Çanakkale nere, Portsmouth nere?
-----
2023-02-26 00:00:00
<p>Silah teknolojisinin her geç<span style="color:black;mso-themecolor:text1">en gün
geliştiği günümüzde toplar hâlâ gözde askeri malzeme olma özelliklerini
muhafaza etmektedirler. Topların
tarih sahnesine çıkışı meselesi tarihçiler arasında tartışma konusu olmaya
devam etse de, antik Yunan dediğimiz topraklarda Milattan yaklaşık 200 sene
kadar önce yaşamış olan Ctesibius Aleksander kuru havayı sıkıştırmak sureti ile
bir nevi ilkel topu icat etmişti. Topun ateşli silah olarak kullanılmaya
başlanması Çin’de barutun icadının akabinde olmakla beraber, ilk kez Song
hanedanı zamanında gerçekleşen Moğol istilası sırasında Çin Seddi’nin üzerine
yerleştirilmiş olan üç binden ziyade bronz ya da demir tüplerin top olarak
kullanılmasına başlandı. Bu örnekten önce ise top güllesinin fırlatıldığı
tüpler bambudan yapılmakla beraber sadece tek kullanımlık işlev görmekteydi.</span></p><p><span><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//şafak1.jpg" alt="şafak1.jpg"></span><br></span></p>
<p class="MsoNormal"> Bu yeni icadın Avrupa’ya hangi yolla ve ne
zaman geldiği konusu tam bir muammadır. Bazı tarihçiler 1324 tarihinde Meltz
Kuşatması sırasında top kullanıldığını iddia etmişler, bazıları ise başka
tarihler vermişlerdir. Osmanlı tarihinde ilk topun ne zaman yapıldığı ya da
kullanıldığına dair bir kayıt henüz bulunamamışsa da Topçu Ocağı'nın I. Murad
devrinde Yeniçeri Ocağı ile hemen hemen aynı zamanlarda kurulduğu
bilinmektedir. Osmanlı topçuluğu ise bir yüzyıldan kısa bir süre içerisinde
tabiri caizse ışık hızında gelişme göstermiş ve II. Murad devrinde Avrupa’da
liderlik makamına gelmiştir. Esas sıçramasını ise İstanbul'u fethederek Fatih
unvanının sahibi olacak II. Mehmed ile yapmış, dünyadaki insanların o güne
kadar görmedikleri ve havsalalarının bile idrakten aciz kalacağı büyüklükteki
topların planları 1451-1452'de makine mühendisliği bilgisine de haiz olan
kendisi tarafından bizzat çizilmiş, Mimar Saruca Sekban ve Mimar Muslihiddin
tarafından dökülmüş ve İstanbul Kuşatması’nda kullanılmıştır. Bazı kaynaklarda
döküm ustası olarak Macar Urban'ın adi geçse de Urban'ın dökülen dört toptan
sadece birini döktüğü ve bu topunda kuşatmanın birinci haftasında çok ısınarak
patladığı ve Urban'ın da bu sırada öldüğünü kaydederler. Osmanlı tarihinde bu
büyük toplara Şahi adı verilmiş ve bu büyüklükteki toplar sonraki devirde de bu
adla anılır olmuştur. Bu topların büyüklüğünü tarif için fırlattığı 500-550
kilogramlık güllelerden ve topu taşımak için kullanılan 30 çift öküzden
bahsetmek sanırım yeterli olacaktır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> Fatih Sultan Mehmed İstanbul'un fethinden
sonra Çanakkale Boğazı'nı olası bir Venedik ve Ceneviz tehlikesine karşı tahkim
ettirirken yaptırdığı Kilitbahir Kalesi ve Kala-i Sultaniye diye bilinen
Çimenlik Kalesi’nde kullanılmak üzere ayrıca Şahi toplarından döktürtmüştür. Bu
topların hikayesine bir önceki yazımızda kısaca değinmiş olsak da biraz
teferruatlı olarak bu konuyu sizlerin bilgisine sunmayı kendimize görev
edindik. <o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><span><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//şafak2.jpg" alt="şafak2.jpg"></span><br></span></p>
<p class="MsoNormal"> Fatih’in emri ile Çanakkale istihkâmları
