Çanakkale nere, Portsmouth nere?

-----

<p>Silah teknolojisinin her geç<span style="color:black;mso-themecolor:text1">en gün geliştiği günümüzde toplar hâlâ gözde askeri malzeme olma özelliklerini muhafaza etmektedirler.&nbsp; Topların tarih sahnesine çıkışı meselesi tarihçiler arasında tartışma konusu olmaya devam etse de, antik Yunan dediğimiz topraklarda Milattan yaklaşık 200 sene kadar önce yaşamış olan Ctesibius Aleksander kuru havayı sıkıştırmak sureti ile bir nevi ilkel topu icat etmişti. Topun ateşli silah olarak kullanılmaya başlanması Çin’de barutun icadının akabinde olmakla beraber, ilk kez Song hanedanı zamanında gerçekleşen Moğol istilası sırasında Çin Seddi’nin üzerine yerleştirilmiş olan üç binden ziyade bronz ya da demir tüplerin top olarak kullanılmasına başlandı. Bu örnekten önce ise top güllesinin fırlatıldığı tüpler bambudan yapılmakla beraber sadece tek kullanımlık işlev görmekteydi.</span></p><p><span><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//şafak1.jpg" alt="şafak1.jpg"></span><br></span></p> <p class="MsoNormal">&nbsp;Bu yeni icadın Avrupa’ya hangi yolla ve ne zaman geldiği konusu tam bir muammadır. Bazı tarihçiler 1324 tarihinde Meltz Kuşatması sırasında top kullanıldığını iddia etmişler, bazıları ise başka tarihler vermişlerdir. Osmanlı tarihinde ilk topun ne zaman yapıldığı ya da kullanıldığına dair bir kayıt henüz bulunamamışsa da Topçu Ocağı'nın I. Murad devrinde Yeniçeri Ocağı ile hemen hemen aynı zamanlarda kurulduğu bilinmektedir. Osmanlı topçuluğu ise bir yüzyıldan kısa bir süre içerisinde tabiri caizse ışık hızında gelişme göstermiş ve II. Murad devrinde Avrupa’da liderlik makamına gelmiştir. Esas sıçramasını ise İstanbul'u fethederek Fatih unvanının sahibi olacak II. Mehmed ile yapmış, dünyadaki insanların o güne kadar görmedikleri ve havsalalarının bile idrakten aciz kalacağı büyüklükteki topların planları 1451-1452'de makine mühendisliği bilgisine de haiz olan kendisi tarafından bizzat çizilmiş, Mimar Saruca Sekban ve Mimar Muslihiddin tarafından dökülmüş ve İstanbul Kuşatması’nda kullanılmıştır. Bazı kaynaklarda döküm ustası olarak Macar Urban'ın adi geçse de Urban'ın dökülen dört toptan sadece birini döktüğü ve bu topunda kuşatmanın birinci haftasında çok ısınarak patladığı ve Urban'ın da bu sırada öldüğünü kaydederler. Osmanlı tarihinde bu büyük toplara Şahi adı verilmiş ve bu büyüklükteki toplar sonraki devirde de bu adla anılır olmuştur. Bu topların büyüklüğünü tarif için fırlattığı 500-550 kilogramlık güllelerden ve topu taşımak için kullanılan 30 çift öküzden bahsetmek sanırım yeterli olacaktır. <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">&nbsp;Fatih Sultan Mehmed İstanbul'un fethinden sonra Çanakkale Boğazı'nı olası bir Venedik ve Ceneviz tehlikesine karşı tahkim ettirirken yaptırdığı Kilitbahir Kalesi ve Kala-i Sultaniye diye bilinen Çimenlik Kalesi’nde kullanılmak üzere ayrıca Şahi toplarından döktürtmüştür. Bu topların hikayesine bir önceki yazımızda kısaca değinmiş olsak da biraz teferruatlı olarak bu konuyu sizlerin bilgisine sunmayı kendimize görev edindik. <o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><span><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//şafak2.jpg" alt="şafak2.jpg"></span><br></span></p> <p class="MsoNormal">&nbsp;Fatih’in emri ile Çanakkale istihkâmları olarak tabir edilen