Ayasofya Câmii'ne "Bizans Müzesi" hakâretinin sahîh târihçesi (76)

-----

<p>Tıb Doktoru Fethi Tevetoğlu’nu (İstanbul, 31.1.1916 – Ankara, 27.11.1989, Samsun Asrî Mez.), en azından bizim neslimiz, daha ziyâde Komünist İdeloji ve İhtil̃âl̃ci Hareketine karşı verdiği kıyasıya mücâdele ile hatırlar: Türkiye’nin pek çok şehrinde teşkîl̃âtlanmış olan Türkiye Komünizmle Mücâdele Derneği’nin faâliyetleri, Antikomünist risâleler, kitablar, beyânnâmeler, beyânâtlar, mitingler&hellip; Antikomünist neşriyâtı arasında en fazla emek mahsûl̃ü ve şâyân-ı istifâde olanı, <i>Türkiye’de Sosyalist ve Komünist Faaliyetler (1910-1960) </i>isimli kitabıdır (Ankara: Ayyıldız Matbaası, 1967, 24 cm, 720 s., resimli). (Bizim de gencliğimizden beri her zamân istifâde ettiğimiz pek kıymetli bir araştırma kitabı&hellip; Kıymetli, şâyân-ı istifâde; l̃âkin her kitab için de bahis mevzûu olduğu gibi, tenk̆îdî zihniyetle mütâl̃aa edilmek şartıyle!)</p><p class="MsoNormal" align="left"><o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">Tevetoğlu’nun bir başka vasfımümeyyizi, Türklük sevgisini, asabiyetcilik (şovenlik) derecesinde ifrâta götürmesiydi; bu, onun, bizim noktainazarımızdan, en fazla tenk̆îd edilebilecek cephelerinden biridir. Biz Müslümanlar, hiçbir zaman, milliyet veyâ kavmiyetimizi (bizim için Türklüğümüzü) Müslümanlığımızın önüne geçiremeyiz. Şahsıyetimizin asıl mayası, Müslümanlık, ikinci derecedeki unsuru, milliyetimizdir. Müslümanlıktan tecerrüd etmiş veyâ Müslümanlığın önüne geçirilmiş bir Türklük hiçtir, kof bir kelimeden ibârettir; kezâ Arablık, Farslık, Kürdlük, Arnavudluk, ilh&hellip; <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">Fazlasıyle şâyân-ı tenk̆îd bir başka cephesi ise, Antikomünist mücâdelesinde, (Materyalizm ve İsl̃âm düşmanlığı üzerine kurulu) Kemalizmi de kendine mesned etmesi, hil̃âf-ı hak̆îkat̃ olarak, Kemalizmi ve Şefini, (neredeyse âşik̃âr diyebileceğimiz Kemalizm-Komünizm yoldaşlığı vâkıasına rağmen) Komünizm düşmanı bir çehreyle takdîm etmesidir. (Kemalizm-Komünizm yoldaşlığı hakkında pek çok vesîka için, <i>Türkçenin Istılâh Mes'elesi ve İdeolojik Kaynaklı Sapmalar -“Öztürkçe Dayatmasıyle Fransızcalaştırılan Resmî Dil- </i>isimli kitabımızın -Ankara: Kurtuba Yl., 2013- husûsen 122-215. sayfaları ile&nbsp; <i>Yeni Söz</i>, 2.12.2018/74; 1.7.2019/280; 13.7.2019/292; bâhusûs 22-27.7.2019/301-306; 31.8.2019/339; 3-4.9.2019/342-343; 5-18.10.2019/374-387; 14-21.12.2019/444-451’e mürâcaat edilebilir.)&nbsp; <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; line-height: 115%;">Tevetoğlu, 15 Haziran 1951’de efk̃ârıumûmiyeye ulaşan târihî ehemmiyeti hâiz makâlesinde de, Milletimiz nâmına, Ayasofya Bizans Müzesi’nin tekrâr Câmie ifrâğ edilerek Fâtih’in mukaddes vasıyetine riâyet edilmesi talebini haykırırken, mâatteessüf, ona bu zul̃mü revâ görenleri es geçmiştir. <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">&nbsp;</p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//WhatsApp Image 2023-01-21 at 16.17.21.jpeg" alt="WhatsApp Image 2023-01-21 at 16.17.21.jpeg"></span></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;">(<i>TBMM Albümü, 4. Cilt: , 1960-1983</i>, Ankara: TBMM Yl., Haz. 2010, s. 1723)<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;">1961 il̃â 1973 senelerinde Senatör sıfatıyle siyâsî faâliyetlerine devâm eden Tıb Dr. Fethi Tevetoğlu’nun muhtasar tercümeihâl<span style="font-size:10.0pt;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:#C00000">̃</span>i&hellip; <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;">Ömrünü en büyük düşman bildiği Komünizmle kıyasıya mücâdele ederek geçirdi; ne yazık kı Millî Değerlerimizi en fazla tahrîb eden ideolojinin Kemalizm (dîğer tâbirle katıksız Frenkcilik) olduğunu göremedi!