olarak tabir edilen boğaz kalelerinin yapımı 1462 senesinde bitirilmiş ve
kalelerin içi o günün en teknik silahları ile donatılmıştı. Bu arada yeni model
Sahi topları da dökülmüş ve bu kalelere konumlandırılmıştı. Bu topların
kullanıldığına dair en bilinen ve sahih bilgi, İngilizler ’in 1807 Çanakkale
Boğazı seferi sırasında toplardan birinin ateşlenmesi ile bir İngiliz savaş
gemisinin vurulması diğer beşine de zarar vermesi ve bunun İngilizlere tek
seferde 29 ölü ve 138 yaralıya mâl olmuş olmasıdır. İngilizler’de bu topun
acısı derin bir yer etmiş olmalı ki, Sultan Abdulaziz’in III. Napolyon
tarafından 1867 Paris Uluslararası Sergisi’nin açılışına davet edilmesi ve
Sultan'ın da davete icabet ederek Paris’e kadar gelişini fırsata çevireme
gayreti ile Sultan'ı Londra, Windsor ve Balmoral’da ağırlama isteklerini
kendisine iletmeleri ile Avrupa seyahatini uzatarak Britanya’ya vasıl olan
Sultan’dan bir yemek münasebeti ile bulunduğu Windsor Kalesi’nde bizzat Kraliçe
Victoria tarafından topun kendilerine satılması teklifinden anlıyoruz. Büyük
bir ihtimal, 1854 yılında vuku bulan Kirim Harbi esnasında müttefik olduğumuz
Britanya askeri uzmanları tarafından, Kırım Harbi’nin olduğu tarihten 47 sene
önce vuku bulan Boğaz Hadisesi’nde hangi top tarafından gemilerine zarar
verildiği yerinde incelenmiş ve rapor edilmiş olsa gerek ki, Kraliçe'nin bu
toptan haberinin olması ile fütursuzca satın alma isteğini Sultan Abdulaziz’e
iletmesine sebebiyet vermiştir. Büyük ihtimalle Sultan bu teklife sinirlenmiş
olsa da hiç bozuntuya vermeden Kraliçe'ye <i>“Her Türk gibi ben de silahımı
satmam, fakat onu size hediye edebilirim”</i> demek sureti ile diplomatik bir
cevap vermek sureti ile bir krizi önlemiştir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İngilizler
kısa bir süre sonra bahsettiğimiz topu Çanakkale'den teslim almışlar ve bir
süre Londra’da bulunan Londra Kulesi’nde teşhir etmişlerdir. 1929’dan beri ise
Portsmouth kentinde bulunan Fort Nelson Askeri Müzesi’nde halkın ziyaretine
açıktır. Top üzerinde yapılan çalışmalarda ağız kısmında bulunan Arapça
kitabesinde tercüme olarak <i>“Allah'ım! Sultan Murad oğlu Sultan Mehmed’e
imdad eyle. Bu top Münir Ali tarafından Receb 868 de imal edilmiştir” </i>yazdığı
tespit edilmiştir. İstanbul Kuşatması’nda kullanılan Şahi toplarından ebat
olarak biraz küçük olmakla beraber 300 kilogramlık gülleler fırlatma
kapasitesindedir. Osmanlı’da devrin vak’anüvislerinin yazdıkları eserlerde
Mimar Münir Ali hakkında bir bilgiye rastlanmasa da, İngilizler Münir Ali’nin
Urban Usta olduğunu iddia etmişlerdir. Receb 868 tarihi miladi olarak Mart
1464’e denk gelmekte ve Urban'ın kuşatma sırasında yaptığı topun patlaması
sebebiyle öldüğü rivayetleri dikkate alındığında, İngilizlerin bu iddiaları
havada kalmaktadır. Büyük bir ihtimalle Mimar Münir Ali, büyük Şahi toplarını
döken mimarlar arasında yer alan Mimar Saruca Sekban ya da Mimar Muslihiddin’in
talebesi olması ihtimali gayet kuvvetlidir. Yani diyeceğimiz o ki, Şahi
toplarının numunelerini sadece İstanbul’da Harbiye Askeri Müze’de sergileniyor
diye düşünüyorsanız kesinlikle yanılıyorsunuz. Portsmouth Fort Nelson Askeri
Müzesi Kraliyet Silahhanesi’nde bir örneğini bulabilir, üstüne üstlük burada
bulunun tam 221 parça Türk-Osmanlı savaş aletini de görebilirsiniz. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> </p>