Ayasofya Câmii'ne "Bizans Müzesi" hakâretinin sahîh târihçesi (61)

-----

<p><b style="text-indent: 0cm;">“27 Nisan 1960 günü, İstibdâda, İrticâa karşı Gencliğin meydan muhârebesi başladı”</b></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“Nihayet 27 Nisan 1960 günü istibdada, irticaa karşı gençliğin meydan muharebesi başlayınca, ecnebi muhabirleri bana sordular:<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“- Bu şuurlu, bu intizamlı hareketi hangi teşkilât idare ediyor?<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“Kendilerine şu cevabı verdim:<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“- Anıt-Kabirdeki umumî karargâhından Atatürk idare ediyor. Bütün gençler, onun gençliğe olan hitabesinden ilham alıyorlar, aynı yollarda bu suretle buluşuyorlar ve aynı hedeflere doğru ve elele yürümeği bu sayede sağlıyorlar. Milletine ölümünden sonra bu kadar canlı bir şekilde hizmet edebilmek imkânı bugüne kadar hiç bir fâniye nasip olmamıştır. İlh&hellip;” (Ahmed –İsmini, burada, bu iml̃âyle yazmıştır- Emin Yalman, “Yaşayan Kuvvet”, <i>Vatan</i>, 10.11.1960, ss. 1 ve 5) <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;"><b>Yalman’ın gazetesinde, İsmet Giritli: “Bu yılki ‘10 Kasım’ a ayrı bir anlam ve değer kazandıran olay, 27 Mayıs Millî Kurtuluş Hareketidir”<o:p></o:p></b></p> <p class="MsoNormal" align="left">Yalman, gazetesinin mezk̃ûr nüshasında, (muhtemelen kendisiyle aynı Cemâat̃ten veyâ belki de “Karay” olan) Doç. Dr. İsmet Giritli’nin (Sivastopol, Kırım, 17.4.1924 – İstanbul, 3.2.2007, Rumeli Feneri Mez.) -Kemalizm nâmına- 27 Mayıs İhtil̃âl̃ini takdîs eden tedhîşçi bir makâlesine de yer vermiş. Bil̃âhare elde ettiği “Profesör” ünvânıyle, uzun seneler zarfında fanatik Kemalizmin sözcülüğünü yapan Giritli, temsîl ettiği Totaliter İdeolojiye muvâfık olarak, Türkiye’de Kemalist olmıyana söz (binâenaleyh hayât) hakkı tanımıyan -tipik İskol̃astik ve Totaliter Zihniyetle mâl̃ûl̃- bir sahte ilim adamıydı. (<i>Yeni Söz</i>, 14.4.2019/204’e mürâcaat) Burada da, 27 Mayıs İhtil̃âl̃inin “meşrûiyetini”, Mustafa Kemâl̃’in “Bursa Nutku” ve mümâsili tedhîşçi nutuk ve beyânâtlarına istinâd ettiriyor. (“Bursa Nutku”nun -1 Şubat 1933’te Bursa’daki Sahîh Ezân Hâdisesi üzerine-&nbsp; “Mutlak Şef” tarafından -5 Şubat 1933 akşamında, Çekirge Yolu’ndaki Köşkünde- îrâd edilmiş olduğuna dâir vesîka ve delîller için <i>Yeni Söz</i>, 1-6.1.2020/462-467, 28.1.2020/489, 29.3.2020/550 ve hassaten 26.4-8.5.2020/577-589’a mürâcaât) Muhakkak ki Ayasofya-ı Kebîr Câmi-i Şerîfi’ne “Bizans Müzesi” hakâretini revâ gören de, aynı sak̆îm Zihniyettir:<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“Bugün Büyük Atatürk’ün yirmi ikinci ölüm yıldönümünü idrâk ediyoruz. Bu yılki ‘10 Kasım’ a ayrı bir anlam ve değer kazandıran olay, 27 Mayıs Millî Kurtuluş Hareketidir.<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“28 Nisan sabahı Beyazıt meydanında başlıyan bu Hareketin tâkip edeceği sırayı ve varacağı mes’ut sonucu, Büyük Ata’nın şu fikirleri içinde bulmak mümkündür:<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">‘Türk Genci İnkılâpların ve Rejimin sahibi ve bekçisidir. Bunların lüzumuna, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Bunları zayıf düşürecek bir kıpırtı, bir hareket duydu mu bu milletin ordusu, polisi vardır, jandarması vardır, adliyesi vardır&hellip; demiyecektir. Hemen müdahale edecek, elle, taşla, sopa ve silâhla, nesi varsa onunla, kendi eserini koruyacaktır.’