Ayasofya Câmii'ne "Bizans Müzesi" hakâretinin sahîh târihçesi (91)
-----
2023-02-07 00:00:00
<p>Buraya kadar, Başgil’in
makâlesini daha iyi anlamak için verdiğimiz îzâhattan sonra, şimdi onu aynen
naklediyoruz:</p><p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; line-height: 115%;"><o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>"İrtica Yaygarası”<o:p></o:p></b></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Son
günlerde irtica var yaygarası devam edip gidiyor. Müslüman Türkün iman ve
akidesine karşı küfür ve hakaretler savruluyor. Sokak karikatürcüleri tahrik
edici marifeterinde ısrar ediyor. Bazı günlük gazetelerde laik hukuk ve din
sosyolojisi namına sütunlar doldurulup zehirler kusuluyor. Maksat: ortalıkta
bir tereddüt ve ipham havası yaratmak, resmî otoritelere yol şaşırtmak,
gençleri kışkırtıp gaile çıkartmak, iktidar ağziyle tekrar lüzumsuz tehditlere
yol açmak, hülâsa polemik yapmak, yâni netice [olarak] sürüm sağlamak.<o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“İrtica
varmış; softalar, yobazlar, Medenî Kanun düşmanları hep bir ağızdan şeriat
istiyorlarmış. Zavallı Müslüman halkımız! Gazetesiz, müdafaasız, sahipsiz
efendimiz! Bu, sana, doyurup beslediğin, zengin edip yaşattığın nankörlerin
âdice bir iftirası ve hakaretidir. Fakat bilesin ki ‘<i>louche</i> matbuat’ [şâibeli matbûât] demokrasilerin akan yarasıdır. Bu
yarayı kurutmanın bence tek çaresi de ‘boykotaj’dır. Müslüman Türk! Sana iftira
atan ve hakaret savuran herhangi bir gazeteyi alma, okuma.<o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">*** <o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>“Geçen yirmi beş senelik bir devir içinde servete, sefâhat̃e doymıyan
azgın bir zümre yiyip içip eğlenirken, beri tarafta Müslüman halkımız, esîr
kamplarındaki mahk̃ûmlar gibi inledi!”<o:p></o:p></b></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Ortada
irtica diye bir şey yok! Efendiler! Yalnız cahilâne bir taassup ve körlükle bu
milletin diline, dinine, tarihine, manevî ve ahlâkî kıymetlerine vurulan
tekmelerin haklı reaksiyonları ve acı tenkidleri var. Geçen yirmi beş senelik
bir devir içinde servete, sefahate doymıyan azgın bir zümre yiyip içip
eğlenirken, beri tarafta Müslüman halkımız, bu namuslu fakat boynu bükük
insanlar kütlesi esir kamplarındaki mahkûmlar gibi inledi. Bunu unuttuk mu?
İşte bugün bu mâsum insanların göğüslerini dolduran ahlar boşanmakta ve
memleket bir ‘restauration’ devri beklemektedir.<o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>“Yıktıkları Dîn mihrâbının yerine ‘<i>orgie</i>’
sofraları ile süslenmiş bir ‘<i>paganisme</i>’
sarayı kurdular!”<o:p></o:p></b></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“On dört
mayısta fırtına diner gibi oldu, fakat gemimiz hâlâ sallanıyor. Hâlâ başlar
dönüyor, içler altüst oluyor. Tabip dedim yok mu iç ferahlatacak bir ilâcın,
mukadder mi bize yoksa milletçe köksüz bir ağaç gibi sallanıp durmak? Hayır,
dedi, derdin ilâcı: Radikal bir <i>restorasyon</i>
devri açmaktır. Yıktıkları din mihrabının yerine ‘<i>orgie</i>’ sofraları [fuhuşlu işret sofraları] ile süslenmiş bir ‘<i>paganisme</i>’ [Şirk, Putperestlik] sarayı
kurdular. Kapattıkları tarikat tekkeleri yerine lâik tekkeler açtılar, totemler
yarattılar, tabular ihdas ettiler ve bunların hepsine birden ‘inkılâp’ dediler,
<o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>“Bir restorasyon devri açmak” l̃âzım!<o:p></o:p></b></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Restorasyon
devri açmak demek, inkılâp etiketi altındaki realiteleri yeni baştan gözden
