Ayasofya Câmii'ne "Bizans Müzesi" hakâretinin sahîh târihçesi (11)

-----

<p>Kubbe tavandaki göbeğin çevresi, iç içe geçmiş şerit hâlinde ve içi de daha başka çiçeklerle süslü olup, ayrıca, göbeğin merkezi, etrâfındaki altı yarım dâire ile bunlarla kesişen altı köşeli yıldızın -“Mühr-ü Süleymân”ın- da merkezidir. Göbeğin merkezinde, tuncdan –ortası yuvarlak, kenarları tırtıllı- iri bir kabara ve etrâfında, altı yarım dâire ve altı köşeli yıldıza tekâbül eden altı küçük kabara mevcûddur. Çevresi, baklava dilimi şeklinde onlarca tunc parçanın takılı olduğu halkasıyle, elmas taşlarla süslü bir kolyeyi hatırlatır.</p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;"><b>Şadırvan’a hak</b><b>̃</b><b>k</b><b>̃</b><b>edilmiş manzûm üç kitâbe<o:p></o:p></b></p> <p class="MsoNormal" align="left">Şadırvan’ın -kadirşinâs ziyâretcilerine- mânevî mesajı, hârikul̃âde hatlarla mermer üzerine kabartma olarak hâk̃k̃edilmiş üç kitâbeyle pekişiyor: Bunlardan birincisi, kemerlerin üst dış cephesinde, ikincisi, onların üst iç cephesinde, üçüncüsü de mermer havuzu üstten kuşatan tunc şebekelerin yukarısındadır. Hâk̃k̃edildikleri satıhlar, birbirini tâk̆îb ederek bir dâire teşkîl ederler ve kitâbenin sonunda, tekrâr başa dönülmüş olur. <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">Bu üç kuşak yazıdan birincisi, mermer kemerleri dıştan ve üstten fırdolayı saran, mâvî zemîn üzerinde, her kemer yüzünde etrâfları kabartma çiçek motifleriyle süslü dörder kartuş içinde mermer kabartma şeklindedir. Yazılar da, etrâflarındaki süsler de altın yaldızlıdır. Yazıların üzerinde, saçağa doğru, üç sıra hâl̃inde bordürler mevcûddur. Bunlardan daha geniş olan ortadaki, penbe zemîn üzerinde mâvî ve sarı çiçeklerle tezyîn edilmiştir. Dîğer bordürler de müzeyyendir. <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“Saçakların altında kıymetli bir hat[t] ile yazılan yazılar; binanın dekorunu tamamlamakta olduğu gibi ona ayrı bir hususiyet ve güzellik vermektedir.” (Dağlı 1948: 32)<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">Üç kitâbenin üçünde de hattât ismi hâk̃k̃edilmemiş olmakla (Pala 2018: 235) berâber, Eyice, makâlesinde, iki hattât ismi veriyor. Buna göre, “celî sülüs hattıyle yazılmış” olan birinci kitâbe, Baltacızâde Mustafa Paşa’nın eliyledir. (Eyice 1991: IV/217) Bu kitâbedeki eser, -Arabca- <i>Kasîde-i Bürde</i>’den on altı beyittir. Bunlar yazılırken de, hendesî tenâsüb gözetilmiş, <i>Kasîde</i>’den, her bir kemer yüzüne, her kartuşta bir mısrâ olmak üzere ikişer beyit hâk̃k̃edilmiştir. (<i>Kasîde-i Bürde</i>, “Mısırlı sûfî ve şâir Muhammed b. Saîd el-Bûsîrî’nin –ö. H. 695 / M. 1296?” Hz. Peygamber’i –aşırıya kaçarak- medheden ve –bir efsâne üzerine- okunmasının muhtelif hastalıklara şifâ olduğuna inanılan kasîdesidir&hellip; Kendi yorumumuzla verdiğimiz bu mâl̃ûmâtın kaynağı: Mahmut Kaya, “Kasîdetü’l-Bürde”, <i>TDV İslâm Ansiklopedisi</i>, İstanbul, 2001, XXIV/568-569.)&nbsp; <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left"><o:p>&nbsp;</o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 0cm; line-height: normal;"><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//WhatsApp Image 2022-11-15 at 12.37.45.jpeg" alt="WhatsApp Image 2022-11-15 at 12.37.45.jpeg" style="width: 757px;"></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;">(Erol Şaşmaz, 2019; <a href="https://www.turkiyenintarihieserleri.com/?oku=3362">https://www.turkiyenintarihieserleri.com/?oku=3362</a>; 11.9.2022)<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;">Şadırvanın dış cephesinde, kemerin üstünde, saçak ve nefîs tezyînâtlı kat kat frizin altında, mermere oyulmuş süslü kartuşlar içinde, Baltacızâde Mustafa Paşa’nın -san’atkâr mermer ustaları tarafından mermere