<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;">Haziran 1951’de <i>Sebilürreşad</i>’da neşredilen makâlesi, Ayasofya Dâvâsının târihçesinde çok kıymetli bir mevk̆ii hâizdir. Bu makâlesinde, Fâtih Mehmed Han’ın emânetine hıyâneti takbîh ediyor ve Şânlı Feth’in 500. Seneidevriyesi günü, Feth’in başlıca remzi olan Ayasofya Câmii’nin, büyük mânevî tahrîbâta mârûz kalmış Milletimizin mânevî dirilişine vesîle olacak şekilde tekrâr açılmasını taleb ediyordu&hellip; (Allâh, Millî Dâvâlarımıza hizmeti geçen herkesden râzı olsun ve hatâlarını mağfiret buyursun! Hepsini şükrânla, rahmetle yâdediyoruz! Tenk<span style="font-size:10.0pt;mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:#C00000">̆</span><span style="font-size:10.0pt; color:#C00000">îdlerimiz, hatâların tekerrür etmemesi maksadıyledir!)<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;">***&nbsp; <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; line-height: 115%;">Tevetoğlu’nun makâlesindeki en al̃âka çekici fikir, Ayasofya’nın, Şânlı Feth’in beş yüzüncü&nbsp; seneidevriyesinde ve mânevî dirilişimize vesîle olacak şekilde tekrâr câmie tahvîl edilmesi olsa gerekdir:<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 10pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Benim için millî bayram günlarimizin en makbulü: 29 Mayıstır. Zira 29 Mayıs, 23 yaşında bir Türk Fatihinin Bizans gibi koca bir İmparatorluğu yeryüzünden silerek dünya tarihini böldüğü bir gündür. 29 Mayıs, Türkün ve Müslümanın güldüğü, düşmanın ve kâfirin öldüğü gündür.<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>“29 Mayısı, Türkün ve İslâmın en ulu bayram günü olarak tanımalıyız!”<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 10pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Baştan başa şanla dolu tarihimiz içinde, yalnız kendi ölçü ve çerçevemizde değil, bütün dünyaca kabul edilmiş bir günümüz daha yoktur ki 29 Mayısa denk olabilsin. Asla küçümsemediğim birçok millî büyük günlerimiz vardır. Fakat bunların hiçbiri mânâ ve değer bakımından 29 Mayısla ölçülemezler. <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 10pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“498 yıldanberi bu en büyük millî ve tarihî günümüzün kadrini, kıymetini bilmemişizdir. Demokrasi çağı, milletimiz için gerçekten millî bir devir ise, 500 üncü Yıl’da bu muazzam günü ona yakışacak şekilde kutlamaya hazırlanmalı ve ondan sonra olsun, 29 Mayısı, Türkün ve İslâmın en ulu bayram günü olarak tanımalıyız.<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>&nbsp;“Yüzyıllardan beri Şimâl̃ ayısının iştâhını kabartan, hırsını gıcıklıyan yeg̃âne yer, Türkün Boğaz’ı, Boğaz’daki İstanbul ve İstanbul’daki Ayasofya’dır”<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 10pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Bu mutlu günü, değerine yakışır bir ihtişamla kutlarsak, Türk ve İslâm dünyasının dışında kalan bütün milletleri gücendiririz, gibi saçma bir fikir ileri sürülebilir.<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 10pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">&nbsp;“Fakat bunu, ancak Moskofları memnun edeceğini umarak Türk milliyetçilerini tabutluklarda işkence ile ezmiş, yüzlerce Türk esirini Moskoflara teslim etmiş ve buna karşılık Türkiyedeki komünistleri korumuş, millî ahlâk ve vicdan sahibi olmıyan zavallılar, Türkün ve İslâmın düşmanları düşünebilirler. Millî tarihini bilen ve seven tek bir&nbsp; Türk bu fikre sahip olamaz. [Tevetoğlu, bu sözleriyle, “Millî Şef”i kasdediyor&hellip; 3 Mayıs 1944 Türkcülük Hâdisesi sebebiyle tevk̃îf edilip işkence görenlerden biri de rahmetli Tevetoğlu idi ve on bir ayını, Kemalist Rejimin l̃ânetli zindanlarında geçirmişti. Dîğer tesbîtleri de bir vâkıadır&hellip;] <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 10pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Koca Fatih, güzel İstanbulu, 498 yıl önce bugün milletimize armağan ederken, bir Bizans papazı, -karısı Bizans prensesi olan- Moskof Çarı İvan’a: ‘Birinci Roma çökmüştü, ikinci Roma olan İstanbul da çöktü. Üçüncü Roma Moskovadır ve bir dördüncü Roma yoktur’ diyerek onu büyük millî ve dinî dâvalarına dâvet ediyordu.<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>