Ayasofya Câmii'ne "Bizans Müzesi" hakâretinin sahîh târihçesi (69)

-----

<p><b style="text-indent: 0cm;">&nbsp;“Abdülmecîd Han’ın mîmârı, kubbenin etrâfına iki sıra zincir sararak, -orijinal̃ bir şekilde- onu takviye etmiştir”</b></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“9 – ‘Fossati kubbeyi demir kirişlerle takviye etmiştir.’ [Süssheim] <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Kubbenin hiç bir tarfında, yani ne içinde, ne dışında, demir kiriş yoktur. Yalnız [Abdülmecîd Han’ın İsviçreli mîmârı] Fossati, kubbenin etrafına iki sıra zincir sarmıştır. Bu çok orijinal takviye usulü, şimdiye kadar neşredilmemiş olduğundan, tetkike değer bir mevzudur. Bunu hiç bir ziyaretçinin&nbsp; gördüğünü zannetmiyorum. Üstleri kapalı olduğundan hattâ misafir muharrir ve tetkikçilerin de görmemiş olmaları pek tabiîdir. <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 12pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>“Mâbedin gar̃binde Mîmâr Sinan’ın yaptığı cidden yüksek birer san’at̃ eseri olan iki mühim minâre”<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“10 – 1849 da Rusya sefareti mimarı olan Fossati’nin Abdülmecid zamanında yaptığı tamirat iki sene sürmüştür. Fakat mimar, bu tamiratta ne minare yapmış, ne de kısa bir minareyi yükseltmiştir.<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Bütün garb yazıcıları, vâkıa Ayasofyanın şarkındaki Tuğla minarenin Fatih tarafından yapıldığını yazarlar. Bu membalara [menbâlara] göre evvelce biz de bunu böyle zannediyorduk. Fakat Ahmed Refik merhumun kitabı bu yanlışlığı çok kanaat verici bir şekilde değiştiriyor. Bu kitaba göre; Fatih Sultan Mehmed fethi müteakıb Ayasofyanın şarkına derhal bir tahta minare yaptırmıştır. Bu minare İkinci Selim devrine kadar böyle kalmıştır. Sonra mabedin garbında Mimar Sinanın yaptığı cidden yüksek birer san’at eseri olan iki mühim minareyi de gene İkinci Selim yaptırmıştır. (Bakınız Onuncu asrı hicride İstanbul hayatı: Ahmed Refik, 961 – 1000, vesika: 14. Peçevi cild 1, sahife 500).&nbsp; [&hellip;] <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 12pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>“Payandaları içten takviye edip üzerlerini de kesme taşla örerek ehrâm şekline getirenler, Türk mîmârlarıdır”<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“12 – ‘(Sahife 49): En büyük değişiklikler XVI ncı asırda Andronikos II zamanında oldu. 1317 senesinde kilisenin etraf duvarları, bilhassa zarif inşa edilmiş olan şark cenahı, dışarıdan ehram şeklinde istinad duvarlarile takviye olundu’ deniliyor.<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Evvelâ bu 16 ncı asır sözü her halde bir mürettib hatası olacaktır. Sonra, Bizans devrinde ehram şeklinde istinad duvarı yapılmamıştır. Elimizde nümunesi kalan cenubu garbi [cenûb-u gar̃bî; cenûbî gar̃b] duvarı gibi, Bizans devrinde yapılmış bir istinad duvarı vardır. O da Türkler tarafından içten takviye edilmiştir. Fakat bunların hepsi tuğladandır ve ehram şeklinde değil amudi [amûdî]dir . Cenubu garbi duvarı müstesna, hepsi de Türk mimarları tarafından üzerleri kesme taşla örülerek ehram şekline getirilmiştir. (Bak: Prost umumî plânı). <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Zaten taşlarının işlenme ve örülme tarzı da erbabına derhal kendini tanıtır. (Bak: Onuncu asrı hicride İstanbul hayatı - Ahmed Refik, vesika 18-35, sahife 120-121). [&hellip;] <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 12pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>“Ayasofya hakkındaki eserlerin pek çoğu, propaganda kasdiyle yazılmış olduklarından, hak̆îkat̃lere aykırıdır”<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“&hellip;Ayasofyaya dair şimdiye kadar neşredilen eserlerin pek çoğu ya yalan veya yanlıştır. Ekserisi vaktile propaganda kasdile yazılmış olduğundan hakikatlere aykırıdır. Bundan dolayı her yazıyı alarak ilim kadrosuna sokmak ve millî tarihimize maletmek doğru olamaz. Bunların içinde bir kısmı da hurafelerle doludur. Tabiî hurafenin de ilimle alâkası yoktur. İyiyi fenadan, doğruyu yanlıştan ayırd etmek için ekseriya yerinde çalışmak, yazılmış doğru eser bulunmazsa, bazan belgeleri taşların, toprakların, kireçlerin ve horasanların [harc veyâ sıvaların] ifadelerinde bulmak icab ediyor.