Ayasofya Câmii'ne "Bizans Müzesi" hakâretinin sahîh târihçesi (72)

-----

<p><b style="text-indent: 0cm;">22 Aralık 1949: <i>İslâm Yolu</i> mecmûasında, Tahir Olgun’un “Bizans Eserleri Müzesi Ayasofya”ya dâir makâlesi</b></p> <p class="MsoNormal" align="left">Daha ziyâde Tâhirü’l-Mevlevî” nâmımüsteârıyle tanınmış bulunan Tahir Olgun (İstanbul, 1877 – a.y., 20.6.1951, Merkez Efendi Mez.), Kemalist Rejimle zıdlaşmadan ömrünü geçirmiş bir tarîkat̃ mensûbu, muharrir, müellif, mütercim, muallim ve nâşirdi. 1926’da, Ankara İstik̆l̃âl̃ –hak̆îk̆î mâhiyetiyle Tedhîş- Mahkemesi’nde, İskilipli Şehîd Âtıf Hoca, Babaeski Müftüsü Şehîd Ai Rızâ Efendi ve sâir mazl̃ûmlarla berâber muhâkeme edilip berâat̃ etmişti. 1929-1930’da Maltepe Askerî Lisesi’nde, 1931-1941’de Kuleli Askerî Lisesi’nde Edebiyât Muallimliği yapan Tahir Olgun (<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%A2hir%C3%BC%27l-Mevlev%C3%AE">https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%A2hir%C3%BC%27l-Mevlev%C3%AE</a>; 28.11.2022), Sâhibi, Nâşiri, Başmuharriri olduğu <i>İslâm Yolu</i> mecmûasının 22 Aralık 1949 târihli nüshasına kapak makâlesi olarak dercettiği ve “İstanbul’un Büyük Câmileri” başlıklı makâle dizisinin devâmı olup iki sayı tefrika edilen “Ayasofya” makâlesini de, Rejime hoş gelecek bir paragrafla bitiriyor&hellip; Kendisinin de bâzı Hocalarından ders aldığı Ayasofya Câmii’ne dâir verdiği mâl̃ûmât, aynı zamânda, şahsî hâtıra ve müşâhedeleriyle desteklenmiştir. Makâlesine dercettiği bâzı müşâhedeleri, “Bizans Eserleri Müzesi”ne tahvîl edilmiş Ayasofya’daki fecî tahrîbâtla al̃âkalıdır:<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 10pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Bugün (Bizans Eserleri Müzesi) halinde bulunuyorsa da fetihten sonra İstanbul’da Türkler tarafından tesis edilmiş olan İslâm ma’bedlerinin en eskisi olduğu için ona dâir de biraz ma’lûmat vermeyi münasib gördüm. [&hellip;] <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>Tahrîbât<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 10pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Medrese, camiin hariminde ve sol tarafında olup içinde değerli âlimler ders okutmuşlardı. (Dârülhilâfe medârisi) teşkilâtında ben de orada bir sene İslâm tarihi müzakere eylemiştim. Esef olunur ki öyle eski ve tarihî bir binâ yıktırıldı. [&hellip;]<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 10pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“&hellip;Câmi dâhilinde nefis yazılı levhalar vardı. Bilhassa İkinci Sultan Mahmudun, Yesari zâdenin celi ve ta’lik yazıları nazarı takdiri celbederdi. <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>“Mâbedin dâhili çırçıplak ve hazîn bir manzaraya” büründü; “bir daha yazılmaları gayr-i mümkin bulunan antika hat levhaları, bir müddet metrûk̃ bir hâl̃de kaldı”<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 10pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“İsmi Celâl ile ismi nebi ve çaryar isimlerini vaktiyle (Tenekeci zâde hattat İbrahim efendi) yazmış, Sultan Abdülmecid devrinde İmam-ı Sultanî ve Kazasker Mustafa İzzet Efendiye tekrar ve camiin iki tabaka arasını kaplayacak büyüklükte yazdırılmış ve duvarlara astırılmıştı. İsmi Celâlin elifi altı arşın uzunluğunda olduğu söylenirdi. [&hellip;]<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 10pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Câmi, müzeye tahvil edildiği sırada diğer levhalar kaldırılmış, bunlar da yerlerinden indirilmiş, fakat kapılardan sığmadıkları için kürsünün arka tarafındaki duvara dayatılmış, ma’bedin dahili çırçıplak ve hazin bir manzara almıştı. <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 10pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Madde ve san’at itibarile gayet kıymetli ve bir daha yazılmaları gayri mümkin bulunan bu antika levhalar, bir müddet metrûk bir halde kaldıktan sonra ahiren eski yerlerine vaz’edilmiştir.<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 10pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“İndirene teessüf, yerine takdırana teşekkür olunur. [&hellip;] <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>“Hâl̃â kapalı duran türbeler, bakımsızlık yüzünden harâb olup gitmektedir”<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 10pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Cumhuriyyetin i’lânından sonra türbelerin kapatılmasına ve oraları ziyaretten halkın men’olunmasına siyaseten lüzum görülmüştür. Ona binâen hâlâ kapalı duran türbeler, bakımsızlık yüzünden harab olup gitmektedir. İçlerinde tarihî zevâta âid ve binâsı i’tibariyle değerli olanlar da vardır. Hususile İstanbul’un 500 üncü yılı dolayısiyle Fatihin Türbesi açılacak, o açılınca diğerlerinin küşadı da lâzım gelecektir. O münasebetle bu ve emsâli türbeler için ne yapılmak icâb ettiği şimdiden düşünülmeye başlanmalıdır.<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 10pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Kapatılmalarına lüzum gösteren sebebler arasında halkı Osmanlı padişahlarından soğutmak düşüncesi vârid idi ise bu türbeleri açıp orada yatan ve ağabeyleri tarafından boğdurulmuş olan ma’sum ve mağdur şehzadelerin sandukalarını göstermek, maksadı daha ziyade te’min ederdi.” (Tahir Olgun, “Ayasofya”, <i>İslâm Yolu</i>, 22.12.1949, I/64: 1-2, 29.12.1949, I/65: 2) <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">&nbsp;</p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; text-indent: 0cm;"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//WhatsApp Image 2023-01-17 at 15.40.12.jpeg" alt="WhatsApp Image 2023-01-17 at 15.40.12.jpeg"></span></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; text-indent: 0cm;">(<a href="https://katalog.idp.org.tr/sayilar/4023/1-cilt-64-sayi">https://katalog.idp.org.tr/sayilar/4023/1-cilt-64-sayi</a>; 23.11.2022)<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; text-indent: 0cm;">(<i>İslâm Yolu</i>, 22.12.1949, cild I, sayı 64, s. 1)<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; text-indent: 0cm;">Tahir Olgun’un Ayasofya’yı tanıtan bu makâlesinde, Câmi’in, “Bizans Müzesi” yapıldıktan sonra mârûz kaldığı tahrîbâta dâir kendi müşâhedeleri de münderic bulunuyor&hellip;<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 10pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">***&nbsp;&nbsp; <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>