Ayasofya Câmii'ne "Bizans Müzesi" hakâretinin sahîh târihçesi (77)

-----

<p>“O gündenberidir ki, leşi sokaklarda sürünmüş ve suratına milletinin efradı tarafından tükürtülmüş faşist Duçe Mussolini’den, bazı komşu milletlerin örümcek kafalı profesörlerine kadar bütün Türk ve İslâm düşmanları, gözlerini, Türkün gözbebeğine dikmişler, hep İstanbulu sayıklamışlardır.</p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 10pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Yüzyıllardanberi Şimal ayısının iştahını kabartan, hırsını gıcıklayan yegâne yer: Türkün Boğazı, Boğazdaki İstanbul ve İstanbuldaki Ayasofyadır.<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>“Bu minâreler, Türk ve İslâm Cenneti (İsl̃âmbol) İstanbul’un ebedî süsüdür!”<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 10pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“500 yıl, bir çok büyük ve küçük milletlerin iki yaşı kadar uzun bir zamandır. 500 yıl, bizim ulu milletimizin yaşı değil, yalnız Türk İstanbulun bugünki yaşıdır. Yer yüzünde, insanlık tarihinde beşyüz yıldır Türkün olan bu Cennet, mahşere kadar ve hattâ mahşerde de Türk ve Türkün kalacaktır.<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 10pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Bu Cenneti kubbeleyen ulu göklere uzanmış minareler, en büyük şairin ilâhî şiirindeki mısralardan daha uludur. [?] 498 yıldır sivri uclariyle gökyüzüne Türkün saadet yazısını yazan, şerefelerinden Ulu Tanrı katına Türkün ezanını ulaştıran bu minareler, Türk ve İslâm Cenneti (İslâmbol) İstanbulun ebedî süsüdür. Yer yüzünde bir tek Türk varoldukça, Türk İstanbulun minaresiz ve minarelerin ezansız kalması imkânsızdır. [Hâl̃buki, bu Memlekette, on sekiz sene zarfında, Minârelerden, Muhammedî değil,&nbsp; Kemalist Uydurma Ezân bağırtıldı! Demek ki mübâl̃ağa, insanı, hak̆îkat̃ten ve vâkıadan uzaklaştırıyor&hellip; Bize mübâl̃ağa değil, sâdece ve sâdece Hak̆îkat̃ l̃âzım! Edebiyâtta bile, mâkûl̃ ölçünün dışına çıkmış bir mübâl̃ağa, bize, pek sevimsiz geliyor&hellip;] <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>“Ayasofya, bir Bizans harâbesi değil, bir Türk mâmûresidir”<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 10pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Ulu Tanrı bu yeryüzü Cennetini Türke lâyık görünce, dünya tarihinde hürriyet, adalet ve ilim severliği ile de eşine çok az ras[t]lanır büyük Türk Padişahı Fatih, Ayasofyayı Türkün mâbedi yapmıştır. Fetihden sonra bir minare diktirerek Ayasofyayı cami olarak tadil ettirmiş ve güney-doğudaki iki destek dıvarı yaptırmıştır. İkinci Bayazit [Bâyezid] (Bab-ı Hümayun) tarafındaki minareyi diktirmiştir. İkinci Selim de iki minare ilâve ettirmiş ve bâzı takviye dıvarları daha yaptırmıştır. Üçüncü Murad da iç kısma mermer mahfiller ilâve ettirmiş ve Bergamadan getirttiği büyük mermer küpleri koydurmuştur. Kubbedeki alem, Vezir-i Âzam Mehmed Paşa tarafından konulmuştur. Mihrabın iki tarafındaki şamdanlar Kanunî Sultan Süleyman tarafından vakfedilmiştir. (Hadikatül-cevami) de okuduğumuza göre, Cami içindeki yazılar Teknecizade İbrahim efendinindir.<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 10pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Camiyi [Câmi’i] çevreleyen türbelerde ise pek çok sultan ve şehzadeler yatmaktadır.<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 10pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Ayasofya, bir Bizans harâbesi değil, bir Türk ma’muresidir. <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">&nbsp;</p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">&nbsp;</p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">&nbsp;</p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">&nbsp;</p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">&nbsp;</p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 12pt; text-indent: 0cm;"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//WhatsApp Image 2023-01-21 at 16.23.50.jpeg" alt="WhatsApp Image 2023-01-21 at 16.23.50.jpeg"></span></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 12pt; text-indent: 0cm;">(<a href="https://katalog.idp.org.tr/sayilar/5328/5-cilt-105-sayi">https://katalog.idp.org.tr/sayilar/5328/5-cilt-105-sayi</a>; 6.12.2022)<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 12pt; text-indent: 0cm;">Tıb Dr. Fethi Tevetoğlu’nun, açıkça, karârlılıkla, gür bir sesle, Ayasofya’ya câmi statüsünün iâdesini taleb eden “Fatih Sultan ve Ayasofya Camiimiz” başlıklı târihî kıymeti hâiz makâlesinin neşredildiği 15 Haziran 1951 târihli <i>Sebilürreşad</i>’ın kapağı&hellip; <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 12pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">***&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>“29 Mayıs 1953’te, Fâtih’in Türke mâbed yaptığı Ayasofya’nın kapılarını Müslüman Türk Milletine açmak l̃âzımdır”<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 10pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“İstanbulun 500 üncü Yılını kutlayacağımız 29 Mayıs 1953 te, İstanbul göklerini kaplıyacak koca Fatihin ve yüce Fetih Şehidlerinin ulu ruhları huzuruna, iz’andan, irfandan, millî his ve hayadan mahrum bir sürü halinde çıkamayız.<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>