oyulmuş, kabartma, altın yaldızlı- celî sülüs hattıyle, Şadırvan’ı fırdolayı saran <i>Kasîde-i Bürde</i>’den beyitler&hellip; Ortada, havuzun üstünde, kubbenin altında, bir başka zarâfet hârikâsı: Tepesinde Enbiyâ, 30. Âyetten bir cümle yazılı alemin bulunduğu iki kademeli, kubbemsi tunc kafes&hellip; Hepsine hendesî tenâsüb ve tenâzur hâkim&hellip;<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;">***<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left"><o:p>&nbsp;</o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;"><b>Şâir Emîn’in iki târih manzûmesi ve kendisi hakkında mâl</b><b>̃</b><b>ûmât<o:p></o:p></b></p> <p class="MsoNormal" align="left">Türkce târih manzûmesi olan dîğer iki kitâbenin şâiri, her iki manzûmenin de son beytinde kaydedildiği vechiyle, Emîn’dir. Eyice’ye nazaran (1991: IV/217), bu iki manzûmenin hattâtı, “devrin ta’lik üstatlarından Ahmed Ârif Efendi’dir”. <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">Şâir Emîn’e âid bu iki târih manzûmesinden ilki, mermer kemerlerin iç tarafının üst kısmına, <i>Kasîde-i Bürde</i>’ye mütenâzır olarak, yine fırdolayı ve kemerlerin her bir yüzüne iki beyit, bunlardaki –kabartma kenarları altın yaldızlı çiçeklerle bezenmiş- her kartuşa birer mısrâ isâbet edecek sûrette, altın yaldızlı mermer kabartma hâl̃inde hâk̃k̃edilmiştir. <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">Şadırvan’a hâk̃k̃edilen <i>Kasîde-i Bürde</i> ile “Birinci Târih Manzûmesi”ne hâkim olan hendesî tenâsüb, “İkinci Târih Manzûmesi”nde farklılık kazanmıştır: Havuzun on altı dilimli tunc şebekesinin üst kısımlarına, hep mâvî zemîn üzerinde altın yaldızlı mermer kabartma olarak hâk̃k̃edilen Manzûmenin beyitleri, dilimler üzerinde, bu def’a birer aded (iki kartuş, iki mısrâ) hesâbıyle yer alarak on altıya tamâmlanmaktadır. <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">Birinci Târih Manzûmesi “Şehinşâh-ı zamân Sultân Mahmûd-i celîlü’ş-şân / Revân mîzâb-ı kilkinden ʻuyûn-i re’fet ü ihsân” beytiyle başlayıp “Emîn altun suyuyle eyledim târîhini tahrîr / Mahal̃l̃i, cûdudur Sultan Mahmûd’un bu şâdırvân” beytiyle bitmektedir. (“Revân etmek”: Akıtmak; “Mîzâb”: Oluk; “Kilk”: Kamış kalem; “Uyûn”: Pınarlar; “Re’fet”: Merhamet. Birinci beytin ikinci mısrâı: “Merhamet ve ihsân pınarlarını kamış kaleminin oluğundan akıtıp”&hellip; “Cûd”: Kerem, ihsân, l̃utuf.)<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">İkinci Târih Manzûmesi de, “Mihr-i sipihr-i mecd ü şân Sultân Mahmûd-ı zamân / Her kavli, her fiʻli hemân nâmı gibi mahmûddur” beytiyle başlayıp “Târîh-i dil-cûsun Emîn su gibi takrîr eyledi / Sultân Mahmûd’a bu şâdırvân, bu su da cûddur” beytiyle tamâmlanmaktadır. (“Mihr”: Güneş; “Sipihr”: Semâ; “Mecd”: Ululuk. Buradaki terkîb: “Ululuk ve şân semâsının güneşi”&hellip; “Mahmûd”: Övülmüş. “Dil-cû”: Gönül çeken. Birinci mısrâ: Gönül çeken târihi, Emîn, su gibi takrîr / ifâde eyledi&hellip;)<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">“Beytü’l-Harâm’a hem imâm hem hâdim-i Beytü’l-Harâm / Peygamber’in emrine râm bir dâver-i pür-cûddur”, bu ikinci Târih Manzûmesinin hassaten câlib-i dikkat bir beytidir. (“Hâdim”: Hizmetk̃âr; “Dâver”: Âdil, adâlet sâhibi; “Pür-cûd”: Keremle dolup taşan, fevkalâde cömerd.) <o:p></o:p></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; line-height: 115%; background-image: initial; vertical-align: top;">Her iki manzûmedeki son beyitte, ebced hesâbıyle, 1153 târihi düşürülmüştür. (Cavide Pala, <i>İstanbul’da Osmanlı Dönemi Yapı Kitabelerinin Hat San’atı Açısından Değerlendirilmesi</i>, Yük. Lis. Tezi, İst. Sabahattin Zaim Üni. 2018, ss. 239-240, 246-248. Ayrıca Aynur Maktal-Erbaş ve sâir mêhazlar&hellip;)<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>