<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%;">“Saygı değer muharrirlerimiz makalelerini yazmadan evvel zahmet edip bir kere de Ayasofyayı şereflendirselerdi, Ansiklopedi gibi mühim ve millî bir eserde bu yanlışlıklar çıkmazdı. Haydi bir ecnebi profesörü bazı noktalarda mazur görelim; ya Arif Müfidin bu ihmaline ne diyelim (!)” (Ali Sami Boyar, “San’at ve Hakikat; İslâm Ansiklopedisinde Çıkan Bir Makale”, <i>Cumhuriyet</i>, 3.3.1943, s. 2) <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 12pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>Eşref Edîb’in yorumu, tenk̆îd ve tesbîtleri<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 12pt; line-height: 115%;">1942 senesinden beri <i>İslâm-Türk Ansiklopedisi Muhitülmaarif Mecmuası</i>’nı neşreden Eşref Edib, Mecmûasının hemen 1 Nisan 1943 târihli nüshasında, Ali Sami Boyar’ın makâlesine geniş yer veriyor, onu hül̃âsa ettikden sonra, Süssheim’ın makâlesine ilâve tenk̆îdler yöneltiyor, Ayasofya’daki Türk eserlerine dikkat̃i çekiyor, bunlar görmezden gelinerek Ayasofya’nın sâdece bir Bizans eseri olarak tanıtılmasını esefle karşılıyor ve Boyar’ın tenk̆îdlerine cevâb veren Süssheim’ı bir kerre daha haksız çıkarıyor; bu meyânda, bu kadar hatâlı bir makâleyi neşrettikleri için mezk̃ûr <i>Ansiklopedi</i>’nin “Redaksiyon Hey’eti”ni de ayıblıyor&hellip; <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 12pt; line-height: 115%;">Gerek Ali Sami Boyar’ın büyük bir vukûfla ve nezîh bir tartışma üsl̃ûbuyle kaleme alınmış makâlesi, gerekse onu vesîle ittihâz eden Eşref Edib’in daha târîzk̃âr üslûblu makâlesi; uzun seneler sonra, ilk def’a, Ayasofya’nın, bir Bizans eseri olduğu kadar bir Türk eseri de olduğu hak̆îkat̃ine dikkat̃i çekmeleri, bunu tartışma mevzûu yapmaları, onu Türklük ve Müslümanlık nâmına sâhiblenmeleri îtibâriyle çok mühimdirler ve Ayasofya’ya isl̃âmî hüviyetinin iâdesi için yetmiş küsûr sene zarfında verilen büyük mücâdelenin ilk adımı, herhâl̃de, bu neşriyâtdır&hellip; <o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 12pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%;"><b>“Süshaym, Türk çocuklarına ‘genc softalar’ diyecek kadar mütecâvizdir!”<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 12pt; line-height: 115%;">Eşref Edîb, iki sayfalık makâlesinin ilk sayfasında Boyar’ın makâlesini hül̃âsa ediyor; makâlesinin bu kısmını atlıyarak geriye kalanını olduğu gibi ik̆tibâs ediyoruz:<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 12pt; text-indent: 0cm;"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//WhatsApp Image 2023-01-14 at 14.28.07.jpeg" alt="WhatsApp Image 2023-01-14 at 14.28.07.jpeg"></span></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 12pt; text-indent: 0cm;">(<i>İslâm-Türk Ansiklopedisi Muhitülmaarif Mecmuası</i>, 1.4.1943, I/47: 2-3)<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 12pt; text-indent: 0cm;">Uzun seneler sonra, ilk def’a, Ayasofya’nın bir Bizans eseri olduğu kadar bir Türk eseri de olduğu hak̆îkat̃ine dikkat̃i çeken Ali Sami Boyar’ın (3 Mart 1943 târihli <i>Cumhuriyet</i>’teki) makâlesi ile onu yorumlayıp il̃âvelerde bulunan Eşref Edib’in (1 Nisan 1943 târihli <i>İslâm-Türk Ansiklopedisi Mecmuası</i>’ndaki) makâlesi, Ayasofya’ya isl̃âmî hüviyetinin iâdesi uğrunda yetmiş küsûr sene yürütülen büyük mücâdelenin ilk adımı sayılabilir&hellip;<o:p></o:p></p> <p class="Default" align="left" style="margin-bottom: 12pt; text-indent: 0cm;">***&nbsp;&nbsp; <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>