Ayasofya Câmii'ne "Bizans Müzesi" hakâretinin sahîh târihçesi (86)
-----
2023-02-02 00:00:00
<p><b style="text-indent: 0cm;">‘Varlığımıza kasdedilmedikce, yalnız kendisinin değil, bütün dünyânın
sul̃h ve huzûr içinde yaşamasını istiyen bir milletiz’</b></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Bununla
beraber hiç bir millet bize sulh düşmanı diyemez; bilâkis varlığımıza
kasdedilmedikçe yalnız kendisinin değil bütün dünyanın sulh ve huzur içinde
yaşamasını isteyen bir milletiz ve Korede insanlığın bu sulh ve huzura ermesi
için çırpınmakta olduğumuzu biliyoruz. Fakat gene biz, hiç bir zaman şerefsiz
bir sulhe boyun eğmeyiz; ancak hürriyet ve haysiyetimizle beraber gelen sulhe
yer veririz. Binaenaleyh sulhçülük ve harp düşmanlığı telkinlerinin yapılacağı
memleket her halde bizim memleketimiz olamaz.’<o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>‘Milliyetci demek, bu milleti bu millet yapan kıymetleri seven, koruyan
ve yükseltmek için çalışan demekdir’<o:p></o:p></b></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Bundan
sonra Bakan, Kore savaş birliğimizin bütün dünyaya yayılan kahramanlıkları ile
bütün milletlerin Türk milletini takdir ve hürmetle andıklarını belirtmiş ve
bütün insanlığın hürriyet dâvasında bizimle beraber elele vermiş olduğunu ifade
ederek milliyetçi Türk gençliğine hitapla sözlerine şöyle devam etmiştir:<o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">‘Milliyetçi
demek, bu milleti bu millet yapan kıymetleri seven, koruyan ve yükseltmek için
çalışan demektir. Milliyetçi bunun için muhakkak komünizmin düşmanıdır. O halde
komünizme düşman olmayan, bu milleti yükseltmek için çalışmayan bir insanın
milliyetçiliği lâftan ibarettir.’<o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Bakan,
bundan sonra, muhtelif milliyetçi gençlik teşekküllerinin kendilerinden
beklenen vazifeyi yerine getirebilmeleri için, tek isim altında ve bu milleti yükseltme dâvası etrafında
birleşmiş olarak çalışmalarının zaruretini belirterek sözlerine son vermiştir.”
(<i>Yeni İstanbul</i>, 15.12.1950, s. 2)<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;"> </p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;"> </p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>Yalman’ın başını çekdiği “İrticâ var! Kemalizm elden gidiyor!” kampanyası<o:p></o:p></b></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; line-height: 115%;">Totaliter Rejimin
cenderesinin bir nebze gevşediği II. Cihân Harbi sonrası vasatta, Müslümanlar,
bir taraftan, DP saflarında yer alıp bu parti lehine CHP’ye muhâlefet ederek,
dîğer taraftan, cem’iyetler kurarak, mecmûa, gazete (mahallî gazete), kitab neşriyâtı
yaparak siyâsî hayâtta ağırlıklarını hissettirmiye, bu meyânda (“antidemokratik
ve millî değerlerimize zıdd” oldukları esbâbımûcibesiyle) bâzı Kemalist
İnk̆il̃âbları ve –îmâen de olsa- “Ebedî Şef”i tenk̆îd etmiye başlayınca,
imtiyâzlarının elden gideceğinden endîşeye kapılan Mütehakkim Zümre,
zaptedilmez bir öfke nöbetine tutuldu ve onları toptan “Mürtecilik”le ithâm
ederek şiddetli bir “İrticâ aleyhdârı kampanya”ya girişti. <o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; line-height: 115%;">Bu “Mürteci” ithâmında, kendi
zâviyelerinden, haksız da sayılmazlardı; zîrâ, onların Îrticâ” târifince,
Kemalist İnk̆il̃âblara muhâlefet eden, binâenaleyh Kemal̃perest olmıyan herkes
“Mürteci” idi… (“Türklerin Büyük Müverrihi, Büyük Üstâd”, bunu, değişmez
Dâhiliye Vekîli, Beynelmilel Masonluk Mâbedinin 33 dereceli sâliki Şükrü Kaya’nın
ağzından –TBMM’de, 3 Aralık 1934 târihindeki nutkunda- böyle îl̃ân ettirmişti:
“İnk̆il̃âbın emirlerini yapmamak
İrticâa hizmet etmek, Mürteci olmak demekdir.” Ve zâten, -İsl̃âm başta
olmak üzere- “Dînler (de), işlerini bitirmiş,
vazîfeleri tükenmiş, yeniden uzviyet ve hayâtiyet bulamıyan müesseseler” idi…
–Şükrü Kaya’nın aynı nutkundan- Tafsîl̃ât ve mêhaz için <i>Yeni Söz</i>, 30.7.2018/39 ve <i>Yeni Söz</i>, 31.12.2018/103’e mürâcaat)<o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; line-height: 115%;">“İrticâ aleyhdârı kampanya”,
bilhassa gazeteler, CHP’li siyâsetciler ve birçok Üniversite Mensûbu
mârifetiyle yürütüldü. Kampanyanın başını Ahmet Emin Yalman çekiyor, her
vesîleyle tahrîk̃ât yapıyor, “Mürteci” yaftası altında, geniş kitlelere,
Müslümanlara karşı nefret aşılamıya çalışıyordu. (Yukarıda naklettiğimiz
“Yaşayan Kuvvet” başlıklı başmakâlesindeki -<i>
Vatan</i>, 10.11.1960, ss. 1 ve 5- “1951 de kütlelere dayanmak, münevverleri
harcamak, Atatürkü ve inkılâplarını unutturmak fikrinin Demokrat Parti
iktidarının demagogları tarafından ilk ortaya atıldığı günleri hatırlıyorum.
