Ayasofya Câmii'ne "Bizans Müzesi" hakâretinin sahîh târihçesi (64)

-----

<p><b style="text-indent: 0cm;">Kemalist Totaliter Rejimin Adliye Vekîli Mahmut Esat: “Bütün (Kemalist) İnk̆il̃âbların en esâslı hedefi, mâzîyi yıkmaktır!”</b></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt; line-height: 115%; background-image: initial; vertical-align: top;">Aslında, rahmetli Osman Turan’ın bir müşâhid sıfatıyle tesbît ettiği vâkıayı, Kemalist Totaliter Rejim, bütün dünyâya îl̃ân etmekden çekinmiyordu. 1927 senesinde, Hük̃ûmeti nâmına, tercüme yoluyle Avrupa’dan ik̆tibâs edilen l̃aik kânûnlar (bilhassa İsviçre’den ithâl̃ edilen Medenî Kânûn) hakkında Alman<i> Neue Freie Presse</i> (Noye Fraye Presse) gazetesine mül̃âkât veren Adliye Vekîli Mahmut Esat (Bozkurt)’un beyânâtı buna belîğ bir misâl̃dir. Onun beyânâtını, CHP-Devlet’in nâşiriefk̃ârı <i>Hakimiyeti Milliye</i> (bil̃âhare <i>Ulus</i>), 14 Eyl̃ûl̃ 1927 târihli nüshasında, aynen neşretmişti. Mahmut Esat, söze şu tesbîtle başlıyor:<o:p></o:p></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%; background-image: initial; vertical-align: top;">“Bütün İnk̆il̃âbların en esâslı hedefi, mâzî ile hesâbları kesmek ve mâzîyi yıkmaktır. Türk İnk̆il̃âbının en mühim vazîfesi de, bu sebeble, mâzîyi en son bak̆iyesine kadar söküp atmaktır. Bizim, mâzînin seyyiâtı ile al̃âkamız kalmamıştır. Kânûnlarımızda onların düşünce ve usûl̃lerine yer yoktur. Biz, onları, en bîamân düşmanlarımız gibi, Memleketin en ücrâ köşelerine kadar kovalıyarak imhâ eyledik. Onların bekâyâsı, yerin dibine gömülmüştür. İlh&hellip;” (<i>Sebilürreşad</i>, Aralık 1959, XII/298: 376-377’den naklen)<o:p></o:p></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%; background-image: initial; vertical-align: top;"><b>“Ya İstanbul’un dört bir tarafında nedense hiçbir al̃âkaya l̃âyık görülmiyerek kendi hâl̃lerine bırakıldıkları için günden güne harâb olmakta, çökmekte bulunan kıymetli târihî yapılara ne diyelim?”<o:p></o:p></b></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt; line-height: 115%; background-image: initial; vertical-align: top;">Kandemir, röportajında, bu sâhada mütehassıs olduğu anlaşılan bir “dost”uyle berâber gidip gezdiği “Eski Haseki Mektebi” ile “Sinan Paşa Medresesi” hakkındaki intibâlarını anlatıyor. Bunlardan birincisi, Mîmâr Sinan’ın, ikincisi de –onun yetiştirdiği- Mîmâr Dâvud Ağa’nın eseridir. Hiç şüphesiz, bunlar, Kemalist kültür jenosidi siyâsetinin kurbanı sayısız Müslüman eserinden sâdece iki nümûnedir. Röportajı aynen ik̆tibâs ediyoruz:<o:p></o:p></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%; background-image: initial; vertical-align: top;">“İHMAL KURBANI ABİDELER&hellip; KIYMETLİ ESERLER DEĞİL, UÇSUZ BUCAKSIZ HARABE&hellip; <o:p></o:p></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%; background-image: initial; vertical-align: top;">“ETRAFIMA BAKTIM VE İSTANBULUN ORTASINDA BİR MEZBELE YUVASI HALİNE GETİRİLMİŞ BU ESKİ SAN’AT ESERİNİN KARŞISINDA UTANDIM&hellip;<o:p></o:p></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%; background-image: initial; vertical-align: top;">“Dünkü yazıma başlarken [Kandemir, bir gün evvel neşredilen röportajının bir kısmında (<i>Cumhuriyet</i>, 10.12.1937, s. 5), Bâyezid Câmii’nin dört sene evvel kurşun levhaları sökülen yarım kubbelerinde, başlanan tâmirâtın tamâmlanmaması sebebiyle hâsıl olan tahrîbâtı anlatıyor&hellip;], önümdeki resimleri gören bir dost, merak edip onların hikâyesini dinledikten sonra, acı acı gülerek:<o:p></o:p></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%; background-image: initial; vertical-align: top;">‘- Şükret ki, dedi, Beyazıd camiinin kubbeleri, ihmalci ellerin açtıkları rahnelerden sızan sulara dört yıldır dayanabilmişler&hellip; Ya İstanbulun dört bir tarafında nedense hiçbir alâkaya lâyık görülmiyerek kendi hallerine bırakıldıkları için günden güne harab olmakta, çökmekte bulunan kıymetli tarihî yapılara ne diyelim&hellip;’<o:p></o:p></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%; background-image: initial; vertical-align: top;">‘- Bana biraz mübalâğa ediyorsun gibi geliyor.’<o:p></o:p></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%; background-image: initial; vertical-align: top;">‘- İstersen yaın sana onlardan birkaçını gösterebilirim.’<o:p></o:p></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%; background-image: initial; vertical-align: top;">“Dün bu dostla, sözleştiğimiz saatte yola çıktık. Beyazıd, Aksarayı arkada bıraktık, Haseki hastanesini geçtik ve sağlı sollu eski taş duvarların birbirini takib ettiği bir uzun tarih dehlizinin çeşmelerini, sebillerini, kubbelerini, minarelerini, türbelerini aşarak büyük bir kapının taş kemeri altında mola verdik.<o:p></o:p></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%; background-image: initial; vertical-align: top;">‘- Haseki imaretleri&hellip;’ dediler. <o:p></o:p></p> <p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12pt; text-indent: 0cm; background-image: initial; vertical-align: top;"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//WhatsApp Image 2023-01-09 at 16.03.35.jpeg" alt="WhatsApp Image 2023-01-09 at 16.03.35.jpeg"></span></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 12pt; text-indent: 0cm; line-height: normal;">(<i>Cumhuriyet</i>, 11.12.1937, s. 5) <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 12pt; text-indent: 0cm; line-height: normal;">Kandemir’in “İhmâl<span style="font-size:10.0pt;mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:#C00000">̃</span> Kurbanı Âbideler” başlıklı röportajının baş kısmı&hellip;<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-bottom: 12pt; text-indent: 0cm; line-height: normal;">***&nbsp;&nbsp; <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>