<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“O diyor ki:<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">‘Kahredici bir istibdada karşı ancak ihtilâlle cevap vermek ve köhneleşmiş olan çürük idareyi yıkmak, milleti hâkim kılmak, hulâsa vatanı kurtarmak için sizi vazifeye davet ediyorum&hellip;’ İlh&hellip;” (Doç. Dr. İsmet Giritli, “27 Mayıs ve Atatürk”, <i>Vatan</i>, 10.11.1960, s. 3)<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;"><b>Ayasofya’nın bahçesinde arkeolojik hafriyât<o:p></o:p></b></p> <p class="MsoNormal" align="left">Mustafa Kemâl̃’in Ayasofya Câmii’ni “Bizans Müzesi”ne tahvîl etme projesinin 24 Kasım 1934 târihli İcrâ Vekîlleri Hey’eti Karârnâmesiyle resmiyet kazanmasını müteâk̆ib, derhâl, Ayasofya’nın bahçesinde arkeolojik hafriyâta başlandığı müşâhede ediliyor. Bu çalışmaların en azından bir kısmını gazetelerden tâkîb etmek mümkündür. Mesel̃â:<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">Kültür Bakanı (Maârif Vekîli) Abidin Özmen’in gazetecilere beyânâtı: “Ayasofya müzesi işini ehemmiyetle takib etmekteyiz. Müzenin avlusunda tetkikat yaptık, hafriyattan sonra bu avluya Bizanstan kalma eserleri koyacağız.” (<i>Kurun</i>, 12.1.1935, s. 1)<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;"><b>“Bizans müzesi hâl</b><b>̃</b><b>ine konan Ayasofya”<o:p></o:p></b></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“Bizans müzesi haline konan Ayasofyanın 1 şubatta [1 Şubat 1935’te] halka açıldığını yazmıştık. İlk gün 480 i yerli 280 i Alman ve Amerikalı seyyahlar olmak üzere 760 kişi müzeyi ziyaret etmiştir. Havaların soğuk ve yağmurlu olmasına rağmen o zamandanberi ziyaretçi adedi günden güne iki yüzden aşağı düşmüyor.<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“Müzeler müdürü bay Aziz Ogan dün sabah Ayasofyaya gelerek bahçede başlanan yeni hafriyata nezaret etmiştir. Tramvay caddesine bakan, yani binanın garb kısmındaki bahçede Alman enstitüsü tarafından yapılmakta olan hafriyattan çok iyi neticeler alınacağı tahmin edilmektedir. Şimdiden çıkan mermer sütunlar, direk başlıkları müzeler idaresini memnun bırakacak vaziyettedir. Bu yer, Atriyum [Avlu] tabir ediliyor. [&hellip;]<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“&hellip;(Bay Aziz Ogan’ın verdiği malûmata göre:) Camiin içinde asılı bulunan (Cihariyar) lâvhaları [Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin 7,5 m kutrundaki Cihâryâr Levhaları] kaldırılacaktır. [&hellip;] Binanın içinde eskiden cami olduğunu ifade edecek yalnız mihrab ve minber kalacaktır. Mihrabın önünde ufak bir yer de halılarile bırakılacaktır. Burası bronz direklerle bölünecek ve aralarına zincir konacaktır.Diğer eşya, lâvhalar ve kandiller teşhir için başka bir yer bulundukça kaldırılacaklardır. Müzenin bahçesinde başlanan hafriyatın ne kadar süreceği henüz kestirilememektedir. Büyük Bizans eserleri bahçeye ancak hafriyatın neticesinden sonra getirilecektir.” (<i>Akşam</i>, 7.2.1935, s. 1)<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="margin-left: 1cm; text-indent: 0cm;">“Ayasofya Müzesi bahçesi de, Bizans heykel ve eserlerile zengin bir hale sokulacaktır.” (<i>Vakit</i>, 23.5.1939, s. 2) <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;"><b>Ayasofya’yı irtidâd ettirmek<o:p></o:p></b></p> <p class="MsoNormal" align="left">İşte böyle, “Büyük Şef”in