geçirmek, iyilerini kötülerinden ayırmak, hakikî inkılâbı ‘<i>dégénérescence</i>’ [tereddî] hareketlerinden ayıklamak demektir. Fakat
vakit kaybetmeden bunu yapmak zorundayız. Kötülükler birer iptilâ gibidir,
eskidikçe terki ve ıslahı güçleşir.<o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Seneler
boyunca yapılmış haksızlıkları ve zorbalıkları tenkid etmek ve kötülüklerin düzeltilmesini
istemek yasak mıdır? Hangi kanun ile? Müslümanlığa mahsus âyinleri icra etmek,
hattâ Medenî Kanunu tenkit etmek irtica mıdır? Hangi hukuk prensibiyle? <o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>“Medenî Kânûn’u -Memleketin târihî realitelerine, ictimâî mûtâlarına,
rûhî ve ırkî temâyüllerine intibâk ettirmek üzere- yeniden gözden geçirmek,
âcil bir millî zarûrettir!”<o:p></o:p></b></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Medenî
Kanunun millî hayatımıza, hususiyle, aile yuvamıza indirdiği darbeler inkâr
kabul eder şeyler midir? Bu kanunun evlenme ve miras sistemleri[nin] bu
memleketin aile ocağını bombaladığı bir hakikattir. Millet varlığımızın temeli
olan bu ocak, gözlerimizin önünde hergün biraz daha çökmektedir. Komünizmin
aile düşmanlığından bahsolunuyor. Fakat Türk ailesi için bu düşmanlığı evvel
emirde Medenî Kanunda aramak lâzımdır. Bu kanunu -memleketin tarihî
realitelerine, içtimaî mûtâlarına, ruhî ve ırkî temayüllerine intibak ettirmek
üzere- yeniden gözden geçirmek, kanaatimce, âcil bir millî zarurettir. Fakat
sorarım, bunu görüp söylemek irtica mıdır? O halde Anayasanın vatandaşlara
tanıdığı tefekkür ve tenkid hürriyetinin mânası ne olsa gerektir? Zavallı
demokrasi! Korkarım ki, İttihatçıların Meşrutiyeti ve Halkçıların Cumhuriyeti
gibi, sen de bir zümre demagojisinin kurbanı olup gideceksin! <o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>Yalman’ın Müslümanlara Komünist ajanlığı iftirâsı<o:p></o:p></b></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Yaygaracılara
göre, Mosokva ajanları dindar kılığına girermiş de, irtica ve kargaşalık
çıkararak, kaleyi içinden fethedermiş… Mümkündür. Fakat irtica ve komünizm
suçlusu olarak şimdiye kadar mahkemelere yüzlerce kişi sevkolundu ve bir çoğu
mahkûm da oldu. Bunların içinde dindar kisvesine bürünüp de tahrikât yapan kaç
Moskova ajanı çıktı? Ne çabuk unuttuk: Geçen harpde Beşinci Kolun kendisinden
ziyade, yaratılan vehim havası milletlere zarar verdi. Memleketi ormanların
perili evine çevirmekte bilmem ki kimlerin menfaati var?<o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>Hük̃ûmetin siyâseti, “vâkıalar ve şêniyetlere” dayanmalıdır! <o:p></o:p></b></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Kösede
sakaldan başka her şey mümkündür. Ancak sağlam ve güvenilir bir politikanın
mesnedi, vâkıalar ve şe’niyetler olmak lâzımdır. Mümkünmüş, olurmuş… gibi
mışmışları icraatına rehber alan herhangi bir hükûmet, gaf üstüne gaf işler.
Gazeteci yaygarasına göre politikasına istikamet veren bir hükûmet, muhakkak,
yol şaşırır ve çok kere bastığı dalı keser. <o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>“Yirmi yedi senelik kâhir bir oligarşi ahtapotunu söküp atan kuvvet,
mâsûm ve dîndâr kütledir!”<o:p></o:p></b></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">Şunu iyi
bilmek lâzımdır ki, yirmi yedi senelik kahir bir oligarşi ahtapotunu 14 Mayıs
darbesiyle [14 Mayıs 1950 Teşriî İntihâbâtıyle] söküp atan [Maâlesef, bu,
fevkal̃âde mübâl̃ağalı bir ifâde!] kuvvet ne partilerdir, ne matbuattır, ne de
bir avuç münevver. Hakikatte bu kuvvet, bu gün sokak karikatürcülerinin
tezyifine uğrayan masum ve dindar kütledir. Devrilen zulüm idaresine muharrir,
münevver, hoca, profesör… az çok hepimiz iştirak ettik. Şakşakçılığını yaptık.
