE YAŞAMAK</b></font></font></p> <p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3">Cezbeye tutulanlara meczûb denir.&nbsp;Hakk'ın rızasını kazanmış, hevâ ve hevesten arınmış, bu sâyede mânevî mertebelere yükselmiş mânasına gelir. Meczûb olanların şathiyyat denilen, zâhirde yanlış ve saçma gibi olan sözleri cezbeden dolayıdır ki hayra yormalı. Aklın başında olmayan meczûbların halleriyle gerçek meczûbun halleri bir değildir. Meczûbun kim olduğunu, ömrü boyunca cezbesiz ham ervaha kızan bin miligramlık cezbe adamı Fethi Gemuhluoğlu’nun hülâsa ettiğimiz konuşmasından dinleyelim:</font></p> <p style="margin-bottom: 0cm">“<font size="3">Biz meczûbu ve istiğrâkı (kendinden geçiş) yanlış anlıyoruz. Bir aşkta müstağrak olmayı (yok olmayı) yanlış kıymetlendiriyoruz. Ben hayatın cezbe ve şevk üzerine binâ edildiğine kailim. Hani ilk defa Kelime-i Şehâdet getiriyor gibi getirmedikçe Kelime-i Şehâdet olmaz. İlk defa âşık oluyor gibidir, ilk defa güneş çarpmışa dönüyor gibidir, ilk defa şevk içindedir, vecd içindedir, istiğrâk içindedir ve aşk-ı ilâhîde müstağraktır. Onun için biz müstağrak adamlara pek tahammül edemiyoruz. Bu makam-ı temkin ayrı şey, makam-ı telvin ayrı şey. Cezbe, makam-ı telvin üzeredir.” </font> </p> <p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3">Bu târife göre, aleyhimizde “meczûb” denilmesinden hiç de gocunmamalı, bilakis söyleyenlere tebessüm etmeliyiz.</font><font size="3"></font> </p> <p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3"><b>CEZBESİZLERDEN MUHABBET SÂDIR OLMAZ</b></font></p> <p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3">İtimat ettiğimiz ehl-i irfana göre, Vahhabî, Mutezilî ve Kadızâde kafasının “cezbe bir fazilet değil” sözüne kulak asmamalıyız. Cezbesiz insan iyi, faydalı ve dindar da olsa zevksizdir; arkadaşlığı, cezbe sahibine zulüm gibi gelir. Cezbesizlerin gönlü ve dili hamdır; muhabbet sâdır olmaz. Dervişlik, muharrirlik, muallimlik, şairlik, her türlü sanat ve zenaat, hattâ siyaset ihlaslı bir cezbeyle icra edilmeli. </font> </p> <p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3">Hâsıl-ı kelâm; biz her işimiz ve ânımızda cezbeli olmaya tâlibiz. Hz. Mevlâna’nın, Yûnus Emre hazretlerinin cezbesine tâlip olmak haddimiz değil. Fakat uluların cezbesini anlamak için de cezbeli olmak gerek. İbadet ve sohbet ederken, bir irfan türküsü, bir ilahî dinlerken cezbeye kapılmak, hastayken bile cezbeyle inlemek ne güzel.</font><font face="Times, serif"><font size="3"> ([email protected])</font></font></p> <p style="margin-bottom: 0cm"><font size="3">* * * * *</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3"><b>AHLÂK VE İSTİKAMET DERGİSİ</b></font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">Yazar </font><font size="3"><b>Haki Demir</b></font><font size="3">’in idaresinde çıkan </font><font size="3"><b>Ahlâk ve İstikamet / Aylık Fikir ve Siyaset dergisi” </b></font><font size="3">nin</font><font size="3"></font><font size="3">(www.ahlakveistikamet.com) Nisan 2022 / 11. sayısında Türkiye’nin devlet yapısının ârızaları, meşruiyet zeminin tartışması, siyasî cenahın tavrı ve fetreti gibi meseleler üzerine önemli yazılar mevcut. Her sayısında olduğu gibi, bu sayıdaki ikaz eden sarsıcı yazılar millet şuuruna sahip herkese tercüman olacak muhtevada yazılardır. Bu sayının kapak konusu:</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;">“<font size="3"><b>HASTA DEVLET”</b></font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">Bu önemli sayının mündericatı şöyle:</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">TAKDİM Ali Ergen</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">1.KISIM-İSLAMİ MÜCADELE</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">İslami talepler-3-İslam Üniversitesi kurulmalıdır / Ebubekir Sıddık Karataş</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">İslami muhalefet fikriyatı-4-Tenkit ve muhalefet / Hamza Kahraman</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">Ramazan ayı /Alihan Haydar</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">2. KISIM-SİYASİ MÜCADELE</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">Meşruiyet-7- Hâkim meşruiyet / Haki Demir</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;">“<font size="3">Hasta Devlet”-1-Takdim (Kapak konusu) / Mustafa Karaşahin</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">3. KISIM-SİYASİ REJİMİN KİMLİĞİ</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;">“<font size="3">Gelenekleşen Korsanlık”-2-Dünyanın korsanlaşması / Mustafa Karaşahin</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">Cehalet dinamiği-2-Cahilleştirme programı-1- /Abdullah Tatlı</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">4. KISIM-YENİ TÜRKİYE</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">İttifak ihtimalleri-3-Neticelerine göre ittifak çeşitleri / Ahmet Selçuki</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">İstanbul Sözleşmesinin feshi tehlikede / İbrahim Sancak</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">5. KISIM-AK PARTİ İKTİDARI</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">Erdoğan’ın siyasi şifreleri-2-Erdoğan’ın siyasi şifreleri kullanma seviyesi / Haki Demir Siyasi patlama dinamiği-7-Hassasiyet İndeksi / Haki Demir</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">&gt;Hassasiyet patlaması-6-Akıldan kaynaklanan hassasiyet patlaması / Haki Demir Bozgun süreci-4-Bozgunun şartları-2-“Asli kuvvetlerin” kaybı / Nurettin Saraylı</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">Kültür kuvvetleri-1-Giriş / Hakan Türkmen</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">Mahalli siyasetin manzarası-1-Giriş / Fatma Büşra Akdemir</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">Medeniler ve barbarlar-1-Giriş İsmail Demirhan</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">6. KISIM-MEDYA</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">İslami neşriyat dosyası-5-Hareket-faaliyet neşriyatı / Haki Demir</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">7. KISIM-TEKLİFLER</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">Münevver hareketi-5-Medeniyet Şurası / Haki Demir</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">8. KISIM-FİKRİYAT</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">İki Beyannamenin münasebeti / Mustafa Karaşahin</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">Karargâhın karargâhı, Medeniyet Şurası / Ramazan Kartal</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">Kadrosuz liderlik, fikri bütünlüğünü sağlayamaz / Hamza Kahraman</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">Kadrosuz liderlik, tatbikat bütünlüğünü sağlayamaz / Ramazan Kartal</font></p> <p style="margin-bottom: 0.18cm; background-image: initial;"><font size="3">9. KISIM-ENDERUN AKADEMİSİ Mart-2022 dersleri / Haki Demir</font></p>