tâlimâtıyle, senelerdir putperestâne mozaikleri meydana çıkarılıp restore edilmekte olan Ayasofya’nın bahçesinde, (1930’lu senelerde) harıl harıl arkeolojik hafriyât yapılıyor, Bizans eserleri meydana çıkarılmıya çalışılıyor, İstanbul’un muhtelif mahal̃l̃erinde bulunan Bizans eserleri de peyderpey Ayasofya’ya dolduruluyor&hellip; Buna mukâbil, Ayasofya’dan Müslüman eserleri tardedilmiş, bunlardan, orada, sâdece birkaç nümûnelik eser bırakılmıştır. Her biri bir şâheser olan Hat Levhaları yerlere indirilmiş, harâb olmıya terkedilmiştir. Kezâ Külliyesindeki sâir Müslüman eserleri&hellip; Hâkezâ kapılarına kilid vurulmuş Pâdişâh Türbeleri&hellip; <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left">Bütün bu meş’ûm faâliyetlerin tek gâyesi vardır: Ayasofya’ya tekrâr Bizanslı / Hıristiyan hüviyeti kazandırmak; dîğer tâbirle, Ayasofya’yı irtidâd ettirmek&hellip; <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;">&nbsp;</p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;">&nbsp;</p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;">&nbsp;</p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;">&nbsp;</p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;">&nbsp;</p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//WhatsApp Image 2023-01-06 at 14.43.44.jpeg" alt="WhatsApp Image 2023-01-06 at 14.43.44.jpeg"></span></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;"><span style="font-size:10.0pt; color:#C00000">(<i>Cumhuriyet</i>, 8.7.1935, s. 1)<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;"><span style="font-size:10.0pt; color:#C00000">Ayasofya’yı (ve onun şahsında bütün bir Milleti) irtidâd ettirmiye kasdeden Totaliter İrâdenin saltanatı&hellip; Devletin bütün imk</span>̃ânları onun için seferber edilmişti: (Dolmabahçe gibi) Saraylar, (Savarona gibi) yatlar, Memleketin dört bir köşesinde (Ankara Orman Çiftliği gibi ) çiftlikler, (Florya Köşkü gibi) köşkler, (Ankara Bira gibi) fabrikalar, arâzîler, uşak kılıklı idâreciler, ilh&hellip; Ve her gece işret sofraları, sık sık balolar, Beylerbeyi Sarayı’nda, Şâh’ın refâkatinde, havuz başında, “çıplak artistlerle” âlem, Köşk’de çırılçıplak dansözlerle eğlenceler&hellip; Eğlenceler, eğlenceler, eğlenceler&hellip; Artist kadınlar, şarkıcı kadınlar, kadınlar&hellip;&nbsp; Ne dilerse o oluyordu&hellip; Öyle ki Fâtih’in, Ordusunun, Milletinin mukaddes emâneti Ayasofya Câmii dahi, o, “Ol!” deyince, “Bizans Müzesi” oluverdi! Acabâ Memlekette emrine âmâde kılınmamış bir şey kalmış mıydı? <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;"><span style="font-size:10.0pt; color:#C00000">“Atatürk evvelki gün akşamı Floryaya gitmiş ve geceyi orada saylav Kılıçalinin köşkünde geçirmiştir. [&hellip;] [Ertesi gün, denizdeki sefâdan sonra] geç vakit saraya dönmüştür.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm; line-height: normal;"><span style="font-size:10.0pt; color:#C00000">“Floryada Atatürk için yapılmakta olan büyük deniz köşkünün inşaatı on güne kadar bitecektir. Geceli gündüzlü iki ekip işçi çalışmaktadır. Köşkün iskele ve taban kısmı tamamen bitmiştir. Köşkün ucundan sahile kadar uzayan kısım yetmiş metroyu bulmaktadır. Köşkün yanında motörlerin yanaşması için beton bir iskele yapılmaktadır.”<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" align="left" style="text-indent: 0cm;">***&nbsp;&nbsp;&nbsp; <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>