Masum kaniyle yuğurulmuş nimetini yedik. Hiç olmazsa susmak suretiyle zalimlere
destek olduk. Bu tarihî cürme elini bulaştırmıyan tek bir zümre varsa, o da
dindarlardır. Bir sosyolog gözüyle tahlil edince, 14 Mayıs İnkılâbını, bu
sessiz ve şamatasız zümrenin -hakkın zulme galebesi şeklinde tecellî eden- bir
şaheseri [olarak] görmemek kabil değildir. Dikkat edelim ki, bu gün ‘kara
kuvvet’ diye vasıflandırılan bu zümreye karşı hakaret savuranlar ve irtica
yaygarasiyle etrafa rüzgâr ekenler, hakikatte 14 Mayısın sinsice intikamını
almak için içleri yananlardır.<o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>“İrticâ yok; bu Memleketin başına kara bel̃â kesilen bir iki bezirg̃ân
muharririn yaygarası var!”<o:p></o:p></b></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Hayır,
irtica filân yok Baylar! Yalnız bu memleketin başına kara belâ kesilen bir iki
bezirgân muharririn yaygarası var. Eğer bu topraklar üstünde günün birinde bir
irtica koparsa, şimdiden söyliyelim ki, bunun müsebbibi ve körükleyicisi bu
bezirgânlardır.” (<i>Yeşilnur, İki haftada
bir Cuma günleri çıkar, İlmî, İçtimaî, Siyasî, Dinî ve Ahlâkî Mecmua</i>
–Sâhibi: M. Nuri Akyar, Neşriyât Müdürü: Mustafa Erhan Arbatlı-, 15.1.1960, c.
1, sy. 2, ss. 1 ve 16; <i>Tohum</i>
–İstanbul İmam-Hatip Okulu Mezunları Cemiyeti’nin nâşiriefk̃ârı-, 1 Kasım 1968,
c. 3, sy. 33, ss. 14-15; <i>Sancak, Dinî,
İçtimaî, Edebî, Siyasî Tarafsız Mecmua</i> –Sâhibi ve Neşriyât Müdürü:
Kemaleddin Şenocak-, 20.4.1968, c. 1, sy. 8, ss. 3-4’ten naklen. <i>Sebilürreşad</i>’ın Nisan 1952 ve Şubat 1953
târihli V/124 ve VI/144. sayılarında
–ss. 371 ve 291- g̃ûyâ ik̆tibâs edilerek neşredilen aynı makâle, maâlesef
muharreftir: Metin, Eşref Edib tarafından tâdil ve ihtisâr edilmiştir. Mesel̃â
Eşref Edib’in metni, şöyle başlıyor: “Son günlerde yine bir irtica yaygarası
koptu. İrtica var iftirasiyle yine Müslüman halkımızın iman ve akidesine karşı
küfürler ve hakaretler savruldu. Ortada irtica diye bir şey yoktur, efendiler!
Yalnız cahilâne bir inat ve taassupla bu memleketin tarihine, diline, dinine,
maneviyat ve mukaddesatına vurulan tekmelerin acı, fakat haklı tenkidleri ve
reaksiyonları vardır. Çeyrek asırlık bir devir içinde inim inim inletilen masum
insanların göğüslerini dolduran ahlar boşalmaktadır. İlh…” Doğrusu, insan
hayretler içinde kalıyor! Eşref Edib, bu tahrîfâta nasıl cür’et etmiştir?
Hâl̃buki Müslüman, dâimâ bir Hak̆îkat̃ Eri olmalıdır! Dîğer taraftan, Kemal
Fedai Coşkuner’in <i>Fedai, Allaha, Vatana
ve Hürriyete</i> mecmûası da –Haziran 1964, c. 1, sy. 11, s. 7-, -bilmeden- <i>Sebilürreşad</i>’daki muharref makâleyi
–hattâ Mehmed Âkif’in “İrticâ” şiiri dâhil, o sayfayı olduğu gibi- ik̆tibâs
ettiği için, Eşref Edib onu da yanıltmıştır…) <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>