Ayasofya Câmii'ne "Bizans Müzesi" hakâretinin sahîh târihçesi (79)

-----

<p><b style="text-indent: 0cm;">Birçok Mâbedimize ve Ayasofya Câmii’ne yapılan zulüm</b></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 12pt; line-height: 115%;">Müellif, makâlesinde zikrettiği –hakîkaten ibretâmîz olan- vâkıaların sonunda, Athenagoras’ın, Yunanistan’ın, Ortodoks Âleminin Türk Milletine müteveccih küstahça tavır ve taleblerine, “Türkiye’nin Müslüman olduğunu ve Müslüman kalacağını” haykıran rahmetli Adnan Menderes’i, “derhâl̃, Ayasofya minârelerinden Ezân seslerini âfâka yükseltmek” sûretiyle cevâb vermiye dâvet ediyor:<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">&nbsp;“&hellip;(Halk Partisinin diktatörlük devrinde,) bazı camiler kokmuş deri deposu, yahud dans salonu yapılırken, bazı minareler bir gece içinde yerle yeksan edilirken Ayasofya minarelerinde de ezan sesleri susturuldu. Cami duvarlarındaki Allah, Muhammed ve ashabı kiram yazılı levhalar indirildi. Bizans resimleri, putları meydana çıkarıldı. Secdegâhlara heykeller dolduruldu. Müslümanların orada namaz kılmaları menedildi. Dünyanın hiçbir yerinde hiçbir nazîri olmıyan muazzam ve nefis levhalar cami dışına atılmak istenildi. Fakat kapıdan çıkmadığı için parçalanarak çıkarılmağa karar verildi. Bu kadar canavarlığa cesaret edilemeyince cami içinde bir kenara atıldı. <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 12pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>“Vaktâ ki Halk Partisi’nin bir çeyrek asırlık istibdâd ve Küfür kalesi sernig̃ûn oldu, Ayasofya’yı tekrâr câmi yapmak için bir millî teşebbüs doğdu”<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Vakta ki İslâm mâbedlerine bu zulmü reva gören Halk Partisinin bir çeyrek asırlık istibdad ve küfür kalesi sernigûn oldu, bu hıristiyanlaştırma teşübbüsü de akamete uğradı. Yıkılan, gasbedilen bütün hürriyetler arasında din ve vicdan hürriyetinin boğazındaki zincirler de sökülmeğe başlayınca Türk milletinin kanı pahasına fethettiği ve beş asır ezan ve tekbirlerle doldurduğu bu İslâm mâbedinde tekrar ezan seslerinin yükselmesi için millî bir teşebbüs vukua geldi. Fakat kara küfür taassubunun kızıl maskeli yerli misyoner gazetecileri derhal vaveylâya başladılar. Böyle bir taleb ve temennide bulunanların ‘kafalarının ezilmesini’ isteyecek kadar cür’et ve küstahlık gösterdiler. [Milletimize yönelik bu hadsiz kînin başlıca temsîlcisi Ahmet Emin Yalman’dı&hellip;] <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Diğer taraftan Ayasofyanın ezan sesleri hakkında bir şiir yazan hamiyetli milliyetçi gençler de savcılık tarafından takibata maruz kaldı. <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 12pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>Hük̃ûmetin Ayasofya Câmii için millî teşebbüsü tenkîli, Ortodoks Kilisesini şımarttı<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Bu ahvalden cür’et alan bir takım Rum palikaryaları gazetelere mektublar göndererek Ayasofyanın kiliseye tahvilini istediler. Bizim kara ve kızıl küfür taassubu misyoner gazeteciler bu hususta Patrik Athenagoras ile mülâkatlar yaptılar. Ayasofyanın camilikten çıkarılıp müze yapılması ‘ayırıcı değil, birleştirici iyi bir hareket’ olduğunu ona söylettiler ve neşrettiler. <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Öte taraftan Efeste mevhum bir Meryem ananın kabri icad olunarak orada bir hıristiyan karargâhı kurmak üzere Papa tarafından milyonlar tahsis edildi. Bizim sözde lâik matbuat idaresi de gazetecilerden ve resmî zevattan mürekkeb büyük bir hey’etle Efese gidip orada merasimi mahsusa ile resmiküşadını yaptı. Birçok müslüman mâbedleri harabe halinde iken, Efesin ve Efese giden yolların tamirine on binlerce liralar tahsis olundu. Ve sarfedildi.<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Çok geçmeden Patrik Athenagoras metropolidlerden, papazlardan mürekkeb bir heyetle ve kemali tantana ile Ankaraya gitti. Merasimi mahsusa ile karşılandı. Büyük bir devlet sefiri gibi&nbsp; izzet ve ikram gördü. O kadar ki sağına Diyanet Reisini, soluna da Cumhurbaşkanını alarak resimler çektirildi. Athenagoras siyasî beyanatlarda bulundu. Kendi görüşile hükûmet görüşü arasında mutabakat bulunduğunu beyan edecek kadar yüksek konuştu. Ondan sonra Başbakan İstanbula gelerek Patrikhaneyi ziyaret etti. Karşılıklı nutuklar söylendi. ‘Asırlardanberi Patrikhanenin beklemiş olduğu mes’ud günün geldiğini’ Patrik cenabları bütün cihana ilân etti.