Ayasofya Câmii'ne "Bizans Müzesi" hakâretinin sahîh târihçesi (83)

-----

<p><b style="text-indent: 0cm;">Nîçin hassaten Türk Milliyetçiler Derneği?</b></p> <p class="MsoNormal" align="left">Evvel̃â şu suâl̃e cevâb verelim: Nîçin hassaten Türk Milliyetçiler Derneği üzerinde durmak istiyoruz?<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">Çünki “Ananizamname”sinde, <i>“<i>Allah, vatan, soy, tarih, dil, an’ane<b>,</b></i><i></i></i><b>sanat, aile, ahlâk, hürriyet ve millî mukaddesat esaslarına dayanan Türk milliyetçiliğini işlemek, Türk milletini meydana getiren unsurları muhafaza etmek ve bütün milliyetçileri teşkilâtlandırmak</b><b>”</b>&nbsp;ulvî gâyesiyle têsîs edildiğini ve bu maksadla, “zikredilen esasların, milliyetçi bütün Türk vatandaşları tarafından benimsenmesi, onlarda millî ruh ve şuurun daima canlı kalması hedefine ulaşmak için vatanın her köşesinde şubeler açılacağını” îl̃ân eden, İnsan Haklarını bayraklaştıran, bütün milletlere istikl̃âl̃ ve hürriyet istiyen, en ileri seviyede Müsbet İlim ve Medeniyet dâvâsı güden, Kemalizm ve Komünizmden Farmasonluk ve Siyonizme kadar her çeşid gayr-i millî ideolojiye cephe alan, ırkçılığı, har̃bperverliği, emperyalist ve makyavelist siyâsetleri reddeden, bütün siyâsî-ictimâî hayâta en yüksek ahl̃âk̆î umdeleri hâkim kılmayı şiâr edinen bu teşkîl̃âtın bugün de hasretini çekiyoruz&hellip; <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">Bu cihetlerle, bu teşkîl̃ât, -kanâat̃imizce- üzerinde etrâflıca durulmayı hakkediyor&hellip; (Bu, bizim, enfüsî bir tercîhimiz olarak da değerlendirilebilir&hellip;) <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;"><b>Türk Milliyetçiler Derneği (TMD) nasıl têsîs edildi?<o:p></o:p></b></p> <p class="MsoNormal" align="left">Evvelce de işâret ettiğimiz vechiyle, İkinci Cihân Harbinin nihâyete ermesiyle berâber, bilhassa iki gâlib Devlet, Amerika ve İngiltere, bütün dünyâya İnsan Hakları’nın ve Hürriyet Rejiminin hâkim olması için seferber oldular. Birleşmiş Milletler Teşkîl̃âtı bu maksadla têsîs edildi ve bu teşkîl̃ât tarafından îl̃ân edilen 1948 İnsan Hakları Cihânşümûl̃ Beyânnâmesi bu gâyenin Esâsiyesi oldu. Komünist Sovyetler Devleti ve peykleri bu Beyânnâmeyi tatbîk̆ten kaçınabildilerse de, Amerika ve İngiltere’nin müttefîk̆i olan Türkiye, mezk̃ûr Devletlerin baskısıyle ve Marshall Yardımı alabilmek gibi daha başka sebeblerle de, Kemalist Totaliter Rejimin cenderesini bir dereceye kadar gevşetmek mecbûriyetinde kaldı. Böylece ortaya (totaliter özü değişmiyen) müteaddid fırkalı bir totaliter rejim çıktı; fırkaların siyâsî ik̆tidâr için yarışması da, nisbî bir ifâde hürriyeti vasatı tevlîd etti. (Türkiye’de, Frenkci Kemalist Totaliter Rejimin özü değişmeden, Mütehakkim Zümrenin vesâyeti altında mahdûd bir Hürriyet Rejimine geçilmesi Amerika ve Avrupa’nın, ayrıca arkalarındaki Siyonizmin de menfâat̃lerine muvâfık olduğundan, Türkiye’ye, daha fazlası için baskı yapmadıkları gibi, bilakis, daha fazlasına doğru bir gidişâtın ortaya çıktığı her seferinde, askerî darbelerle rotayı tashîh etmekden çekinmediler&hellip;) <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0.0001pt;">Kemalist