[…] Gazetemiz o sıralarda irticala göğüs göğüse çarpışıyordu. Malatya suikasdı
ile neticelenen bir hareketin ön saflarında, gençlikle omuz omuza mücadelemizi
yürütüyorduk.” gibi sözlerini hatırlıyalım!) <o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; line-height: 115%;"> Bu kampanyanın (ve bütün bir Kemalist Rejim
devrince günümüze kadar devâm eden bu çeşid kampanyaların) belki en kötü
tarafı, sap ile samanı, yânî hak̆îk̆î İrticâ ile Sahîh İsl̃âmı birbirine
karıştırması, bu sûretle Sahîh İsl̃âmı da gözden düşürmiye çalışması
(âşik̃ârdır ki ard niyetleri de zâten buydu), ayrıca, (bu hadsiz, insâfsız
tecâvüzler karşısında topyek̃ûn Müslümanlığı müdâfaa edip hak̆îk̆î Mürtecileri
ihmâl̃ etmek mecbûriyetinde kalan) Sahîh Müslümanların hak̆îk̆î İrticâ ile
mücâdelelerini baltalaması idi… <o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; line-height: 115%;"> Bu istismârcı kampanyanın başını Yalman ve (-sahte
vatanperver Perinçek’in “Vatan Partisi” gibi- mübârek “Vatan” mefhûmunu
istismâr eden Münâfık) gazetesi çekdiği için, Müslümanların en fazla nefretine
de o mevzû oldu. Bittabi, dîğer fanatik Kemalistler de, derece derece bu
nefretten paylarını aldılar. <o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>TMF, Yalman’ın kampanyasını takbîh ediyor <o:p></o:p></b></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; line-height: 115%;">Muazzam imk̃ânlarla sahneye
konularak bütün Memleketi ayağa kaldıran bu “İrticâ var!” yaygarası karşısında,
Tük Milliyetçiler Federasyonu da sessiz kalmadı ve Umûmî Reîsi Bekir Berk’in
ağzından onu şiddetle takbîh etti:<o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Memleketimizde
dinî bir irtica hareketi yoktur. Bilakis komünizme karşı en büyük mânevî kuvvet
olan din şuurunun gelişmesine ve Türk halkının iman ve ibadet hak ve
hürriyetlerini kullanmasına tahammül edemeyen inkılâp softaları, din ve mukaddesat
aleyhtarları ve bunlara kapılan iyi niyetli fakat gafil kimseler bu hareketlere
‘irtica’ diye saldırmakta, mukaddesatına ve dinine bağlı olan namuslu Müslüman
Türk evlâtlarını ‘mürteci’ diye lekelemeğe çalışmaktadır.<o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Aynı
ihanet zihniyetinin mümessilleri, yabancı dâvaların uşakları ve Türk milletinin
düşmanları; bütün Türkleri düşünen, onların kurtulmasını arzulayan ve Türk’e
ihanet edenlerin Türk milletini idare etmesini istemeyen vatansever Türk
çocuklarını, Türk milliyetçilerini, yine ‘vatan haini’ gibi göstermeye çalışmakta;
‘aşırı sağcılık’ veya ‘ırkçılık ve Turancılık’ ithamı ile Türk milliyetçiliğine,
Türkçülüğe saldırmaktadırlar. Tereddütsüzce bildirelim ki memleketimizde Türk
milliyetçiliğinin dışında milletimizi parçalayacak mahiyette bir ırkçılık
cereyanı ve bugün idareleri altında esir Türk kütleleri bulunan memleketlere
sefer açmak suretiyle Türkiye’yi felâkete sürükleyeceği uydurulan bir
Turancılık hareketi yoktur.” (Turan Can 2022, mezk̃ûr makâleden naklen)<o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>“İrticâ” mes’elesi etrâfında, Yalman ile Başgil arasındaki söz düell̃osu</b><o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; line-height: 115%;">Ahmet Emin Yalman’ın
(Selânik, -Yâkûbîlerin- Sarı Hatîb Mah., 14.5.1888 – İstanbul, 19.12.1972,
Feriköy Mez., Yâkûbî Adası) başını çekdiği g̃ûyâ “İrticâ aleyhdârı kampanya”ya
