Ayasofya Câmii'ne "Bizans Müzesi" hakâretinin sahîh târihçesi (8)
-----
2022-11-13 00:00:00
<p>Kitablık, Hazîne-i Kütüb Odası’nın üstü kubbeli
birinci kısmının ortasında, odanın zemîninin kısm-ı âzamını kaplıyan, dört
cepheli, aralarında insan geçecek kadar boşluk bulunan, dört büyük parçalı, bu
sûretle dört bir tarafından ve iç cephelerinden de kitab yerleştirmiye ve
almıya imk̃ân veren büyük ahşâb bir bl̃ok hâl̃indedir.</p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“[Kitab
dolablarının] üstü madenî süsler ile örtülü olup göze çok hoş gelmektedir.
Dıştan tahta dolapların üstleri sedef kakmaya benzetilmek istenerek beyaz boya
ile [yapılmış] nebatî motiflerle tezyin edilmiştir.” (Akar 1971: 286)<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left"> </p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 0cm; line-height: normal;"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//WhatsApp Image 2022-11-12 at 13.46.44 (1).jpeg" alt="WhatsApp Image 2022-11-12 at 13.46.44 (1).jpeg" style="width: 811px;"></span></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal;"> </p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 0cm; line-height: normal;"><span style="font-size:
10.0pt;color:#C00000">Hazîne-i Kütüb Odası’nın “üstü kubbeli birinci kısmının
ortasına” yerleştirilmiş, pek orijinal</span><span style="font-size:10.0pt;
mso-bidi-font-family:"Times New Roman";color:#C00000">̃</span> kitablık bl̃oku…<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;">*** <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left"> </p>
<p class="MsoNormal" align="left">Kütübhânenin duvarları, muhtelif devirlere âid, göz ve
gönül okşıyan -“ikon” ve tasvîrî “mozaik” îmâl̃ eden ve putvârî ikonlara,
mozaik resimlere, heykellere hürmet eden zihniyete zıdd bir zihniyetle vücûd
verilmiş- hârikul̃âde güzellikde çinilerle kaplıdır. Bunlardan, Eyice ve
Akar’a mürâcaatla, bir nebze, “Ayasofya’nın Çinileri” ara başlığında
bahsedeceğiz.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="left">Rahmetli Birinci Mahmûd Han, bu şâheseri Ayasofya
Câmii’ne vakfettiği zamân, “1152-1153 (1739-1740) yıllarında”, onun bakım ve hizmet
masraflarını asırlarca karşılıyacak sûrette, “Anadolu ve Rumeli’de geniş
arâzîler vakfetmiş, ayrıca İstanbul’da Cağaloğlu Hamamı’nı inşâ ettirmiştir”.
(Eyice 1991: IV/213-214)<o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; line-height: 115%; background-image: initial; vertical-align: top;">Açılış merâsimi 24 Muharrem 1153 (21 Nisan 1740)’ta yapılan Ayasofya
Kütübhânesi, târihçi Subhî Mehmed’in rivâyetine nazaran, bu târihte, (el
yazması) dört bin kitablık bir koleksiyonla hizmete girmişti. Küşâd resminde
rahmetli I. Mahmûd Han da hazır bulunmuş, hatmedilen <i>Sahîh-i Buhârî</i> için duâ edilmiş, Kütübhâne muhaddis ve müfessirleri
birer açılış dersi vermişler, Ayasofya vâizinin vaazı dinlenilmiş, Pâdişâh, (22
kişiden müteşekkil) mêmurlara ihsânlarda bulunmuştur. (İsmail E. Erünsal,
“Ayasofya Kütüphanesi”, <i>TDV İslâm
Ansiklopedisi</i>, İstanbul, 1991, IV/212-213) <o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; line-height: 115%; background-image: initial; vertical-align: top;">Dört bin el yazması kitabla açılışı yapılan Kütübhânenin kitab sayısı,
yapılan bağışlarla, bil̃âhare bir hayli artmıştır. Kitablar, -rutûbetten
muhâfaza maksadıyle- Haziran 1968’de Süleymâniye Kütübhânesi’ne
nakledildiğinde, sayıları 5.112 cilde ulaşmıştı:<o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%; background-image: initial; vertical-align: top;">“Kütüphane bugün 5112 cilt kitapdan müteşekkildir.