Totaliter Rejimdeki gevşemenin mühim bir tezâhürü,&nbsp; Cem’iyetler Kânûnu’nda (Aralık 1945’te başlıyan çalışmalar netîcesinde) 5 Haziran 1946’da (“3512 sayılı kanunun 1, 4, 5, 9, 27, 33, 34 ve 35. Maddelerinde”) yapılan tâdil̃âtla, cem’iyet (dernek) kurmanın kolaylaştırılması oldu. Kolaylık, bilhassa “cemiyetlerin kuruluşlarının mülki makamlarca tescil edilmesine dair uygulamanın”, yânî mülkî âmirden peşînen izin alma mecbûriyetinin kaldırılmasından ileri geldi. Bu meyânda, beynelmilel cem’iyet teşkîl etmek serbest bırakıldı. (İsmail Yaşayanlar, “Cemiyetler Kanunu 1938”,<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 11.25pt; text-indent: 0cm;"><a href="https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/bilgi/cemiyetler-kanunu-1938/">https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/bilgi/cemiyetler-kanunu-1938/</a>; 13.12.2022)<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">Siyâsî-hukûkî-ictimâî hayâttaki bu nisbî serbestleşmenin netîcesi olarak, bir taraftan yeni siyâsî fırkalar teşkîl edilirken (ki, Demokrat Parti, 7 Ocak 1946’da, tâdil̃ât l̃âyihası henüz Adâlet ve Dâhiliye Encümenlerinde müzâkere edilirken kuruldu –İ. Yaşayanlar-), dîğer taraftan da, âdetâ yerden mantar gibi bitercesine, bir çırpıda ve her neviden yüzlerce cem’iyet meydana çıktı: <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“&hellip;1947&nbsp;<span class="eser"><i>Türkiye Yıllığı</i>’ndaki rakamlara göre 1946’da içtimaî cemiyetler 241’e, hayır cemiyetleri 100’e, talebe cemiyetleri seksene, güzelleştirme cemiyetleri yetmiş dokuza, ilmî cemiyetler yirmi ikiye, sağlık cemiyetleri on üçe, esnaf cemiyetleri de 343’e yükseldi.” (M. Şükrü Hanioğlu, “Cemiyet”, </span><a href="https://islamansiklopedisi.org.tr/cemiyet">https://islamansiklopedisi.org.tr/cemiyet</a>; 13.12.2022)<o:p></o:p></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%; vertical-align: top;"><b>Türkiye Milliyetçiler Federasyonu<o:p></o:p></b></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt; line-height: 115%; vertical-align: top;">1946’da başlıyan bu nisbî serbestî vasatında ve dernek furyasında, 1951 senesine gelinciye kadar, birçok “Miliyetci” dernek de vücûd buldu. (“Milliyetcilik”, bizim memleketimizde, İsl̃âm Dâvâsıyle iç-içedir; bu husûsu daha iyi vurgulamak için, “Milliyetcilik-Mukaddesâtçılık” tâbiri de kullanılmaktadır. Binâenaleyh, -Avrupa’da aynı kelimeyle (“<i>nationalisme</i>”) ifâde edilen siyâsî cereyânlardan farklı olan- bizim “Milliyetciliğimiz” nezdinde, ırkçılık, asabiyetcilik (şovenlik), har̃bperverlik, emperyalizm, makyavelizm, asimilasyonizm merdûddur. Siyonist-Kemalist aldatmacaya kanarak, kendisine “Milliyetci” ve “Türkcü” sıfatlarını yakıştırıp bu çeşid temâyüller içinde olan, Türklerin câhiliyet devrini tebcîl edip isl̃âmî devrini tahk̆îr eden, Ümmet veyâ İsl̃âm İttihâdını reddeden, hem Gar̃bci (veyâ Avrupacı veyâhud Frenkci) olup hem de “Milliyetcilik” taslıyan, Kemalizm dal̃âletine sâhib çıkan, Siyonizm ve Farmasonlukla işbirliğinde mahzûr görmiyen sapkın cereyânlar mevcûdsa da, biraz aşağıda vesîkalara istinâden müşâhede edeceğimiz gibi, “Türk