<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 12pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>Hük̃ûmetin Rum Kilisesi ve Yunanistan’la dostâne temâslarının arkasından Enosis talebi geldi<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Bunu müteakib Yunan Kralı ve Kraliçesi Türkiyeyi ziyaret etti. Onlar da büyük merasimle karşılandı, muazzam tezahürat gösterildi. Kral ve Kraliçe ve maiyeti erkânı Ayasofyayı, Patrikhaneyi ve kiliseyi ziyaret ettiler. Göğüsleri haçlı, belleri zünnarlı Patrikhane papaslarının kara şapkalı ve kara cübbeli resimleri, türlü türlü pozlarda, bütün gazetelerimiz tarafından büyük bir sempati ile neşredildi. <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Kral ve Kraliçe Atinaya avdet eder etmez Kıbrısın Yunanistana ilhakı hakkında muazzam bir miting yapıldı. Sabah erkenden bütün kiliseler tarafından çanlar çalınarak halk harekete davet olundu. Bütün mağazalar, dükkânlar kapandı. Papazlar şiddetli nutuklarla Kıbrısın ilhakını istediler. Buna karşı yine bizim kara küfür taassubu misyoner gazeteciler âdet yerini bulsun diye birkaç kelime ile gûya bu hareketi tenkid ettiler, amma hakikatte millî heyecanı uyuşturmağa çalıştılar. En ufak islâmî bir harektte velveleler koparan bu gazeteler papazların bu hurucunu çok soğukkanlılıkla karşıladılar. [Fihak̆îka, “Ebedî” ve “Millî Şefler”in can ciğer dostları Venizelos da (Girid’deki Türk jenosidinin kumandanı Venizelos!), Türkiye, aramızdaki dostluğun bir nişânesi olarak Kıbrıs’ı bize vermelidir, diyordu: “Kıbrıs meselesinde bir kısım Türk dostlarımızın tavır ve hareketinden hakikî bir elem duymaktayım. Yunanistan ve Türkiyenin münasebatı iki memleket için hayatî bir değer taşır. Bizi bağlayan sıkı dostluk bağları sapasağlam durmaktadır. Bu dostluk hiç bir mesele ile haleldar olmaz ve zehirlenemez, zehirlenmemelidir. Çünkü eğer Kıbrıs, ümit ettiğimiz gibi, ileride Yunanistanın olursa, bu, dost Türkiye için tehlike teşkil edemez. Bu mevzuda, Yunanistana ait ve Anadolu sahillerine daha yakın başka adaların mevcut olduğunu ve bu adaların hiç bir suretle iki memleket arasında ihtilâf sebebi teşkil etmediğini hatırlatmağı kâfi görüyorum.” (<i>Akşam</i>, 7.3.1951, ss. 1 ve 2) Öyle ya, Türk jenosidiyle kurulan, Türk jenosidiyle genişliyen Yunanistan’a, değil Kıbrıs’ı ve -10 Şubat 1947 Pâris Muâhedesiyle peşkeş çekilmiş- Anadolu Adalarını, İstanbul’u ve bütün Anadolu’yu versek de azdır!] <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 12pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>Enosis talebi, Ayasofya’nın kiliseye tahvîli talebiyle birleşti<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“İşte bir zincirin yekdiğerine merbut halkaları gibi birbirine bağlı bu hâdiselerin tevalisi Rum ortodoks kilisesine büyük bir cür’et ve cesaret verdi. Kara küfür taassubu kabardı, şahlandı. Ve tecavüze geçti. Âdeta bir ültimatom şeklinde Ayasofyanın kiliseye tahvilini Türk Hükûmetinden istedi. <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 12pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>Yunan <i>Akropulos</i> gazetesi: “Ayasofya’yı kilise yaparak Atatürk’ün ink̆il̃âbını tamâmlayınız!”<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Kudurmuş kara küfür taassubunun taleb ve teliflerine tercüman olan Atinada münteşir Akropulos gazetesi beş sütunluk bir başmakale neşretti. Bu makaleden naklolunan şu parçaları dikkatle okuyalım:<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">‘Samimiyete ve namuskârlığa aykırı soğuk bir düşünce ile hareket etseydik, Ayasofyanın iadesi hakkındaki talebimizi desteklemek için tarihî, dinî ve hukukî sebebler ileri sürebilirdik. Fakat bu sebebleri unutuyoruz, reddediyoruz. İnkılâbcının [Mustafa Kemâl̃’in] yüksek ve çok önemli jestini hatırlıyoruz ve dostluğumuzun esaslaştırılmasını istiyoruz. Ayasofyanın Elen kilisesine iadesi, vukubulan büyük inkılâbın [Kemalist İnk̆il̃âbın] en parlak tezahürü olacaktır. [&hellip;]<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Yunan nesilleri, [&hellip;] Ayasofyanın yine bizim olacağı hülyasiyle beslenmişlerdir. [&hellip;] Kraliçemiz bu tarihî ve pek şanlı kiliseyi müze olarak ziyarette tereddüd etmemiştir. Acaba krallarımız, onu Ortodoksluğun mâbedi olarak ziyaret etseler ne olacaktı? Resmî Türk ricali Patrikhanemizi ziyaret etmemişler midir? Bu hâdise dostluğun en yüksek tezahürü olarak selâmlanmıştır. [&hellip;]<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Dostlarımızı Ayasofyayı bize iade etmeğe davet ederken, [&hellip;] dostluğumuzun en yüksek tezahürünü bahşetmelerini ve Atatürkün eserini tamamlamalarını istiyoruz. İlh&hellip;’ [&hellip;] <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>