(Bir cilt içinde toplanmış muhtelif eserler dikkate alındığı takdirde fişlenmiş
9002 kitap ve risaledir.) Bunların 174 tanesi eski yazı matbu, 8828 tanesi
yazmadır. Aralarında tek veya ilk nüshalar[ı] bin seneyi bulan pek eskiler,
Yavuz Sultan Selim’in Mısır’dan getirdikleri vardır. Kütüphanenin imarı
tamamlanınca Sultan I. Mahmud, bizzat Galata Sarayı Hümayun [Galata Saray-ı
Hümâyûn] Kütüphanesi’ndeki eserleri mühürleterek buraya vakfetmiştir. Ayrıca
muhtelif tarihlerde buraya devrin büyükleri tarafından teberrular olmuştur. <o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%; background-image: initial; vertical-align: top;">“Binanın bugün için rutubetli ve kullanışsız bir
mevkiide olması yüzünden bütün kitaplar 1968 Haziran’ında Süleymâniye
Kütüphanesine nakledilerek kontrol altına alınmıştır.” (Akar 1971: 284-285)<o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%; background-image: initial; vertical-align: top;"><b>Bekci Destanlarında Ayasofya<o:p></o:p></b></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; line-height: 115%; background-image: initial; vertical-align: top;">Bilindiği kadarıyle, İstanbul’un Bekci Destanlarından ikisinde, Ayasofya
Câmii’ni zenginleştiren iki eser bahis mevzûudur: Ayasofya Kütübhânesi ve
Şadırvanı… (Bunlara bir de, aşağıda, -Eyice’den naklen- İmâret Destanı’nı
il̃âve edeceğiz…) Bu muhteşem eserleri, pek sevimli bir üsl̃ûbla, hayrânlık
duyarak tasvîr eden bu iki destan, Milletimizin, bir bütün hâl̃inde Ayasofya
Câmii’ne duyduğu büyük sevgiyle berâber, onun külliyesi cümlesinden olarak
Osmanlı eliyle inşâ edilmiş eserlere de, her zaman, şuûrla, kuvvetli bir millî
iftihâr hissiyle sâhib çıktığını gözler önüne seriyor. Muhakkak ki o, bu kadar
kendisinin olmuş, millî benliğinin parçası hâl̃ine gelmiş bir eserin bir gün
kendisinden koparılıp Bizans Müzesi’ne tahvîl edileceğini aklından, hayâl̃inden
geçirmemiştir!<o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%; background-image: initial; vertical-align: top;"><b>İstanbul’un Mahalle Bekcilerinin
Destanları<o:p></o:p></b></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; line-height: 115%; background-image: initial; vertical-align: top;">Bu iki destanı mütâl̃aa etmeden evvel İstanbul’un Bekci Destanları
hakkında biraz îzâhata ihtiyâcımız var. Bu îzâhatı, bu destanların bir kısmını
derleyip kitab hâlinde neşretmiye muvaffak olan Muhtar Yahya Dağlı’nın <i>İstanbul Mahalle Bekçilerinin Destan ve Mâni
Katarları</i> isimli kitabına (İstanbul: CHP Eminönü Halkevi Kütüphane ve Yayın
Kolu Destan Serisi I, 1948, 94 s.) yazdığı Mukaddime’de (“Ön Söz”, ss. 3-5)
buluyoruz: <o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%; background-image: initial; vertical-align: top;">“İstabul mahalle bekçileri, bu şehrin tarihi ile
alâkalı mühim bir teşekküldür. Şimdi yine ayni ismi taşıyan ve mevcudiyetini
muhafaza eden bekçiler, evvelce doğrudan doğruya mahalle ihtiyar heyetlerine ve
mahallenin manevî şahsiyetine bağlı bulunuyorlardı. <o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%; background-image: initial; vertical-align: top;">“Mahalle halkının her suretle itimad ve emniyetini
kazanmakla beraber mensup olduğu mahallenin inzibat ve belediye işleriyle
meşgul olmak, herhangi bir uygunsuzluk, hırsızlık ve buna benzer vakalarda
hükûmete, adliyeye yardımda bulunmak; doğum, ölüm, düğün, hastalık gibi
hallerde lüzumlu olan işleri görmek, askerlik muamelelerini, idarî ve adlî
tebligatı yerine getirmek, İstanbulun herhangi bir semtinde çıkan yangınları
mahalle halkına bildirmek, evlerin kiralanmasına varıncaya kadar mahallenin her
türlü işlerine bakmak ve başarmak, bekçilerin başlıca vazifelerindendi.<o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%; background-image: initial; vertical-align: top;">“Bekçilerin bu saydıklarımızdan başka; Ramazan ve
bayramlarda mahallesi halkına karşı bir hizmeti daha vardır ki o da: sahur
vaktinde davul çalıp halkı sahur yemeğine kaldırmak ve bayramlarda da, yine
davulla dolaşarak mahalle halkının bahşiş ve ihsanlarını toplamak gibi dinî ve
içtimaî bir vazife ile de alâkalı bulunuyordu. [Maâlesef bozuk cümle!]<o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%; background-image: initial; vertical-align: top;">“Bu kitabın mevzuunu teşkil eden destanlar; bekçinin
Ramazan aylarına ait olan bu hizmetini belirten canlı vesika ve levhalardır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>