Milliyetçiler Derneği” öyle bir câmia değildi&hellip;) <o:p></o:p></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%; vertical-align: top;"><o:p>&nbsp;</o:p></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt; text-indent: 0cm; vertical-align: top;"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//WhatsApp Image 2023-01-28 at 13.44.26.jpeg" alt="WhatsApp Image 2023-01-28 at 13.44.26.jpeg"></span></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt; text-indent: 0cm; vertical-align: top;">(Prof. Dr. Cemil Koçak, “Türk Milliyetçiler Derneği’nin kısa hikayesi”, 11.10.2015; <a href="https://www.star.com.tr/yazar/turk-milliyetciler-derneginin-kisa-hikayesi-yazi-1061933/">https://www.star.com.tr/yazar/turk-milliyetciler-derneginin-kisa-hikayesi-yazi-1061933/</a>; 22.11.2022)<o:p></o:p></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt; text-indent: 0cm; vertical-align: top;">Türkiye Milliyetçiler Federasyonu’nun ve (onun devâmı olan) Türk Milliyetçiler Derneği’nin idâreci kadrosundan bir grup&hellip; Nûrânî çehreli beş münevver Anadolu genci! <span style="font-size:10.0pt; color:#0070C0">(En soldaki –paltosunun cebinde gazete taşıyan- Halûk Karamağaralı –bilâhare Arkeoloji ve San’at̃ Târihi Prof. Dr.-, en sağdaki Fethi Gemuhluoğlu’dur. Dîğerlerini, maâlesef, teşhîs edemedik. Allâh hepsine ganî ganî rahmet etsin!) <o:p></o:p></span></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt; text-indent: 0cm; vertical-align: top;">Rahmetli Diyânet İşleri Reîsi Ahmed Hamdi Akseki'nin, vefâtından (9 Ocak 1951) hemen birkaç hafta evvel (18 Aralık 1950'de) kaleme alıp Başvekîl Menderes'e arzettiği <i>Dîn Tedrîsâtı ve Dînî Müesseseler Hakkında Bir Rapor</i>'daki müşâhedesine nazaran: “Çocuklarımıza, gerek mekteblerde ve gerek başka vâsıta ile, 26 seneden beri, Dîn ve Ahl̃âk aleyhinde söylenebilecek ne varsa hepsi söylenmiş, telk̆în edilmiş ve kıpkızıl bir Dînsiz olmaları için her şey yapılmıştır!” (Tafsîl̃ât için <i>Yeni Söz</i>,&nbsp; 28.2-1.3..2019/161-162’ye mürâcaat)<o:p></o:p></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt; text-indent: 0cm; vertical-align: top;">Yâ Rabbi! Bir çeyrek asır zarfında bütün Memleketi kasıp kavuran Kemalist tedhîşe rağmen, Anadolu Milleti, bağrından nasıl böyle pırıl pırıl bir genclik çıkarabildi? <o:p></o:p></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt; text-indent: 0cm; vertical-align: top;">Büyük Millet işte böyle olur! <o:p></o:p></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt; text-indent: 0cm; vertical-align: top;">Şimdi ondan beklediğimiz, Kemalist Totaliter İdeol̃ojinin tahakkümüne tamâmen son vermek, bu nifâk̆î dal̃âleti Vatan topraklarından silip süpürmek, Memleketimizde, Hz. Peygamber’in Medîne Esâsiyesi’ni ve 1948 B. M. İnsan Hakları Cihânşümûl̃ Beyânnâmesi’ni esâs alan Sahîh Cumhûriyet Rejimini –Cumhûrî Nizâmı- inşâ etmek için topyek̃ûn seferber olmaktır. Onda bu potansiyel var! Ah! Bir silkinip kendine gelebilse!<o:p></o:p></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt; text-indent: 0cm; vertical-align: top;">***&nbsp;&nbsp; <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>