Ayasofya Câmii'ne "Bizans Müzesi" hakâretinin sahîh târihçesi (63)
-----
2023-01-09 00:00:00
<p><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//WhatsApp Image 2023-01-07 at 15.38.22.jpeg" alt="WhatsApp Image 2023-01-07 at 15.38.22.jpeg"></span></p><p><b style="text-indent: 0cm;">1930’lu senelerin “Kemalist
Türkiye”sinden manzaralar (İstanbul’un mahvedilen Müslüman târihî eserleri
hakkında Kandemir’in şahâdeti)</b></p>
<p class="MsoNormal" align="left">Yukarıda “Ayasofya müzesinin
tanzimi ilerliyor” başlıklı röportajından bir kısmını naklettiğimiz Feridun
Kandemir (İstanbul, 1895 – a.y., 25.1.1977, Sahrâ-i Cedîd Mez.), yine <i>Cumhuriyet </i>gazetesinde intişâr eden bir
başka röportajında, İstanbul’da (Bizans eserleri ihyâ ediledururken) yok edilen
ve harâb olarak yok olmıya terkedilen Müslüman Türk eserlerini bahis mevzûu
ediyor. Ne yazık ki bütün bunların Kemalist kültür jenosidi siyâsetinin
tezâhürleri olduğu gibi bir tesbîti yok! Hayâtı boyunca –onca ibretâmîz
hâdiseye şâhid olmasına rağmen- hiçbir zaman Antikemalist bir şuûr seviyesine
yükselememiş bir münevver olan Kandemir’in, bununla berâber, buradaki misâl̃de olduğu gibi, pek kıymetli
röportajları ve birçok münteşir kitabı bulunuyor: (En başta) <i>Fahreddin <span style="color:black">Paşa’nın Medine Müdafaası </span></i>(1971), (ayrıca) <i>Kâzım Karabekir </i>(1948),
<i>İzmir Suikasdinin İçyüzü </i>(1955), <i>Kâzım Karabekir’in Yakılan
Hatıraları Meselesinin İçyüzü </i>(1964),<i> Hatıraları ve
Söyleyemedikleri ile </i><i>Rauf Orbay </i>(1965),<i> İkinci
Adam Masalı </i>(1968) gibi… (Münteşir kitablarının adedi, 25’tir.)<o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt; line-height: 115%; background-image: initial; vertical-align: top;"><i>Türkçenin Istılâh Mes’elesi ve
İdeolojik Kaynaklı Sapmalar (“Öztürkçe” Dayatmasıyle Fransızcalaştırılan Resmî
Dil) </i>ve<i> Milletimize Revâ Görülen
Kültür Jenosidi</i> kitablarımızda (sırasıyle, 2013: 162-163, 168-170 ve 2014:
277-278, 323-329), bilhassa İbrahim Hakkı Konyalı merhûmun hâtırât, müşâhede ve
araştırmalarına, Mehmet Şevket Eygi merhûmun çıkardığı <i>Yeni İstiklâl</i> gazetesinin 1967 senesindeki neşriyâtına ve San’at̃
Târihi Prof. Dr. Oktay Aslanapa merhûmun 26 Şubat 2005 târihli <i>Zaman</i> gazetesine verdiği mül̃âkata
istinâden, Memleketimizde, Müslüman eserlerinin nasıl ya doğrudan yok
edildiğine veyâ kendiliğinden yok olmıya terkedildiğine dâir vesîkalar
neşretmiştik. Kandemir’in aşağıda ik̆tibâs ettiğimiz röportajını da bu vesîkalara
il̃âve ediyoruz. Yalnız, onu okumadan evvel, kıymetli târihçi ve siyâsetcimiz
Prof. Dr. Osman Turan merhûmun yukarıda da naklettiğimiz (ve bütün bu
vesîkaların da têyîd ve isbât ettiği) pek isâbetli tesbîtini zihnimizde uyanık
tutalım:<o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt 1cm; text-indent: 0cm; line-height: 115%; background-image: initial; vertical-align: top;">“Mâzînin tamâmiyle gömülmesi ve eski kültür
kalıntılarının silinmesi için bütün târihî eserlerin kütübhâne ve arşivlerde
uyutulması veyâ yakılması dahi bahis mevzûu edilmişti. Esâsen bu sebebledir ki
Türkiye’de, Hasan Âli Yücel’in himmeti ile, bir Hümanizm hareketine girişilmiş,
eski Yunan ve L̃atin eserleri birinci pl̃ana alınmış, bu ‘ilerici’ gâye ile de
liselere L̃atince dersleri konulmuştur. Gerçi ‘tutucu’ [muhâfazak̃âr] mukâvemet
bu ‘ilerici’ hamleye biraz çelme vurmuş ise de, bugün Yunan, Bizans ve
Hıristiyan devrine âid eserler Türk âbidelerinden daha fazla îtinâya mazhardır.
Hıristiyan ziyâretg̃âhları keşif ve ihyâ olunurken, târihî büyük türbelerin
kapatılmasının ve ziyâretlerinin yasaklanmasının sebebi budur…” (Prof. Dr.
Osman Turan, <i>Türkiye'de Siyasî Buhranın
Kaynakları</i>, İstanbul: Turan Neşriyat Yurdu, 1969, 20 cm, 332 s. içinde ss.
127-128; kendi iml̃âmızla naklettik)<o:p></o:p></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 12.75pt; text-indent: 0cm; line-height: 115%; background-image: initial; vertical-align: top;"><b>Kemalist Totaliter Rejimin Adliye
Vekîli Mahmut Esat: “Bütün (Kemalist) İnk̆il̃âbların en esâslı hedefi, mâzîyi
yıkmaktır!”<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Aslında, rahmetli Osman Turan’ın bir müşâhid sıfatıyle
tesbît ettiği vâkıayı, Kemalist Totaliter Rejim, bütün dünyâya îl̃ân etmekden
çekinmiyordu. 1927 senesinde, Hük̃ûmeti nâmına, tercüme yoluyle Avrupa’dan
ik̆tibâs edilen l̃aik kânûnlar (bilhassa İsviçre’den ithâl̃ edilen Medenî
Kânûn) hakkında Alman<i> Neue Freie Presse</i>
(Noye Fraye Presse) gazetesine mül̃âkât veren Adliye Vekîli Mahmut Esat
(Bozkurt)’un beyânâtı buna belîğ bir misâl̃dir.<o:p></o:p></p>