boğaz kalelerinin yapımı 1462 senesinde bitirilmiş ve kalelerin içi o günün en teknik silahları ile donatılmıştı. Bu arada yeni model Sahi topları da dökülmüş ve bu kalelere konumlandırılmıştı. Bu topların kullanıldığına dair en bilinen ve sahih bilgi, İngilizler ’in 1807 Çanakkale Boğazı seferi sırasında toplardan birinin ateşlenmesi ile bir İngiliz savaş gemisinin vurulması diğer beşine de zarar vermesi ve bunun İngilizlere tek seferde 29 ölü ve 138 yaralıya mâl olmuş olmasıdır. İngilizler’de bu topun acısı derin bir yer etmiş olmalı ki, Sultan Abdulaziz’in III. Napolyon tarafından 1867 Paris Uluslararası Sergisi’nin açılışına davet edilmesi ve Sultan'ın da davete icabet ederek Paris’e kadar gelişini fırsata çevireme gayreti ile Sultan'ı Londra, Windsor ve Balmoral’da ağırlama isteklerini kendisine iletmeleri ile Avrupa seyahatini uzatarak Britanya’ya vasıl olan Sultan’dan bir yemek münasebeti ile bulunduğu Windsor Kalesi’nde bizzat Kraliçe Victoria tarafından topun kendilerine satılması teklifinden anlıyoruz. Büyük bir ihtimal, 1854 yılında vuku bulan Kirim Harbi esnasında müttefik olduğumuz Britanya askeri uzmanları tarafından, Kırım Harbi’nin olduğu tarihten 47 sene önce vuku bulan Boğaz Hadisesi’nde hangi top tarafından gemilerine zarar verildiği yerinde incelenmiş ve rapor edilmiş olsa gerek ki, Kraliçe'nin bu toptan haberinin olması ile fütursuzca satın alma isteğini Sultan Abdulaziz’e iletmesine sebebiyet vermiştir. Büyük ihtimalle Sultan bu teklife sinirlenmiş olsa da hiç bozuntuya vermeden Kraliçe'ye <i>“Her Türk gibi ben de silahımı satmam, fakat onu size hediye edebilirim”</i> demek sureti ile diplomatik bir cevap vermek sureti ile bir krizi önlemiştir. <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">İngilizler kısa bir süre sonra bahsettiğimiz topu Çanakkale'den teslim almışlar ve bir süre Londra’da bulunan Londra Kulesi’nde teşhir etmişlerdir. 1929’dan beri ise Portsmouth kentinde bulunan Fort Nelson Askeri Müzesi’nde halkın ziyaretine açıktır. Top üzerinde yapılan çalışmalarda ağız kısmında bulunan Arapça kitabesinde tercüme olarak <i>“Allah'ım! Sultan Murad oğlu Sultan Mehmed’e imdad eyle. Bu top Münir Ali tarafından Receb 868 de imal edilmiştir” </i>yazdığı tespit edilmiştir. İstanbul Kuşatması’nda kullanılan Şahi toplarından ebat olarak biraz küçük olmakla beraber 300 kilogramlık gülleler fırlatma kapasitesindedir. Osmanlı’da devrin vak’anüvislerinin yazdıkları eserlerde Mimar Münir Ali hakkında bir bilgiye rastlanmasa da, İngilizler Münir Ali’nin Urban Usta olduğunu iddia etmişlerdir. Receb 868 tarihi miladi olarak Mart 1464’e denk gelmekte ve Urban'ın kuşatma sırasında yaptığı topun patlaması sebebiyle öldüğü rivayetleri dikkate alındığında, İngilizlerin bu iddiaları havada kalmaktadır. Büyük bir ihtimalle Mimar Münir Ali, büyük Şahi toplarını döken mimarlar arasında yer alan Mimar Saruca Sekban ya da Mimar Muslihiddin’in talebesi olması ihtimali gayet kuvvetlidir. Yani diyeceğimiz o ki, Şahi toplarının numunelerini sadece İstanbul’da Harbiye Askeri Müze’de sergileniyor diye düşünüyorsanız kesinlikle yanılıyorsunuz. Portsmouth Fort Nelson Askeri Müzesi Kraliyet Silahhanesi’nde bir örneğini bulabilir, üstüne üstlük burada bulunun tam 221 parça Türk-Osmanlı savaş aletini de görebilirsiniz. <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">&nbsp;</p>