karşı Müslümanların nefs müdâfaasının en mühim bir cephesini ise, rahmetli Esâsiye
Hukûku Ord. Prof. Dr. Ali Fuad Başgil (Samsun, Çarşanba, 1893 – İstanbul,
17.4.1967, Karacaahmet Mez.) ile mezk̃ûr fesâd hareketinin başı arasındaki
şiddetli söz düell̃osu ve kalem münâkaşası teşkîl etti. <o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; line-height: 115%;">Evvelce, “Kemalizmin ‘Târih
Tezi’ ve ‘Güneş-Dil Teorisi’ Hurâfeleri” başlıklı geniş araştırmamızda rahmetli
Başgil’in büyük fikrî mücâhedesine tahsîs ettiğimiz 12/1. Alt Fasıl’da îzâh
ettiğimiz vechiyle, 1947’de Başgil’in öncülüğünde têsîs edilip müteâk̆iben
Umûmî Reîsliğini de onun deruhde ettiği Hür Fikirleri Yayma Cemiyeti’nin
müessis kadrosu içinde Yalman da vardı. Başgil, bu cem’iyetin faâliyetleri
esnâsında Yalman’ı ve benzeri âzâları yakından tanıma imk̃ânını buldu ve bu
Münâfık şahsıyetlerle bilhassa L̃aiklik mevzûunda ihtil̃âfa düşerek, 1950’de
Cem’iyet’in Reîslik ve Âzâlığından ayrıldı. (Başgil ve fikrî mücâdelesi
hakkında tafsîl̃ât için <i>Yeni Söz</i>,
9-19.5.2022/86-96’ya mürâcaat) Başgil çekildikden sonra, Hür Fikirleri Yayma
Cemiyeti, Yalman’ın eline kaldı. Aşağıda, Yalman’ın, bu Cem’iyeti de sûiniyetli
kampanyasına âlet ettiğini göreceğiz.<o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>Rahmetli Başgil’in nâr-ı beyzâ gibi bir makâlesi: “İrticâ Yaygarası”<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal" align="left">“Ebedî Şef”inin mîrâsını
devralarak kendi Münâfık kafasına göre bir de İsl̃âmda reform yapma (“Ebedî
Şef”inin kısmen ak̆îm kalmış teşebbüsünü ikmâl̃) dâvâsı güden Yalman’ın
(sûiniyet mahsûl̃ü bu çeşid fikirlerini <i>Berraklığa
Doğru</i> kitabında –İstanbul: Hür Fikirleri Yayma Cemiyeti Neşriyatı, 1957, 71
s.- toplamıştır), sırf Vicdân Hürriyeti çerçevesinde daha fazla serbestî
taleb ve Mustafa Kemâl̃’e dâir resmî
yalanlara îtirâz ettikleri için Müslümanlara karşı başlattığı taarruz
karşısında, sahîh bir ilim adamı, vicdânlı bir insan, samîmî bir Milliyetci olduğu
için susamıyan (“dilsiz şeytân” olmayı kabûl̃ edemiyen) Başgil, bu hayâsız
taarruza mukâbele etmek l̃âzım
geldiği kanâat̃iyle, beyânnâme kıymetinde bir makâle kaleme aldı. “İrtica
Yaygarası” başlıklı bu makâlesi “8 Şubat 1951’de <i>Her Kalem</i> ve Mart başında <i>Mücâdele</i>
mecmûalarında neşredildi”; o kadar rağbet gördü ki bu iki mecmûanın arkasından
“birçok mecmûa ve mahallî gazete de onu ik̆tibâs etti”. (<i>Milliyet</i>, 30.3.1951, s. 5, Başgil’in bu gazetenin muhâbirine
beyânâtından. İnternet üzerinden araştırmalarımız netîcesinde, Başgil’in
zikrettiği birinci mecmûanın, -1950/1951 senelerinde İstanbul’da intişâr eden- <i>Her Kalem Cep Gazetesi</i> ve ikincisinin
–Türk Milliyetçiler Federasyonu Umûmî Reîsi ve Avukatlık mesleğine henüz
başlamış veyâ başlamak üzere olan rahmetli Bekir Berk’in neşri <i>Komünizme Karşı Mücadele</i>’nin- tam
târihinin de 1 Mart 1951 -15. sayı- olduğunu tesbît etmiş bulunuyoruz.) Hattâ
bu iktibâslar, 1960’lı senelerde dahi devâm etti. (Bkz. <a href="https://katalog.idp.org.tr/arama?article_title=irtica+yaygaras%C4%B1&author_name=ali+fuad+ba%C5%9Fgil&order_by=match">https://katalog.idp.org.tr/arama?article_title=irtica+yaygaras%C4%B1&author_name=ali+fuad+ba%C5%9Fgil&order_by=match</a>;
25.12.2022) <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>